İSİMLER
Felsefe Ekibi
AUSTIN, John Langshaw |
AYER, ALFRED Jules |
BAHTİN, Mıhaıl Mıhaılovıç |
BARTHES, Roland |
BALLY. Charles |
BAUDOUIN de Courtenay Jan |
BENVENİSTE, Emil |
CARNAP, Rudolf |
CHOMSKY, Noam |
COQUET, Jean-Claude |
DERRIDA, Jacques |
FREGE, Gottlob |
GADAMER, Hans Georg |
GREIMAS, Algrıdas-Julien |
GUILLAUME, Gustave |
HARRIS, Zellıg Sabbettaı |
HJEMSLEV, Louıs |
HUMBOLDT, Wılhelm Von |
JAKOBSON, Roman |
KRISTEVA, Julıa |
MARTINET, Andre |
PEIRCE, Charles Sanders |
QUINE, Wıllard Von Orman |
RUSELL, Bertrand |
RYLE, Gılbert |
SAPIR, Edward |
SAUSSURE, FERDINAND de |
STRAWSON, Peter Frederıck |
TESNÈIRE Lucıen |
TODOROV, Tzvetan |
TRUBETSKOY, Nıkolay S. |
WITTGENSTEIN, Ludwıg |
|
|
|
AUSTIN, JOHN LANGSHAW
(1911-1960) İngiliz filozof, 1952-1960 yılları arasında Oxford Üniversitesi’nde ahlak felsefesi profesörü olarak görev yaptı. Aristoteles etiği ve Leibniz felsefesi üzerinde uzmanlaştı. “Dilci fenomenoloji” adını verdiği bir dizi söz edimleri çözümlemesi tekniği kullandı ve böylece ardılı olan Searle’ün katkılarıyla daha sağlam bir kuramsal çerçeveye oturacak olan “söz edimleri teorisi” nin temellerini attı. Austin, gündelik dilde olağan olarak kullanılan sözcelemlerin ciddiyetle ele alınmasının felsefedeki kimi geleneksel sorunların çözümüne katkı sağlayacağını savundu ve bu savıyla Wittgenstein’ın post-Tractatus döneminde açtığı yoldan ilerleyerek sonradan “gündelik dilin felsefesi” adıyla anılacak olan akımın öncüleri arasında yer aldı.
Wittgenstein’ın dilin dünyaya açılan biricik algı kapımız olduğu biçimindeki tezini benimseyerek algı dili konusunda çözümlemeler yaptı. Austin’in dil anlayışı, anlam sorununa önerilen çözümler için yapılan sınıflamada “pragmatik” bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Frege ‘nin Aritmetiğin Temelleri kitabının İngilizce çevirisi ve kaleme aldığı birkaç makalesi dışında, hayattayken hiçbir yapıtını yayımlatmadı. Şu üç çalışması, ölümünden sonra, Oxford’taki meslektaşları tarafından yayımlanmıştır: Philosophical Papers (1961), Sens and Sensibilia (1962), How to do Things with Words (1962).
(Altınörs,2000)
AYER, ALFRED JULES
(1910-1989) İngiliz filozof, 1946- 1959 yılları arasında Londra Üniversitesi’nde ve 1959-1979 arasında Oxford’ta mantık profesörü olarak çalıştı. Language, Truth and Logic (1936) adlı yapıtında açınladığı metafizik karşıtı düşünceleriyle Viyana Çevresi’nin temel tezlerine dışarıdan destek verdi. Bu yapıtında, olgunluk döneminde gözden geçirerek esneteceği katı bir mantıkçı-empirist anlam görüşünü savundu. Anlamın asıl taşıyıcısının deneysel içerikli önermeler olduğunu ve bunların dışında kalan dilsel anlatımların tümünün sahte-önerme sayılması gerektiğini öne sürerek doğrulanamayan ifadelerin metafizik karakter taşıdığını, dolayısıyla da sahici bir imlemden yoksun olduğu kanısını dile getirdi.
(Altınörs,2000)
BAHTİN, MIHAIL MIHAILOVIÇ
M. Bahtin (1895-1975), yazılarıyla hem yazın toplumbilimine hem de yazınbilime bağlanır. Kültürü bir söylemler bütünü, birleşimi olarak gören M. Bahtin oluşturmaya çalıştığı yeni bilim dalının temeline çokseslilik olgusunu oturtur. Metinlerarası ilişki kavramıyla belirtebileceğimiz bu karşılıklı etkileşim olgusu (dialojizm), M. Bahtin’e göre, söylemleri, bir başka deyişle metinleri tarihsel, toplumsal, kültürel çevreleriyle ele almayı sağlar. Bu bir yazınbilim ya da dilbilimötesi etkinliktir; böyle bir çalışmada da hem biçimciliğin dar sınırlarından hem de belli bir ideolojinin katı kurallarından uzak durulur.
M. Bahtin’in yaklaşımında, çoksesliliğin en yoğun olduğu yazınsal tür romandır. Bunun nedeniyse bu türün, var olan bütün öbür türlerin birleşimi olmasıdır. Roman karşılıklı etkileşimler dizgesidir; böyle bir söylem de yazara ve konuya bağlı kalınarak değil, öbür söylemlere açılarak anlaşılabilir ancak.
M. Bahtin’in kuramsal yaklaşımında yer alan metinler- arası ilişkiler, R. Jakobson’un bildirişim örneğindeki bağlantı kavramına denk düşer.
M. Bahtin’in yazınbilim yaklaşımı, türleri ele alırken, biçim ve içerik birliğine, toplumsalın bireysele üstünlüğüne inanır ve bir yapıtta halk kültürünün temelleri ile çoksesliliği araştırır.
(Rifat, 1990:91)
BARTHES, ROLAND
Fransız denemecisi, eleştirmeni ve göstergebilimcisi (Cherbourg, 1915-Paris, 1980). Sorbonne'da öğrenim gördü, C.N.R.S.'de (Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi) çalıştı, École Pratique des Hautes Études'de ve Collège de France'ta göstergebilim dersleri verdi.
Başlıca yapıtları: Le degré zéro de l'écriture (Yazının Sıfır Derecesi) [1953]; Michelet [1954]; Mythologies (Çağdaş Söylenler) [1957]; Sur Racine (Racine Üstüne) [1963]; Essais critiques (Eleştiri Denemeleri) [1964]; La Tour Eiffel (Eiffel Kulesi) [A. Martin'in fotoğraflarıyla, 1964; 2.baskı 1989]; Critique et vérité (Eleştiri ve Gerçek) [1966]; Système de la mode (Modanın Dizgesi) [1967]; L'Empire des signes (Göstergeler İmparatorluğu, YKY 1996) [1970]; S/Z (YKY 1996) [1970]; Sade, Fourier, Loyola [1971]; Nouveaux essais critiques (Yeni Eleştiri Denemeleri) [Le degré zéro de l'écriture ile birlikte, 1972]; Le plaisir du texte (Metnin Verdiği Haz) [1973]; Roland Barthes (Roland Barthes YKY 1998) [1975]; Fragments d'un discours amoureux (Bir Aşk Söyleminden Parçalar) [1977]; Leçon (Ders) [1978]; Sollers écrivain (Yazar Sollers) [1979]; La chambre claire (Aydınlık Oda) [1980]; Le grain de la voix [konuşmalar], (1981); L'Obvie et l'Obtus. Essais critiques III (1982); Le bruissement de la langue. Essais critiques IV [1984]; L'aventure sémiologique (Göstergebilimsel Serüven YKY 1993) [1985]; Incidents (Ara Olaylar) [1987].; La Préparation du roman I et II (Romanın Hazırlanışı I ve II) (2003); vb.
Benzersiz Yapıtları ile Roland Barthes
http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=861
BALLY. CHARLES
(1865-1947), İsviçreli dilbilimci. Saussure düşüncesi çerçevesinde araştırmalar yapan Cenevre Okulu’nun kurucularındandır. A. Sechehaye’le birlikte F. de Saussure’ün Cenevre Üniversitesi’nde verdiği derslerin notlarını öğrencilerden toplayarak Courz de Linguistique Generale (Genel Dilbilim Dersleri) [1916] yayıma hazırladı. Bally’nin çalışmaları hem toplumdilbilime hem de üretici dönüşümsel dilbilgisine giden yol üstünde yer alır.
(Vardar,2002)
BAUDOUIN de COURTENAY JAN
(1845-1929). Polonvalı dilbilimci. Sesbilimin öncülerindendir. Sesbirim teriminin daha oluşmadığı yıllarda (1869). Seslerin ayırıcı işlevinden söz etmiş. Dural incelemeyle devimsel incelemenin birbirinden ayırt edilmesini önermiş. Dilbilimde matematiksel ve tümdengelimli yöntemler kullanılmasını öngörmüştür.
