Sayı: 10 Yıl: 2008

 

 
 

Dünyayı Nasıl Tükettik
Lester R. Brown
Çeviren: Mehmet Fehmi İmre
T. İş Bankası Kültür Yayınları

İnsan elinden giderek daha çok hasar gören dünya, artık bizi beslemekte zorlanıyor.
Küresel ısınma sonucunda gıda üretimi düşüyor. Isının 1 derece yükselmesi, tahıl üretim alanlarının yaklaşık yüzde 10 azalması demek.
Dünya, petrolün ne zaman tükeneceğini konuşuyor. Oysa yeraltı sularının tükenmesi, insanlık için petrolün tükenmesinden çok daha büyük bir tehdit.
Otomobil kullanımı arttıkça zaten dünyayı beslemekte zorlanan tarım alanlarının yollara, otoyollara ve park yerlerine ayrılması kaçınılmaz hale geliyor.
Her yıl dünya nüfusuna 76 milyon kişi ekleniyor. Tahıl üretimi, artık nüfusun ihtiyacını karşılayamaz noktaya doğru ilerliyor.
Dünyayı Nasıl Tükettik? dünyanın bizi beslemeye devam etmesi için insanlığın ne yapması gerektiğini anlatıyor.

Tüketim Toplumu
Jean Baudrillard
Çeviren: Ferda Keskin
Ayrıntı Yayınları

Tüketim, doğal ihtiyaçların rasyonel olarak tatmin edilmesi midir? Daha çok tüketim, ilerleme ve mutluluk anlamına mı gelir? Tüketimin yaygınlaşması sınıf farklarının giderilmesi midir? Uluslararası markaların tüm dünyaya yayıldığı, yeni alışveriş merkezlerinin en geleneksel toplumların tüketim alışkanlıklarını bile değiştirdiği, insani ilişkilerin yerini giderek nesnelerle ilişkiye bıraktığı ve kitle iletişiminin tüm bu süreci yönlendirdiği çağımızı Baudrillard bu sorular aracılığı ile tartışılıyor. Baudrillard'a göre günümüzde tüketim, doğal ihtiyaçların mal ya da hizmet aracılığıyla tatmin edilmesi olarak değil, kodlar ve kurallarla düzenlenmiş global ve tutarlı bir göstergeler sistemi olarak yorumlanmalıdır. Bu sistemde ihtiyaç ve hazların olumsal dünyasının, doğal ve biyolojik düzenin yerini, bir toplumsal değerler ve sınıflandırmalar düzeni almıştır.Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. Böylece tüm bir toplumsal farklılaşma mantığı ortaya çıkar. İhtiyaç artık tikel bir nesneye duyulan ihtiyaçtan çok, bir farklılaşma ihtiyacıdır. Toplumsal olarak üretilmiş rasyonel ve hiyerarşik ihtiyaçlar sisteminde tüketici tek tek nesnelere değil, tüm bir mal ve hizmetler sistemini satın almaya yönlendirilir; bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorluğa dönüşür. Çünkü temel toplumsal etkinlik ve bütünleşme biçimi, geçerli ahlak, tüketim etkinliğinin ta kendisidir. Bu anlamda tüketim bireyin özgür bir etkinliği değildir. Tersine hem ihtiyaçlar sistemini üreten ve yönlendiren üretin düzeninin, hem de birer gösterge olarak tüketim mallarının kazandırdığı görece toplumsal prestiji ve değeri belirleyen anlamlandırma düzeninin zorlaması altındadır. Sonunda bu yabancılaşma o kadar kapsayıcı olur ki, tüketim toplumunun yapısı haline gelir. İşte bu kuramsal tabanda, günlük alışverişten lüks tüketime, beden bakımından cinselliğe, reklamdan Pop Art'a ve bireylerin dinlenme biçimlerine kadar tüm yönleriyle tüketim toplumunu çözümlüyor Baudrillard. Bu aşırı emek ve tüketim baskısına muhalefetin beklenmedik biçimlerde, örneğin kronik yorgunluk ya da irrasyonel şiddet olarak ortaya çıktığını ve bu muhalefetin öngörülemeyecek yepyeni biçimler bulacağını da ekliyor.

