Felsefe Ekibi Dergisi

Sayı:5 Yıl:2006


   
 
 
         
 


Sizin İçin Seçtiklerimiz

Felsefe Ekibi

 

Ahlâkın Soykütüğü ÜstüneAhlâkın Soykütüğü Üstüne
Bir Kavga Yazısı
Nietzsche
Çeviren: Ahmet inam
Yorum Kitapları
 
İki karşıt değerler çifti, "iyi ve kötü", "hayır ve şer" binlerce yıldır yeryüzünde korkunç bir savaşa girişmişler; uzun süredir ikincisi kesin bir üstünlük taşıyor, hala bu kavganın bir sonuca ulaşamadığı yerler var. Bu arada kavganın gittikçe daha yükseklere tırmandığı, daha derin, daha tinsel olduğu söylenebilir. Bugün, belki de "daha yüksek doğa"nın, daha tinsel doğanın, bu anlamda bölünmüşlükten ve zıt değerlerin savaş alanından daha belirgin bir işareti yok. Bu savaşın sembolü, bütün insanlık tarihinin akışında şimdiye dek okunabilecek harflerle yazılmıştır.

 

Bertrand Russell'da Ahlak Felsefesi

Bertrand Russell'da Ahlak Felsefesi
Osman Elmalı
Ataç Yayınları

Ahlakın, toplumdaki düzeni sağlamak için yazılı olmayan kurallar olması, insanları birbirlerine karşı diğergam olmaya çağıran bir yönünün var olmasını, bir noktadan sonra gerekli kılmaktadır. Başkalarını düşünmeyen, onlara saygı göstermeyen, onları hesaba katmayan insana, bencil insan denmektedir. Aslında bencil insan da toplumun içinde, toplumla ilişkileri olan insandır. Ancak başkalarını düşünmediği için ahlak açısından aşağı bir seviyede görülür. Bu, feragat ahlakıdır ve insanın bazen kendi faydasından vazgeçip, başkalarının faydasını gözetmesini gerektirir. Fakat problem burada başkalarının kimler olduğudur. Bazılarının saygı gösterdiği 'başkası', kendi soyu sopu, uluslar için yalnızca kendi ulusu olabilmesine rağmen, bütün bunların üstüne çıkabilen az sayıda filozof kişiler için 'başkası', bütün insanlardır. Onun çevresi genişlemiştir ve bu çevrede bütün insanlık yer alır.
 

Bilim EtiğiBilim Etiği
David B. Resnik
Ayrıntı Yayınları

Bugün içinde yaşadığımız dünya etik bir bakış açısını yeniden gündeme getirmektedir. Piyasa ekonomisi, pozitif ve sosyal bilimlerdeki kuramsal çalışma ve uygulamalarda değer sorununu ortaya çıkarmaktadır. Buna göre kuramsallaştırma, veri toplama, literatür tarama, çözümleme, deney süreci, deneklerin seçimi ve bilgilendirilmesi, deneyin kanıtlanması ve uygulamaya dökülmesi aşamalarında hangi ölçütlerin kullanılacağı üzerinde düşünülmesi gereken bir konu haline gelmektedir. Söz konusu değer yoksunluğu, özellikle son yıllarda gen teknolojileri ve klonlama üzerine gelişen söylemler düşünüldüğünde, bilim, piyasa ve etik arasındaki ilişkiye bağlı epistomolojik soru(n) lar doğurmaktadır.

Bilimsel düşünce ve bilimin uygulama alanlarının suistimal olasılığını dışlayan bir yapıda olduğu düşünülür. Buna göre bilim, nesnel ve tarafsızdır; doğası gereği etik bir bakış açısına sahiptir. Bu nedenle bilim adamları bilim etiğini üzerinde tartışılacak ve çalışılacak bir konu olarak görmezler. Ancak, bilim eğitiminin piyasayla ilişkisi, bilimin uygulama sürecindeki sorunlar, bilimsel yayınlar ve deneyler, bilimde suistimalin varlığını kanıtlayan örnekler ortaya koymaktadır. Bilimde etik kuralların mutlak ve kesin olmaması, bilim eğitiminde etik konulu derslerin yer almaması, bilimde etik bir bakış açısının eksikliğini sorun olarak karşımıza çıkarmaktadır. Bununla birlikte, bilimde başarının akademik yayınlarla, araştırma ve deney sonuçlarıyla, akademik görevlerle ve ödüllerle ölçülmesi, etiği, pozitif ve sosyal bilimciler için zaman ayrılamayacak kadar önemsiz bir olgu haline getirmektedir. Bilimsel çalışmanın da bir piyasası vardır ve bu piyasa, etiği göz ardı etmektedir.

David B. Resnik, Bilim Etiği'nde soğuk füzyon, insan ve hayvan klonlaması, Soğuk Savaş dönemindeki deneyler, Challenger kazası, Baltimore Olayı, Milikan'ın yağ damlası deneyleri gibi bilimdeki güncel tartışma konularını ele alarak etik bir değerlendirmede bulunuyor. Böylelikle, bu çalışma yalnızca bilim etiğini bilim kuramı çerçevesinde ele alarak akademisyenlere seslenmekle kalmıyor, örnekolay incelemeleriyle pozitif ve sosyal bilimler alanında eğitim alan öğrencilere kullanışlı bir kılavuz sunuyor.

 

Bir Ahlak KuramıBir Ahlak Kuramı
Agnes Heller
 Tercüme Abdullah Yılmaz, Ertürk Demirel, Koray Tütüncü
Ayrıntı Yayınları

Agnes Heller ahlakın muhafazakarlara bırakılmayacak kadar önemli olduğu gerekçesiyle kaleme aldığı ve dünyada ilk kez tek cilt olarak Türkçede yayımlanan Bir Ahlak Kuramı'nda modern hayatların karmaşıklığı ve çeşitliliğine hitap etmeyi başarıyor: Soyutlamaların, belirsiz önermelerin değil, somut hayatların içindeki insanların izini sürüyor. Onun insanları çalışan, seven, acı çeken, bocalayan ve tökezleyen, ama gene de doğruyu arayan kişiler. Yazar, baskıcı ve göreci olmayan bir ahlak felsefesi üzerinde düşünürken seçimi bireye bırakıyor; ötekinin çağrısını dinleyen, varoluşunun sorumluluğunu üstlenen, boşluğa atlayarak boşluğun bilgisini edinen kişilere..Heller'in çalışması, kuramı, pratiği ve bireyi ustaca birleştiren kapsamlı ve incelikli bir kılavuz; yalan söylemeden otorite olunamayacağına dikkat çekerek duru bir dille ahlak felsefesinin ana konularını ele alıyor; Platon Aristoteles, Kant, Hegel, Nietzsche, Kierkegaard, Marx, Heidegger, Derrida ve daha nice filozofla diyaloğa giriyor. Bir Ahlak Felsefesi'nde kuramsal çerçevenin içini evrensel norm, ilke ve düsturlarla doldurarak yorumlamacı yaklaşımı normatif yaklaşımla bütünlüyor...
 

