| |

Yol haritası bölümümüzde, forum ve sitenin
labirentlerinde yer alan metinleri, izleksel bir yaklaşımla size
getirmeye çalışacağız. Böylece bir yandan dergimizden forum ve
siteye köprü kurmuş olacağız, diğer yandan bir çok metine ulaşmanın
yolunu aşmış olacağız. Yerimizin izin verdiği ölçülerde kısa
tanıtımlar ile seçimleriniz için size zaman kazandırmayı da amaçlıyoruz.
Dergimizin ilk sayısında, “Felsefe Nedir?” ve
“Felsefeye Giriş” bağlamında genel açıklamaların yanı sıra
forum ve sitede yer alan yazıların tanıtımına yer vereceğiz.
Forumda
"Felsefe
Nedir?” başlığı
altında üyelerin yanı sıra, düşünürlerin de yaklaşımları
yer almaktadır.
Ben birçok yanıttan birisine burada yer
veriyorum. Deleuze/ Guattari ikilisinin aşağıdaki yanıtı dışında
başkaları da bu sayfada yer alıyor. Seçimi siz yapın…
“Felsefe Nedir?” sorusu, belki de ancak
geç vakitte, yaşlılık ve dobra dobra konuşma vakti geldiğinde
sorulabilir. Aslında, bu konudaki kaynakça pek cılızdır. Ketum
bir telaş içinde, gece yarısı, insanın soracak bir şeyi kalmadığı
zaman sorulan bir sorudur bu. Daha önce de soruyorlardı bu soruyu,
durmadan soruyorlardır, ama bu sormalar fazlasıyla dolaylı veya
yampiri, fazlasıyla yapay, fazlasıyla soyuttu ve soruya yakalanacak
yerde, soru ayaküstü sergileniyor, egemenlik altına alınıyordu.
Yeterince kanaatkar değildik. Felsefe yapmayı çok istiyorduk, üslup
alıştırmaları dışında, felsefenin ne olduğunu kendimize hiç
sormadık en sonunda, “iyi de neydi o, bütün hayatım boyunca ben
ne yaptım?” diyebileceğimiz üslupsuzluk noktasına erişememiştik.
Yaşlılığın, ebedi bir gençlik değil de, tersine egemen bir özgürlük
sağladığı, katışıksız bir zorunluluk sunduğu, yaşamla ölüm
arasındaki bir hidayet anıyla keyiflenilen ve makinenin tüm parçalarının
çağları kateden bir çizgiyi geleceğe göndermek üzere bir araya
geldiği durumlar vardır.
A ynı şekilde felsefede de, Kant’ın
“Yargı Gücünün Eleştirisi” kitabı, bir yaşlılık dönemi
yapıtı, ardıllarının peşi sıra koşturup duracakları,
zincirinden boşanmış bir yapıttır: aklın tüm yetileri, Kant’ın
olgunluk dönemi kitaplarında onca özenle saptadığı sınırlarını
aşarlar burada.
Böylesine bir konuma öykünemeyiz. Ancak bizim için,
felsefenin ne olduğunu sormanın vakti geldi. Daha önceleri de bunu
yapmaktan geri durmadık biz; ve değişmeyen yanıtımız da esasen o
zamandan beri hazırdı: Felsefe kavramlar oluşturmak, keşfetmek, üretmek
sanatıdır.
Diğer bir forum başlığı “Felsefi
Söylem Nedir?” üzerine.
Belirleme
“Felsefe Nedir? Ne değildir?”
de yanıtı Önay Sözer’den alıyoruz.
Selahattin Hilav’dan “Felsefeye
Giriş”
Ayrıca “Site Dersler” bölümünün ilk dersi
de “Felsefe
Nedir?”sorusunun yanıtlarına ayrılmış.
Oldu olacak bir de sözlük tanımına yer verelim:
Felsefe, Eski Yunancada “sevmek” anlamına
gelen philein ile “bilginlik” ya da “bilgelik” anlamına gelen
sophia sözcüklerinin philosophia biçiminde birleştirilmesiyle oluşturulmuş;
sözlük anlamıyla “bilgelik sevgisi”, “bilgiseverlik” ya da
“bilgi sevdası” gibi anlamlar taşıyan, içindeki tüm öğeleriyle
birlikte bütün bir disipline adını veren terim.