Tüketimin Sosyolojisi
Cengiz Yanıklar
Birey Yayınları

Kitap, tüketim olgusunu insanların sosyal yaşamlarını yeniden inşa etmelerinde farklı seçenekler sunan gündelik bir faaliyet olarak ele alarak, sosyal ilişkiler, yapılar ve sistemler bağlamında değerlendiriyor ve temel olarak şu sorulara yanıt aramaya çalışıyor:

'Tüketim insanların yaşamlarında önemli bir rol oynayan yeni bir ideloji mi, yoksa kapitalizmin her aşamasına eşlik eden ve sürekli biçimde değiştiren bir olgu mudur? Tüketim bir kavram ve olgu olarak hangi koşullar altında değerlendirilmelidir? Tüketicilere atfedilen imajlar nelerdir? Tüketim malları ne tür anlamlarla yüklenmekte ve hangi amaçlarla kullanılmaktadır? Kimliklerin modern toplumlarda tüketimle ilişkili olarak inşa edilme süreçleri nelerdir? Modern tüketim araçları neden rasyonelleştiriliyor? Postmodern toplumlarda tüketimin doğası nedir? '

Bu ve benzeri onlarca soruyu/sorunu tartışan ve değerlendiren çalışma; çağdaş sosyolojinin temel soruşturma konularından biri olan 'Tüketim Sosyolojisi' alanında Türkçe yayımlanmış te’lif eserlerin azlığı dikkate alındığında, önemli bir boşluğu doldurduğu yadsınamaz bir gerçeklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Oldukça geniş bir kaynakçaya sahip titiz bir çalışmanın ürünü olan eser, gerek Batı dünyasında gerekse Türkiye’nin hangi sosyal-kültürel süreçler sonrasında geleneksel üretim-tüketim modellerinden, nasıl günümüzdeki üretim-tüketim kültürüne evrimleştiğini ve bunun ortaya çıkardığı sorunları bir çok açıdan ele alıp değerlendirmektedir.

Ayrıca günümüzde oldukça sıcak bir tartışma konusu olan 'Kredi kartı çılgınlığı/hastalığı' gibi toplumsal sorunların sosyolojik arka planı hakkında bizlere önemli bilgiler vermektedir.

Konunun ilgililerinin kaçırmaması gereken ve alanında ders kitabı olmaya aday bir çalışma..

Tüketimin Antropolojisi
Baron Isherwood, Mary Douglas
Dost Kitabevi Yayınları

Önemli bir antropolog ve iktisatçının önsöz yazdığı ve yeniden gözden geçirilen bu baskı tüketim konusunda eşsiz bir eser, fakat ne tüketiciler için bir vaaz ne de tüketimciliğe karşı bir ağıt. Tüketimin Antropolojisi nesnelerin neden arzu edildiği konusunda antropolojisitlerin bildiğiyle, iktisatçıların tüketici davranışı dedği spesifik konu arasındaki boşluğu kapatıyor. Nesnelere duyulan tutkuyu iktisatçı psikolojik düzlemde bireysel bir dürtü olarak irdeler; antropoloğa göre mallar toplumsal zorunlulukları yerine getirmek içindir. Malların dağıtımı tüketiciler tarafından kararlaştırılan etik ve toplumsal tartışmaları canlandırır. Tüketimin Antropolojisi, insanların neden para biriktirdiği, neden para harcadığı, neden satın aldığı, neden kalite konusunda bazen ince ayrımlar gözettiği, bazen de gözetmediği sorusunu yanıtlıyor. Artık iyi biliniyor ki, tüketim malları kimlik yaratır, iletişim ve ilişki kurar. Ancak malların kapsadığı kadar dışladığı ve artış örüntüsünün toplumun biçimine karşılık geldiği o kadar iyi bilinmez. Bu kitap antropoloji ve iktisat dalındaki öğrenciler ve eğitmenler için temel bir eser.

