| |
Sizin için Seçtiklerimiz
Felsefe Ekibi
Post-Yapısalcılık ve Postmodernizm
Madan Sarup
Çeviri: Abdülbaki Güçlü
Bilim ve Sanat Yayınları
Aralık 2004
Post-yapısalcı felsefe salt bir felsefe konumu olmaktan öte dilbilimden yazın kuramına, toplumbilimden insanbilime, ruhbilimden göstergebilime pek çok disiplinin biraraya geldiği ortak bir düşünme düzlemiyken; postmodern felsefe oldukça değişik felsefe eğilimlerinin biraraya geldiği, birbirinden son derece farklı konumların savunulduğu kendi içinde bütünlüğü olmayan ayrışık bir felsefe bağlamıdır. Madan Sarup'un bu çalışması, bu felsefelerin serpilmesini sağlayan önde gelen düşünürlerin (Lacan, Derrida, Foucault, Deleuze, Guattari, Cixous, Irigaray, Kristeva, Lyotard ve Baudrillard) ürettikleri düşünceler ile bu düşüncelere getirilen eleştirilerin anlaşılmasında bir "giriş kitabı" olarak önemli bir işlev yerine getirmektedir. |
Postmodernizm
Gencay Şaylan
İmge Yayınevi
"Post"lu tamlamalar son yirmi beş yıllık dönemde dünyanın entellektüel gündemine büyük bir ağırlıkla girdiler; bu kavramlar üzerine oturan tartışmalar olağanüstü popülarite kazandı. Postmodernizmin özellikle yerleşik ve egemen bilim anlayışını sorgulaması, hatta daha da ileri giderek doğruluk temsili iddiasında bulunacak bir bilim anlayışının olanaksızlığını öne sürmesi, şiddetli tepki ve karşı çıkışlara neden oldu. İnsanı, toplumu ve toplumun tarihini teleolojik bir çerçevede açıklamaya yönelen ve böyle bir açıklamanın mümkün olduğunu varsayan bakışların, postmodern kritiğe karşı çıkmaları doğaldı. Bunun dışında, genel olarak sol ve özellikle Marksist düşün dünyasında da tepkiyle karşılanan, postmodernizme sağ olarak nitelenebilecek düşün dünyasında, aynı şiddet ve yoğunlukta bir karşı çıkış gözlenmemiştir. Postmodern söylem içinde yeni liberal ya da yeni sağ tezlerle örtüşen geniş bir alanın belirmiş olması, sözü edilen göreli yumuşak tepkilere yol açmıştır. Ayrıca liberal ya da sağ söylem, kendisine karşı yüz elli yıldır epistemolojik bir üstünlük kazanmış Marksist söyleme yönelik eleştirilerden hoşnut kalmış da görünmektedir.
Bu kitap, "postmodern eleştirinin" önemli, ciddiye alınması gereken ve haklılık payı yüksek bir kritiği dile getirdiği kabulüne dayanmakla birlikte, bu söylemin en belirgin, en önemli yanlarını sorguluyor, bu kuramın yapılabilirliğini tartışıyor.
Bu kitabın diğer önemli tezi de, yaşadığımız hızlı ve köklü değişimler, karşı karşı kalınan krizlere, özellikle temsili demokrasinin krizine çok önemsenmesi gereken açılım ve eleştiriler getiren Derrida, Foucault ve Baudrillard gibi düşünürlerin, postmodernizmin içinde yaşanılan dönemi kavramak açısından çok önemli katkılarda bulunduğunu savunmasıdır. |
Postmodernizm ve Sosyal Bilimler
Tematik Bir Yaklaşım
Türkçesi: Ahmet Cevizci
Postmodernizm ve Sosyal Bilimler kolay anlaşılır, kuşatıcı; konua ilgi duyanlar ve sosyal bilimlerde çalışan öğrenci ve akademisyenler için ilgi çekici bir kitap. Postmodernizm ve Sosyal Bilimler son zamanların Eleştirel Teori perspektifleri ile feminist ve postmodernist perspektiflerin sosyal bilimlerdeki standart geleneklere ve araştırma problemlerine bütünüyle uygun düştüğü kabulünden yola çıkıyor. Posmodernizm literatürü o kadar geniş, çeşitli ve zordur ki, alana giriş yapanlar, bu literatürden bırakın tutarlı bir anlam türetmeyi, ona yetişemezler bile. Üstelik bu literatür felsefeyi, edebiyat eleştirisini, kültür incelemelerini, ekonomiyi, sosyolojiyi, kültürel antropolojiyi, tarihi, psikolojiyi ve bütün bunların çeşitli kombinasyonlarını kuşatır ve bir tür üsluplar ve perspektifler çeşitliliği içinde kaleme alınmıştır.