(Vardar,2002)
BENVENİSTE, EMİL
(1902-1976). Fransız dilbilimcisi. Hint-Avrupa dilbilimiyle genel dilbilime ilişkin çalışmalarıyla tanınır. Saussure’ün gösterge kuramını irdeleyerek, buyrultusallık ya da nedensizliğin göstergeyle onun belirttiği gerçeklik arasındaki bağı nitelediğini, ancak gösterenle gösterilen arasındaki ilişkinin zorunlu bir özellik içerdiğini savunmuştur. Başlıca yapıtları arasında Origine de la formation des noms en indo europeen (Hint-Avrupa Dilinde Adların Oluşumunun Kökeni) [1935] ile Problemes de linguistique generale (Genel Dilbilim Sorunları) [1966] yer alır.
(Vardar,2002)
Fransız dilbilimci Emile Benveniste (1902-1976) önce Ecole Pratique des Hautes Etudes’de, daha sonra da öğrencisi olduğu A.Meillet’nin yerine (1937) Coll de France’da karşılaştırmalı dilbilgisi dersleri verdi. Saussureden ve Prag Dilbilim Çevresinden etkilendi. Bütüncül bir kuram oluşturmamakla birlikte yapısalcı akımın içinde yer aldı ve Saussure öğretisinin gelişimine büyük ölçüde katkıda bulundu.
Çalışmalarını iki doğrultuda sürdürdü: Hint-Avrupa dillerinin incelenmesi ve genel dilbilim sorunları.
Genel Dilbilim Sorunları adlı yapıtında Benveniste Saussure sonrası dilbilimin gelişimini, ortaya çıkan çeşitli kuramları inceler ve Saussure öğretisinin yorumuna girişir. Genel dilbilim alanındaki eğilimleri saptar. Yapısalcılık adı verilen akımın temel dayanağını oluşturan yapı kavramının tarihçesini yapar, dizge içinde bağıntı kavramıyla sıkı bağıntısını vurgular. Amerika ve Avrupa dilbilimlerinde bu kavramın farklı biçimlerde algılandığını belirtir. Dil göstergesine, adılların öz niteliğine, sözcelemin biçimsel dizgesine ve dilde egemen olan öznelliğe ilişkin yazıları çığır açmış ve araştırmacılara yön göstermiş yazılardır.
P.Daix’in kendisiyle yaptığı söyleşide verdiği yanıtlarla dilbilimin ve göstergebilimin değişik alanlarına ilişkin görüşlerini belirtir. Karşılaştırmalı dilbilgisi döneminden başlayarak dil incelemesinin gelişimini ortaya koyar. Chomsky’nin üretici dönüşümsel dilbilgisine, dil, toplum ve ekin arasındaki bağıntılara, göstergebilime ilişkin saptamalarda bulunur.
G.Dumur’ün sorularına verdiği yanıtlarda ise Benveniste dilbilimi daha önceki geleneksel dilbilgisi, betikbilim ya da sesbilgisi çalışmalarından ayıran özellikleri, dilbilimin o dönemdeki yönelişlerini ortaya koyar. Göstergebilim, yapısalcılık, insanbilim, Freud’un ruhçözüm kuramı, bilgikuram, dilbilim öğrenimi vb. konularında görüşlerini açıklar.
Dilbilimin her alanında araştırmacının karşısına çıkan dil göstergesinin nedensizliği konusunda ayrıntılı bir incelemeye girişir. Göstergenin iki öğeden (gösteren ve gösterilen ya da işitim imgesi ve kavram) oluştuğunu kabul etmekle birlikte, dil göstergesinin nedensizliği konusunda çekinceleri vardır. Saussure dil göstergesinin hem değişmezliğinden, hem de değişebilirliğinden söz eder. Ancak Benveniste’e göre Saussure’ün tanıtladığı göstergeye değil, anlamlamaya ilişkin olarak geçerlidir; nedensiz olan gösterenle gösterilen arasındaki bağıntı değil (bu zorunlu bir bağıntıdır), göstergeyle dil-dışı gerçeklik düzleminde yer alan nesne, bir başka deyişle gönderge arasındaki bağıntıdır.
Benveniste K.von Frisch’in uzun araştırmalar sonunda ortaya koyduğu arıların diline ilişkin gözlemler yapar. Ancak arıların dili danslardan oluşur, devimsel niteliklidir. Bildiri yalnızca bir veri içerir. Ayrıca arı başka bir bildiriden bildiri üretemez. Üstelik söyleşim söz konusu değildir: bir arının ilettiği bildiri öteki arıya ulaşır, ancak bir yanıt gerektirmez, bir bildiri alışverişi söz konusu değildir. İnsan dilinin en belirgin özelliğini, nesnel gerçekliğe gönderimin ve dilsel gerçekleşmelerle tepkinin özgürce ve olabildiğince iç içe geçtiği söyleşim oluşturur.
Dil ve düşünce bağıntısını da irdeleyen Benveniste, Aristotelesin oluşturduğu düşünce ulamlarının aslında Yunancada bulunan ulamlar, bir başka deyişle Yunanca’nın kavramsal bir izdüşümü olduğunu, evrensel nitelik taşımadığını vurgular ve Ewe dilinden verdiği örneklerle bunu tanıtlamaya çalışır. Hiçbir dil türünün kendi başına anlığın etkinliğini ne kolaylaştırdığını, ne de engellediğini savunur. Düşüncenin gelişiminin dilin özel niteliğinden çok, insanların yeteneklerine, ekinin genel koşullarına ve toplumun düzenlenişine bağlı olduğunu ileri sürer.
Freud’un ruhçözüm yöntemini ele alan Benveniste, ruhçözümcü nün bireyin kendisine söylediği üstüne işlem yaptığını ve ilişkinin salt dilsel bir ilişki olduğunu belirtir. Bir başka deyişle, ruhçözümcü öncelikle öznelliğin evreni olan söz ya da söylem evreninde işlem yapar. Freud’un düşün işleyişine ilişkin ipuçlarını tarihsel dillerin kimi özelliklerinde aranmasının boşuna olduğunu gösterir.
Dil ve toplum arasındaki bağıntıyı da irdeleyen Benveniste, dille toplum arasında bir özdeşlik bulunmadığını, evrimlerinin birbirinden bağımsız olduğunu vurgular. Dil ile toplumun eşbiçimli olmadığını, yapılarının çakışmadığını, oluşturucu öğelerinin ve düzenlenişlerinin tümüyle farklı olduğunu belirtir. Dil toplumun yorumlayanıdır; toplum yalnızca dil içinde ve dil aracılığıyla anlam kazanır. Benveniste’e göre dil toplumu kuşatır, kavramsal dizgesinde içerir. Dil ile insan deneyimi arasındaki bağıntıyı da inceleyen Benveniste, dilde yer alan insan deneyiminin her zaman bildirişim süreci içinde söz edimine gönderme yaptığını belirtir ve dilde konuşan bireyle dinleyen birey arasındaki dönüşümlü bağıntıyı vurgular.
Benveniste’e göre dil anlamlayıcılığı iki boyutta eklemlenen tek dizgedir: dil hem göstergeler düzleminde, hem de sözce düzleminde anlamlayıcılık içerir. Dile gösterge dizgeleri arasındaki ayrıcalıklı konumunu sağlayan bu çift anlamlayıcılık özelliğini vurgular. Bir gösterge dizgesinin etkileme biçimi, geçerlik alanı, göstergelerinin öz niteliği ve sayısı, bu göstergelerin işleyiş biçimiyle belirlendiğini saptayan Benveniste, ayrıca gösterge dizgeleri arasındaki doğurum, türdeşlik ve yorumlayıcılık bağıntıları üstünde durur.
Dil çözümlemesinin düzeylerine ilişkin yazısında Benveniste yöntemin ayrılmaz bir parçası olan kesitlerine ve değiştirim işlemleriyle sürdürülen incelemede ulaşılan birimlerle sözcük ve tümce düzeyini birbirinden ayırır. Oluşturucu ya da tümleyici işlev üstlenen birimler arasında belirlediği karşıtlığın biçim — anlam bağıntısını yönlendirdiğini vurgular. Biçimle anlamı karşıtlaştırmak yerine, bu kavramlar arasındaki bağıntıyı dilin işleyişi içinde ve anlamlama sorunuyla birlikte incelemek gerektiğini belirtir.