Eğitimde EtikEğitimde Etik
 Felicity Haynes
 Tercüme: Semra Kunt Akbaş
Ayrıntı Yayınları

Felicity Haynes, bu kitabında eğitim uygulamalarında ortaya çıkan etik sorunları ve ahlaki yargının ölçütlerine ilişkin soruları hem teorik hem de pratik düzlemde ele alıyor. Eğitimde Etik, eğitimcilerin ve öğrencilerin kendi anlayış ve uygulamalarının etik yönü üzerinde derinlemesine düşünmesine yardım etmek ve onlara, çok farklı varsayımları olabilecek insanlarla diyalog kurarken eylemlerinin uygunluğunu tartışma fırsatı vermek üzere tasarlanmış. Bu amaç doğrultusunda Haynes bir yandan eğitimcilerin kendi fikir, eylem ve seçimlerinin etik yönlerini değerlendirmelerine yardımcı olacak teorik bir başvuru çerçevesi sunuyor ve Aristo, Platon, Augustine, Locke, Mill, Kant, Moore ve Wittgenstein gibi düşünürlere gönderme yaparak bu çerçeveyi yüzyıllar içinde tartışılmış ve yapılandırılmış felsefi kuramlara dayandırıyor; diğer yandan da çeşitli eğitim bağlamlarında yaşanmış gerçek vakaları tartışarak uygulamada cezalandırma, sansür, gizlilik hakkı, kişisel çıkar, ifade özgürlüğü, okul üniformasına uyum gibi konularda karşılaşılan etik soru ve sorunları oluşturduğu teorik çerçeve bağlamında çözümlemeye çalışıyor.

Kitap, her ne kadar eğitim alanına odaklanmış, yaka örnekleri eğitim bağlamlarından alınmışsa da kişinin yapıp etmelerinin etik yönleri üzerine düşünme süreci hukuk, işletme, iş idaresi, tıp ve gazetecilik gibi diğer meslekler için de eşit ölçüde gerekli ve önemlidir. Hatta denebilir ki Haynes'in bu çalışmasını sadece söz konusu mesleki alanların mensupları değil, ahlak felsefesine uygulamalı bir giriş yapmak üzere konuyla ilgilenen herkes kullanabilir; çünkü Eğitimde Etik insanların etkileşme biçimleri ve iyi insan olmanın ne anlama geldiğini eleştirel olarak sorguluyor. Haynes bu kitap aracılığıyla, yalnızca eğitimcileri değil her birimizi eylemlerimizde tutarlı olmaya ve başkalarına kendimize davranılmasını isteyeceğimiz biçimde davranmaya; eylemlerimizin kendimiz ve başkaları için kısa ve uzun erimli sonuçlarını göz önünde bulundurmaya ve başkalarını önemsemeye çağırıyor.

'Bu kitabın amacı, etiğin, 'ne yapmalıyım?' ya da 'bu doğru olur mu?' sorusunu soran herkesle ilgili olduğunu ortaya koymak. Etik, başkaları hakkında ahlaki yargılarda bulunan, başka insanların eylemlerini öven ya da kınayan herkesle ilgilidir. Eğitimde özel bir önem taşıyor; çünkü öğretmenler ve yöneticiler, hem ahlaki sorunlarla kuşatılmıştır hem de öğrencilerinin, yani gelecek kuşağın eğitiminin ve ahlaki iyiliğinin sorumluluğu her zamankinden çok onların ellerindedir.- F. Haynes-
 

Erdem Peşinde Bir ÇalışmaErdem Peşinde / Ahlak Teorisi Üzerine Bir Çalışma
Alasdair Maclntyre
Tercüme: Muttalip Özcan
Ayrıntı Yayınları

Elinizde tuttuğunuz kitap, akademik felsefe çevrelerinde kıyamet koparmış, hatta aforoz edilmiş bir kitap. Felsefi müfredata özgü birtakım çıkışsız argümanlarla yürütülen kısır ahlak tartışmalarında yanlış tarafta olduğu için değil; akademik felsefeyi yerin dibine sokmakla kalmayıp, sosyal bilimlerin bütün dalları arasındaki yapay duvarları da gücünü devasa bir tarihsel-felsefi gelenekten alan bir vuruşla yerle bir etmeye cüret ettiği için!

Erdem Peşinde, Homeros'tan günümüze insanı insan yapan erdemlerin izini sürüyor ve bu arayışta ışığını tarihsel perspektifinden alıyor. Maclntyre'ın hem ahlak felsefenin, hem de erdemlerin günümüzdeki ahvaline ilişkin çizdiği tablo tüyler ürpetici. İnsanlar ahlaki pusulalarını şaşırmış; iyilik, cesaret, dürüstlük, dostluk gibi erdemlerin adı bile anılmıyor artık; üstelik, uzman, terapist ve bürokratlar ordusu, daha çok tüketim, yükselme ve şöhrete ulaşabilmek için erdemlerimizden vazgeçmemiz gerektiğini vazediyor bize...

Oysa, Atina meydanlarında paylaşılan ve yaşama geçirilen bir erdem nosyonu vardı; Aristoteles erdemler hakkında düşünür ve yazarken, toplumsal sahnede iyilik, cesaret, dostluk ete kemiğe bürünmüş haldeydi. İşte Maclntyre'a göre, bugün ahlak felsefesini yeniden ayakları üzerine oturtacak olan, açıkça Aristoteles'in erdem anlayışıdır. Böylesi bir felsefi geleneğin canlandırılması ise felsefe tarihinin yeniden yazılmasını gerektirir; çünkü erdem anlayışımızdan geriye, hiçbir bağlama oturmayan fragmanlar kalmıştır sadece. Ancak bu fragmanları tarihsel bağlamlarına oturtup bir bütünlük oluşturduğumuz zaman, kendi parçalanmış benliğimize de bütünlük kazandıracak olan iyi-yaşama anlayışına yeniden sahip olabiliriz. Erdemlerimizin peşine düşmediğimiz takdirde; bir araya getiremediğimiz benlik parçaları, kırık dökük kimlikler, anlamlandıramadığımız bilgi kırıntıları arasında debelendikçe, yarattığımız karanlığa daha da gömüleceğiz.

Erdem Peşinde, felsefeye alternatif bakışının, ahlak felsefesini sosyal bilimlerin tüm dallarıyla ortak ve son derece merkezi bir noktaya taşımasının ötesinde, insanın kendini yeni bir gözle görmesini sağlıyor. Hani şu kaybettiğimiz ve artık ne olduğunu bile hatırlayamadığımız için içimizde, hayatımızda, bakışımızda oluşan bir boşluk var ya; işte Maclntyre tam da boşluğun fotoğrafını çekiyor.
 

