|
|
Dünyanın Teni
Merleau-Ponty Felsefesi Üzerine İncelemeler
Hazırlayan: Zeynep Direk
Metis Yayıncılık
Dünyanın Teni, Merleau-Ponty felsefesi üzerine altı çalışmayı bir araya getiriyor: Beden ve Ten, Başkası, Aşkınlık, Cogito, Zaman ve Algı kavramları çevresinde örülmüş yorumlayıcı incelemeler yer alıyor bu kitapta.
Merleau-Ponty, fenomenolojinin önde gelen isimlerinden biri. Eğer bir felsefeyi tek bir çekirdek cümleye indirgemek mümkün olsaydı, onun felsefesini bir "beden felsefesi" olarak nitelemek doğru olurdu. Gerçekten de filozofun Descartes'dan günümüze kadar gelen felsefeler için yaptığı tüm eleştirilerin ana teması bedenin unutuluşudur. Merleau-Ponty bu unutuşa karşı bedeni ve dokunmayı geri almak, varlığa, hem canlı hem cansız varlığa, varolmanın kıvancını iade etmek için yazmıştır sanki.
Bu incelemeler, bir yandan filozofun bu temel ilgisinin belirginleşmesine katkıda bulunurken, diğer yandan aktarmakla yetinmeyerek temalarını yorumlayıcı, kişisel bir düzeye yükseltebildikleri için, felsefe okuru açısından heyecan verici bir bütün oluşturuyorlar. |
Toplumsalın Sınırında Beden
Yaşar Çubuklu
Kanat Kitap
"Şimdi, burada, her an mutlu olmaya kilitlendiği için, bireyin en küçük bir sürçmeye, acıya tahammülü kalmamıştır postmodern toplumda. Kesintiye uğramaması gereken bir hız, şeffaflık arzusu, durmadan, 'arızalanmadan', edebiyen işlemesi gereken bir beden saplantısı, hafifliğin mutlaklaştırılması, riskin abartılıp güvenliğin yüceltilmesi...
tüm bunlar postmodern toplumun bireyini acı karşısında çıplak bırakmakta ve hayatı boğmaktadır."... |
|
Özne ve İktidar-Seçme Yazılar 2
Michel Foucault
Çeviren: Işık Ergüden ve Osman Akınhay
Ayrıntı Yayınları,İstanbul, 2000b
Özne ve İktidar'da bir araya getiren metinler, Descartes'in günümüze Batı düşüncesinde neredeyse vazgeçilmez bir yer tutan özne ve bilinç felsefesinin hâkimiyetini sarsan yeni bir düşünme biçimini temsil ediyor. 1960'lı yıllardan itibaren özellikle Nietzsche ve Heidegger'in etkisiyle ortaya çıkan bu yeni düşünme biçimi. Foucault'nun "antropojizm" olarak adlandırdığı ve öncelikle insanı ve insan doğasını felsefi düşünce için çıkış noktası olarak alan, özelde ise öznede ve bilinçte yoğunlaşan geleneği hedef alıyordu. |
|
Deleuze: Bir Olay Felsefesi
François Zourabichvili
Çeviren: Aziz Ufuk Kılıç
Bağlam Yayınları
Ve sadece bağlar ve ayırır. Yani oluş, birey yerine de çizgiler yer almaktadır. Ebedi dönüş ise bir seçmecilik olarak durmaktadır. Bir beden kendi içine ait bir güce sahip olarak diğer bedenlerden ayrılır. Her bedenin gücü kendisine aittir. Bir beden diğerlerinden güç dereceleriyle ayrılır. Bir beden başka bir bedenle de aynı nedenlerden dolayı içiçe geçebilir. Güçler arası ilişkiler bedenleri ayırır ve bağlar. İçiçe sokar ve farlılaştırır. Bu deney egoya ait olmaktan çok yatay geçişli (transversal) içkinlik içinde olaya aittir. Olay bir an olarak hep farklılaşmayı sağlayandır. Ölüm bu farklılaşmalar içinde bir an olmaktan çok bir oluş içinde gelişmektedir. Zamanın içine girmeye başlayan biz oluruz. Zaman bizimle ilerlemekten çok biz ancak zamanın içine girebilmekteyiz.
|
Beden ve Toplum Kuramı. Öznenin Sosyolojisinden Bedenin Sosyolojisine
Emre Işık
Bağlam Yayınları
Aşırı cemaatçilik ile aşırı bireycilik ve ego tatmini arasında geleneksellikten postmodernliğe geçiş süreci yaşanan Türkiye'de bedenin bu kadar öne çıkmasıyla bireyleşme arasındaki bağlar, beden sosyolojisi konusunu şiddetli bir şekilde gündeme çağırmaktaydı. Foucault'nun 1960'lı yıllarda başlayan çalışmaları, bu anlamda Batı'nın gelişme sürecinde önemli bir atlama tahtası olarak belleklerimizde yer etmektedir.