Göstergeler dizelgesi ve bu göstergelerin birleşim dizgesi olarak dil ile özel belirticilerle nitelenen söylem edimlerinde gerçekleşen bir etkinlik olarak dil arasında bir ayrım yapan Benveniste, Saussure’ün öngördüğü dil/söz ayrımı yerine dil/söylem ikili karşıtlığını kullanır. Söylem, konuşan bireyin dili üstlenmesi, gerçekleştirmesidir. Bireyin işlevini vurgulayarak sözcelem/ sözce karşıtlığını oluşturmuştur. Sözcelem dilin söyleme dönüşümünü sağlayan bir etkinlik, bir üretim sürecidir. Sözce ise bir ürün olarak ortaya çıkan söz olgusudur.
Benveniste sözcelem edimini, gerçekleştiği durumları ve gerçekleşirken kullanılan araçları inceler. Sözcelem öncesi dil, konuşucuya yalnızca kimi olanaklar sunar. Sözcelemden sonra ise dil, konuşan bireyin söylemine dönüşür. Konuşucu sözcesinde yer aldığından, her söylem edimi bir iç gönderim özeği oluşturur: ben-sen bağıntısı, burada ve şimdi. Dil yerine söze yönelerek Benveniste sözcelem dilbilimine yol açmıştır. Benveniste’in çalışmaları bu açıdan, özellikle Oxford çözümleyici felsefe okulunun oluşturduğu edimbilimsel yaklaşımla benzerlikler gösterir. Austin’in önerdiği betimleyici sözce/edimsel sözce karşıtlığına ilişkin görüşlerini dile getirir. Benveniste’e göre Oxford okulu, Wittgenstein’ın farklı yönelişini de göz önüne alarak, ilk kez doğal bir dilin kavramsal kaynakları üstüne derinlemesine bir araştırmaya girişir.
Öztokat, Erdim, “Genel Dilbilim Sorunları” çevirisi “Sunuş” metni.YKY, 1995, İstanbul.
CARNAP, RUDOLF
(1891-1970)Alman asıllı A.B.D.’li filozof, Viyana Çevresi’nin önde gelen üyelerinden. 1935 ‘ten ölümüne dek A.B .D.’de Chicaco ve California Üniversitesi’nde görev yaptı. Tüm Viyana Çevresi üyeleri gibi Carnap da doğrulama işlemini bir dilsel ifadenin biricik anlamlılık ölçütü olarak kullanmıştır. Moral yargıların, duygu-tutum dile getiren tümcelerin, beğeni ya da yergi ifadelerinin asla bilişsel bir anlama, sahici bir imleme sahip olmadıklarını, olsa olsa duygusal bakımdan anlamlı olarak değerlendirilebileceklerini savunmuştur. Yaşamının son döneminde deneysel bilimlerin terimlerinin ve teoremlerinin tarih ve toplum bilimlerinde de kullanılabileceğini savlayarak fizikalist bir tavır almıştır. Bazı yapıtları: Meaning and Necessity (1967), Philosophy and Logical Syntax (1935).
(Altınörs,2000)
CHOMSKY, NOAM
(doğ. 1928). Üretici-dönüşümsel dilbilgisi kuramını oluşturan ABD’li dilbilimci. Mantık ve matematik verilerini doğal dillerin incelenmesine uygulayan Chomsky. dağılımsal dilbilimin kuramcısı ve hocası Z.S. Harris’ten büyük ölçüde etkilendi. Kuramını ilk kez, 1957de yayımlanan Syntactic Structures (Sözdizimsel Yapılar) adlı yapıtta ortaya koydu.
Olumlu ya da olumsuz çok sayıda eleştiri alan Chomsky kuramını geliştirdi ve derin yapıya dayalı, anlam boyutunu da kapsayan ikinci yapıtını yayımladı:Aspects of a Theory of Syntax (Sözdizim Kuramının Görünüşleri) [1965] Chomsky’ye göre dilbilgisinin görevi bir dilin tümcelerini tanımlamaktır. İncelemede sözdizim ağırlık taşır. Bir dilde oluşturulabilecek tümceler ilkece sonsuz sayıda olduğundan Chomsky’nin öngördüğü dilbilgisi yalnız gerçekleşmiş tümceleri değil, aynı zamanda gerçekleşebilecek tümceleri de açıklamayı amaçlar.
Chomsky’nin yöntemi çözümsel-tümevarımlı değil, bireşimsel-tümdengelimlidir. Dizgeye bir metinden kalkılarak varılmaz, metinler dizgeden çıkarsanır. Bu anlayışa göre dil, sonlu sayıda kuralla sonsuz sayıda tümce üretmeye olanak veren bir düzenektir; her tümce sonlu uzunluktadır ve sonlu sayıda öğeler kümesinden oluşur. Üretici-dönüşümsel dilbilgisi şu katmanları içerir: Biçimbilimsel sesbilim, üretici yapı ve dizilim yapısı. Sözdizim çalışmaları özerktir, “anlam”dan bağımsızdır. Daha sonra aldığı çeşitli eleştirileri değerlendiren Chomsky kuramını genişletir. Saussure’ün dil/söz karşıtlığı doğrultusunda edinç/edim ayrımını getirir. Dilbilgisinin görevinin ülküsel konuşucu-dinleyicinin dil edincini betimlemek olduğunu ileri sürer. Ona göre dilbilgisini sözdizimsel, anlambilim ve sesbilgisel bileşenler oluşturur. Derin yapı anlamsal yorumun gerektirdiği tüm bilgileri içeren mantık ilişkilerinden oluşan bir yapı, yüzeysel yapıysa sesçil yoruma gerekli bilgileri içeren bir yapı niteliği taşır. Chomsky’nin kuramı, o zamana dek Amerika’da egemen olan Bloomfield’in davranışçı yaklaşımını sarsarak anlıkçı dil anlayışının benimsenmesini sağlamıştır. Hem anadili. hem de yabancı dil öğretimi ve kullanımında çeşitli sorunlar yüzeysel yapı/derin yapı ayrımına dayanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Descartes’ çı bir yaklaşımla diller arasındaki farklılıkların yüzeysel yapıda yer aldığını öne süren Chomsky dile getirilen düşüncelerin evrenselliğini savunur ve diller arasındaki ortak özellikler olarak nitelediği tümeller üzerinde durur.
Dilin kökeni ve işleyişine ilişkin olarak doğuştancı bir görüş benimser. Diğer yapıtları arasında, Current Issues in Linguistic Theory (Dilbilim Kuramında Güncel Sorunlar) [1964] Topıcs in the Theory of Generative Grammar (Üretici Dilbilgisi Kuramında İzlekler) [1966] Cartesian Linguistic (Descartes’çı Dilbilim) [1969] Language and Mind (Dil ve Düşünce) [1969] Reflections on Language (Dil Üstüne Düşünceler) [1976] Rules and Representation (Kurallar ve Gösterimler) [1983] anılabilir.
(Vardar,2002)
COQUET, JEAN-CLAUDE
1928 yılında doğan J. - C. Coquet, dilbilgisi alanında uzmanlaştıktan sonra, İsveç’te Uppsala Üniversitesi’nde, Fransa’da Poitiers Edebiyat Fakültesi’nde, École Pratique des Hautes Études’de, École des Hautes Études en Science’de Sociales’de, Paris-VIII. Üniversitesi’nde dilbilim/göstergebilim dersleri verdi.
1960 yıllarında A.J. Greimas’ın çevresinde oluşan topluluğa katılan J. - C. Coquet, bugün Greimas kuramının en yetkin uygulayıcılarından ve geliştiricilerinden biridir. 1972’de yayımladığı Sémiotique littérare (Yazınsal Gösterebilim), adlı yapıtı, söylemlerin anlamsal çözümlemesine önemli bir katkıdır. Bu yapıtta, A. Camus’nün L’Etranger’si (Yabancı) A. Rimbaud’nun Illuminations’u, G. Apollinaire’in Les Colchiques’i, P. Claudel’in La Ville’i göstergebilimsel açıdan çözümlenir.
Ayrıca, J. - C. Coquet, A.J. Greimas’ın yapısal anlambilim alanında ortaya attığı kavram ve ilkeleri de değerlendirir. Langages, Langue française, Connexions, Actes sémiotiques (Documents ve Le Bulletin), vb. dergilerde, söylem çözümlemesi, yazınsal göstergebilim, kiplikler, özne/nesne ilişkisi gibi konularda yazılar yazan J. - C. Coguet, A.J. Greimas’m en yakın ve en eski izleyicisi olmakla birlikte, Greimas kuramını bazı açılardan (özellikle göstergebilimsel dörtgen, kiplikler, gönderen/özne ilişkisi açısından) değişik doğrultularda yönlendirir. J. - C. Coquet’nin araştırmaları, hem Greimas kuramının uygulanması, hem Coquet yönteminin oluşması açısından ilginçtir.