Postmodernizm ve Sosyal Bilimler, modern sosyal bilim geleneklerindeki ana tema ve konular üzerinde odaklaşmak ve postmodernizmin gündeme getirdiği, sosyolojiye, kültürel antropolojiye, tarihe, ekonomiye, politika bilimine ve psikolojiye uygun düşen konuları ele almak suretiyle, postmodernizmi, sosyal bilimciler için anlaşılır kılmaya çalışıyor; diğer yandan Foucault, Lyotard, Baudrillard, Deleuze ve Guattari, Derrida ve –önde gelen eleştirmen olarak –Habermas gibi, sosyal bilimin geleneklerine, tarihine ve mevcut gündemlerine en dolaysız bir biçinde uygun düşen belli başlı postmodernist yaklaşımlar üzerine bir kavrayış sağlamayı amaçlıyor.
|
Postmodernizm ve Toplumbilimleri
Pauline Marie Rosenau
Ark Yayınları
Toplum biliminin başında post-modernizm hayaleti var bugün: Postmodern yaklaşımlar, bazılarının akla yatkın bazılarının abes olduğu söylenebilecek birçok açıdan, anadamar toplum biliminin temelinde yatan varsayımları ve son otuz yıldaki araştırmalarının ürünlerini sorguluyorlar. Post-modernizmin meydan okumadığı şey yok gibi. Epistemolojik varsayımları reddediyor, metodolojik uzlaşımları çürütüyor, bilgi iddialarına direniyor, hakikatin her türlü versiyonunu bulanıklaştırıyor ve politika önerilerini bir kenara atıyor. |
Postmodernizmin Yanılsamaları
Tery Eagleton
Çeviri: Mehmet Küçük
Ayrıntı Yayınları
Temmuz 1999
Girdabına kapıldığımız ulusaşırı kapitalizm çağını kavrayabilmek için başvurabileceğimiz söylenen postmodern düşünce tarzının birçok tuhaf ve çelişkili boyut barındırdığını seziyorduk... Bu tuhaflığın en belirgin öğesi, temelde Aydınlanmacı fikirlere yönelik eleştirilerden kaynaklanıyordu. Tüm bilimselcilik, temelcilik, evrenselcilik, totalite, özdeş-düşünme, özerk ve birleşik özne ve benzerlerine yönelik eleştiriler büyük ölçüde yabancısı olduğumuz terimlerle ya da pek tanımadığımız bir söylem tarzıyla dile getirilse de, bu eleştirilerin içeriklerine hiç de yabancı değildik. Ama nedense, bu eleştirilerden öncelikle gocundular. Oysa...