EtikEtik                                                                              
İoannaKUÇURADİ
Türk Felsefe Kurumu Yayınları
1999 (üçüncü baskı)

Bu Etik 1970lerin başındailk yayımlandığı sıralarda, etik sorunlarla uğraşmak bugün olduğu gibi moda değildi. Geçen yirmibeş-otuz yılda etik, felsefede en çok uğraşılan alanlardan biri oldu, çeşitli meslek etikleri dünyada da bizde de bir patlama gösterdi.

Ne var ki, dünyadaki siyasal ve bilimsel gelişmelerin yarattığı gereksinimlerden dolayı, ‘etik’le çok uğraşılmakla birlikte, etiğe bakış değişmemiştir. Etik bugün de bir normlar alanı olarak görülmekte ve ondan, bize yaşarken ne yapmamız gerektiğini söylemesi beklenmektedir.

İoanna Kuçuradi’nin Etiği ise, insanların başka insanlarla ve kendileriyle ilişkilerine ve bu ilişkilerde eylemde bulunurken karşılaşılan değer sorunlarına, bu arada da normlara ilişkin sorunlara bir ışık tutma girişimidir. Birkaç yoldan ortaya koymaya çalıştığı şey, yaşarken doğru ya da değerli eylemde bulunabilmenin bir bilgi sorunu olduğu, birkaç çeşitten bilgiye bağlı bir sorun olduğudur.
 

Etik ve Meslek EtikleriEtik ve Meslek Etikleri
Harun TEPE
 2000
 Türk Felsefe Kurumu Yayınları
Son yıllarda meslek etiklerinden daha sık söz edilmeye başlandı. Çeşitli mesleklerde karşılaşılan etik sorunların gittikçe daha fazla farkına varılmasıyla birlikte meslek etiklerinin sayısı da arttı. Etik sorunları aşmak için her meslek kendi meslek ilkelerini geliştirmeye girişti. Sonuçta nerdeyse meslek sayısı kadar ‘etik’ ortaya çıktı.

Bu durum akla şu soruları getirmekte: “Bir mesleğin yapılması sırasında karşılaşılan etik sorunlar, günlük yaşamda karşılaşılan etik sorunlardan farklı mıdır?’, ‘Yoksa farklı mesleklerde, çözümleri o mesleğe özgü kimi bilgiler de gerektiren, aynı türden etik sorunlarla mı karşı karşıyayız?”. Kitapta yer alan yazılar bu ve benzeri soruları ele alarak, meslek etiklerine farklı bir yaklaşımın gerekli olduğuna dikkati çekmektedir.

 

Etik ve MetaetikEtik ve Metaetik
Harun TEPE
Türk Felsefe Kurumu Yayınları
1997

Bu kitap, “bilimsel felsefe”nin etikte bir yansıması olan ve Anglo-Amerikan felsefe dünyasında bugün etikle en yaygın uğraşma yolu olan metaetik üzerine, ülkemizde yayımlanan ilk çalışmadır.

Harun Tepe bu çalışmasında, etik alanında metaetik ile kural getiren (normatif) etik yaklaşımlarını benimseyenler arasındaki tartışmayı serimlemekte, bu tartışmanın kaynağına ve sonuçlarına ışık tutmakta, ayrıca da etikteki bu yaklaşımların özgün bir değerlendirmesini yapmaktadır.
 

Ethica Etik Üzerine DerslerEthica - Etik Üzerine Dersler
Benedict De Spinoza
Tercüme: Hilmi Ziya Ülken
Dost Kitabevi Yayınları

Bu büyük eseri birkaç satırda özetleme iddiasından uzağız. Bununla birlikte, belirli noktalarını işaret için göstermemiz gerekir ki, Spinoza'nın açıklamasında tuttuğu sıraya rağmen, hakiki başlangıç noktası Descartes'tan ya da başka bir yazardan çıkarılmış bir cevher teorisi veya fikri değildir. (...) O kendi duygulanışlarının şuuruna sahiptir; nitekim, bir Bedeni olduğunu ve Beden hayatının hangi şartlarda sürüp gittiğini gözlem ile bilir. Fakat bu bir çeşit bilgi ise de, son derece eksik ve kederli bir bilgidir, kederlidir, çünkü eksiktir; şuur edinmek, gerçi insan için ıstırap çekmek değilse de, hiç değilse edilgin olmak, zor altında bulunmak, güdülmek, çoğu kere yük altında kalmaktır. Filozofun elinde, kurtulmak için nasıl bir araç vardır? Onun işi, hayatını bir araya getiren arazlardan, asıl kendi varlığını meydana getirmektir. (...) Ancak bu amaca ulaşmak için evrenle bağlılığına göre savunduğu bir bilgi ona mutlaka gerekecektir; buradan, önce bu evreni cevherindeki birlik ve tavırlarındaki çokluk içinde kavramak zorunluluğu çıkar. Etika, bir kelime ile, bizi şuurdan kendi kendimizin bilgisine, Tanrı bilgisini de kuşatan bilgiye yükseltir, bunun için sentetik bir açıklamadan önce Tanrıdan söz etmek gerekir.

Hilmi Ziya Ülken

 

Etik-Ahlak FelsefesiEtik -Ahlak Felsefesi
Doğan Özlem
İnkılap Kitabevi

Kitabın ilk iki bölümünde, etiğin (ahlak felsefesi) temel problemleri, bu temel problemler içinden kendilerine başat saydıkları problemlere göre çeşitlere, tiplere ayrılan etikler (ahlak felsefeleri) , betimleyici ve irdeleyici bir tutumla tanıtılmaktadır. 'Eleştirel etik' adlı üçüncü bölümde etik tiplerinde temel tavırlar, 'ahlaklılık' tanımlarındaki çeşitlilik, olan-olması gereken ayrımı, etiklere tarih bilinci ışığında nasıl yaklaşılabileceği, normatif etik-eleştirel etik ayrımı ve meta-etikler eleştirel bir yaklaşımla ele alınıp işlenmektedir.

Son ve dördüncü bölümde bizzat bir felsefe disiplini olarak etiğin neliği ve olabilirliği irdelenmekte ve eleştirilmektedir.
 

Etik Düşünce ve PostmodernizmEtik Düşünce ve Postmodernizm
Gözde Dedeoğlu
Telos Yayıncılık

Önce entelektüeller arasında tartışılan yeni ve masum bir akım olarak belirdi postmodernizm. Ardından hızla yaygınlaşmaya ve yaygınlaştıkça da tuhaf bir kimlik kazanmaya başladı.

