Adorno
Theodor
W. Adorno (1903-69) "Frankfurt Okulu" ya da "Eleştirel
Kuram" olarak anılan düşünce hareketinin en önemli
üyelerindendir. Babası, Protestanlığa geçmiş
Yahudi kökenli bir şarap imalatçısı, annesi Fransız/Korsika
kökenli bir opera sanatçısıydı. Katolik bir
aileden gelen annesi tarafından nüfus kütüğüne
Wiesengrund-Adorno olarak kaydettirilen Adorno,1943'ten itibaren
sadece anne soyadını kullanmıştır.
Frankfurt'ta
müzik ve felsefe öğrenimi gördü. Siegfried Kracauer, György
Lukács, Ernst Bloch ve Walter Benjamin gibi dönemin radikal
yazarlarının etkisi altında Marksizme yaklaştı,
ancak herhangi bir siyasal partiye katılmadı. Düşüncesinin
oluşumunda asıl önemli olan figürler, besteci Arnold
Schönberg ile Frankfurt Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü'nün
yöneticisi Max Horkheimer'di. Adorno da 1930'ların başında
Enstitü' ye katıldı. Nazilerin Almanya'da iktidarı
almalarından sonra İngiltere'ye ve ardından ABD'ye
göç etti. Burada, kendi yönetimindeki bir çalışma
grubuyla, sonradan aynı başlıkla yayımlanacak
olan Otoriter Kişilik (The Authoritarian Personality, 1950)
araştırmasını yönetti. Savaştan sonra
Frankfurt'a dönerek Horkheimer'la birlikte Enstitü'yü yeniden
kurdu. Diğer önemli yapıtları, Philosophie der
neuen Musik(1949; Modern Müziğin Felsefesi), Dialektik der
Aufklaerung (Horkheimer ile, 1947; Aydınlanmanın
Diyalektiği, Kabalcı), Negative Dialektik (1960;
NegatifDiyalektik) ve Ästhetische Theorie'dir (1970; Estetik
Kuramı).
Türkçe'de
Eleştiri Toplumu Üstüne Yazılar (Belge, 1990) adlı
kitabın dışında Adorno'nun; Benjamin, Jameson,
Brecht ve Lukács'la birlikte, bir makalesinin yer aldığı
Estetik ve Politika adlı kitap da Eleştiri Yayınevi
tarafından 1985'te yayımlandı.
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Author.asp?ID=20043
Agnes
Haller
1929'da
Budapeşte'de doğdu. Aile fertlerinin pek çoğunu
kaybettiği Nazi kamplarından kurtulmayı başardı.
1947'de Georg Lukacs'ın öğrencisi ve asistanıydı,
daha sonra da aynı kürsüde profesör oldu. Savaş
sonrasında yayımlanan Macar Felsefe Dergisi'nin ilk editörü.
Macar Devrimi'nden sonra Lukacs'la birlikte üniversiteden uzaklaştırıldı
ve yazı yazması yasaklandı. 1968'de Sovyetler'in Çekoslovakya'yı
işgalini protesto ettiği için yıllarca gözetim
altında tutuldu. 1973'te Komünist Parti'nin aldığı
özel bir kararla bütün akademik sıfatları elinden alındı.
1977'de Avustralya'ya iltica etti. 1989'da Doğu Bloku'nun
çökmesinden sonra ülkesine döndü ve Macar Bilimler
Akademisi'ne seçildi.
Eserlerinden bazıları:
Güzelliğin Konsepti,
Bir Modernite Teorisi, Kişisel Etik, Biyopolitika, Modernite
Yaşayabilir mi? Yalta'dan Glasnost'a, Genel Etik, Postmodern
Siyasal Durum, Batı Solu-Doğu Solu (Özgürlük,
Totalitarizm, Demokrasi), Utancın Gücü.
Andreas
Huyssen
Geçmiş
yıllarda Wisconsin Üniversitesi Almanca ve Karşılaştırmalı
Edebiyat bölümünde çalışan Andreas Huyssen, şimdi
New York'ta, Colombia Üniversitesi'nde profesör olarak görev
yapmaktadır. Romantik dönem şiiri üstüne kitapları
vardır ve Drama des Sturm und Draug (1981) adlı
bir oyun da yazmıştır. New German Critique
dergisinin yayın yönetmenliğini yapan yazarın,
edebiyat ve sanatta günümüzde ortaya çıkan değişimleri
konu aldığı After the Great Divide adlı
etki uyandırıcı kitabı dışında,
editörlüğünü paylaştığı The
Technological Imagination ve Postmoderne: Zeichen eines
kulturellen Wandels adlı kitapları bulunuyor. Türkçe'de,
Kadın ve Popüler Kültür (Ark, 1995) adlı
incelemede de bir makalesi yer almaktadır.
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Author.asp?ID=19955
A.