Burjuvazinin Fransız devrimiyle taçlandırdığı özgürlük, eşitlik, kardeşlik ideallerinin verili toplumsal düzenlemeler çerçevesinde gelişemeyeceği iddasıyla modern uygarlığa başkaldırı bayrağını açan bizdik. ''İnsan''ın bir burjuva soyutlaması olduğunu ortaya koyarak somutun, duyumlu tikeliliğin hakkının verilmesi için teorik-politik mücadelelere girmiş olan yine bizdik. İnsanlığın evrensel özgürleşimini isteyen idealin hangi somutluklar bağlamında gerçek kılınabileceği araştıran ve bu uğurda destansı mücadeleler başlatarak hayatlarını ortaya koyan bizlerdik. Bir yandan geçmişin tüm değerlerini önüne katıp süpüren bir toplumsal düzeneği tüm dünyada egemen kılmaya çalışırken, öbür yandan huzur ve garantilerden vazgeçmek istemeyen burjuvazinin yarattığı vahşeti tüm karmaşıklığıyla analiz eden ve bu gerçekliğin yarattığı uçuruma gözlerini kırpmadan bakan bir gelenekti bizimkisi. Elverişsiz, hatta teorik olarak imkansız koşullar altında inşasına girişilen sosyalizmin sonuçta bürokratik bir devlet aygıtına dönüşüp taşlamasına ilk isyan edenler de yine bizim geleneğimiz içinde yer alan devrimci teorisyenler ve militanlardı. Öyleyse, nasıl oluyordu da postmodern düşüncenin eleştiri oklarından öncelikle sosyalistler gocunuyordu? Rasyonalist, pozitivist ve pragmatist bir Aydınlanmacılığı savunma görevi niçin sosyalistlerin omuzlarına yıkılıyordu? |
Postmodernizm ve Eleştirisi Tartışmalar/Uygulamalar
Dilek Doltaş
İnkılap Yayınevi
Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde öğretim üyesi, Doğuş Üniversitesi'nde de Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı olan Prof. Dr. Dilek Doltaş'ın Postmodernizm ve Eleştirisi: Tartışmalar/Uygulamalar adlı kitabı postmodern yaklaşımın temel kavramlarını ve sorunlarını irdeleyen titiz bir çalışma. Belli başlı postmodern düşünürlerin görüşlerine ve bunlara yöneltilen eleştirilere yer vermesi açısından Türk okuru için aynı zamanda değerli bir el kitabı niteliği taşıyor. Postmodern yaklaşımı benimseyen yazar ve eleştirmenlerin, yapıtlarında epistemolojik (bilginin temellerine ve sınırlarına ilişkin) konulardan uzaklaşarak ontolojik (gerçeğin asıl kendisine ve niteliğine ilişkin) sorunlara yöneldiklerini gösteren Doltaş, postmodernizmin Türkiye'de nasıl algılandığını ve çağdaş Türk yazınını nasıl etkilediğini de kitabında örneklerle ortaya koyuyor.
Yazar postmodernizmi bir yandan modern kuralların dışladığı değerleri, kültürleri, kimlikleri, düşünce ve ölçütleri anlamlı ve geçerli gören bir yaklaşım olarak ele alıyor ve onun modernist düşünce türlerine göre daha eşitlikçi, adil ve demokratik olduğunu söylüyor Bir başka yandan küreselleşen dünyanın modern ve insan-merkezli sistematik Batı düşüncesiyle açıklanamayan çelişkilerine postmodern yaklaşımın da bir çözüm getirmediğini, özellikle kitabının yeni basımına eklediği üçüncü bölümünde ayrıntılı bir biçimde anlatıyor. Yeni bölümde ayrıca modernizm karşıtı görüşleriyle ünlü Ihab Hassan, Homi Bhabha, Gayatri C. Spivak ve Marjorie Perloff gibi Batılı eleştirmenlerin yazılarına göndermeler yaparak postmodernizmin son on yılda geçirdiği kavramsal dönüşüme ısrarla dikkat çekiyor.
Kitabın en önemli ve ilginç yönü, Türkiye'ye dönük olması ve postmodernizmi bugünkü eleştirisiyle birlikte ülke gündemine getirmesi. |
Postmodernizm
ve Popüler Kültür
Angela Mc Robbie
Sarmal Yayınları
Kültür araştırmaları,
günlük hayatı ve popüler kültürü kültürel alanın merkezine oturtmaya çalışan radikal bir politik proje olarak ortaya çıktı. Eski gerçeklerin altlarının oyulduğu ve kimliklerin parçalandığı postmodern dünyada, popüler kültür üzerine çalışanların önlerindeki yol bugün eskisine oranla daha puslu. McRobbie postmodernitenin olanaklarını daha karamsar değerlendiren yorumculardan farklı olarak, postmoderniteyi bir sosyal değişim ve politik dönüşüm uzamı olarak ele alıyor.