Akımın ideologlarında göre; modernite aşılmış, onun temel dayanakları olan akılcılığa, bilime ve evrensel değerlere ihtiyaç kalmamış, doğrulara ulaşmak için gerekli olan bilimsel kuşkuculuk yerini ''hiçbir şey kesin değildir, her şey belirsizdir''e bırakmıştı. Kapitalist merkezlerde ''icat'' edilen akım, aynı merkezlerin yönlendirmesiyle, toplumsal yaşamda karşılığını bulmakta gecikmedi. Hedef, arkasına güçlü bir rüzgar almış olan piyasa ekonomisinin ruhuna uygun olarak, insanları ve toplumları bütün değerlerinden soyutlayıp yeniden biçimlendirmekti. Her şey belirsizdi, hiçbir şey kesin değildi, ama bu hedef kesin ve netti. İnsanların hayalleri bile basit maddi karşılıklara, markalara ve bunlarla anlam kazanan imajlara hapsedildi. Toplumlar ve bireyler büyük bir yanılsamayla yüz yüze bırakıldı. Ardından, dünyayı çok daha derinden etkileyen küreselleşme gündeme geldi: Artık akla, bilime, etik değerlere olduğu kadar, ulus devletlere de ihtiyaç kalmamıştı. Ne gariptir ki, bu fikri başkalarına dayatanlar kendi ulus devletlerini -muhafaza etmek bir yana- daha da güçlendirmekten geri kalmıyorlardı. Hedefteki ulus devletleri ve kitleleri zayıflatmak ve parçalatmak için, dinsel/etnik farklılıklar üzerinde özel bir gayretle duruluyor, birçok değer tersyüz edilerek, açık ve ısrarlı bir yıkıcılık yapılıyordu. ''Herkese sosyal refah'' vaadinin pratikteki karışıklığı, etik değerlerde yaşanan çürümeleriyle birlikte, insanlar ve uluslar arasındaki refah uçurumunun kolayca giderilemeyecek düzeyde büyütülmesi oluyordu.
 

Etik ve Estetik DeğerlerEtik ve Estetik Değerler
Necla Arat
Say Yayınları
Bağımsız bir bilimin ya da bir bilgi dalının oluşması, zorunlu bazı koşulları ve uzun bir tarihi süreci içerir. Hiç kuşkusuz bağımsız bir bilim ya da bilim dalı kendi oluşumlarıyla birlikte, kendine özgü temel kavramlarını da yaratır. Örneği fizik, uzay, özdek, devinim, enerji vb... kendine özgü temel kavramlarını yaratırken; Biyoloji de canlılık, hücre, protoplazma, özümleme, kalıtım vb. gibi temel kavramlarını yaratmıştır. Geçmiş kavramı, zaman kavramı, tarihsellik kavramı, belge ve tanıklık kavramları olmaksızın Tarih Bilimi var olmacağı gibi sanat, sanat eseri ve biçem kavramı olmadan da Sanat Tarihi Bilimi var olamaz.

 

Etik/Yeni Değerler ve ÖzgürlükEtik / Yeni Değerler ve Özgürlük
Howard Selsam
Tercüme: Yüksel Demirekler
Yaba Yayınları
Tarih boyunca, toplumsal değişim için çalışanlar, mevcut düzen savunucularınca ahlaksız diye nitelendirilmişlerdir. Her ne kadar bu eski bir alışkanlık ise de zamanımızda da bunun yöntemi değişmemiştir. Kurulu düzene karşı çıkanlar 'iyi amaç, araçları haklı kılar' inancını sürdürürler.

Bu kitapta marksist biliminin önde gelen imzalarından Howard Selsam'ın ahlak felsefesi konusunda geniş incelemesini, konuyla ilişkin yorumlarla çözümlenmelerini bulmaktayız. Çağımızın toplumsal özgürlüklerinin, bireyin, hakların, tüm insanlığın mutlu geleceğinin ahlak anlayışıyla iç içe olduğunu söyleyen ve bunu çeşitlendiren yandaş konularla buluşturan bu kitaptır elinizdeki. Her kesimden insanın 'Etik'i okuyarak mutlaka kazançlı çıkacağınıza inanıyoruz.

 

Etik 'Kötülük Kavrayışı Üzerine Bir Deneme'Etik 'Kötülük Kavrayışı Üzerine Bir Deneme'
Alain Badiou
 Tercüme: Tuncay Birkan
Metis Yayınları;

Son yirmi-otuz yıldır ideolojilerin sonunun geldiği söylendi -aslın- da ima edilen sadece Sol'un sonuydu. Daha sonra aynı şekilde, temsilin, felsefenin, doğanın ve hatta insanın 'sonu'nun geldiği ilan edildi, bazen arsız bir neşe, bazen de melankolik bir kederle. Badiou bu postmodernist mutabakatın dışında kaldığı için, uzun yıllardır yazmasına rağmen değeri yeni yeni teslim edilen büyük bir düşünür. Düşünce sistemine polemik mahiyetinde bir giriş sayılabilecek Etik kitabıyla kendisini Türkçede ağırlamaya başlıyoruz.

Badiou, bu kitabında son yıllarda postmodern düşünce iklimi içinde gittikçe öne çıkan anlayışın, bütün o ötekine/farklılığa saygı retoriğiyle sahici bir Etik'in gelişmesini nasıl engellediğini, mevcut neoliberal iktidar yapılarıyla nasıl bir suçortaklığı içine girdiğini gösteriyor. Düşüncenin farklılığa kayıtsız olduğunu, oysa asıl herkes için aynı olanın, yani evrensel hakikatin önemli olduğunu söylemeye cüret ediyor! İnsanı aciz bir kurban olarak görerek onu maruz kalabileceği Kötülük'lere karşı korumaya dayalı bir insan hakları perspektifine temelden karşı çıkarak, 'önce ortaya pozitif bir iyi anlayışı koymak gerekir, ' diyor. Bu anlayışı ise kendine özgü içerikler kazandırdığı olay, hakikat, sadakat, çokluk, durum gibi kavramlar etrafında geliştiriyor.

Son dönemin en özgün, en militan, en siyasi felsefe yapıtlarından biri. Hakikatin üretildiği dört alanı sayarken bilim, sanat ve siyasetin yanına aşk'ı da katan bir düşünür, 'sonlar'dan bezmiş olan herkese taze bir 'başlama' heyecanı bulaştıracaktır diye düşünüyoruz.

 

Etiğe GirişEtiğe Giriş
Annemarie Pieper
Tercüme: Gönül Sezer, Veysel Atayman
Ayrıntı Yayınları

İnsanlığın toplumsallaşma süreci içinde, bu sürecin hem kurucu bir öğesi hem de sonucu olan eylem, davranış, tutum ve düşünceler; tarihsel dönemlerin ve sosyo-kültürel coğrafyaların farklılığına rağmen, genel geçer ahlak değerlerine, norm ve ilkelere işaret eder.