J. - C. Coquet’nin göstergebilime olan önemli bir katkısı da, A.J. Greimas’ın çevresindeki bazı araştırmacıların etkinliklerini bir araya getirerek, bunları Paris Göstergebilim Okulu’nun çalışmaları olarak yayımlamasıdır: Sémiotique. L’Ecole de Paris (Göstergebilim. Paris Okulu) [1982]
J. - C. Coquet’nin 1982 yılında savunduğu devlet doktorası da kiplikler konusunda kuramsal aygıtı geliştiren bir çalışmaydı. Le dıscours et son sujet Essai de grammare modale (Söylem ve Öznesı Kipsel Dilbilgisi Denemesi) Bu tez çalışması Le discours et son sujet (Söylem ve Özne adıyla iki cilt olarak yayımlanmıştır (1984-1985).
J. - C. Coquet 1983 yılında Fransa’da Cerisy’de M. Arrivé ile birlikte düzenlediği Göstergebilim Kollokyumu’nun bildirilerini yine M. Arrivé ile birlikte ve E. Landowski’nin önsöz yazısıyla yayımladı: (Göstergebilim tartışılıyor. A.J. Greimas’ın Yapıtlarından Kalkarak ve Yapıtlarının Çevresinde [1987]
(Rifat, 1990: 132)
Not: J.C. Coquet, Yıldız Teknik Üniversitesi davetlisi olarak 2002 yılında ülkemize gelmiş ve “Söylem, Göstergebilim ve Çeviri” başlıklı seminere katılmıştır.
DERRIDA, JACQUES
(1930-2004)
http://www.felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?TID=38121&PN=1
FREGE, GOTTLOB
(1848-1925)
Alman matematikçi, mantıkçı ve filozof. Frege, tümceleri fonksiyonlar olarak ele aldığı kuramıyla bir yandan modern sembolik mantığın, diğer yandan ise analitik felsefenin oluşumuna ön ayak olmuştur. Frege bir tümcenin anlamıyla göndergesi arasında ayrım bulunduğunu belirtmekle birlikte, bir tümcenin gerçekten anlamlı olduğunun söylenebilmesi için onun dış dünyadaki bir nesne durumuna göndergede bulunması gerektiğini ve son çözümlemede bir doğruluk değeri alabilmesi gerektiğini belirterek, anlam sorunu konusunda “göndergeci” bir yaklaşım benimsemiştir.
Diğer yandan, Husserl’e yazdığı bir mektubunda “mantıkçının ana ödevi kendisini doğal dilin sultasından kurtarmaktır” sözleriyle dile getirmiş olduğu gibi, doğal diller karşısında ideal ve sembolik bir dilden yanadır. Temel yapıtları: Grundlagen der Arithmetik, Über Sinn und Bedeutung.
(Altınörs,2000)
GADAMER, HANS GEORG
http://www.felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?TID=37902&PN=1
GREIMAS, ALGRIDAS-Julien
(doğ. 1917-1992).
Litvanya kökenli Fransız dilbilimcisi ve göstergebilimcisi. Önceleri dilbilim, özellikle de sözlükbilim alanında çalışmalar yaptı. 1958-1962 yıllarında Türkiye’de bulundu, Ankara Üniversitesi’nin yanı sıra İstanbul Üniversitesi’nde (1961-62) öğretim üyeliği yaptı.
İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Fransız ve Roman Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde verdiği derslerde çok özgün bir yapısal anlambilim kuramı oluşturdu (Structurale Yapısal Anlambilim), 1966). Bu çalışmalardan, günümüzde Paris Göstergebilim Okulu diye anılan bir akımın ortak paydasını oluşturan güçlü bir göstergebilim kuramı doğdu.
Greimas göstergebilimi hem “dünyanın insan için’ hem de ‘insanın insan için” taşıdığı anlamı araştırır; yöntem düzleminde varsayımsal-tümdengelimli bir yaklaşım benimser. Kuramının içerdiği üstdili yardımcısı J. Courtés’le birlikte Sémiotique Dictionnaire raisonné de la théorie du langage (Göstergebilim. Dil Kuramının Açıklamalı Sözlüğü) [1979] adlı bir sözlükte sunan bilgin, bu yapıtın, çeşitli ülkelerden birçok göstergebilimcinin katkısıyla hazırlanan ikinci cildinde (1986), kuramından kalkılarak çok değişik doğrultularda girişilen yeni denemelerle yorumları sergilemeye özen göstermiştir. Yapısal dilbilim, halkbilim, söylem incelemeleri gibi alanlardaki çalışmalardan da esinlenen ve bugüne değin mantıksal boyuta ağırlık vermiş olan Greimas göstergebilimi, özü bakımından bir betiğin (yazınsal ya da yazın dışı), bir söylemin anlamını değil, anlam kuruluşunu çözümlemede yararlanılacak gereci sunar, anlamlamanın yapısını ve kavranmasını yönlendiren koşulların yorumlanması, anlamsal tümellerin saptanması, anlam yapısını çözümleme yöntemi olarak tanımlanır.
Greimas göstergebilimi, özellikle Fransız matematikçisi R. Thom’un “altüstoluşlar kuramı”ndan esinlenen J. Pctitot’nun çalışmalarıyla mantık düzleminden matematik düzlemine doğru bir gelişme göstermekte, böylece tüm bilimler arasında bilimkuramsal bir ortaklık kurmaya yönelik çabalarının odak noktasında yer almaktadır. Tüm bu gelişmeler, çeşitli yönlerden dilbilimi de çok yakından ilgilendirmektedir. A. -J. Greimas’ın öbür yapıtları arasında özellikle Du Sens (Anlam Üstüne) [1970] Du Sens II (Anlam Ustüne II) [1983] Maupassant (1976), Sémiotique et sciences sociales (Göstergebilim ve Toplum Bilimleri) [1976] anılabilir.
(Vardar,2002)
GUILLAUME, GUSTAVE
(1883-1960). Fransız dilbilimcisi. Guillaume’un oluşturduğu yapısalcı kuram dili bir dizge olarak ele alması, eşsürem /artsürem ayrımını göz önünde bulundurması gibi kimi yaklaşımlarıyla Saussure yapısalcılığını andırırsa da, biçime yalnızca işlemsel ağırlık vermesi ve dilin kuruluşundaki düşünce sürecini göz önünde tutmasıyla bağımsız, özgün bir kuram niteliği taşır. Guillaume, incelemelerinde dilsel işlevlerin betimlemesini sunarken soyut ve mantıksal çözüm getirmeye özen göstermiş, sürem (zaman) ve süremsel ulamlarla yakından ilgilenmiştir. Devimsel eşsüreme dayanan yönteminde fizik, matematik alanlarından da yararlanan dilbilimci özellikle dizge kavramı üzerinde durmuştur.
Bilgine göre dizge doğrudan doğruya gözlemlenebilen bir veri değil, anlıksal oluşturumdan kaynaklanan bir soyutlamadır ve dilin çizgiselliğine karşın, dil ediminin anlıksal yönü geriye dönüşlü bir devinim içerir. Biçim ve anlam arasındaki ilişkiye önem veren Guillaume, anlıksal dizgebilim diye adlandırdığı yaklaşımında biçimle tözü birbirinden bağımsız olarak ele almak gerektiğini savunur. Le Problème de l’article et sa solution dans la langue française (Tanımlık Sorunu ve Fransız Dilindeki Çözümü) [1919] adlı yapıtında işlemsel sürem kavramını ortaya atan Guillaume Temps et verbe’de (Zaman ve Eylem) [1929] dillerin biçimbilimsel yönlerini karşılaştırmalı yöntemle incelemiş, L ‘Architectonique du temps dans les langues classiques (Klasik Dillerde Zaman Düzeni) [1945] adlı yapıtındaysa dil olgularını konum dilbilgisi yöntemiyle ele almıştır.
(Vardar,2002)
HARRIS, ZELLIG SABBETTAI
(doğ. 1909-).ABD’li dilbilimci. İlk çalışmaları Bloomfield’ci yapısalcılık çerçevesinde yer alan Harris dağılımsal dilbilimin kurucusudur. Sözlü dile ağırlık vermiş, dilsel öğeleri dağılımlarına, başka bir deyişle değişik kullanım ya da bağlamlardaki çevrelerinin tümüne göre tanımlamış ve sınıflandırmıştır. Gerek sesbilimsel, gerekse biçimbilimsel düzlemlerde yer alan incelemelerde çözümleme, ona göre bölümleme, sınıflandırma, sınıflar arası bağları saptamadır. Bu çözümleme yönteminde öğelerin anlamları değil, dağılımları göz önünde bulundurulur. Böylece Harris’in yöntemi doğrudan doğruya gözleme dayanır. Dilbilimciyi bir bütüncede yer alan ölçülebilir, nesnel olgular dışında, anlam başta olmak üzere başka hiçbir veri ilgilendirmez. Dağılımsal yöntemi zamanla yetersiz bulan Harris bu kez de, sonraları N. Chomsky tarafından geliştirilerek üretici—dönüşümsel dilbilimin doğuşuna yol açan dönüşümsel bir yaklaşıma yönelerek dönüşümsel dilbilimin de temelini oluşturmuştur.