Kültüren kuramı ve popüler kültürü geniş bir yelpaze içinde ele alan Angela McRobbie günlük hayatı, farklı kültür ve kimliklerin eklektik karşılıklı etkileşimi olarak kavrıyor. |
Postmodernizm
ve Tüketim Kültürü
Mike Featherstone
Ayrıntı Yayınları |
Postmodernite ile Modernite Arasında Türkiye
Yazar : Hasan Bülent Kahraman
Yayınevi : Everest Yayınları
1980 sonrasında hayatımıza yeni bir kavram karıştı: postmodernizm. bu, kimilerine göre lanetli bir kavramdı. kimileri de ona bir kurtarıcı olarak sarılmıştı. postmodernizm, teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı bir yeni dönem, bir ideolojiydi oysa. bir tür düşünme biçimiydi. o nedenle hem boyutları geniş oldu hem de etkisi. siyaset, ideolojiler, en geniş anlamda kültür, postmodernite içinde dönüştü, yeni anlamlar üretti. Türkiye bu gelişmelerden payına düşeni almakta gecikmedi. ama Türkiye moderniteyle olan hesaplaşmasını da tamamlamamıştı. Tanzimat'tan bu yana devam eden arayış ne olacaktı? Cumhuriyet’in birikimi yok mu sayılacaktı? bu sorular yanıt bekliyor ama dünya da yeni bir özgürlükler dönemine giriyordu. o yeni özgürlük çabalarının bir bölümü modernitenin sert ve katı yanlarının aşılmasını zorunlu kılıyordu. Hasan Bülent Kahraman bu kitabında postmoderniteyi bir kültürel, siyasal, toplumsal süreç olarak irdeliyor. postmodernite bağlamında kimlik, tarih, gelenek, akıl gibi batı metafiziğinin temel kavramlarını gözden geçiriyor. bunların toplumsal ve siyasal alanda olduğu kadar estetik düzeyde ne ifade ettiğini sorguluyor. bunu yaparken moderniteyi de kuramsal bir bakış açısıyla yeniden değerlendiriyor. |
Postmodernliğin Durumu
Harvey, David (1997).,
İngilizce’den Çeviren: Sungur Savran),
Metis Yayınları,
İstanbul.
|
Postmodern Durum
Lyotard, J. F. Vadi Yayınlar
(İngilizce’den Çeviren: Ahmet Çiğdem),
(1997).,, Ankara. |
Modernligin Eleştirisi
Touraine, Alain, İstanbul.
(Çev: Hülya Tufan),
Yapı Kredi Yayınları (1995).