1980'li yıllarda özellikle Fransız yapısalcılık sonrası tartışmalarından kaynaklanan bir akım beden sosyolojisi üzerine çalışmalara ivme kazandırmıştır.
Emre Işık öznenin oluşumundan beden sosyolojisine giden yolda üç Fransız feministin üzerinde durur. Cixious, Irigaray ve Kristeva. Burada Saussure sonrası ortaya çıkan ve yapısalcılık ve göstergebilim kanatlarında gelişen bir söylemin tekilliği ile karşı karşıya geliriz. |
Etika
Benedictus Spinoza
Dost Kitabevi Yayınları
Bu büyük eseri birkaç satırda özetleme iddiasından uzağız. Bununla birlikte, belirli noktalarını işaret için göstermemiz gerekir ki, Spinoza'nın açıklamasında tuttuğu sıraya rağmen, hakiki başlangıç noktası Descartes'tan ya da başka bir yazardan çıkarılmış bir cevher teorisi veya fikri değildir. (...) O kendi duygulanışlarının şuuruna sahiptir; nitekim, bir Bedeni olduğunu ve Beden hayatının hangi şartlarda sürüp gittiğini gözlem ile bilir. Fakat bu bir çeşit bilgi ise de, son derece eksik ve kederli bir bilgidir, kederlidir, çünkü eksiktir; şuur edinmek, gerçi insan için ıstırap çekmek değilse de, hiç değilse edilgin olmak, zor altında bulunmak, güdülmek, çoğu kere yük altında kalmaktır. Filozofun elinde, kurtulmak için nasıl bir araç vardır? Onun işi, hayatını bir araya getiren arazlardan, asıl kendi varlığını meydana getirmektir. (...) Ancak bu amaca ulaşmak için evrenle bağlılığına göre savunduğu bir bilgi ona mutlaka gerekecektir; buradan, önce bu evreni cevherindeki birlik ve tavırlarındaki çokluk içinde kavramak zorunluluğu çıkar. Etika, bir kelime ile, bizi şuurdan kendi kendimizin bilgisine, Tanrı bilgisini de kuşatan bilgiye yükseltir, bunun için sentetik bir açıklamadan önce Tanrıdan söz etmek gerekir.
Hilmi Ziya Ülken |
|
Kütüphanedeki Beden
Iain Bamforth
Agora Kitaplığı
"Tıp tarihi, insan zekasının hastalığa karşı verdiği kıyasıya mücadelenin de tarihidir aynı zamanda; hastalık ve ölüm, insanoğlunun ekmeğini ter dökerek kazanmaya başladığı günlerden beri onun en büyük laneti olmuşutur." Dolayısıyla, edebiyatın da kendini bu serüvenin dışında tutması anlaşılmaz bir ihmalkarlık olurdu. Bunun için, beden –acıyı çeken ve şifayı arayan beden-, Antik Çağlar’dan beri insan zihnini meraka sürükleyip korkutmuş ve bu niteliğiyle kütüphane raflarında ayrıcalıklı bir yer edinmiştir. Dickens, Gogol, Nietzcshe, Proust, Kafka, Brecht, Camus ve Beckett gibi dünyaca ünlü yazarların hikâyeler, anılar, günlükler, gazete yazıları, denemeler, oyunlar, klinik olay aktarımları, felsefi pasajlar ve Sokrates’in diyalogları gibi metinlerden oluşan ve edebi bir modern tıp antolojisi formunda hazırlanan bu kitap, okurlara tıp âleminde eşsiz bir gezinti yapma imkânı sunmaktadır. |
Wittgenstein'in Ardından Beden ve Zihin Hareketleri
Erkut Sezgin
Cem Yayınları
Wittgenstein'in Ardından Beden ve Zihin Hareketleri içinde yer alan yazılar, enstrümental operasyonel dil kullanma ve mantıksal formlarla analiz sentez alışkanlıklarını insanla doğayı bölünmeye uğrattığı kaynakta farketmek için bu alışkanlıkları duralatacak düşünme hareketlerini ortaya koymaya çalışıyor. Alışkanlığın duralama, kesintiye uğrama anında insanlık durumunu farkede yazmaya deniyor. Zihin, beden ve doğanın birbirini devindirdiği resmede yazdığı, varoluş zemininde oyunun kuruluşuna dikkatimizi uyandırmayı umut ediyor.
|
Spinoza Hayatın Geometrisi |
Zihin ve Beden Problemi |
Küreselleşme, Beden ve Şizofreni |
Tarih Boyunca Bedenin Algılanışı*** |
Bedenlerimizi sevmiyoruz |
|
| |
|