Ateşi çalıyor insanlar Tanrıdan,
kentleri yakıyorlar…
Hınca hınç dolu yürekleriyle,
isyanlarını dövüyorlar örsleriyle!
Önce yukarıdan iniyorlar düşlere, doğalca…
Sonra kapılar mühürleniyor günahlarına…
Ninova’nın duyguları yanıyor, kanıyor…
Yanan kentlerde yeni bir Tanrısallık, isyana özdeş kalıyor…
Seyyahlar yeni yollar keşfediyor
Ve kara yapışkan satılıyor Nil Deltaları’nda…
Babil’in gözlerini yazmak için
Aden bahçelerinde ekinler boy veriyor saraylara...
Semiramis'in saçlarıyla savruluyor
ihanetin yelekenleri
Kahramanlar boş yere ölürken, Alamut düşlerinde
Bir ölü kuş doğuyor sonunda, Londra sokaklarında
Tüm içtenliğini yitiriyor,
Spartaküs’ün çatlak ellerinde masallar…
İsyan ateşini yakanlar yeniden doğuyor
çok katlı sıkıştırılmış odalarda
Han duvarlarındaki örümcekler,
şaraplarıyla savaşıyor Paris Aristokratlarıyla
İlkel silahlarıyla, yaratıyorlar prömiyer kahramanları
Ve kentler yanıyor yüreğimde
Dıştan içe isyan durmuş gibi,
içte kara yapışkan satılıyor
Ateşi çalıyor Prometeus insanlar için
Oysa
Kentleri insanlar yakıyor, içten dışa.
* YTÜ, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bl. Dr. Öğrencisi