İktisadın ve teknolojinin her şeyi belirlediği, tek yönlü olarak salt kazancı arttırmak üzere rasyonalize edilmeye endekslenen günümüz dünyasında, yarar hesapçılığının yıkıcı etki ve sonuçlarını yansıtan eleştirel bir aynaya ve özgürlük, eşitlik, adalet, hoşgörü gibi niteliksel değerlerin de olduğunu anımsamaya ihtiyacımız var. İşte bir bilim, bir felsefi disiplin ya da öğretiler toplamı olarak anlaşılabilecek olan etik bize, evrensel ölçekte geçerli olduğu düşünülen ahlaki değerlerin, ilke ve normların var olduğunu söylemekte, bunları bilgi olarak sistematize edip insanın önüne koyarak, buradan hareketle ahlaki eylem ve davranışların, tutum ve tercihlerin türetileceği umudunu vermektedir. Elinizdeki metin, etiğin tarihinden damıtılmış ahlakilik öğretilerini ve düşüncelerini; kronoljik bir incelemenin yapay bütünleyiciliğine teslim etmeden, gerek içerikleri gerek amaç ve hedefleri gerekse de bir biyolojik doğa-varlığı ve toplumsal akıl-varlığı bütünlüğü (ya da bölünmüşlüğü) olarak anlaşılan insanın özgürlükve iradeyi kavrayışı bakımından eşsüremli bir analizde değerlendirmektedir. Bu analizde etik, bir bilim ve felsefi disiplin olarak öteki bilim ve felsefi disiplinlerle olan ilişkisiyle ele alınıyor ve son tahlilde, böyle bir analiz, ister istemez ahlakiliğe giden yolun kılavuzuna da dönüşüyor. Bu kaçınılmaz dönüşüm, öteki uygulamalı bilimler ile etiğin ilişkisinin karşılaştırılmasını da zorunlu kıldığı için eğitim, hukuk, çevre, kadın hakları gibi ahlakiliğin özellikle göz önünde bulundurulması gereken alanlara etik bir perspektif getiriyor.

Pieper'in etik incelemesi, etik metinlerine 'giriş' kılavuzu olmanın da ötesinde, özellikle günümüz Türkiye'sinde ahlaki bir yol gösterici işlevi taşıyor.

 

Etiğe GirişEtiğe Giriş
Ahmet Cevizci
Paradigma Yayınları
Etik, bireysel ve sosyal yaşamın çok büyük bir hızla akıp değiştiği; yaşama tarzlarına layıkıyla ölçüp biçecek, onları gerektiğinde eleştiri süzgecinden geçirirken, gerektiğinde temellendirecek değer sistemleri ya en kötüsü yanlış bir temel üzerine inşa edilmiş oldukları ya da en hafifinden değişimin hızına ayak uyduramayıp kolayca yıkıldıkları için, ağır bir değer bunalımı içinde olan günümüzde tanımlanması herhalde en zor olan terimlerin başında gelmektedir. Buna rağmen, etik belli bir ahlaklılık idesine sahip, belli bir yaşama idealini hayata geçirmek için mücadele eden bireyin yaşayışı açısından, ikinci olarak da, çağının gidişatını, üyesi olduğu toplumun yaşayışını ya eleştiren, hatta mahkum eden ve dolayısıyla, mevcut değerler silsilesi yerine alternatif değerler, yaşama kuralları veya ilkeler vazetmeye kalkışan ya da onu açık seçik olarak tanımlamayıp, içerimlerini gözler önüne sererek meşrulaştırmaya veya haklılandırmaya kalkışan filozofun tavrı bakımından ve nihayet ahlaklılığın dilini analiz eden, ahlaki kavram ve yargıların niteliğini tartışan, kısacası tıpkı olgusal dünyayı konu alan fizikçi gibi, kendisine değer dünyasını konu edinen teorik bir araştırma içine giren felsefecinin çalışması açısından, en azından şimdilik ve uzlaşımsal olarak, değeri konu alan, kapsamında insanın değer biçici deneyimi, kısacası hayata anlam katan herşey bulunan düşünüş tarzı, ahlaki ilkeler teorisi veya felsefe disiplini diye tanımlanabilir.

 

Etiğin Doğal TemelleriEtiğin Doğal Temelleri
Jean-Pierre Changeux
Tercüme: Nermin Acar
Doruk Yayımcılık

Felsefi açıdan sorun, bir etik normunun ne olduğunu ve neye dayandığını doğru tanımlamaktır. Etik nesnel midir? Ahlak yasaları, fizik dünyayı yöneten yasalar gibi, evrenin düzenine bağlı mutlak bir veri midir? Yoksa kendilerinden ve saptadıkları değerlerden başka amacı olmayan, salt usa dayanan bir veri midir? Ya da açıklamasını, insan toplumlarının tarihini de içine alan yaşam tarihinde aramamız gereken, yavaş ilerleyen bir düzenlemenin mi sonucudur_

Elinizdeki kitap bu soruların kökenine inip, doğru cevapları bulmaya çalışan 21. yy filozoflarının 'olan' ile 'olması gereken' arasındaki ayırımı üzerine derlemesidir.

 

Eudemos'a EtikEudemos'a Etik
Aristoteles
Tercüme: Saffet Babür
Dost Kitabevi Yayınları

Eudemos'a Etik, Aristoteles'in etik alanda söylediklerinin toplandığı üç metinden biri. Elimizde bulunan beş kitabın (yapıtın tamamının sekiz kitap olduğu varsayılıyor, 4., 5. ve 6. kitapların, Nikomakhos'a Etik'in, 5., 6. ve 7. kitaplarıyla örtüşmesinden ötürü yazmanlarca çoğaltılmadığı savlanıyor) en eski elyazmaları ondördüncü yüzyıldan kalma. R.R. Walzer ile J.M.Mingay tarafından saptanan Yunanca metni temel aldığım çevrimi Franz Dirlmeier'in Almanca çevirisi (Akademie Verlag, 1962) ile karşılaştırarak yürüttüm.
 

Kant'ın Ahlak FelsefesiImmanuel Kant'ın Ahlak Felsefesi (Ahlak Öğretileri - 2)
Bedia Akarsu
İnkılap Kitabevi
Yazar bu kitapta, Türkiye'de, üzerinde yeterli derecede araştırma yapılmamış olan Kant'ı elel alırken, filozofun kuramsal felsefesine de geniş bir yer ayırmış, böylece Kant'ın genel felsefesine koşut olarak gelişen ahlak felsefesini de Türk okuyucusuna kapsamlı bir biçimde tanıtmıştır.

 

İnsan ve Değerleriİnsan ve Değerleri
İoanna KUÇURADİ
Türk Felsefe Kurumu Yayınları

Aynı insanların, aynı eylemlerin, aynı olayların, aynı durumların farklı şekillerde değerlendirilmesi insan dünyasının bir olgusudur.