Giddens
Günümüzün
en etkili toplumsal kuramcılarından biri olan Anthony
Giddens 1938'de doğdu. Hull Üniversitesi'nde sosyoloji ve
psikoloji öğrenimi gördükten sonra, yüksek lisansını
London School of Economics (LSE), doktorasını Cambridge
Üniversitesi'nde yaptı. 1961'de Leicester Üniversitesi'nde
başladığı öğretim üyeliğini,
Kanada, ABD ve İngiltere'de çeşitli üniversitelerde sürdürdü.
Avustralya, Finlandiya, Almanya, İsveç, İtalya,
Danimarka ve Fransa gibi ülkelerde konuk öğretim üyeliği
yaptı. 1970'te çalışmaya başladığı
Cambridge Üniversitesi'nde 1986'da profesör oldu. 1997'de
LSE'nin yöneticiliğine getirilen Giddens, ayrıca
1985'ten bu yana kurucularından olduğu Polity Press'in,
1989'dan bu yana da Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin
başkanlığı ve yöneticiliğini yürütmektedir.
Pek çok ödül alan ve hakkında on iki kitap yazılmış
olan yazarın iki yüzden fazla makalesinin yanı sıra,
yirmi dokuz dile çevrilmiş otuz iki kitabı vardır.
Max Weber, Emile Durkheim, Karl Marx gibi kuramcılar üzerinde
çalışan, modern toplumlarda sınıf yapısı,
modernlik, ulus-devlet, sosyal demokrasi, solun geleceği gibi
konulara eğilen ve son kitabı Runaway World: How
Globalization is Reshaping our Lives (Kaçak Dünya: Küreselleşme
Yaşamlarımızı Nasıl Yeniden Biçimlendiriyor,
Profile, 1999) olan Giddens'ın Türkçe'de yayımlanan
kitapları arasında Mahremiyetin Dönüşümü
(Ayrıntı, 1994); Sosyoloji: Eleştirel Bir Yaklaşım
(Birey, 1994); Max Weber Düşüncesinde Siyaset ve
Sosyoloji (Vadi, 1996); Modernliğin Sonuçları
(Ayrıntı, 1998); İleri Toplumların Sınıf
Yapısı (Birey, 1999); Toplumun Kuruluşu
(Bilim ve Sanat, 1999); Üçüncü Yol, Sosyal Demokrasinin
Yeniden Dirilişi (Birey, 2000); Elimizden Kaçıp
Giden Dünya (Alfa, 2000) ve Sosyoloji (Ayraç, 2000)
sayılabilir.
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Author.asp?ID=20065
Daniel
Bell
Benzetimin
önemini sistematik bir şekilde öne çıkaran ve aynı
zamanda bilişim toplumunun özelliklerini, endüstri sonrası
toplum olarak vurgulayan, Daniel Belldir (1973). Bell
endüstri öncesi, endüstri ve endüstri sonrası toplumların
özelliklerini karşılaştırdığında,
endüstri sonrası toplumların özellikleri hakkında
şunları belirtir.
-
Ekonomik sektör: 3. sektör (taşımacılık,
servisler), 4.sektör (ticaret, finans, sigortacılık
vb), 5. sektör (sağlık, araştırma, eğitim,
devlet) ve eğlence sektörü. (Endüstri toplumunda: imalat
sektörü)
-
Dönüşüm kaynağı: Bilgi, enformasyon
(bilgisayarlar ve iletişim sistemleri). (Endüstri
toplumunda: elektrik, petrol, doğal gaz, kömür, nükleer
eneji türü enerji)
-
Stratejik kaynak: Bilgi. (Endüstri toplumunda: kapital)
-
Teknoloji: Entellektüel teknoloji. (Endüstri
toplumunda:makine teknolojisi)
-
Beceri: Bilim insanları, teknik ve profesyonel uğraşılar.
(Endüstri toplumunda: mühendisler, yarı vasıflı işçiler)
-
Yöntembilim: Soyut kuramlar, modeller, benzetim, karar
kuramı, sistem çözümleme. (Endüstri toplumunda: Deney)
www.site.uottawa.ca/~oren/pubs/2005/E01-06-benzetim.pdf
http://www.site.uottawa.ca/~oren/pubs/2005/E01-06-benzetim.pdf
David
Harvey
Cambridge
Üniversitesi'nde kentleşme, çevre, ekonomi-politik, coğrafya
ve toplum kuramı, ileri kapitalist ülkeler gibi alanlarda çalışmalarını
yürüten Harvey, toplumsal bilimler gündemine kayda değer
katkılarda bulunmuş bir coğrafyacıdır.
http://www.yenisayfa.com/pgs/prda/author.asp?fr_recSID=dsYC
Halen
Oxford Üniversitesi Coğrafya bölümünde çalışmaktadır.
Postmodernliğin Durumu yazarın Türkçe'ye çevrilen
ilk kitabı. Diğer temel yapıtları arasında
Social Justice and the City (Sosyal Adalet ve Şehir), The
Limits to Capital (Sermayeye Sınırlar) ve The
Urban Experience (Kentsel Deneyim) sayılmalıdır.
Bunlardan kendi konusu içinde bir klasik haline gelmiş olan Sosyal
Adalet ve Şehir, yayınevimizden bu yıl yayımlanacaktır.