Söylem çözümlemesi çalışmalarıyla da tümce sınırlarını aşan sözceleri incelemiştir. Methods in Structural Linguitics (Yapısal Dilbilimde Yöntemler) [1951] ve Strucıural Linguistics (Yapısal Dilbilim) [1960] adı altında yayımladığı yapıtlarında dilsel öğeleri çözümleme yöntemini sunmuştur. String Analysis of Sentence Structure (Tümce Yapısının Zincir Çözümlemesi) [1962] adlı yapıtında tümce çözümlemesi yöntemini betimleyen Harris söylemle ilgili düşüncelerini ilk kez Language dergisindeki “Dıscourse Analysis” (Söylem Çözümlemesi) [1952] başlıklı yazısında açıklamıştır.
(Vardar,2002)
HJEMSLEV, LOUIS
(1899-1965). Kopenhag Dilbilim Çevresini ve glosematiği kuran Danimarkalı dilbilimci. İskandinav dilbilim geleneğinden (R. Rask, A. Noreen. O.Jespersen) kaynaklanan Kopenhag Okulu aynı zamanda Saussure’den de büyük ölçüde esinlenmiştir. Hjelmslev’in oluşturduğu dil kuramı öncekilere oranla çok daha biçimsel ve soyut niteliklidir, felsefeyle mantığa da büyük oranda yer verir. Hjelmslev 1939’da V. Bröndal’le birlikte Acta Linguistica dergisini yayımlamaya başladı. Kopenhag Dilbilim Çevresinde H. J. Uldall’le birlikte tasarladığı ve yepyeni bir dil kuramı olan glosematik, ilk baskısı danca olarak yapılan (1943), sonra Prolegomena to a Theory of Language (Dil Kuramının Temel İlkeleri) adıyla ABD’de yayımlanan yapıtla dilbilim çevrelerinin ilgisini çekti. Hjemslev dili kendine özgü bir yapısı olan, yeterli ve tutarlı bir bütün olarak ele alır. Dili, kökenleri dilin dışında bir olgular bütünü olarak görmez. Kendisinden önceki çalışmaları öznel, kesinlikten yoksun ve bundan ötürü de bilimsellikten uzak olarak niteleyerek dil kuramına sağlam ve katışıksız bir bilimsel çerçeve sunmak amacını güder.
Kendini Saussure’ün tek gerçek izleyicisi olarak gören dilbilimci için ‘dil bir töz değil, bir biçimdir”. Saussure’ün ortaya koyduğu gösteren/gösterilen karşıtlığını anlatım/içerik düzlemleriyle karşılar. Her düzlemde de töz/biçim karşıtlığını öngörür. Ayrıca, yine Saussure’ün dil/söz, dizimsel/çağrışımsal bağıntılar gibi karşıtlıklarını da yepyeni terimlerle ele alır. “Dilbilim dili kendi içinde ve kendisi için inceler” kuralına uygun olarak içkinlik ilkesini ortaya atar. Anlatım ve içerik düzlemlerinin aynı kurallara göre düzenlendiğini savunan Hjelmslev eşbiçimlilik kavramını geliştirir. Anlatım düzlemindeki iki aşamalı yapıyı içerik düzleminde de araştırır. Böylece anlam incelemeleri konusunda yepyeni bir bakış açısı getirir. Dile yaklaşımındaki görgüllük ilkesi üç ölçütün göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılar: Tutarlılık, tümü kapsayıcılık ve yalınlık. Hjelmslev ayrıca dilsel dizgelerle dil dışı dizgeler arasındaki ilişkileri inceler. Dili gösterge dizgelerinin yalnızca bir bölümü olarak görür ve göstergebilimle göstergebilim dışında kalan çalışmalar arasındaki ilişkileri araştırır. Böylece çağdaş göstergebilimin, özellikle de Greimas kuramının öncüleri arasında yer alır.
(Vardar,2002)
HUMBOLDT, WILHELM VON
(1767-1835). Alman dilbilimcisi ve düşünürü. Dizgeli bir dil felsefesini ilk tasarlayan bilgindir. Dili ekinsel bağlamı içinde inceleyen Humboldt, çağdaşı birçok dilbilimci gibi, Hint- Avrupa dilleriyle sınırlı kalmayan bir yaklaşım benimsemiş, tüm insanlığı açıklamayı amaçlayan bir kuram olarak gördüğü bir insanbilim kuramı tasarlamıştır.
Çeşitli dilleri ve toplumları karşılaştırmalı olarak inceleyerek temel düşüncelerinden birini oluşturan şu yargıya varmıştır: ‘Dil, olmuş bitmiş bir ürün değil, bir etkinliktir. Dilin iç biçimini, insan anlığının temel oluşturucusu olarak görmüş ve her dil biçiminin o dili konuşan topluluğu nitelendiren bir özellik taşıdığını savunmuştur. Topluluğun düşünme biçimiyle dili arasında sıkı bağlar bulunduğunu, bir dilin yapısının o dili konuşanların iç dünyalarıyla tüm bilgilerini ortaya koyduğunu ileri sürmüştür.
Sapir-Whorf kuramı diye anılan görüşün temel düşünceleri Humboldt’tan kaynaklanır. Uber die Verschiedenheit des menschlischen Sprachbaues und ihren Einfluss auf die geistige Entwickelung des Menschengeschlechts (Dillerin Yapıları Arasındaki Ayrımlar ve Dilin, İnsanlığın Ekinsel Gelişimine Katkılan Üstüne) [1820] bilginin başlıca yapıtlarındandır. Öte yandan, dile ilişkin çalışmalarının önemli bir bölümü H. Steinthal’in girişimiyle Die sprachphilosophischen Werke Wilheim ‘s von Humboldt (Wilhelm von Humboldt’un Dil Felsefesine ilişkin Yapıtları) [1883] başlığıyla yayımlanmıştır.
(Vardar,2002)
JAKOBSON, ROMAN
(1896-1982). Rus kökenli ABD’li dilbilimci. İşlevsel dilbilimin önde gelen kuramcılarındandır. Ülkesinden ayrılarak Prag Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptığı 20li yıllarda Prag Dilbilim Çevresini kuranlar arasında yer alan Jakobson, yapısal dilbilimin oluşmasına büyük katkıda bulunmuş, yapısalcılığın değişik alanlara yayılmasını sağlayan çalışmalar yapmıştır.
1939’da ABD’ye göç ettikten sonra çok yönlü etkinliklerde bulunmuş, dilbilimi olduğu gibi yazınbilimi, bildirişim kuramını, sinirdilbilimi yeni doğrultulara yönelten araştırmalara girişmiştir. Sesbilim düzleminde, devimsel eşsürem kavramını geliştirmiş. ortaya attığı ikicilik kuramıyla sesbirimleri oluşturan ayırıcı özellikleri on iki karşıtlığa indirgemiştir. K. Bühler’den esinlenerek ele aldığı bildirişim olgusuna ilişkin bir örnekçe geliştirmiş, gönderen, gönderilen, bağlam, ilişki, düzgü ve bildiri öğelerinden oluşan bu örnekçelerin içerdiği anlatımsallık, çağrı, gönderge, ilişki, üstdil ve yazın işlevlerini belirlemiştir.
Jakobson’ un, Essais de linguistiaue générale (Genel Dilbilim Denemeleri) [2 cilt; 1963 ve 1973], Questions de poétigue (Yazınbilim Sorunları) [1973] Six leçons sur les sons et le sens (Sesler ve Anlam Üstüne Altı Ders) [1976] başlıklarıyla ilk kez Fransızca’da kitap biçiminde yayımlanan incelemelerinin yanı sıra bir çok yapıtı vardır.