|
Yasa Koyucular ile Yorumcular / Modernite, Postmodernite ve Entelektüeller Üzerine
Zygmunt Bauman
Yayına Hazırlayan: Meltem Ahıska,Yıldırım Türker; Tercüme: Kemal Atakay
Metis Yayınları
Bauman, Yasa Koyucular İle Yorumcular'da, modernite ve postmodernite kavramlarını, 'entellektüel rol'ün yerine getirildiği birbirinden tamamiyle farklı iki bağlama ve bunlara yanıt olarak gelişen stratejilere işaret vermek üzere kullanıyor. Bu karşıtlıktan yararlanarak Batı Avrupa tarihinin (ya da Batı Avrupa'nın egemen olduğu tarihin) son üç yüzyılını entellektüel praksis açısından kuramlaştırıyor. Yazara göre, entellektüel çalışmaya ilişkin tipik modern stratejiyi en iyi sergileyen şeylerden biri 'yasa koyucu' eğretilemesidir. 'Bu rol, görüş ayrılıklarını hükme bağlayan yetkeli ifadeler kullanmayı ve bir kez seçildiklerinde doğru ve bağlayıcı hale gelen görüşleri seçmeyi içerir. Bu durumda hüküm verme otoritesi, enetellektüellerin toplumun entellektüel olmayan kesimine oranla daha kolay eriştikleri üstün (nesnel) bilgi tarafından meşrulaştırılır. 'Bu konudaki tipik postmodern stratejiyi ise 'yorumcu' eğretilemesi gösterir. Yani, 'bir topluluğa özgü gelenek içinde dile getirilmiş ifadeleri, bir başka geleneğe dayanan bilgi sistemince anlaşılabilecek şekle çevirmeyi içerir. En iyi toplumsal düzeni seçmeye yönelmek yerine bu strateji, özerk (bağımsız) katılımcılar arasında iletişimi kolaylaştırmak amacını taşır; iletim süreci içinde anlamın çarpıtılmasını önlemeye çalışır.' |
Modernite
Versus Postmodernite
Yazar : Mehmet Küçük
Yayınevi :Vadi Yayınları |
Postmodernist Kültür - Çağdaş Olanın Kuramlarına Bir Giriş
Steven Conor
Çeviri: Doğan Şahiner.
Yapı Kredi Yayınları
"Geri dönülen 'geçmiş'in modernizm 'geleneği' olması durumunda (postmodernist girişimlerin birçoğunda olduğu gibi), bu gelenekle 'eleştirel ilişki'mizin onun gizli bir tekrarından başka bir şey olup olmadığını nasıl bilebiliriz?"François Lyotard, Fredric Jameson ve David Harvey'den hukuk, müzik ve bilimkurguya, danstan feminizm, ekoloji, popüler kültür ve etnografiye en yeni postmodernist yaklaşımları "karşı" ya da "taraf" olmadan tanıtan; postmodern eleştirel söylem ve kültür politikalarını yalnızca içerikleriyle değil biçimsel özellikleriyle de ele alan bir giriş denemesi.Postmodernizm tartışmaları bir yandan bir kültür politikasının canlanıp yaygınlaşması diğer yandan da bu politikanın nötralize edilmesi için olanakları bir arada sunarken, "epomo imrenmesi"nin bilinçaltını sorgulayan bir döküm. |
Postmodernizm ve Alımlama Estetiği
Yılmaz Özbek
Çizgi Yayınevi |
Modernliğin Sonu
Gianni Vattimo
İz Yayıncılık
Gianni Vattimo'nun Modernliğin Sonu adlı kitabı, modernliğin bitişinin ve onun bilim ve sanat alanındaki sonuçlarının felsefi temelini geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu, gerçekten kapsamlı bir çalışma olmakta beraber Vattimo'nun perspektifinden bakıldığında kökleri ondokuzuncu ve yirminci yüzyıl Avrupa felsefe geleneğinde olan bir eserdir. Onun beşeri öznenin insan toplumunun tabiatına ilişkin geleneğine olan ilgisi, felsefenin çağdaş teknolojik uygarlığın yabancılaştırıcı şartlarıyla başa çıkmadığına dair bir bilinçle elele gider. Modern uygarlık tarafından kökten bir değişikliğe uğratılan tabii dünyada olduğu gibi beşeri faaliyetin tüm alanlarında da 'çöl' giderek büyümektedir; bu durum ise çağdaş düşünceden olumlu bir cevap beklemektedir. Elinizdeki kitap modernliğin sona erdiği tarihin bu evresinde yapıcı bir beşeri varoluş vizyonu geliştirmede felsefenin oynayabileceği role ilişkin bir filozofun görüşlerini içermektedir |
Postmodern Teori
(Postmodern Theory)
Steven Best, Douglas Kellner
Çev: Mehmet Küçük
Ayrıntı Yayınları
İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya çapında kurulan dehşet dengesinin sabitlediği politik konumların 1980' li yıllardan itibaren çözülüp dağılmasıyla birlikte bir ''yeni'' duygusu, dünyada hemen her düzeyde patlak verdi. Biteni anlamak, ''yeni''yi tarif etmek için başvurulan ve bir tür şemsiye işlevi gören bir terim alabildiğine muğlak kaldı: Post-Modern.