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Author.asp?ID=20056
Douglas
Kellner
Texas
Üniversitesi'nde Felsefe Profesörüdür. Şimdiye kadar
şu kitapları yazmıştır. Karl Korsch:
Revolutionary Theory: Herbert Marcuse and the Crisis of Marxism;
Critical Theory, Marxism and Modernity; Jean Baudrillard: From
Marxism to Postmodernism and Beyond ve Michael Ryan ile beraber
kaleme aldığı Camera Politica: The Politics and
Ideology of Contemporary Hollywood Film gibi birçok kitap yazmıştır.
http://www.yenisayfa.com/pgs/prda/author.asp?fr_recSID=drGttd
Emmanual
Levinas
(1906-95),
Kaunas, Litvanya'da doğdu. Orta öğrenimini Litvanya ve
Rusya'da tamamladı. 1923'ten 1930'a dek Fransa, Strasbourg'ta
felsefe öğrenimi gördü. 1928-29'da Almanya, Fribourg'da
bulunarak Husserl ve Hei-degger'in derslerine katıldı.
1930'da Fransız vatandaşlığına geçti. École
Normale İsraélite Orientale'de yöneticilik yaptı.
Poitiers (1964), Paris-Nanterre (1967), Sorbonne (1973) üniversitelerinde
öğretim üyeliği yapmıştır
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Author.asp?ID=23205
Frederic
Jameson
Duke
University'de Karşılaştırmalı Edebiyat
Profesörü ve Duke Center for Critical Theory adlı kuruma bağlı
Edebiyat Yüksek Lisans programının başkanıdır.
Jameson'un, Marksizm, yazın-kuramı, post-yapısalcılık
ve postmodernizm üzerine çok sayıda çalışması
bulunmaktadır.
Gianni
Vattimo
1936-
İki büyük Alman düşünürü Nietzsche ile
Heidegger'in ortaya koyduğu düşünceler üzerinden
giderek özellikle yorum bilgici felsefe bağlamında
ortaya koyduğu özgün yorumlarla yakın dönem kıta
felsefesinin adından en çok söz ettiren İtalyan
felsefecisi. 1936 yılında İtalya'nın Torino
kentinde doğan Gianni Vattimo, "Liceo classico" adı
verilen zorlu klasik çalışmalar programını başarıyla
tamamladıktan sonra, Luigi Pareyson ile birlikte Torina Üniversitesi'nde
1950'li yılların ortalarına dek Alman felsefesi yönelimli
çalışmalarda bulundu. Pareyson, 1940'ların başlarında
faşist rejim altındaki İtalyan kültürünün özgür
düşünme ortamından bütün bütün yoksun olması
gerçeğine karşın, İtalya'da varoluşçuluğu
keşfetmeyi başarmış tartışmasız
ilk büyük düşün adamıdır. Nitekim savaşın
bitimini izleyen yıllarda, faşizmin küllerinden yeni ve
daha kozmopolit (evrendeşçi) bir kültür yaratma amacıyla
yürütülen ortak bir çabanın göze çarptığı
İtalya'da, Pareyson Heidegger düşüncesini yorum
bilgisi disipliniyle birlikte çağdaş İtalyan
felsefesine tanıtan ilk kişilerden biri olmuştur.
Felsefe
Sözlüğü- Bilim ve Sanat Yayınları
G.Bataille
1897-1962
yılları arasında yaşamış Fransız
edebiyatçısı ve deneme yazarı. Özellikle
denemeleriyle, çağdaş Fransız düşüncesinin
yapıbozumcu ve antihümanist geleneğinin içinde önemli
bir yer tutan düşünür. Temel eserleri: la
Literature et le Mal (Edebiyat ve Kötülük), LExperience
interieure (İç Deneyim), La Theorie du Religion
(Din Teorisi), Sur Nietzsche (Nietzsche Üzerine).
Ahmet
Cevizci-Paradigma Felsefe Sözlüğü-Paradigma Yayınları
G.
Deleuze
http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=737
Georg
Simmel
..1858
- .. (Berlin)
Sosyolog ve Felsefeci. Yüksek öğrenimini Berlin Üniversitesi'
nde tamamladı ve aynı üniversitede felsefe ve ahlak üzerine
dersler verdi.(1885). Yeni bir disiplin olma yolundaki sosyoloji
alanında yoğunlaştı ve 1900 yılında
bu alanda profesör oldu. 1917' te ise, gfelsefe bölüm başkanı
olarak Strasburg Üniversitesi' ne geçti ve ölümüne kadar
(1918) bu görevde kaldı. Sosyolojinin bir sosyal bilim
olarak tesisinde katkıları olan Simmel üzerine pek çok
eser yazmıştır.
http://www.yenisayfa.com/pgs/prda/author.asp?fr_recSID=rVxsGtt
Hannah
Arendt
(d.
14 Ekim 1906, Hannover, Almanya - ö. 4 Aralık 1975, New York
kenti, ABD), Alman asıllı ABDli siyaset bilimci ve
felsefeci. Yahudi sorunları üzerine eleştirel yazıları
ve totaliterlik üze rine çalışmalarıyla ünlüdür.