(Vardar,2002)
KRISTEVA, JULIA
(doğ. 1941), özellikle 1970’li yıllarda Fransa’da yazınsal ve göstergebilimsel incelemelere bir canlılık getirdi. F. de Saussure, M. Bahtin, S. Freud (1856-1939), J. Lacan (1901-1981), L. Althusser (doğ. 1918), E. Husserl, M. Heidegger, N. Chomsky, S.K. Şamyan gibi birçok felsefeci, psikanalizci, dil kuramcısının kavram ve görüşlerinden dönem dönem yararlanan J. Kristeva, göstergebilimi eleştirel bir bilim ve/ya da bilimin eleştirisi olarak görür.
1960’ ta kurulan ve uzun yıllar Fransız yazarı Ph. Sollers’in (doğ. 1936) yönettiği Tel Quel dergisindeki dil ve metin kuramına ilişkin yazılarıyla dikkati çeken J. Kristeva, göstergebilimle ilgili yazılarını Semeiotike Recherches pour une sémanalyse (Göstergebilim. Bir Anlamçözüm İçin Araştırmalar) [1969] adlı kitabında topladı. Böylece anlamın üretimi sorununu bir ölçüde psikanalize bağladı.
M Bahtin’den metinlerarası ilişkiler kavramını alarak geliştirdi. Bu arada anlamçözüm kuramına bağlı olarak metni iki açıdan ele alan bir kavram ikilisi ortaya attı: üretilen metin (génotexte), üretilmiş metin (phénotexte). Üretilen metin, metnin üretildiği düzeyi, yani doğrudan üretim aşamasını belirtirken, üretilmiş metin, üretimi bitmiş, sonuçlanmış metin düzeyini gösterir. Yaratım olgusu yerine üretim olgusuna ağırlık veren J. Kristeva, incelemelerinde (sözgelimi roman metnine) N. Chomsky’nin dönüşüm örnekçesini uygularken, bir yandan metnin kendi iç çalışmasını dikkate almış, bir yandan da toplumsal bağıntıları değerlendirmiştir. Ama bir süre sonra dönüşüm kuramının yetersizliğini görmüş ve işin içine bir metnin, başka metinlerin kavşak, birleşme noktasında olduğunu gösteren metinlerarası ilişkiler, kavramını katmıştır. Böylece, J. Kristeva, bir metnin hem tarihi görüp okuduğunu, hem de tarihin içinde yer aldığını, buna bağlı olarak da göstergebilimin, metinleri öbür metinler içinde yani toplum ve tarih içinde değerlendireceğine inanır. J. Kristeva’nın yaklaşımındaki ilgi çekici yanların başında göstergebilime değişik alanlara özgü kavram, ilke ve bakış açılarını getirmesi ol muştur. Kuşkusuz bu özellik, J. Kristeva’yı seçmecilikle yetinen bir kişi yapmamış, tam tersine, yararlandığı kavram ve ilkeleri kendi kuramsal örnekçesi içinde birleştirmeyi bilen bir araştırmacı durumuna getirmiştir.
Kısacası söylemleri, bireyin ruhsal özelliklerini göz önün de bulundurarak incelemeyi amaçlayan ve dili anlam üretimi ve dönüşümü olarak ele almak isteyen J. Kristeva’nın
göstergebilimle ilgili öbür yapıtları arasında şunları sayabiliriz: Le texte du roman (Romanın Metni) [1970] La révolution du langage poétique (Şiirsel Dilin Devrimi) [1974] Le langage, cet inconnu (Şu Bilinmeyen Dil) [1981] vb.
(Rifat:1990:103)
MARTINET, ANDRE
(doğ. 1908). işlevsel Dilbilimin başlıca kuramcılarından Fransız dilbilimcisi. Önceleri ağızlara ve ikidillilik olgularına ilgi duydu. Prag Okulunun ve özellikle de Trubetskoy’un çalışmalarını yakından izledi. Danimarka’ya giderek glosematik okulunu inceledi. 1946-1955 yılları arasında kaldığı ABD’de Word dergisini yönetti. Uluslararası İşlevsel Dilbilim Kurumu’nun onursal başkanı olan Martinet, 1977’den bu yana söz konusu dernek adına çıkarılan La Linguistique dergisinin de kurucusudur (1965).
Martinet’nin geliştirdiği işlevselci görüşe göre doğal dillerin temel işlevi bildirişimi sağlamaktır. İşlevselcilik çok sayıda dil örneğini betimlemeye, her dildeki ulamları saptamaya ve diller arasındaki ortak özelliklerden çok özgül yapıları belirlemeye yönelir. “Bir dil, insan deneyiminin, topluluktan topluluğa değişen biçimlerde, anlamsal bir içerikle sessel bir anlatım kapsayan birimlere, anlambirimlere ayrıştırılmasını sağlayan bir bildirişim aracıdır: bu sessel anlatım da, her dilde belli sayıda bulunan, öz nitelikleriyle karşılıklı bağıntıları da bir dilden öbürüne değişen, ayırıcı ve ardışık birimler, sesbirimler biçiminde eklemlenir”: Eléments de linguistique générale (Genel Dilbilim İlkeleri) [1960] adlı yapıttaki bu tanımda özellikle Martinet’nin geliştirdiği çift eklemlilik kavramı yer alır. Dilde iki türlü öğe saptanır: birinci eklemlilik düzeyini oluşturan anlambirimler ve ikinci eklemlililik düzeyini oluşturan sesbirimler. Çift eklemlilik dilde tutumluluk sağlar. Her dil belli sayıda sesbirimle gereksinim duyduğu tüm anlambirimleri üretir.
Eşsüremli incelemelerin yanı sıra Martinet artsüremli sesbilimle de ilgilenmiştir. Economie des changements phonétiques: traité de phonologie diachronique (Ses Değişimlerinin Düzeni: Artsüremli Sesbilim İncelemesi) [1955] adlı yapıtında sesbilimsel dizgenin belli bir andaki durumundan kaynaklanan iç nedensellikle. tarihsel. ruhbilimsel nitelikli dış nedenselliği ayırır. Ayrıca bu yapıtta devimsel eşsürem kavramını geliştirir. Grammaire fonctionnelle du français (Fransızca’nın işlevsel Dilbilgisi) [1979] adlı yapıtta döküm işlemine başvurarak bu-çok anlambirimin birleşmesinden oluşan birleşkebirimleri saptar ve türlere ayırır. Tümcede anlambirimler gibi bağıntılar kuran birleşkebirimler birleşkebilimin inceleme konusunu oluşturur. Bilgin, anlambirimler ve birleşkebirimler arasındaki bağıntıları dilbilgisel işlevlerle saptar. İşlevsel dilbilim sözdizimde yüklemi kalkış noktası olarak alır. Sözcede yüklem ve onu gerçekleştiren öğelerden oluşan çekirdek saptanır. Anlambirimin gösterilen yönüne de ilgi duyan Martinet değerbilimi oluşturmuş, bir dildeki anlamsal değerleri inceleyen değerbilimle bir dilden bağımsız olarak anlamları inceleyen anlambilimi birbirinden ayırmıştır. Öbür yapıtları arasında La Prononciation du français contemporain (Çağdaş Fransızca’nın Söylenişi) [1945] Studies in Functional Syntax-Etudes de syntaxe fonctionnelle (İşlevsel Sözdizim İncelemeleri) [1955] ve La Linguistique synchronique (Eşsüremli Dilbilim) [1965] yer alır.
(Vardar,2002)
PEIRCE, CHARLES SANDERS
(1839-1914) Amerikalı göstergebilimci, mantıkçı ve filozof. Peirce, göstergebilimin bir alt dalı olarak kullanımbilimin oluşumuna, önemli katkıda bulunmuştur. Göstergeleri ikonlar, belirtkeler ve simgeler olarak üç gruba ayıran Peirce, göstergeler ile onları kullanan kişiler arasındaki ilişkileri özel bir dikkatle incelemiştir.
(Altınörs,2000)
QUINE, WILLARD von Orman
(1908-) A.B.D.’li mantıkçı ve filozof. Dil konusundaki görüşleri, yapıtlarının kronolojisine koşut olarak empirizmden nominalizme doğru kaymıştır. Niceleme mantığı ile ontoloji arasındaki ilişkiler konusunda betimleyici çalışmalar yapan Quine, Russell’ın mantıksal atomculuğunun ana savlarından olan önermelerin duyu verilerine dayalı atomsal tümcelere indirgenmesi gerektiği biçimindeki düşünceye karşı çıkmıştır. Birkaç yapıtı: Word and Object, Philosophy of Logic, The Roots of Reference.
