Sayı:1 Yıl: 2005
 
 
  Ana Sayfa Kitaplık Eski Sayılar Bulmaca Forum Site İletişim  
 
 
 

 

Yol Haritası

Anlamak

 

Yol haritası bölümümüzde, forum ve sitenin labirentlerinde yer alan metinleri, izleksel bir yaklaşımla size getirmeye çalışacağız. Böylece bir yandan dergimizden forum ve siteye köprü kurmuş olacağız, diğer yandan bir çok metine ulaşmanın yolunu aşmış olacağız. Yerimizin izin verdiği ölçülerde kısa tanıtımlar ile seçimleriniz için size zaman kazandırmayı da amaçlıyoruz.

Dergimizin ilk sayısında, “Felsefe Nedir?” ve “Felsefeye Giriş” bağlamında genel açıklamaların yanı sıra forum ve sitede yer alan yazıların tanıtımına yer vereceğiz.

Forumda  "Felsefe Nedir?” başlığı altında üyelerin yanı sıra, düşünürlerin de yaklaşımları yer almaktadır.

Ben birçok yanıttan birisine burada yer veriyorum. Deleuze/ Guattari ikilisinin aşağıdaki yanıtı dışında başkaları da bu sayfada yer alıyor. Seçimi siz yapın…

“Felsefe Nedir?” sorusu, belki de ancak geç vakitte, yaşlılık ve dobra dobra konuşma vakti geldiğinde sorulabilir. Aslında, bu konudaki kaynakça pek cılızdır. Ketum bir telaş içinde, gece yarısı, insanın soracak bir şeyi kalmadığı zaman sorulan bir sorudur bu. Daha önce de soruyorlardı bu soruyu, durmadan soruyorlardır, ama bu sormalar fazlasıyla dolaylı veya yampiri, fazlasıyla yapay, fazlasıyla soyuttu ve soruya yakalanacak yerde, soru ayaküstü sergileniyor, egemenlik altına alınıyordu. Yeterince kanaatkar değildik. Felsefe yapmayı çok istiyorduk, üslup alıştırmaları dışında, felsefenin ne olduğunu kendimize hiç sormadık en sonunda, “iyi de neydi o, bütün hayatım boyunca ben ne yaptım?” diyebileceğimiz üslupsuzluk noktasına erişememiştik. Yaşlılığın, ebedi bir gençlik değil de, tersine egemen bir özgürlük sağladığı, katışıksız bir zorunluluk sunduğu, yaşamla ölüm arasındaki bir hidayet anıyla keyiflenilen ve makinenin tüm parçalarının çağları kateden bir çizgiyi geleceğe göndermek üzere bir araya geldiği durumlar vardır.

Aynı şekilde felsefede de, Kant’ın “Yargı Gücünün Eleştirisi” kitabı, bir yaşlılık dönemi yapıtı, ardıllarının peşi sıra koşturup duracakları, zincirinden boşanmış bir yapıttır: aklın tüm yetileri, Kant’ın olgunluk dönemi kitaplarında onca özenle saptadığı sınırlarını aşarlar burada.

Böylesine bir konuma öykünemeyiz. Ancak bizim için, felsefenin ne olduğunu sormanın vakti geldi. Daha önceleri de bunu yapmaktan geri durmadık biz; ve değişmeyen yanıtımız da esasen o zamandan beri hazırdı: Felsefe kavramlar oluşturmak, keşfetmek, üretmek sanatıdır.

Diğer bir forum başlığı Felsefi Söylem Nedir? üzerine.

Belirleme  

Felsefe Nedir? Ne değildir?”  de yanıtı Önay Sözer’den alıyoruz.

Selahattin Hilav’dan Felsefeye Giriş” 

Ayrıca “Site Dersler” bölümünün ilk dersi de Felsefe Nedir?”sorusunun yanıtlarına ayrılmış.

Oldu olacak bir de sözlük tanımına yer verelim:

Felsefe, Eski Yunancada “sevmek” anlamına gelen philein ile “bilginlik” ya da “bilgelik” anlamına gelen sophia sözcüklerinin philosophia biçiminde birleştirilmesiyle oluşturulmuş; sözlük anlamıyla “bilgelik sevgisi”, “bilgiseverlik” ya da “bilgi sevdası” gibi anlamlar taşıyan, içindeki tüm öğeleriyle birlikte bütün bir disipline adını veren terim.