Bu olgu kimi düşünürleri “değerlerin göreli olduğunu” ileri sürmeye ve bundan eylemle ilgili sonuçlar çıkarmaya götürmüştür. Kimi filozoflar da bu sava karşı “değişmez, evrensel değerler olduğunu” temellendirmeye çalışmıştır.

Değişik ve değişken dünya görüşlerinin varlığı, ayrıca da aynı konularda değişik ve değişken normların çokluğu olgusu, yüzyılımızda çoğulculuğun bir ideal haline getirilmesine yol açmış; bu çoğulculuk da, yüzyılımızın ikinci yarısında kimi düşünürleri bütün görüşlerin ve normların “eşdeğer” olduğunu ileri sürmeye götürmüştür.

Kitap bu iki yönlü olguyu bir açıklama girişimi, aynı zamanda da değerlendirme fenomenine ve değerlere görelilik-mutlakçılık seçenekleri dışında bir ışık tutma çabasıdır: bunların ne olduğuna ışık tutma çabasıdır.

 

Kendini Savunan İnsanKendini Savunan İnsan / Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
Erich Fromm
Tercüme: Necla Arat
Say Yayınları
Yüzyılımızın ünlü düşünürü Erich Fromm, bu yapıtında insanın yaşamdaki temel ödevinin 'kendi kendisini oluşturmak', yani gizilgüç olarak ne ise o hale gelmek olduğunu savunuyor. Fromm'a göre, insanı anlamak, onu sanki kendimiz bir Tanrı ya da ondan çok üstün bir yeri olan bir yargıçmışız gibi suçlamamak anlamına gelir. Çünkü, 'iyi' ve 'kötü' ne düzenekseldir ne de önceden yazgılanmıştır. Ahlak felsefesi alanında seçme ve karar, insana; onun kendisini, yaşamını ve mutluluğunu önemle ele almasına; kendisinin ve toplumunun ahlaksal sorunlarıyla yüzyüze gelebilmek yiğitliğini gösterip kendisini savunabilmesine dayanmaktadır.

 

Marksizm ve AhlakMarksizm ve Ahlak
Steven Lukes 
Çeviri: Osman Akınhay
Ayrıntı Yayınları
1998
Günümüz (dünün ya da yarının değil!) muhalifinin, 'bir başka hayat tarzı'nı inşa ettiği oranda düzen dışına çıkabileceğini ve gerçekten devrimcileşebileceğini, böylece yeryüzünde anlamlı bir yer edinebileceğini; iktidar arzusu ile etik tavır arasındaki gerilimi her hissedişinde, kendini 'ille de iktidar' tutkusuna kaptırmadan, etikten (ve gerekirse yenilgiden) yana saf tutma bilgeliğiyle var olabileceğini düşünenler için...

 

Marx'ın Özgürlük EtiğiMarx'ın Özgürlük Etiği
George G. Brenkert
Tercüme: Yavuz Alogan
Ayrıntı Yayınları
1998

Ahlakçıların amansız karşıtı Marx ahlak sorununa kayıtsız bir düşünür ve eylem adamı mıydı? İnsanlığın geleceğiyle ilgili düşünce tarihinin gördüğü en kapsamlı proje olan Marksizm, geleceğe yönelik eylemlerin dinamiğini açıklarken, insani değerlere nasıl bakıyordu? Ahlakçıları eleştirirken her koşulda doğru davranış kalıpları olduğu düşüncesine kökten karşı çıkan Marx, etik kaygılardan bağımsız mı hareket ediyordu?

George G. Brenkert'in kitabı Marksizmin tarihi boyunca ihmal edilmiş etik sorununa Marx'tan hareketle yanıtlar veriyor. Daha önce yayınevimizden çıkan ve Marksist etiğin her tür aracı meşrulaştırmaya izin vermediğini savunan Steven Lukes'ın 'Marksizm ve Ahlak' kitabından sonra elinizdeki kitapla Mark'ta etik sorunu felsefi temellerine oturuyor.

Brenkert'in Marx'ı derinlemesine kavrama çabasının ve bilimsel titizliğinin ürünü olan bu kitap, Marx'ı anlama uğraşlarında özel bir yeri hak ediyor. Yazar Marx'ın etikten bağımsız düşünmediğini ortaya koymakla kalmıyor. Marx'ın etiksiz olamayacağını tüm yönleriyle gösteriyor. Etik temeli olmayan bir tarihsel materyalizmin teknolojik belirlenimciliğe, tarihsel kendiliğindeliğe dönüşeceği uyarısında bulunan yazar, Marx'ı ululaştırmadan, onun derinliğini, düşünsel zenginliğini ve güncelliğini sabırlı bir incelemeyle ortaya koyuyor. Marx'ın bir etik kuramı ortaya atmamakla birlikte günümüz etik tartışmalarına katkıda bulunacak, hatta onun ötesine geçen geniş ufuklu ve sağlam bir etik temele sahip olduğunu; insanın kendi geleceğini kurmasına imkan veren bir özgürlük etiğini amaçladığını gösteriyor. Yazar böyle bir temelde Marx'ta toplum çözümlemesinden kapitalizm eleştirisine, değer kuramından üretim ilişkilerine, demokrasi sorunundan şiddet ve devrim sorununa kadar tüm alanların etikle doğal ilişkisine işaret ediyor.

İnsani değerlere bağlılığın Marksizmin temelini oluşturduğu fikri, solun geçmişiyle hesaplaşması ve geleceğini çizmesi için hayati bir önem taşıyor. Düşünme gücünü yitirmeyen, Marx'ı okurken kendi varlık koşullarını dışlamayan ve Marksizmi ilkelere indirgemeyen bir sol çizgi için çok şey söyleyen bir kitap...
 

Modernizm, Evrensellik ve Birey / Çağdaş Ahlak Felsefesine Katkılar
Şeyla Benhabib
Tercüme: Mehmet Küçük
Ayrıntı Yayınları

Modernlik projesinin dünya çapında krizin hem organik birer parçası hem de bu krize verilen birer yanıt olarak ortaya çıkan etik ve politik eleştirilerin yol açtığı kargaşa, tüm bunaltıcılığıyla yayılıyor. Dünyanın gitgide küçüldüğü bir konjonktürde, ulus-devletin kendi arkaik çevçevesini korumak için yürürlüğe koyduğu çatışmacı stratejiye alternatif üretemediğimiz Türkiye'de ise, bunaltı sözcüğü bile hafif kaçıyor. Dünya, küçük bir uzmanlar ya da seçkinler grubunun tekelindeki 'yasa koyucu akıl'ı mütevazılaştırarak, rasyonel yönetim idealinden vazgeçmeksizin yeryüzüne, sıradan yurttaş-öznelerin arasına indirmeye; kadınların eleştiri ve taleplerini dikkate alarak adalet sorunlarını kamu alanıyla sınırlandırmaktan vazgeçmenin yollarını bulmaya; evrenselci ahlakı, bireyin sırf insan sıfatıyla eşit saygı ve muameleye değer olması idealini somut bağlamlara oturtmaya; 'bizden / bizim gibi olmayan insanlar'la evrensel akıl, özerk birey gibi ahlaki ve politik ideallerden vazgeçmeksizin iletişim kurmaya çalışıyor. Peki, biz ne yapıyoruz?