Bunun yanında, özellikle ortaçağ felsefe
metinlerinde, terimin bu sözlük anlamlarından yola çıkılarak,
yine aynı felsefe etkinliğini anlatmak amacıyla, sapientia sözcüğünün
de yaygın olarak kullanıldığı gözlenmektedir.
En genel anlamıyla, “saltık gerçeklik” ile
“saltık doğruluk” un en son anlamdaki değişmez ilkeleri üstüne
düşünen, temelleri ile yasaları başta olmak üzere bütün bir
varlık alanının her yönüyle araştıran, karşısındaki “gerçekliği”
olduğu denli kendi üzerine dönerek kendisini de soruşturma konusu
yapma yetisi taşıyan bilinen tek düşünme etkinliği;
Varolan bütün bilgi alanları arasındaki en köklü
araştırma alanı, her durumda en temel ilkelere, doğru bilgilere,
iyi ve güzel yaşama ulaşmaya yönelik olarak yürütülen ussal ve
eleştirel sorgulama biçimi.
Yerleşik felsefe dilindeki daha özel anlamlarıyla;
Evreni içinde bulunan her şey ile birlikte bir bütün
olarak anlamaya çalışan;
Hem tek tek varlıkları hem de varolan bütün
varlık teklerini olanaklı kılanın ne olduğunu soran, onlara
dayanaklık eden ana ilke ya da ilkelerin neliğini soruşturan;
Görünürdeki varlıkların ardında görünmeden
varolduğunu öngördüğü “Varlık”ın doğasını açıklığa
kavuşturan;
Bir yanda insan bilgisinin kökenlerini, kaynağını
ve temellerini araştırırken, öbür yanda doğru bilgiyi yanlış
bilgiden ayırmaya yönelik birtakım sınamalar, yöntemler ve ölçütler
geliştiren;
Genelde düşünme edimi ile düşüncenin
kendisini, daha özeldeyse ortaya konan düşüncelerin felsefi bakımdan
geçerliliklerini irdeleyip denetleyen;
Tek tek kavramlar ile kavramlar-arası ilişkilere
odaklanarak daha iyi düşünüp daha iyi kavrama amacı doğrultusunda
anlama yetisini geliştirip keskinleştirmek için bunları tek tek
çözümleyen;
Deneyimlerin kaynağını, kapsamları ile değerlerini
öğeleri ile bileşenlerinden hiçbirini atlamaksızın inceleyip
belirginleştiren;
Kuşku duymaktan anlamaya, anımsamaktan imgelemeye
dek çeşitli düşünme edimlerine odaklanarak düşünme etkinliğinin
olanakları ile sınırlarını belirleyen;
Doğru us yürütme yetisi ile açık seçik düşünme
becerisini en üst düzeye çıkarmak adına insan düşüncesinin
yasalarını, ilkelerini, koşullarını temellendiren;
Anlama yetisinden beş duyu organıyla gerçekleştirilen
algılamaya, konuşmaktan acı çekmeye dek bütün bilinç yaşantılarının
olmaktalıkları ile işleyişlerini betimleyen;
İnsanın ahlaksal sorumlulukları ile toplumsal yükümlülüklerinin
neler olduğunu ortaya koyan, sunduğu gerekçelerle bunları tek tek
tanıtlayan;
İnsanın tanrısal yönelimleri ile doğaötesi bağlanımları
karşısındaki konumunu tanımlayan;
Başta doğa bilimleri olmak üzere kendisiyle
birlikte bütün bilgi alanlarını temellendiren;
İyi bir yaşam yolunda mutluluğa ulaşmak için
nelerin yapılması gerektiği sorusu bağlamında, bütün insan
eylemlerinin değerlendirilmesine yönelik köklü bir araştırmaya
karşılık gelen soruşturmalar bütünü;
Sorulan sorular, getirilen çözümler, kurulan
dizgeler, yürütülen uslamlamalar ile bunlara karşı yürütülmüş
uslamlamalar düzlemi.
Bütün bu tanım düzeyindeki anlamlarından da
anlaşılacağı üzere, felsefe ilkece üzerinde düşünülmesi
olanaklı bütün her şeyi düşünen, varolan her şeyi bütün yönleriyle
sorgulayan alabildiğine çok yönlü bir araştırmalar bütünü
olarak, hem bilginin hem de “yaşam bilgeliği”nin peşinde koşma
etkinliğidir.