Tüketim
Robert Bocock
Türkçesi İrem Kutluk
Dost Kitabevi Yayınları

Neden tüketiyoruz? Tüketimin psikoloji, kültürel etkileri nelerdir? Bocock, kitabında bunun gibi sorulara yanıtlar arıyor, modern ve postmodern toplumlarda tüketim olgusayla belli başlı sosyolojik yaklaşımlara eleştirel bir bakış açısı getirmeye çalışıyor. Bunu yaparken Marx, Weber, Simmel gibi klasik yazarlara ek olarak Bourdieu, Baudrillard gibi modern yorumcuların katkılarını da gözden geçiriyor. Tüketim günümüzde insanların kendilerini ifade etmeleri, kimliklerini oluşturmaları açısından giderek önem kazanıyor. Yazar tarihsel süreci ve günceliği içinde bu olguyu tartışmaya açıyor

Mekânları Tüketmek
John Urry
Çeviren: Rahmi G. Öğdül
Ayrıntı Yayınları

Turizm, otantik değerlerin ve yaşam biçimlerinin yapay olarak yeniden üretilip uygun fiyatla paketlenerek 'gelişmiş' Batılılara sunulmasıdır. Bu paket, yerli halkın işe giderken otantik üniformasını giydiği, kırsal alanın işaretli patikalarla 'doğa yürüyüşçüleri' için tanzim edildiği, yerel yiyeceklerin seri olarak üretilip ambalajlandığı, hepimizin kredi kartıyla üç taksitte ödemek koşuluyla birer başrol oyuncu olabileceğimiz bir sahne performansını içermektedir.

John Urry, Mekanları Tüketmek'te, sanayileşmeyle birlikte kentlerde gelişen doğadan kopuk yeni yaşam tarzının, kentsel alanda, banliyölerde ve kırsal alanda yarattığı değişimi derinlemesine inceliyor. Bağlantılı olarak, yerlerin tüketilmesini düzenleme ve teşvik etmeye yönelik olarak gelişen hizmet sektörünü; bu tüketim pazarının giderek gelişmesiyle yerlerin, buralarda yaşayan ahalinin ve doğal çevrenin nasıl dönüştüğünü ve yeniden yapılandırıldığını ortaya koyuyor. Ayrıca kırsal alanın tüketilmesinin değişen biçimleri bağlamında tüketimin doğasını ve metalaştırma ile kolektif coşkular arasındaki gerilimi araştırıyor. Yazar, 'gelişmiş' Batı'nın 'el değmemiş'e olan kibirli ve modernist merakı sonucu, bir zamanlar tarımsal üretim ve doğaya ev sahipliği yapan kırsal alanın, seçkinlere ve orta sınıf maceracılara hizmet için kurulmuş bir doğal ortam simülasyonuna dönüştüğünü gösteriyor. Urry, ayrıntılarıyla ele aldığı bu konuları, bir zaman-mekan toplumsal çözümlemesi çerçevesine oturtuyor. Sosyoloji disiplininin, diğer sosyal bilimlerin ilgi alanlarından beslenme ve bu alanların kapsadığı konuları kendi bünyesine alarak dönüştürme özelliği bağlamında asalak bir bilim olduğunu vurguluyor. Urry'ye göre bu asalak karakter, bugüne dek sosyolojik alanda tutarlı ve kapsamlı bir zaman-mekan toplumsal çözümlemesi geliştirmenin önünde bir engel teşkil etmekle birlikte, diğer bilimlerin birbirinden kopuk olarak algıladığı zaman ve mekanın bütünleyici bir çerçevede yeniden ele alınabilmesini olanaklı kılıyor. Gerçekten de Urry, turizm ve yerlerin tüketilmesine eğilirken politik, ekonomik ve kültürel süreçler üzerinde önemle durarak, bu türden kapsamlı bir zaman-mekan sosyolojisinin önemli ve özenli bir örneğini veriyor. (Arka Kapak)