Marburg,
Freiburg ve Heidelberg üniversitelerinde öğrenim gördü.
1928de Heidelberg Üniversitesinde doktora çalışmasını
tamamladı. 1933te Almanyada Naziler iktidara gelince
Parise kaçtı ve orada sosyal hizmet görevlisi olarak çalıştı.
1940ta, felsefe profesörü Heinrich Bluecherle evlendi.
Ertesi yıl gene Nazilerden kaçmak zorunda kaldı.
Arendt
Origins of Totalitarianism (1951; Totalitarizmin Kaynakları
1, Antisemitizm, 1996; Totalitarizmin Kaynakları 2,
Emperyalizm, 1998) adlı en önemli yapıtında
totaliterliğin doğuşunu 19. yüzyıl
antisemitizmi ne ve emperyalizme bağladı; totaliterliğin
güç kazanmasını ise geleneksel ulus-devletin çözülmesinin
sonucu olarak yorumladı. Totaliter rejimlerin, kaba siyasal
iktidar peşinde oldukları ve maddi ya da yararcı
yaklaşımları bir yana ittikleri için, toplumsal
yapıyı kökünden değiştirdiğini ve
siyaseti neredeyse kural tanımaz hale getirdiğini
savundu. Arendt bu yapıtıyla önemli bir siyasal düşünür
olarak tanındı. Ders vermek üzere ABDdeki büyük üniversitelere
çağrıldı. Chicago Universitesinde (1963-67),
ardından da New York kentindeki New School for Social
Researchte öğretim üyeliğinde bulundu.
Arendtin
1961deki Adolf Eichmann davasıyla ilgili gözlemlerine
dayanan Eichmann in Jerusalem (1963; Eichmann Kudüste) adlı
kitabı tartışmalara yol açtı. Arendt bu kitabında
Nazi savaş suçlusunu yalnızca hırslı bir bürokrat,
onun Yahudileri sistemli olarak yok etmesini de o zamanlar
Avrupayı saran korkunç, akla sığmaz, dile
gelmez bayağılıktaki kötülük dalgasının
somut ifadesi olarak betimledi. Öteki yapıtlan arasında
The Human Condition (1958; insanlık Durumu, 1994), Between
Past und Future (1961: Geçmişle Gelecek Arasında Siyasi
Düşünce Konulu Altı Deneme, 1996), On Revolution
(1963; Devrim Üzerine), Men in Dark Times (1968; Karanlık Dönemlerde
İnsanlar), On Violence (1970; Şiddet Üzerine, 1997) ve
Crises of the Republic (1972; Cumhuriyetin Buhranı) sayılabilir.
Ana
Britanicca
Hans
George Gadamer
Henri
Lefebre
16
Haziran 1901'de Hagetman'da doğdu. 1919 yılında
Sorbonne'da felsefe okumaya başladı. Önceleri Katolik
felsefe geleneğinin etkisindeydi. 1924 yılında
Philosophies topluluğuna katıldı ve Marksizm'le
ilgilenmeye başladı. Felsefe çalışmalarını
sürdürürken, hayatını kazanmak için taksi şoförlüğü
yaptı, fabrikalarda işçi olarak çalıştı.
1928 yılında Nizan, Politzer gibi düşünürlerle
birlikte Fransız Komünist Partisi'ne girdi. 1933'te Marksist
bir dünya görüşünü savunan Avant-poste dergisini
yayımlamaya başladı. Marksist felsefeyi geniş
kitlelere açıklamak amacıyla kitaplar yazdı.
1958'de partiden çıkarıldıktan sonra da bağımsız
bir devrimci entelektüel olarak çalışmalarını
sürdürdü. 1961-65 arasında Strasbourg Üniversitesi'nde
sosyoloji profesörlüğü yaptı ve Sitüasyonistler ile
ilişki kurdu. 1965-73 arasında Nanterre, 1973'ten sonra
Paris Üniversiteleri'nde sosyoloji profesörlüğünü sürdürdü.
1991 yılında Paris'te öldü. Lefebvre'in bazı yapıtları
şunlardır: Modern Dünyada Gündelik Hayat, Le matérialisme
dialectique (1939, Diyalektik Maddecilik), L'existentialisme
(1946, Varoluşçuluk), Critique de la vie quotidienne
(1947, Gündelik Hayatın Eleştirisi), Les problèmes
actuelles du Marxisme (1958, Marksizm'in Güncel Sorunları),
Introduction à la modernité (1962, Modernliğe Giriş),
Sociologie de Marx (1966, Marx'ın Sosyolojisi,
ilk basım Gökkuşağı, 1995; Sorun, 1996), La
révolution urbaine (1970, Kentsel Devrim), La fin de
l'histoire (1970, Tarihin Sonu), De l'État (4 cilt,
1976-78, Devlet Üzerine). Türkçe'de yayımlanan diğer
kitapları: Yaşamla Söyleşi: Sosyalizm, Günlük
ve Ütopya Üstüne (Belge, 1995), Marksizm (Alan,
1990).