Bunun yanında, özellikle ortaçağ felsefe metinlerinde, terimin bu sözlük anlamlarından yola çıkılarak, yine aynı felsefe etkinliğini anlatmak amacıyla, sapientia sözcüğünün de yaygın olarak kullanıldığı gözlenmektedir.

En genel anlamıyla, “saltık gerçeklik” ile “saltık doğruluk” un en son anlamdaki değişmez ilkeleri üstüne düşünen, temelleri ile yasaları başta olmak üzere bütün bir varlık alanının her yönüyle araştıran, karşısındaki “gerçekliği” olduğu denli kendi üzerine dönerek kendisini de soruşturma konusu yapma yetisi taşıyan bilinen tek düşünme etkinliği;

Varolan bütün bilgi alanları arasındaki en köklü araştırma alanı, her durumda en temel ilkelere, doğru bilgilere, iyi ve güzel yaşama ulaşmaya yönelik olarak yürütülen ussal ve eleştirel sorgulama biçimi.

Yerleşik felsefe dilindeki daha özel anlamlarıyla;

Evreni içinde bulunan her şey ile birlikte bir bütün olarak anlamaya çalışan;

Hem tek tek varlıkları hem de varolan bütün varlık teklerini olanaklı kılanın ne olduğunu soran, onlara dayanaklık eden ana ilke ya da ilkelerin neliğini soruşturan;

Görünürdeki varlıkların ardında görünmeden varolduğunu öngördüğü “Varlık”ın doğasını açıklığa kavuşturan;

Bir yanda insan bilgisinin kökenlerini, kaynağını ve temellerini araştırırken, öbür yanda doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayırmaya yönelik birtakım sınamalar, yöntemler ve ölçütler geliştiren;

Genelde düşünme edimi ile düşüncenin kendisini, daha özeldeyse ortaya konan düşüncelerin felsefi bakımdan geçerliliklerini irdeleyip denetleyen;

Tek tek kavramlar ile kavramlar-arası ilişkilere odaklanarak daha iyi düşünüp daha iyi kavrama amacı doğrultusunda anlama yetisini geliştirip keskinleştirmek için bunları tek tek çözümleyen;

Deneyimlerin kaynağını, kapsamları ile değerlerini öğeleri ile bileşenlerinden hiçbirini atlamaksızın inceleyip belirginleştiren;

Kuşku duymaktan anlamaya, anımsamaktan imgelemeye dek çeşitli düşünme edimlerine odaklanarak düşünme etkinliğinin olanakları ile sınırlarını belirleyen;

Doğru us yürütme yetisi ile açık seçik düşünme becerisini en üst düzeye çıkarmak adına insan düşüncesinin yasalarını, ilkelerini, koşullarını temellendiren;

Anlama yetisinden beş duyu organıyla gerçekleştirilen algılamaya, konuşmaktan acı çekmeye dek bütün bilinç yaşantılarının olmaktalıkları ile işleyişlerini betimleyen;

İnsanın ahlaksal sorumlulukları ile toplumsal yükümlülüklerinin neler olduğunu ortaya koyan, sunduğu gerekçelerle bunları tek tek tanıtlayan;

İnsanın tanrısal yönelimleri ile doğaötesi bağlanımları karşısındaki konumunu tanımlayan;

Başta doğa bilimleri olmak üzere kendisiyle birlikte bütün bilgi alanlarını temellendiren;

İyi bir yaşam yolunda mutluluğa ulaşmak için nelerin yapılması gerektiği sorusu bağlamında, bütün insan eylemlerinin değerlendirilmesine yönelik köklü bir araştırmaya karşılık gelen soruşturmalar bütünü;

Sorulan sorular, getirilen çözümler, kurulan dizgeler, yürütülen uslamlamalar ile bunlara karşı yürütülmüş uslamlamalar düzlemi.

Bütün bu tanım düzeyindeki anlamlarından da anlaşılacağı üzere, felsefe ilkece üzerinde düşünülmesi olanaklı bütün her şeyi düşünen, varolan her şeyi bütün yönleriyle sorgulayan alabildiğine çok yönlü bir araştırmalar bütünü olarak, hem bilginin hem de “yaşam bilgeliği”nin peşinde koşma etkinliğidir.

Nitekim felsefenin köklendiği Eski Yunan’da felsefeden anlaşılan, hiçbir çıkar ya da yarar gözetmeksizin bilginin peşinden yine salt bilginin kendisi için koşmakla özdeştir.