Sanatın Sonu
Donald Kuspit
Çeviri: Yasemin Tezgiden
Metis Yayınları

Postmodern sanat anlayışı, neyin sanat olup neyin olmadığı konusunda bir süredir hararetli bir tartışmaya ve kafa karışıklığına yol açıyor. Günümüzde sanat ve sanat eseri piyasa, moda, milyon dolarlar, pazarlama, marka gibi kelimelerle birlikte anılıyor. Bunlara eşlik eden puslu havada, sezilen ama bir türlü adı koyulamayan bir şey var. Tanınmış sanat eleştirmeni Donald Kuspit'in kitabı işte tam da bu ifade edilemeyen şey üzerine. Son derece bayağı, iz bırakmayan, sığ postmodern çalışmalarla dolu bir sergi salonunda izleyicinin hissettiği sıkıntının ardındaki gerçek: Bunlar sanat eseri değil, bu yüzden de gerçek sanatın hissettirdiklerini hissettiremezler.

Bu tür eserleri tanımlamak için Alan Kaprow'un "postsanat" terimini kullanan ve postmodern sanatın aslında sanatın sonu anlamına geldiğini, çünkü estetiğin itibarını kaybettiğini öne süren Kuspit, tinsel değerlere inanan sanatçı tipinin yerini nasıl pazarın taleplerine göbekten bağlı postsanatçı tipinin aldığını anlatıyor. Marcel Duchamp ve Barnett Newman'ın çalışmalarını ve kuramsal fikirlerini titizlikle değerlendirerek, sanattaki bu değer kaybının modern sanatın entropik karakterinden ayrılamayacağına dikkat çekiyor, varılan noktayı estetik karşıtı postmodern sanat olarak nitelendiriyor.

Yirminci yüzyıl boyunca sanatın katettiği yol üzerine keskin gözlemler içeren kitap, görsel sanatların halihazırdaki çıkmazlarını gösterdiği gibi, bu sıkışmanın taşıdığı imkânlara da işaret ediyor

Enerji ve İnekler- Enerji Tüketmeme Hakkı
Özgür Gürbüz
Yeni İnsan Yayınevi

Siz hiç obez bir inek gördünüz mü?
Otlamaya geldiği her çayırı çöle çeviren kaç inek türü var?
İnekler, durmadan çalışmak ve tüketmek yerine, trene bakmak gibi sosyal faaliyetlere nasıl zaman ayırır?
Köpekler neden karnı tok olduğunda buldukları kemikleri gömer?
Neden fazla kemiği mideye indirip, "Yarına Allah kerim!" demezler?
İnsanlar neden gereksinimlerinden fazla tüketir?
Neden, fazla enerji tüketiminin dünyanın sonunu getirdiğini bilmemize rağmen duramayız?
Fırtınayı hisseden inek çömelir!
Fırtınayı yaratan insan ne zaman çömelecek?

Tüketim Sosyolojisi
Abdülkadir Zorlu
Glocal Yayınları

Çağımızın geldiği son nokta olarak, tüketim bir sonuç değil, artık bir başlangıçtır. Değişen ve gelişen tüketici algısı ve davranışları bu alanda bizi daha fazla düşünmeye zorlamaktadır.

Türk toplumunun modernleşmesi açısından tüketim kültürünü anlamak giderek önem kazanmaktadır. Ülkemizde Batılı tüketim normları, Batılı ürünleri satın alma ve kullanma çağdaşlaşmanın temel göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Türk Modernleşmesinin popüler kültüre yansımasının farklı ve çeşitli sonuçlarını irdelemek geleceğimiz açısından büyük önem taşımaktadır.