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Author.asp?ID=20046
Jacques
Derrida
J.
Baudrillard
Jean
François Lyotard
Julia
Kristeva
(1941)
Genellikle çağdaş Fransız feminizmi denilince
Cixous ve Irigarayla birlikte akla gelen ilk üç isimden biri
olan Fransız felsefeci, ruhçözümcü ve dilbilimci.
Bulgaristan doğumlu olan Julia Kristeva, Parise 1966 yılında
öğrenci olarak gelmiş; daha sonra burada kalarak
dilbilim ve ruhçözümleme (psikanaliz) üzerine çalışmalar
yürütmüştür. Yapıtlarında genel olarak göstergebilim,
ruhçözümleme ve siyaset çerçevelerinden dil, doğruluk,
ahlak ve aşk gibi konulara eğildiği gözlenen
Kristeva, genel kanının aksine, kendi çalışmalarını
feminist olarak nitelemese de birçok feminist, feminist
kuram ile feminist eleştirideki çeşitli tartışmaları
genişletmek ve geliştirmek için onun çalışmalarına
başvurmaktadır.
Kristeva
dilbilim alanında ününü büyük ölçüde simgesel ile göstergesel
ayrımı diye adlandırdığı şeye
borçludur. Kristeva ilkin 1974 yılında yayımladığı
Şiir Dilinde Devrim adlı kitabında ortaya koyduğu
bu ayrımla Lacanın imgesel/ simgesel ayrımını
yapıbozuma uğratarak göstergeseli imgeselin
yerine koyar. Göstergesel anneliğe ve onun birincil süreçlerine
dayalı Oedipus dönemi öncesine ait bir terimken, simgesel
Ataerkil Yasaya ve onun ikincil süreçleri tarafından düzene
konulan Oedipus kompleksine dayalı bir dizgeye karşılık
gelir. Kristeva bütün anlamlandırmaların bu iki öğeden
oluştuğunu iddia eder. Buna göre göstergesel öğe
anlamlandırmada boşaltılan bedensel dürtülerden
oluşur ve hepimiz o bedende yaşadığımızdan
ötürü bütün insanlar için bu dürtülerin ilk kaynağı
olan anne bedeniyle yakından ilişkilidir.
Anlamın
simgesel öğesi ise daha çok yapısaldır ve
dilbilgisiyle ilgilidir. Sözgelimi sözcükler dilin simgesel yapılarından
ötürü göndergesel anlama sahiptirler; öte yandan göstergesel
içerikleri sayesinde yaşama -göndergesel olmayan- bir anlam
katarlar: simgesel olmadan bütün anlamlandırma çabaları
sabuklamalardan ibaret kalacaktır; göstergesel olmadan da bütün
hepsi yaşamımız için hiçbir önemi olmayan boş
bir çabaya dönüşecektir.
Son
çözümlemede anlamlandırma hem göstergesel hem de simgesel
gerektirmektedir; bu ikisinin bir tür bileşimi olmaksızın
anlam oluşmaz.
Felsefe
Sözlüğü- Bilim ve Sanat Yayınları
Jurgen
Habermas
Martin
Heidegger
Nietzsche
Michel
Foucault
Niklas
Luhmann
Bielefeld
Üniversitesi'nde sosyoloji dersleri veriyor. Özgün ve zengin
araştırıcılığı ve yöntemiyle
hem Almanya'da hem de Anglosakson ülkelerinde zengin oldu.
Cogito-YKY
Paul
Feyerabend
(1924-1994)
Gerek yönteme karşı duruşuyla, gerek akla
vedasıyla tüm dikkatleri üzerine çeken Avusturyalı
anarşist bilim felsefecisi. Viyana Çevresinin mantıkçı
olgucu bilim anlayışının en sıkı eleştiricilerinden
biri olan Paul Peyerabend, dönemdaşları Thomas Kuhn ve
N. R. Hanson gibi, bilim tarihine ve çağdaş bilimsel
tartışmalara daha yakından ilgi gösterilmesi
gerektiğini ısrarla vurgulayarak, bu tür bir ilginin
felsefenin bilime ilişkin açıklamalarının gerçek
bilim pratiğiyle büyük ölçüde çeliştiğini
ortaya koyacağını savunur.
Feyerabendin
felsefenin bilime iliş kin açıklamaları ile bilim
pratiği ya da bilimin uygulanışı arasındaki
bu tutarsızlık üzerine yoğunlaşan yapıtlarında
özellikle iki düşünce ön plana çıkmaktadır.
Bunlardan ilki ölçüştütülemezlik olarak bilinir.
Feyerabende göre rekabet halindeki kuramlar genellikle ölçüştürülemezler;
çünkü onların aynı düzlemde değerlendirilebileceği
ortak bir ölçüt bulunmamaktadır. Olgucu bilim
felsefecileri kuramsal önkavrayışların etkisi altında
olmayan katıksız gözlem diliyle oluşturulmuş
temel önermelerle böyle bir ölçüt oluşturmaya çalışsalar
da Feyerabende göre gözlem terimlerinin anlamları içinde
yer aldıkları kuramlardan etkilendiği için böyle
bir dil oluşturmak olanaksızdır.