(Altınörs,2000)
RUSELL, BERTRAND
(1872-1970)
http://www.felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?TID=35154
RYLE, GILBERT
(1900-1976) İngiliz filozof. 1945’ten 1968’e kadar Oxford Üniversitesi’ndeki metafizik kürsüsünü yönetti. Bir sözcüğün anlamını, bu sözcüğün anlamlı bir tümce içinde kullanılmasına olanak sağlayan kurallar aracılığıyla tanımladığı bir dil felsefesi anlayışı geliştirmiştir. Ryle’ın üzerinde durduğu başlıca kavram “kategori yanlışı”dır. Ryle 1946’da yayımlanan Philosophical Arguments adlı yapıtında bir kategori yanlışının, bir terim ya da kavramın kendisine uygun düşmeyen bir kategori içinde konumlandırılmasından doğduğunu belirtmektedir. Ryle, bu yanlışlıkların önüne geçmenin, ancak bu kategorilerin doğasının belirlenmesiyle olanaklı olacağını düşünmektedir. Bunu gerçekleştirmek için önerdiği yöntem, kavramsal çözümleme yoluyla kavramlar arasındaki kategori farklılıklarının ortaya çıkarmasıdır. Kavramsal çözümlemenin ise, tek başına kavramların incelenmesi değil, onların içinde yer aldıkları tümceler ile aralarındaki bağlantıların soruşturulması olduğunu vurgulamaktadır. Ryle, dilin gündelik kullanım tarzları üzerinde de önemle durmuş ve The Concept of Mind adlı yapıtında klasik zihin-beden problemine gündelik dilden hareketle çözüm aramayı denemiştir.
(Altınörs,2000)
SAPIR, EDWARD
(1884-1939). ABD’li dilbilimci. Amerika yerli dilleri üstüne yaptığı incelemeler Sapir’i özgün kuramını gerçekleştirmeye yöneltmiştir. Bloomfield’ci yaklaşıma karşı anlıkçı akımın önde gelenlerindendir. Sapir’in adına öncelikle sesbilim alanında rastlanır. Sesbilimle ilgili düşünceleri Prag Dilbilim Çevresinin ilkelerine tümüyle uymasa da, sesbilim kavramlarının neredeyse tümü Sapir’in sesbiliminde yer almaktadır. Sapire göre sesbilgisel bir çözümleme sonucu elde edilen sesbirimler ardında bir dile özgü içkin ya da ülküsel dizge, ruhbilimsel işlem yer alır. Dili toplumsal bağlamına yerleştiren ilk dil bilimcilerden olan Sapir önce dilin konusunu, sonra da yapısını belirlemek gerektiğini savunur. Dil, insan davranışından soyutlanamadığından bu bağlam içinde ele alınır ve çözümlenir. Dilbilimci dili gerek toplumların, gerekse değişik kavramların aynası olarak görmekle kalmaz, gerçeklikle dil arasında sıkı bir bağ kurarak gerçekliğin algılandığı biçimde dile getirildiğini, ayrıca dilin de bir anlamda gerçekliği etkilediğini var sayar. Sapir-Whorf Varsayımı adı altında anılan bu ünlü sava göre bir anadilde bulunan ulamlar bireylerin dünyaya bakış açılarını, dünya görüşlerini etkiler. Ses bilime ilişkin temel düşüncelerini, Language dergi sinde yayımlanan Sound Patterns in Language” (Dil de Ses Kalıplan) [1925] adlı yazısında sergilemiştir. Language, an Introduction to the Study of Speech (Dil, Sözlü Dil İncelemelerine Giriş) [1921] adlı yayını Sapir kuramını sunduğu temel yapıtıdır.
(Vardar,2002)
SAUSSURE, FERDINAND de
(1857-1913). Çağdaş dilbilimin kurucusu İsviçreli dilbilimci. Dilbilimde dizgelere ya da yapılara yöneliş dönemini başlatan Saussure, dilin iç gerçekliğinin ele alınmasını önermiş, dil/söz ve eşsürem/artsürem ayrımlarının yapılmasını zorunlu görmüştür: Dilbilimin konusunu, kişisel nitelikli sözden ayrılan ve toplumsal yönüyle tanımlanan dilin oluşturduğunu vurgulayan bilgine göre dil ancak eşsürem çerçevesinde bir dizge olarak incelenebilir. Gösteren/gösterilen ikilisini içeren göstergenin buyrultusal ya da nedensiz olduğunu ve uzlaşımsal nitelik taşıdığını savunan Saussure bu öğenin değerini dilin oluşturduğu dizgeden aldığını da ortaya koymuştur. Ayrılıklara ve karşıtlıklara dayanan dizge, dilin yön veren dizimsel/çağrışımsal (daha sonraki dilbilimcilerde dizisel) bağıntılarla belirlenir. Bu bağıntılar dilin düzeneğini ortaya koyar. Yatay ya da dizimsel eksen, gösterenin çizgiselliğinden kaynaklanır. Tüm Saussure düşüncesi şu yargıda en özlü anlatımını bulur: “Dil bir töz değil, bir biçimdir”. Öte yandan, bu büyük kuramcının özgün görüşlerinden biri de göstergebilime ilişkindir: Saussure, dilbilimi, ele aldığı konu (toplumsal nitelikli dil) bakımından, kurulmasını öngördüğü genel bir göstergebilime bağlarken, yöntem ve işlemler açısından da dilbilimin göstergebilime kılavuzluk edeceğini belirtir. Saussure’ün, Cours de linguistique générale (Genel Dilbilim Dersleri) [1916] adlı temel yapıtı, izleyicilerinden Ch. Bally ve A. Sechehaye’nin, 1906-1907, 1908-1909 ve 1910-1911 öğretim yıllarında Cenevre Üniversitesi’nde verdiği derslerin notlarını derleyerek oluşturdukları bir yapıttır ve Cenevre Okulu dışında, Prag Dilbilim Çevresini, Kopenhag Okulu’nu ve daha başka birçok yapısal dilbilim akımını büyük ölçüde etkileyerek XX. yüzyıl dilbilimine yön verdiği gibi, günümüzde büyük bir canlılık gösteren işlevsel dilbilim üzerinde etkisini güçlü bir biçimde duyurmak ta olan Saussure dilbiliminin elkitabıdır. Mémoire sur le système primif des voyelles dans les langues indo européennes (Hint-Avrupa Dillerinde ünlülerin İlk Dizgesi Üstüne İnceleme) [1879] De l’Emploi du génetif absolu en sanscrit (Sanskritçe’de Salt Tamlayan Durumunun Kullanımı) [1881] adlı yapıtları da dilbilime yeni bakış açılan getiren Saussure, XX. yüzyılda tüm insan bilimlerini yenileyen yapısalcılığın en büyük öncüsüdür. Toplum yaşamını geniş bir ilişkiler a ğı, çeşitli düzeylerde iletişim sağlayan anlamlı birimlerin kurduğu bir çevrim olarak ele alan bilgin, dili bu bütün içindeki yerine oturtmuş, nerede anlamlı birim varsa, orada dilbilim yönteminin geçerli olmasını sağlamıştır.
(Vardar,2002)
STRAWSON, PETER FREDERICK
(1919) İngiliz dil felsefecisi ve mantıkçı. Strawson özellikle gündelik dildeki sözcelemlere yönelik olarak bir formel mantık geliştirme çabasıyla bilinmektedir. Strawson 1950’de yayımlanan “On referring” başlıklı makalesinde, Russell’ın görüşlerine yönelik eleştirel bir bakış ile kendi yaklaşımını temellendirmeyi denemektedir. Bununla birlikte Oxford’lu meslektaşları gibi, ilk kuşak çözümlemeci filozofların mantık uygulamalarına sırt çevirmez. Daha çok, gündelik dile ve olağan düşünme alışkanlıklarımıza yakın bir mantık geliştirmeyi hedefler. 1952 ‘de yayımlanan Introduction to Logical Theory adlı yapıtında, matematikçi filozoflar tarafından geliştirilmiş ve yalnızca matematikçiler tarafından ortaya atılmış sorunları çözmeye dönük formel mantık sistemlerini eleştirmektedir.
Standart modern mantığın simgeleştirmesine sahip çıkmakla birlikte, ondan aşırılığa kaçmadan yararlanmakta ve Frege-Russell mantığının yapısını ortadoks bulduğunu belirterek eleştiri konusu yapmaktadır. Strawson geç döneminde ise, dilde yer alan metafizik kabulleri gün ışığına çıkarmayı hedefleyen bir betimleyici metafizik kurmaya çalışmıştır. Aslında bu terim Strawson tarafından polemik amaçlı olarak üretilmiştir. Bu terimle Strawson, dilsel düzlemdeki refleksiyona aşırı odaklanmış bir çözümleme pratiğini hedef almakta ve metafizik terimini bu felsefe karşı kullanmaktadır. Diğer önemli yapıtları: Anaiysis and Metaphysics, The Bounds of Sense, Subject and Predicate in Logic and Grammar.