Nitekim fels efenin köklendiği Eski
Yunan’da felsefeden anlaşılan, hiçbir çıkar ya da yarar gözetmeksizin
bilginin peşinden yine salt bilginin kendisi için koşmakla özdeştir.
Felsefe, doğası gereği dogmalara dayalı olarak
düşünmeyi bütünüyle yadsıdığı, salt belli inançlar
temelinde bu inançları daha da sağlamlaştırmak adına düşünmek
yerine, hiçbir sınır tanımaksızın bağımsız düşünmeyi hep
en temel amaç olarak gördüğü için tanrıbilimden;
Varolan toplumsal uzlaşıları, ahlaksal
gelenekleri ya da töreleri, kültürel değer yapılarını baştan
doğru diye varsaymak yerine, olağan dünyanın gerçek diye bize
sunduğu şeylerle yetinmeyip değişik olanaklı dünyalar adına
varolan her şeyi, bütün sanırlı, inançları, doğruları ve değerleri
enine boyuna sorguladığı için gündelik yaşamın algısından;
Kavrayışından ya da ortak görüşünden; hiçbir
durumda verili yerleşik varsayımlara, bilgilere ya da tasarımlara
dayanmadan kendi düşünsel temellerini yine bir başka yere
gitmeksizin kendi attığı için doğa bilimleri ile toplum
bilimlerinden bütünüyle ayrıdır.
Felsefe denilince genellikle iki bin beş yıla aşkın
bir süredir varolagelen Batı Felsefesi anlaşılıyor olsa da,
“Buddhacılık” tan “Konfüçyüsçülük” e, “Hint Dini”nden
“İslam”a, “Taoculuk”tan “Şamanizm”e dünya kültürler
tarihinde birbirinden son derece değişik felsefe tasarımları,
dolayısıyla da her biri kendi içinde başlı başına araştırma
konusu olarak görülebilecek değişik felsefe tarihleri bulunmaktadır.
Kaynak: Felsefe Sözlüğü -A.Baki Güçlü; Erkan
Uzun; Serkan Uzun; Ü. Hüsrev Yoksal -Bilim ve Sanat Yayınları
Son olarak Russell ile yapılan bir söyleşiden:
Wyatt :
Lord Russell, felsefe nedir?
Russell : Çok tartışma götürür bir
sorun bu. Öyle sanıyorum ki, iki filozoftan bile aynı karşılığı
alamazsını. Benim görüşüme göre, henüz kesin olarak bilinmeyen
konular üstünde kafa yormaktır. Bu, yalnız bana göre böyledir,
başkalarına göre değil.
Wyat : Felsefeyle bilim arasındaki ayrılık
nedir?
Russell : Kabaca, şu. Bilim bildiğimiz
şeyler, felsefe de bilmediğimiz şeylerdir. Onun için de, insan
bilgisi ilerledikçe, sorunlar felsefe alanından bilim alanına geçer.
Wyatt : Demek, bir şey bulunup açıkça
ortaya kondu mu felsefe olmaktan çıkıp bilim olur, öyle mi?
Russell : Evet. Nitekim felsefe diye ele
aldığımız nice sorunlar artık felsefe olmaktan çıkmıştır.
Wytt :
Felsefe neye yarar??
Russell : İki şeye yarar bence.
Bunlardan biri, henüz bilimin çözemediği şeyler üzerinde düşüncemizi
işletmektir. İnsanı ilgilendirmesi gereken şeylerin de pek azı
henüz bilimce çözümlenmiştir. Pek önemli nice şeyler vardır
ki, bilim, şimdilik hiç değilse, bunlar üstüne pek az şey
biliyor. İnsanların düşüncesi niçin bir sınırda kalsın ve
yalnız bugün bilinenin içine kapansın. Bence, varsayım yoluyla dünya
görüşümüzü genişletmek felsefenin sağladığı yararlardan
biridir.
Aynı ölçüde bir başka önemli yararı daha
vardır bence. O da, bize, bildiğimizi sandığımız şeyleri
bilmediğimizi göstermesidir. Bir yandan felsefe bizi günün birinde
bileceğimiz şeyler üzerinde düşündürmek, öbür yandan da,
bilgiye benzeyen nice şeylerin bilgi olmadığını alçak gönülle,
göstermektir.
Kaynak: Düşünceler -Bertrand Russell
 
|
|