Feyerabendin
yapıtlarında öne çıkan ikinci düşünce,
onun dünyaca tanınan bir bilim felsefecisi olmasını
sağlayan bilgikuramsal anarşizmdir. Feyerabend
bilimsel yöntem diye bir şeyin bulunmadığını
savunur: bilimsel pratiğin ona göre yönetildiği ya da
yönetilmesi gereken evrensel olarak geçerli yöntembilgisel bir
ilke yoktur. Eğer illa ki böyle bir ilkenin bulunması
gerektiğinde ısrarlıysak, Feyerabend e göre bu
ilke, kendisinin de inanmadığını ve usçuların
içinde bulunduğu durumun alaycı bir özen olduğunu
söylediği ne olsa uyar (anything ,goes) ilkesidir.
Felsefe
Sözlüğü- Bilim ve Sanat Yayınları
Paul
Ricoeur
Paul Ricoeur-1913
Fransa doğumlu, düşünür, tarihçi. İnsan
isteminin özgürlüğün ve kötülüğün simgelerini
tanımlamış, dilbilim ve psikanalizdeki çeşitli
yorum kuramlarını fenomenoloji açısından
incelemiştir. Önemli yapıtları arasında,
İstem felsefesi, Tarih ve Doğruluk, Yorum farklılıkları,
Zaman ve Anlatı bulunmaktadır.
Cogito-YKY
Pierre
Bourdieu
Pierre
Bourdieu 1930ta Fransanın güneybatısında
kalan Pirene yöresinin Denguin köyünde doğdu. Babası
köyün posta müdürüydü. Bourdieu okulunun parlak bir öğrencisi
ve okulun rugby takımının yıldız bir
oyuncusuydu. Orta eğitiminden sonra Parise gelerek, geleceğin
ünlü felsefecisi Jaques Derridayla sınıf arkadaşı
olacağı Fransanın ünlü okulu École Normale
Superiéuree devam etti. Buradaki öğrenimi sırasında
özellikle fenomenolojiye ilgi duydu. Heideggerin Varlık
ve Zamanını daha okula gelmeden okumuştu;
okulda da ilgisini Merlaeu-Ponty ve Husserlin çalışmalarına
yöneltti ve akademik nedenlerle Marxın yapıtlarını,
özellikle de bu yazarın gençlik döneminde yazdıklarını
okudu. 1953te savunduğu mezuniyet tezi Leibnizin Animadversionesinin
çevirisi ve yorumlanması üzerine kuruluydu. Felsefe öğretmenliği
için gereken sınavı geçtikten sonra bir yıl kadar
bu mesleği icra etti ve daha sonra askere alındı.
Cezayirde Fransız ordusunun yerel isyancıları
ezmeye çalıştığı çarpışmalarda
görev aldı. 1959-60 yılları arasında Cezayir
Üniversitesinde bulundu ve Berberi etnik kültürünü ve
geleneksel tarımını çalıştı. Bu yılları
hakkında düşündüklerini Kendimi bir felsefeci
olarak görüyordum ve bir etnolog olduğumu kabul etmek uzun
zaman aldı , sözleri oldukça açık bir biçimde
özetler. 1960ta Fransaya kendi kendini yetiştirmiş
bir antropolog olarak geri döndü.
1962de
Marie-Claire Brisardla evlendi. Antropoloji ve sosyoloji öğrenimine
devam etti ve 1960-62 yılları arasında Paris,
1962-64 yılları arasında Lille Üniversitesinde
dersler verdi. 1964te Yüksek Çalışmalar Uygulama
Okuluna katıldı. 1968de, Avrupa Sosyoloji
Merkezinin başkanı oldu. Burada, bir grup meslekdaşıyla
birlikte hakim kültürün aktarımı aracılığıyla
bir iktidar sisteminin sürdürülmesi sorunsalı etrafında
dönen kapsamlı, kolektif bir araştırmaya katıldı.
Yapıtlarının her zaman merkezi kalan konularından
biri, kültürün ve eğitimin toplumsal sınıflar
arasındaki farkların yerleşikleşmesinde ve
yeniden üretiminde oynadığı rol oldu. Avrupa
Sosyoloji Merkezindeki çalışmalarının bir
uzantısı olarak, 1970te yayınlanan Le
Reproductionda Fransız eğitim sisteminin
toplumdaki kültürel ayrımları yeniden ürettiğini
savundu. Bu yapıtında, ayrıca, kendisine ait
sembolik şiddet kavramını ilk kez kullandı
ve devletin meşru şiddetin kullanımı üzerindeki
tekeliyle pedagojik edimlerin simgesel şiddeti arasında
bir örtüşme olduğunu saptadı.
Bourdieu
1975te Actes de la Recherce en Sciences Sociales adında,
temel işlevi toplumun hakim yapısına destek olmak
olan kültürel üretim mekanizmasını açığa
çıkarmak olan bir dergi çıkardı. 1981de çok
prestijli bir konuma, College de Franceın sosyoloji kürsüsüne
atandı. 1980lrin sonunda yazar A.B.D.li
akademisyenlerin yazılarında en çok alıntı
yaptıkları Fransız sosyal bilimcilerden biri oldu.