Felsefe, doğası gereği dogmalara dayalı olarak düşünmeyi bütünüyle yadsıdığı, salt belli inançlar temelinde bu inançları daha da sağlamlaştırmak adına düşünmek yerine, hiçbir sınır tanımaksızın bağımsız düşünmeyi hep en temel amaç olarak gördüğü için tanrıbilimden;

Varolan toplumsal uzlaşıları, ahlaksal gelenekleri ya da töreleri, kültürel değer yapılarını baştan doğru diye varsaymak yerine, olağan dünyanın gerçek diye bize sunduğu şeylerle yetinmeyip değişik olanaklı dünyalar adına varolan her şeyi, bütün sanırlı, inançları, doğruları ve değerleri enine boyuna sorguladığı için gündelik yaşamın algısından;

Kavrayışından ya da ortak görüşünden; hiçbir durumda verili yerleşik varsayımlara, bilgilere ya da tasarımlara dayanmadan kendi düşünsel temellerini yine bir başka yere gitmeksizin kendi attığı için doğa bilimleri ile toplum bilimlerinden bütünüyle ayrıdır.

Felsefe denilince genellikle iki bin beş yıla aşkın bir süredir varolagelen Batı Felsefesi anlaşılıyor olsa da, “Buddhacılık” tan “Konfüçyüsçülük” e, “Hint Dini”nden “İslam”a, “Taoculuk”tan “Şamanizm”e dünya kültürler tarihinde birbirinden son derece değişik felsefe tasarımları, dolayısıyla da her biri kendi içinde başlı başına araştırma konusu olarak görülebilecek değişik felsefe tarihleri bulunmaktadır.

Kaynak: Felsefe Sözlüğü -A.Baki Güçlü; Erkan Uzun; Serkan Uzun; Ü. Hüsrev Yoksal -Bilim ve Sanat Yayınları

Son olarak Russell ile yapılan bir söyleşiden:

Wyatt : Lord Russell, felsefe nedir?

Russell : Çok tartışma götürür bir sorun bu. Öyle sanıyorum ki, iki filozoftan bile aynı karşılığı alamazsını. Benim görüşüme göre, henüz kesin olarak bilinmeyen konular üstünde kafa yormaktır. Bu, yalnız bana göre böyledir, başkalarına göre değil.

Wyat : Felsefeyle bilim arasındaki ayrılık nedir?

Russell : Kabaca, şu. Bilim bildiğimiz şeyler, felsefe de bilmediğimiz şeylerdir. Onun için de, insan bilgisi ilerledikçe, sorunlar felsefe alanından bilim alanına geçer.

Wyatt : Demek, bir şey bulunup açıkça ortaya kondu mu felsefe olmaktan çıkıp bilim olur, öyle mi?

Russell : Evet. Nitekim felsefe diye ele aldığımız nice sorunlar artık felsefe olmaktan çıkmıştır.

Wytt : Felsefe neye yarar??

Russell : İki şeye yarar bence. Bunlardan biri, henüz bilimin çözemediği şeyler üzerinde düşüncemizi işletmektir. İnsanı ilgilendirmesi gereken şeylerin de pek azı henüz bilimce çözümlenmiştir. Pek önemli nice şeyler vardır ki, bilim, şimdilik hiç değilse, bunlar üstüne pek az şey biliyor. İnsanların düşüncesi niçin bir sınırda kalsın ve yalnız bugün bilinenin içine kapansın. Bence, varsayım yoluyla dünya görüşümüzü genişletmek felsefenin sağladığı yararlardan biridir.

Aynı ölçüde bir başka önemli yararı daha vardır bence. O da, bize, bildiğimizi sandığımız şeyleri bilmediğimizi göstermesidir. Bir yandan felsefe bizi günün birinde bileceğimiz şeyler üzerinde düşündürmek, öbür yandan da, bilgiye benzeyen nice şeylerin bilgi olmadığını alçak gönülle, göstermektir.

Kaynak: Düşünceler -Bertrand Russell

 


<>

 
 
 
 

Felsefe Ekibi SOLİS'in sağlamış olduğu hosting hizmeti ile sizlere ulaşmaktadır.
© 2001-2005 Felsefe Ekibi Tüm haklarını saklı tutar...
Yayımlanan yazılar, kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazarlara aittir.