Bu muğlaklığı gidermeye yönelik olarak yayımladığımız Mike Featherston' un ''Postmodernizm ve Tüketim Kültürü'' başlıklı çalışmasının ardından bir kitap daha sunuyoruz: ''Postmodernizm Teori'' Eleştirel bir toplum teorisinin yeniden inşasını hedefleyen Best ve Keliner, öncelikle 1870' lerden itibaren dolaşımına giren terimin bir arkeolojisini sunuyor bize. Bu arkeolojinin ışığında, Foucault, Deleuze, Guattari, Baudrillard, Lyotard, Jameson, Laciau, Mouffe gibi isimleri ''postmodernist'' yaftası altında toplama gerekçelerini belirtip, bu sinemaların çalışmasını eleştirel bir süzgeçten geçiyorlar. Bu tartışma esnesında yaptıkları serimleme sayesinde, postmodernist olduğu söylenebilecek bir dizi kavram ve itiraz açıklığa kavuşturuluyor: Büyük anlatı, temsil, hakikat, özne, gerçek, ilerleme, devrim nosyonlarının reddi; ve bunların yerine sunulan arzu, yersiz yurtsuzlaşma, köksap, çokkatlılık, dil oyunları, fark, özne konumları, bilgi/iktidar, soykötülüğü, simülasyon, hiper-gerçek, radikal demokrasi, hegemonya nasyonları. Radikal bir tarihsel kopuşun yaşandığı fikrine katılmamakla birlikte toplumsal ve kültürel boyutlarda önemli değişimlerin olduğunu kabul eden Best ve Keliner, bu değişimlerin toplum ve kültür teorisinin yeniden inşa edilmesini gerektirdiğini savunarak, postmodernist olarak sınıflandırdıkları teorileri toptan karalayıp yadsımak yerine, bunların ''rasyonel çekirdek''' lerini araştırıp çıkıyorlar. ''Aşırılıkçı'' ve '' yeniden inşacı'' postmodernistlerin arasında yaptıkları ayrım uyarınca, modern dönemi karakterize eden teorik söylemlerin indirgemeci ve mekanist boyutlarına saldıran postmodernistlerin haklı itirazlarını işe yarar birer rasyonel içgörü olarak kabul ediyorlar.Buna karşılık, postmodern teorinin daldığı çıkmaz sokakları da analiz etmekten geri kalmıyorlar. Rayonelliğin rasyonel eleştirisi, totalitenin totalleştirici reddi, öznellik kategorisinin öznel bir kibirle bir köşeye fırlatılması, aşırı mekanistik tek-nedenli teorilerin eleştirilmesine karşılık nedenselliğin toptan reddi, akıl eleştirisinde nüansların gözden kaçırılması bunlardan yalnızca birkaçıdır.
Sonuç olarak bu kitapta, yaşadığımız çağın sorunlarını çok-boyutlu bir eleştirel teorinin inşasıyla analiz etmeye ve kapitalizmin küresel evresini tüm karmaşıklığıyla kavrayarak bir sonraki yüzyılda yaşanılası bir dünyanın kurulmasına katkı yapmaya yönelik bir çaba var. Bir de Best ve Keliner' ın kitaplarını ithaf ettikleri okuyucusu:''... içinde bulunduğumuz yılların ve gelecek yüzylın meydan okumalarıyla hesaplaşmak üzere yeni teoriler ve politikalar geliştirmek için postmodern teorinin ve öbür eleştirel söylemlerin içgörülerini kullanacaklarını umduğumuz bizden sonraki radikal entellektüel ve eylemciler kuşağı...''
|
| |