Türk sosyolojisinde tüketim olgusuyla ilgiü çalışmaların yarım asırlık tarihi olmasına rağmen gelişen tüketim kültürünün boyutları yeterince çözümlenmemiştir. Kitap hem bu alandaki çalışmalara katkıda bulunmak hem de tüketim üzerine düşünen genei okur için önemli bir başvuru niteliği taşımaktadır.

Zortu, bu kitabıyla daha önceki çalışmalarının izini sürerek bir tüketim sosyolojisi denemesi yapmaktadır. Avrupa'da ve Türkiye'de modern tüketimin tarihi ve tüketim çalışmalarının üzerinde oturduğu paradigmalar, metodolojiler, tüketim alanları ve türleri, ihtiyaçlar, birey ve toplum gibi konular üzerinde duruyor.

Dünyanın Durumu 2004 (State of The World)
TEMA Vakfı Yayınları, İstanbul, 2004
Worldwatch Enstitüsü Uzmanları
Çeviri : Ayşe BAŞÇI SANDER

Çevre, sosyal ve ekonomik konular üzerine çok kapsamlı araştırmalar yapan ve küresel bir anlayışla bunları analiz ederek, sürdürülebilir bir dünyaya ulaşmak için gerekli bilgi ve fikirleri insanlara sunan çok saygın bir kuruluş olan Worldwatch Enstitüsü tarafından yayınlanan Dünyanın Durumu kitapları, 37 dile çevrilmiştir. TEMA Vakfı da Dünyanın Durumu serisi kitaplarının yayın hakkını bağış olarak Worldwatch Enstitüsü’nden alarak 1993 yılından bu yana Türk okuyucusuyla buluşturmaktadır.

Worldwatch Enstitüsü’nün otuzuncu yılında yayımladığı TEMA Vakfı’nın son kitabı “ Dünyanın Durumu 2004 ”, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik küresel arayışın en önemli, ama aynı zamanda en fazla ihmal edilen konularından birini ele alıyor: Tüketim.

Hepimizin, hergün yalnızca kendi toplumlarımızı değil tüm dünyayı ve geleceğin dünyasını etkileyen önemli kararlar aldığımıza değinen kitap, sürdürülebilir tüketimin ortak çabamızı gerektiren ortak bir sorun olduğunun altını çiziyor. Gereğinden fazla tüketmek ya da yanlış şeyleri tüketmek hem kişisel sağlımız hem de yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz doğal çevremizin sağlığı açısından zararlıdır. Worldwatch’ın ödüllü araştırma ekibi, gıda, su, enerji, tüketim politikaları ve iyi bir yaşamın yeniden tanımını içeren bölümlerle, daha az tüketen bir toplum yaratmanın mümkün olup olmadığını sorguluyor ve ardından bunun için gerekli olan koşulları ortaya koyuyor. Dünyanın Durumu kitapları dünyanın çeşitli sorunlarını irdeleyen ve çözüm yollarını içeren makaleleri ile insanlığın geleceğine ışık tutmaktadır.

Tüketim Kültüründe Beden Güzelliği ve Yemek Yeme Arzuları

Tüketimcilik ve Metalaşma Kuramında Boş Zaman

Kültürün metalaşması sürecinde sanat ve eleştiri

Türkiye’de Gençliğin Toplumsal Kimliği ve Popüler Tüketim Kültürü

Tüketici Çocuk ve Reklam

"İdeal Ev" Mitolojisi Sınırları Aşarak İstanbul'a Ulaştı

Gazete Reklamlarının Gençler Üzerine Etkisi

 


Felsefe Ekibi SOLİS'in sağlamış olduğu hosting hizmeti ile sizlere ulaşmaktadır.
© 2001-2008 Felsefe Ekibi Tüm haklarını saklı tutar...
Yayımlanan yazılar kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazarlara aittir.

website statistics