(Altınörs,2000)
TESNÈIRE LUCIEN
(1893-1954). Fransız dilbilimcisi. Lehçe ve yapı konularında araştırmalar yaptı. Özellikle sözdizim alanında, yapısalcı akımın en önemli dilbilimcilerinden biridir. Sözdizimde geliştirdiği özgün yöntem gerek anadili, gerekse yabancı dil öğretiminde çok önemli yeri olan bir örnekçedir.
Dilbilgisini bir dizge olarak ele alan bilgin tümcenin kuruluşunu ve öğelerinin işleyiş kurallarını saptar. Ona göre işlev kavramı biçim kavramının varsıl bir görünüme bürünmesiyle belirmiştir. Bu düşünceden yola çıkan Tesnière dural sözdizimi devimsel sözdizimden ayırmaya özen gösterir. Devimsel sözdizimin yapısal bağımlılıklarını görselleştirmeyi, biçimsel özellikleri dışında üretıci-dönüşümselcilerin ağacına benzemeyen, oluşum ağacı (stemma) diye adlandırdığı çizimle gerçekleştirir. Tümce çözümlemesinin yanı sıra anlamsal yöne de ağırlık vererek sözcük sınıflandırmasına yönelen Tesnière’e göre tümceyi eyleyen, tümleyen ve bunların doğrudan doğruya bağlandıkları eylem biçimlendirir. Ayrıca, tümcenin bütün öğeleri birbirine zincirlenir. Kendisine bağlı birimleri yöneten, düğümdür. Dilbilimci bağlama ve aktarma gibi sözdizimsel işlemleri betimler.
Les Formes du duel en slovène (Slovence’de İkil Biçimleri) [1925] adlı yapıtında dilbilimsel coğrafyayı Slavcaya ilk kez uygulayan Tesnière “Comment coııstruire une syntaxc” (Bır Söz dizimi Nasıl Oluşturmalı) [1934] adlı yazısıyla söz dizim çalışmalarına yönelmiştir. Ama yazarın bu alandaki başyapıtı, ölümünden sonra yayımlanan Eléments de syntaxe structurale (Yapısal Sözdizim Öğeleri) [1959] adlı incelemesidir, Rusça’nın dılbilgisiyle sözlüğüne ilişkin çalışmaları da bulunan Tesnière kişisel gözlem ve uygulamalarından kaynaklanan ilkeleri belirleyerek oluşturduğu sözdizim örnekçesiyle hem genel sözdizim alanında, hem de dil öğretimi konusunda yapısal dilbilimin önde gelen sözcüleri arasına girmiş, özellikle Almanya’da gelişen bağımsal dilbilgisini büyük ölçüde etkilediği gibi, göstergebilimci. A.-J. Greimas’ın eyleyen kuramının da esin kaynağı olmuştur.
(Vardar,2002)
TODOROV, TZVETAN
(doğ. 1939)Rus biçimcilerinin metinlerini Fransızca’ya çevirerek Batı ülkelerinde yapısalcı yöntemin gelişmesinde rol oyna yan T. Todorov, uzun yıllar bu biçimcilerin en yakın izleyicisi oldu. Öte yandan, dilbilimi, daha doğrusu dilbilgisini kendine örnekçe alarak anlatıları dilbilgisel ulamlara göre çözümlemeye girişti. Ortaya attığı yazınbilim anlayışında metni büyük bir tümce biçiminde değerlendirdi. Kısacası metinlerin işleyişlerini, kendilerini oluşturan temel işlevlere göre betimledi. Ama sonraki yıllarda Rus biçimcilerinin görüşlerinden bazı açılardan uzaklaşarak M. Bahtin üstüne araştırmalar yaptı. Bu arada yazının oluşturulmuş bir ürün, bir yapı olmak dışında gerçeği araştıran bir sanat olduğunu belirtti. XX. yy’daki eleştiri akımlarını değerlendiren ve bu arada kendi yetişme çizgisini ortaya koyan ürünler verdi. Çok sayıdaki yapıtlarının başlıcaları şunlardır: Théorie de la littérature Textes des formalistes russes (Yazın Kuramı. Rus Biçimcilerinin Metinleri) [ Littérrature et signification (Yazın ve Anlamlama) [1967] Grammaire du Décameron (Dekameron’un Dilbilgisi) Introduction à la littérature fantastique (Fantastik Yazına Giriş) [1970] Poétique de la prose (Düzyazının Yazınbilimi) [1971] Poétique (Yazınbilim) [1973] ilk basılışı [1968]; Théories du symbole (Simge Kuramları) [1977] Symbolisme et Interprétation (Simgecilik ve Yorumlama) [1978] Les genres du discours (Söylemin Türleri) [1978]
(Rifat,1990)
TRUBEETSKOY, NIKOLAY S.
(1890-1938). Sesbilimin kurucularından Rus dilbilimcisi. Aynı zamanda Prag Dilbilim Çevresi’nin önde gelen temsilcisidir. Önceleri Fin-Ugur budunbilgisiyle uğraştı ve Budunbilgisi Kurumu’nun toplantılarına katıldı. Daha sonra. ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. 1922’den ölümüne dek Viyana Üniversitesi’nde görev yaptı. 1928’de kendisi gibi Rus göçmeni olan R.Jakobson ve S.Karsevski’yle birlikte, 1926’da kurulan Prag Dilbilim Çevresine katıldı. Bu çevredeki dilbilimcilerin 1928’de La Haye’de toplanan Uluslararası 1. Dilbilimciler Kurultayına sundukları sesbilim izlencesi büyük ilgi uyandırdı.
Kısa süre sonra genişletilerek Prag Okulu’nun ilkelerini içeren bir bildiri niteliği kazandı. Başlıca dilbilim sorunlarıyla sesbilim dışında yazınsal dille ilgili saptamalar da içeren 1929 Savları ve Trubetskoy’un Grundzüge der Phonologie (Sesbilim İlkeleri) [1939] adlı yapıtı ses bilime yöntem açısından dilbilimin öncü dalı niteliğini kazandırdı. Bu yapıt işlevsel dilbilimin sesbilim alanındaki temelini oluşturur ve birçok yapısalcı yaklaşımın esin kaynakları arasında yer alır. Saussure’ün dil/söz karşıtlığına uygun olarak Trubetskoy söz düzlemindeki seslerle, dil düzlemindeki sesleri ayırt eder. Sesbilgisi sözdeki, sesbilimse dildeki sesleri, bir başka deyişle sesbirimleri inceler. Sesbirim işlevsel bir kavramdır ve Trubetskoy’un düşüncesinin temelini oluşturur. En az bir sesbilimsel karşıtlığa dayanan, ayırıcı, belirgin özellikler içeren sesbilim aynı sesbirimin ayrı gerçekleşmeleri olan değişkelerden ayrılır. Sesbilimin tanımlanması için dizge içindeki yerinin saptanması zorunludur. Bu da çeşitli karşıtlıkların belirlenmesini gerektirir: İkiyanlı/çokyanlı, orantılı/tekil, yansızlaşabilir/sürekli, vb. Sesbirimler dışında vurgu, titrem, süre, vb. bürün olgularıyla da ilgilenen Trubetskoy bu alandaki incelemelere ilişkin sağlam ilkeler öngörmüş, savlarını iki yüz dolayındaki dil ve lehçeye ilişkin araştırmaların ürünleriyle desteklemiştir. Ayrıca kimi çalışmaları sesbilimi yalnızca eşsüremle sınırlamadığını, artsüremli bir sesbilim de öngördüğünü ortaya koymaktadır.
(Vardar,2002)
WITTGENSTEIN, LUDWIG
http://www.felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?TID=35153
Kaynakça
1.Açıklamalı Dilbilim Terimleri Sözlüğü, Prof.Dr.Berke Vardar yönetiminde,Prof.Dr. Nüket Güz, Prof. Dr. Emel Huber, Prof. Dr. Osman Senemoğlu, Prof. Dr. Erdim Öztokat, Multilingual, 2002, İstanbul.
2. Altınörs, Atakan, Dil Felsefesi Sözlüğü, Paradigma Yayınları, 2000, İstanbul
3. Haz: Güçlü,A.Baki- Uzun, Erkan- Uzun, Serkan-Yoksal, Ü. Hüsrev , sarp erk ulaş Felsefe Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yayınları , 2002, Ankara
4 Aktulum, Kubilay, Metinlerarası İlişkiler, Öteki Yayınları, Ankara, Mayıs 2000
5.Rifat, Mehmet.-Dilbilim ve Göstergebilim’in Çağdaş Kuramları, Düzlem Yayınları, İstanbul, 1990