Böyle bir politik çoğrafyada, yine bu coğrafyanın kık yılda bir de olsa her şeye rağmen ortaya çıkardığı (ve yitirdiği) değerlerden birisi olan Şeyla Benhabib'in bu çalışması daha bir anlam kazanıyor. Biliyoruz, 'pratik felsefe'nin 'eylem felsefesi' olarak tercüme edildiği ve 'eylem' ile 'felsefe' arasında bir ilişki kurmaya alışmamış bir entellektüel ortamda Benhabib'in cemaatçi düşünürlerle tartışmasını; postmodern itirazları babadan kalma 'olumsuzlayarak kapsama ve aşma' usulüne pek benzemese de bu usulden ders almış bir çabayla alt etmesini kavramak zor olacaktır. 'Postmetafizik, etkileşimsel evrenselcilik' ya da 'bağlam duyarlı akıl' kavramlarını Türkiye'de Türkiye için düşünmeye çalışmak çok zahmetli, çok rizikolu olacaktır biliyoruz; ama politik ve kavramsal sözcük dağarımızı genişletme zahmetine katlanmadığımız takdirde, Türkiye'de bize zorla dayatılan deli gömleğini yırtıp atmanın imkansız olduğunu maalesef hep birlikte öğrenmek zorundayız. Üstelik, düşünsel çıtayı alabildiğine yükselten Benhabib'i okurken şu bizim eski ve tatlı tartışmamız 'evrenselden yerele, yerelden evrensele' sorununu bu kez 'post'lar çerçevesinde yeniden düşünme imkanı da bu zorunluluğun bir ödülü olabilir.

Dünya ölçeğinde düşünce üretmenin nasıl bir şey olduğunu merak edenlere... Zahmetli okumaları sahih düşünmenin olmazsa olmaz koşulu olarak görenlere...
 

Nietzsche -Bir Ahlâk Karşıtının Etiği
 Peter Berkowitz
 Çeviren: Ertürk Demirel
Ayrıntı Yayınları
Ayrıntı Yayınları, Nietzsche üzerine yapılmış incelemeleden oluan üçlemesini tamamlıyor: Nietzsche'yi politik bir düşünür olarak irdeleyen Kusursuz Nihilist ve sanat felsefesini inceleyen Edebiyat Olarak Hayat'tan sonra şimdi de ahlak felsefesini tartışan Nietzsche: Bir Ahlak Karşıtının Etiği'ni yayımlıyor... Nietzsche hakkında yapılan yorumlar, onun felsefesinin öğeleri kadar birbirinden farklıdır. Yapıtlarının büyüleyici güzelliği, ironisi ve simgeleri, okurun ve yorumcunun bilgi, metafizik, etik ve sanat alanlarındaki arayışında yolunu bulmasını zorlaştırır. Peter Berkowitz, Bir Ahlak Karşıtının Etiği'nde Nietzsche'nin felsefesindeki sistemli gerilimi ortaya çıkarıyor. Nietzsche'nin başlıca kitaplarını incelikli bir tahlile tabi tutarak, perspektivizmin veya varlık sorunun Nietzsche'yi açıklamaya yetmediğini gösteriyor. Nietzsche'nin felsefesinin doruk noktasında hakikat-sanat, bilmek-yapmak, zorunluluk-özgürlük ikiliklerinin çekişmesinin yattığını ileri sürüyor. Berkowitz'e göre, ahlakın insan istencinin bir yaratısı olduğu varsayımından yola çıkan Nietzsche, uç görüşlerin çekişmesini doruğa taşırken, kendi felsefesinin iki ucunun çarpıştığı bir savaş alanında kalmıştır. Ahlaktan kurtulan insan, en iyi yaşamı nasıl yakalamalıdır? Zorunluluklara nasıl boyun eğdirilebilir? Üstinsan, hatta tanrı olmak mümkün müdür? İnsanoğluna yeni bir görev vererek onu nihilizmden kurtarmak isteyen Nitzsche'nin yaratıcılık etiğini kemiren iç çelişkiyi de açığa çıkartıyor. En yüce insan mutlak istenciyle doğruyu bilip gerçekkleştirmelidir, ama istenç mutlaksa doğru yoktur, sadece istencin yansımaları vardır. En iyiye ulaşmak isteyen insanoğlu, artık "hakikati" nasıl bulabilir? Bu kitapta Nietzsche'nin baştan çıkarıcı sorularıyla yüzleşenler, onun meçhul denizlere açılan maceracı metaforunda kendilerinden bir parça bulaaklar. Bütün değerlerin yerinden oynamaya başladığı günümüzde, "Nasıl yaşamalı?" sorusuna cevap arayanlar, öncelikle kendi kesin yargılarına saldırma cesaretini göstermelidirler. Berkowitz'in dediği gibi Nietzsche okuru, gözlerini merakla açtığı sürece her şeye hazırlıklı olmalıdır; hatta kim bilir, kutsal ve unutulmuş toprakları tekrar keşfetmeye, baş döndürücü yüksekliklere çıkmaya ya da ürkütücü derinlere inmeye...

 

Nikomakhos'a Etik
Aristotales
Çeviren: Saffet Babür
Kebikeç Yayınları
Etik, Aristoteles'in 'insan için iyi'nin ne olduğunu soruşturduğu kitabıdır. Belli bir insan için iyi olanla kent için iyi olanı aynı şey diye düşündüğü için, kent için iyi olanın ne olduğunu soruşturmayı amaca daha uygun görecektir. Böylelikle etik bir siyaset araştırması olacaktır.

Etik ile siyasetin böylesi içiçeliği Aristoteles'in etiğine toplumsal, siyasetine de etik bir boyut kazandıracaktır.

 

Parçalanmış Hayat / Postmodern Ahlak Denemeleri
Zygmunt Bauman
Tercüme: İsmail Türkmen
Ayrıntı Yayınları
İlkeli siyaset, kimlik, ahlak, sorumluluk... postmodern dönemin umacıları. Gün, sorumluluk almamanın, bağlanmamanın, parçalı kimliklerin, plastik cinselliğin ve tüketicilerin günü! Madem ki siyaset agoralardan silinip oy sandıklarına hapsedildi; modernliğin toplama kamplarında bitiremediği Öteki, evin, mahallenin, kentin dışına püskürtüldü; hayat artık doğumla başlayıp ölümle sona eren bir süreklilik olmaktan çıkıp hesaplanabilir ve sürdürülebilir parçalara bölündü... öyleyse artık evlerimizin sıkıca kilitlenmiş kapıları ardında da olsa, güvendeyiz demektir: Yabancı ve dolayısıyla belirsiz olan her şeyden zamansal ve mekansal uzaklık, Öteki için sorumluluk almayı gerektiren varoluş biçimlerinin reddi; bütün düzenlemelerin yakınlaşma ve bağlanma olasılığını dışlayacak şekilde tüketici lehine yapılması; yalnızca şimdiyi yaşama, geçmişten bağımsız olma ve gelecek için taahhüt altına girmeme garantisi... En önemlisi de, 'iyi' ile 'kötü' arasında seçim yapma ve ahlaki kararlar alma yükümlülüğünden kaçış imkanı...