Öğrencileri onu bir guru Bour-dieu (tanrı)
ya da sosyoloji kılığında uygulanan terörizmin
en korkunç örneği olarak görüyorlardı. 1990ların
ortalarından itibaren yazar akademik çevreler dışındaki
bir dizi etkinlikte yer aldı. Grevdeki demiryolu işçilerini
destekledi, evsizler adına konuşmalar yaptı,
televizyon programlarına sık sık konuk oldu ve
1996da Liber/Raisons DAgir adında bir yayınevi
kurdu. 1998de Le Mondeda yayımlanan bir makalesinde neo-liberalizmin
güçlü söylemini bir sığınaktaki
psikiyatrik söylemin durumuyla karşılaştırdı.
Bourdieunün son yayınladıkları, erkek egemenliği,
yeni neo-liberal dil, Edouard Manetnin sanatı ve
Beethovenın müziği hakkında bazı yazılar
oldu. Yazar, 24 Ocak 2002de, Paris St. Antoine Hastanesinde
kanserden öldü.
http://www.kitapgazetesi.com/konu.asp?id=2111
Roland
Barthes
1915
yılında Cherbourg'da doğdu. Yaşamı
boyunca öncelikle bir denemeciydi. Brecht'ten, Sartre'dan,
Saussure'den, Marx'tan ve psikanalizden gelen çeşitli
etkileri yapıtına yansıttı. "Yazı"nın
ve "yazarın/yazmanın" konumundan gündelik yaşamdaki
mitlere, klasik yazın üzerine incelemelerden göstergebilim
kuramına katkıda bulunan yapıtlara uzanan çok geniş
bir alanda ürün verdi. CNRS'de (Ulusal Araştırmalar
Merkezi) araştırmacı olarak bulundu, Ecole Pratique
des Hautes Etudes'de ve Collège de France'da dersler verdi. Dönemin
önde gelen edebiyat dergilerinden Les lettres nouvelles ve
Tel Quel'de yazılar yayımladı. Bir trafik
kazasında yaralandıktan bir süre sonra, 26 Mart 1980'de
Paris'te öldü.
Metis Yayınları'nda diğer kitaplarının
yanı sıra Tahsin Yücel tarafından hazırlanan
ve bütün yapıtlarından parçalar içeren özel bir seçkiye
Yazı ve Yorum adıyla yer verdik. Türkçe'deki diğer
kitapları: Camera Lucida (Altıkırkbeş
Yayın, 2000), Ara Olaylar (Kat, 1999), Göstergebilimsel
Serüven, Roland Barthes, Göstergeler İmparatorluğu,
S/Z (Yapı Kredi Yayınları) ve Eyfel Kulesi
(İyi Şeyler Yayıncılık, 1996).
http://www.metiskitap.com/Scripts/Catalog/Author.asp?ID=19958
Samir
Amin
..1931
- .. (Mısır)
Yüksek
öğrenimini Paris' te politika, istatislik ve ekonomi alanlarında
sürdürdü. Geçtiğimiz otuz yıl boyunca, kapitalizmin
değişen doğası, Kuzey- Güney ilişkileri
ve gelişme teorisi üzerine konularda öne gelen radikal düşünürlerdenbiri
olarak dünya çapında ünlendi. IDEP' in ve Birleşmiş
Milletler Afrika Planlama Enstitüsü' nün yöneticiliğini
yaptı.
Şu
anda, Senegal, Dakar' daki Üçüncü Dünya Forumu'nun başında
bulmaktadır.
Çok sayıda dile çevrilen Fransızca ve Arapça
eserlerin yazarıdır.
http://www.yenisayfa.com/pgs/prda/author.asp?fr_recSID=amds
Seyla
Benhabip
Eleştirel
teori, toplum ve politika felsefesi üzerinde yoğunlaşmış,
1950 doğumlu, çağdaş ahlak filozofu.
Temelde
eleştirel teorinin normatif temellerinin yeni baştan inşası
işiyle meşgul olan Benhabib, Marcuse, Horkheimer
ve Adornonun eleştirel teorisinin kendisini Hegel
ve Marxtaki problematik düşüncelerden yeterince
ayıramadığı düşüncesinde olmuştur.
O, bundan dolayı, projesine model olarak Habermasın
iletişim etiğini alır.
Bununla
birlikte, Benhabib Habermasın pratik söylem teorisindeki
Kantçı evrenselleştirilebilirlik anlayışına
da ciddi eleştiriler yönelttiği için, alternatif bir
iletişim etiği anlayışı geliştirir.
Söz konusu etik ise, bir cemaatin üyelerinin, dostluk, alaka ve
dayanışmayı bir araya getiren bir normlar sistemi
üzerine inşa edilmiş somut ilişkilerine dayanır.