Parçalanmış Hayat'ta artık kimsenin vicdanının sesini dinlemesi, rahatlatması vb. söz konusu değil. Sorumluluk almadığınız sürece rahatlatılması gereken bir vicdanınız da olmayacaktır. 'Bireyin Kurtuluşu' vaadi gerçekleşmiştir artık! .. Peki ya Öteki? Yoksulluk, savaşlar, etnik kıyım, ayrımcılık, hastane kuyrukları, işsizlik? Etik mi dediniz? Prime-time kuşağında oynayan bir dizinin adı mı? Alışveriş merkezlerinde satılır mı?

Parçalanmış Hayat, Richard Sennett'in 'toplumsal kuram alanında büyük bir olay' diye nitelediği Postmodern Etik'te yasaları olmayan bir ahlakı, kendi gerekçesini yine kendinde bulan bir ahlakın dış hatlarını tarif ediyordu. Parçalanmış Hayat'ta ise modernliğin sınırlılıklarından kurtulan etik için alacakaranlığı değil şafağı müjdeliyor. Modern dönemde kesin hatlarıyla belirlenmiş 'uç'larda, 'başlangıç'ta ya da 'son'da yaşanan hayatların, postmodern dönemli birlikte yıkıldığını ve her şeyin 'orta'ya, yani belirlenemezliğin, olumsallığın, tekinsizliğin ve yabancılığın ıssızlığına düştüğünü ifade ediyor. Kişinin önünü göremediği, arkasında iz bırakamadığı bir 'çöl yolculuğu' olarak yaşanan hayatın, kişiye, kendi ahlakını kendisinin oluşturması imkanını veren gerçek bir özgürlüğün şimdi mümkün olduğunu belirtiyor.

'Etiği olmayan ahlak'tan postmodern siyaset sorununa kadar Parçalanmış Hayat, çağdaş toplumsal düşünceye, enine boyuna okunup tartışılması gereken muhteşem bir katkı sunuyor.

 

Postmodern Etik
Zygmunt Bauman
Tercüme: Alev Türker
Ayrıntı Yayınları
Postmodern Etik yasaları olmayan bir ahlakı, tamamen ahlaki benliğin faaliyet halinde olduğu uğraklarda görünür hale gelen bir ahlakı, kendi gerekçesini yine kendinde bulan bir ahlakı, ahlakın yol göstericiliğini kabul eden kişileri birer 'aziz' mertebesine yükselten bir ahlakın dış hatlarını tarif ediyor. Modernliğin yanılsamalarına kapılmayan insana etik açısından bir 'şafak vakti'ni müjdeliyor.

Bu kitaptaki 'azizler'e yaraşır etik söyleşisine yapılan davetin, yaşadığımız topraklarda, başka hiçbir gerekçe olmasa bile sırf 'Enel Hak' diten bir gelenek sayesinde bile yanıtsız kalmayacağını umuyoruz...

 

Schopenhauer'da Ahlak Felsefesi
Cahit Tanyol
Gendaş Kültür
Her devrin bir lider değeri vardır. Bu değer bütün değerleri etkisi altına alır. Ortaçağda lider değer dindi. Sosyal, politik, ekonomik ve kültürel değerler onun etkisi altında idi. Ahlak doğal olarak dinin etki alanında ve onun bir niteliği gibi kabul ediliyordu. Yeniçağ'la beraber öncü değer bilim ve teknik oldu. Günümüzde bilgi kavramı çağa damgasını vurdu. Bilim ve teknik özü itibariyle laik bir niteliğe sahiptir. Ahlakın da dinin tekelinden çıkarak laik bir nitelik kazanması zorunludur. Gerçekten dinle ahlak arasındaki bağlantı zorunlu mudur? Bunu anlamak için ahlaktaki otoritenin kaynağına bakmak gerek. Dinsel ahlakta otorite Tanrıdır ve dinler ahlak için gelmiştir. Gerçekte ise ahlakın arkasında toplumun yaygın otoritesi bulunmaktadır. Schopenhauer ise bu yapıtında dinle ahlak arasında ilişki şöyle dursun, dinin ahlaksızlığa yataklık ettiğini ileri sürmektedir. Ona göre insan, yaratıkların en ahlaksızı ve en bencilidir. Her şeyi kendisi için isteyen bu bencil canavarı dizginleyecek ve onda ahlaki duyguları uyandıracak tek güdü/motif "acıma" ve "merhamet"tir. Türkiye gündeminde "Din" ve "Ahlak" bir ve aynı şeymiş gibi öğretim ve eğitim programlarında ve anayasamızda yer almaktadır. Bu açıdan Schopenhauer'ın ahlak felsefesi okuyucuları derin derin düşündürecektir.

 

Söz Edimleri Kuramı ve Etik
Paul Ricoeur
Sunuş: Atakan Altınörs
Asa Kitabevi
Kuşkusuz ki Paul Ricoeur adı, yorumbilim (hermeneutik) alanındaki araştırmacıların vaz geçilmez başvurularından biridir. Bununla birlikte, ülkemizde henüz onun adına, etik, dil felsefesi ya da fenomenoloji tartışmalarında pek rastlanmadığı da bir gerçektir. İşte bu metinde Ricoeur, hayli zengin bir arka plan üzerinde söz edimleri kuramının etik içerimlerinin sınırlarını çizmeyi deniyor. Bu küçük, fakat oldukça yoğun metinde, söz edimleri kuramının bir tarihçesi, toplumsal sözleşme idesinin Rawis'a kadar geçirdiği evrim ve 'başkası'nın, 'öteki'nin sosyolojik değil, ama etik boyutuyla ilgili vurgular aynı anda bulunmaktadır. Çevirinin, dil felsefesi ve etik ile ilgilenenler kadar hukuk felsefesi ve dilbilimle ilgilenenler için de yararlı olacağını umuyoruz.


 

geriileri

 
   
   
   

Felsefe Ekibi SOLİS'in sağlamış olduğu hosting hizmeti ile sizlere ulaşmaktadır.
© 2001-2006 Felsefe Ekibi Tüm haklarını saklı tutar...
Yayımlanan yazılar, kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazarlara aittir.