Feminist
düşünür yönüyle geleneksel ahlak teorisine yeni baştan
değer biçmek gerektiğini söyleyen Benhabib bir yandan
da, bir alaka etiği anlamında bağlamsal ahlaki yargı
modeliyle evrensellik talebini birleştiren bir normatif etiğin
aciliyetine dikkat çeker.
Ahmet
Cevizci-Paradigma Felsefe Sözlüğü-Paradigma Yayınları
Tery
Eagleton
..1943
- .. (Salford)
Oldukça
yoğun bir Katolik eğitimi aldıktan sonra, Rayömond
Williams'dan da dersler alacağı Cambridge Üniversitesi'ne
girdi. Kısa bir süre burada İngiliz Edebiyatı bölümünde
öğretim üyeliği yaptı. 1969'da girdiği
Oxford Üniversitesi'ndeki öğretim görevini günümüzde hâlâ
sürdürmektedir. New Left Review ve New Statesman
dergilerine yıllardır yazılarıyla katkıda
bulunmaktadır.
İlk iki kitabı, Shakespaere and Society (1967;
Shakespeare ve Toplum) ve Exiles and Emigres'te (1970; Sürgünler
ve Mülteciler) edebiyata Katoliklikle sosyalizmin ilginç bir
sentezini yaparak yaklaşıyordu. İleriki yıllarda
böylesi bir sentez arayışından koparak Althusser
okulunun edebiyat kuramı alanındaki en önemli adı
Pierre Macherey'nin izini sürecek; "bütünlük",
"organiklik" ve "yansıma" gibi Hegel kökenli
kavramların edebiyat yapıtlarını çözümlemekte
kullanılmalarına karşı çıkacaktı. Marxism
and Literary Criticism (1976; Edebiyat Eleştirisi Üzerine)
adlı yapıtında Marksist gelenekteki benzer eğilimleri
sert bir biçimde eleştirdi.
Edebiyat
kuramı alanındaki bu çalışmalarının
yanında edebiyat "pratiğine" de bulaşmış,
Brecht and Company ve Saint Oscar (Aziz Oscar) adlı
iki oyun ve tek romanı olan Azizler veAlimleri yazmıştır.
Diğer
yapıtları: İktidar Mitleri (1975), Clarissa'nın
İğfali (1982), Gidişata Karşı
(1985), Estetik İdeolojisi (1990), Heathcliff ve Büyük
Açlık (1995), Postmodernizmin Yanılsamaları
(1999).
http://www.yenisayfa.com/pgs/prda/author.asp?fr_recSID=drYm
Thomas
Khun
Kuhn,
Thomas Samuel (1922-1996) Olgucu bilim anlayışının
temel öncüllerini tek tek çürütmesiyle tanınan XX. yüzyılın
önde gelen Amerikalı bilim felsefecisi. Thomas S. Kuhn
Harvard Üniversitesinde kuramsal fizik üzerine çalışırken,
giderek bilim tarihine ilgi duymaya başlar. Bu alandaki ilk
çalışması olan Copernicus Devrimi: Batı Düşüncesinin
Gelişiminde Gezegenler Gökbilimi Copernican Revolution:
Planetary Astronomy in the Development of Western Thought, 1957)
adlı yapıtında Copernicusun Newton fiziğine
varılmasıyla sonuçlanan devrimini bilim tarihindeki
tüm yansımalarıyla birlikte ele alır.
Bu ilk yapıtı
izleyen çalışma Bilimsel Devrimlerin Yapısı (The
Structure of Scientific Revolutions, 1962) ise ortaya koyduğu
devrimci görüşlerle çok kısa sürede dünyaca tanınmış,
bilim felsefesi alanında klasik bir başyapıt
mertebesine ulaşmıştır.
Felsefe Sözlüğü-
Bilim ve Sanat Yayınları
Walter
Benjamin
1892-1940
yılları arasında yaşamış olan Alman
düşünür.
Sanatsal
üretimin maddi boyut veya yönlerine dair analizi, Benjaminin
çağdaş düşünceye en önemli katkısını
oluşturur.
Yöntemi
içkin eleştiri, yani teorik ilkelerin, dışarıdan
getirilmek yerine, incelenen eserden çıkartılması
gerektiğini dile getiren yaklaşımı uygulayan
Benjaminde gelenekle moderniteyi birbirine bağlayan şey
yeniden üretim kavramıdır. Ona göre, modern dünyada
olup biten şey, edebi veya sanatsal değerle ilgili algılarımızın
değişmiş, yüksek sanatla aşağı
sanat arasındaki ayırımımızın aşınmış
olmasıdır.
Sanatın
toplum için olduğunda ısrar eden düşünür, ritüel
ve propagandanın 1930lar Almanyasındaki rolüne gönderme
yaparak, sanatın özerkliği veya sanat için sanat üzerindeki
ısrarın estetiğin faşizm tarafından
politik hayata sokulmasıyla tamamlandığını
öne sürer. Bununla birlikte, Benjamine göre, geleneğin
ve geçmiş kültürün özgürleştirici yönlerini de
unutmamak lazım gelir.
Ahmet
Cevizci-Paradigma Felsefe Sözlüğü-Paradigma Yayınları