Felsefe Ekibi Dergisi

Sayı:5 Yıl:2006


   
 
 
         
 


CEYHUN ATUF KANSU’DA ATATÜRK DÜŞÜNCESİNİN ÖZÜNÜ KAVRAMAK*
                                                                                                                     
Dr. H. Haluk ERDEM**


                                                            
                                                                           Işık KANSU ağabeyime…

‘‘Senin en değerli hazinen nedir, ey geleceklerin çocuğu? Senin en değerli hazinen bağımsızlığındır: Türk bağımsızlığı. Bu bağımsızlığa gelişmenin, sonsuzluğun temellerini atan: Çağdaş devletindir, cumhuriyettir, çağdaşlaşma devrimindir: Türk devrimidir.’’
                                Ceyhun Atuf KANSU                                           
         

           Ulusların kendi geleceklerini belirleyen önemli tarihsel anlar vardır. ATATÜRK’ ün doğumunun 125. yılı olan 2006, aynı zamanda, ATATÜRK aydınlanmasının önemli kazanımlarından biri olan Gazi Üniversitesi’nin 80. yılına da denk düşmüştür. Her iki tarih de kutlu olsun. Uzun olmayacak bu konuşmamın temel savı şudur: Yanlış ve eksik değerlendirmelerin yapıldığı, bilinçlerin bulanıklaştırıldığı, kavramların içinin boşaltıldığı günümüzde, ATATÜRK düşüncesinin özünü Ceyhun Atuf KANSU’nun yapıtlarında yakalamak olanaklıdır. KANSU’nun özellikle ‘‘bağımsızlık’’, ‘‘özgürlük’’, ‘‘çağdaşlaşma’’ ve ‘‘tarih bilinci’’ kavramlarını ele alışındaki derinlik ve Söylev’in nasıl okunması gerektiği konusundaki yazdıkları kavranabildiğinde, bugün yüz yüze geldiğimiz problemlerin aşılabilmesinin olanağı görülecektir.
           Önce Söylev’in nasıl okunması gerektiğinden başlayalım. Söylev, Atatürk düşüncenin özünün bağımsızlık kavramı olduğunu anlatır. Temel ilkenin bağımsızlık olduğunu Mustafa Kemal ATATÜRK, Söylev’inde şöyle dile getirir:


‘‘Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan kendini kurtaramaz. Yabancı bir devletin koruyuculuğunu istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir. (…) Oysa Türk’ün onuru ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir’’ (Atatürk, Söylev, ss.43)


           19 Mayıs 1919 tarihi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Ulusal Kurtuluş Savaşının Türk Ulusunun bağımsızlık öyküsünün başlangıç tarihidir ve Söylev de bu tarihle başlar. ‘‘Kurtuluş Savaşı’’ Mustafa Kemal ATATÜRK’le doğmuş bir kavramdır. Her türlü insanca uyanmanın önünde engel oluşturan emperyalizm, ifadesini bağımlılıkta bulan ekonomik-siyasal çıkarlara hizmet eden koşulları yaratırken, Mustafa Kemal’in bağımsızlık savaşı ulusal onurun ifadesi olmaktadır. Kurtuluş Savaşı halkın kurtulmasını, geri ve bağımlı bir yapıdan, çağdaş, bağımsız bir toplumsal yapıya geçme savaşını anlatır. Emperyalizm geri ve bağımlı bir yapının oluşumunu sağlayan koşullar sonucunda oluşmaktadır. Emperyalizmin karşında bağımsızlık için savaşmak gerçek kuruluş savaşının ifadesi olmaktadır (Kansu, 1996: 23). Ulusal Kurtuluş Savaşı, bağımsızlık için verilmiş bir savaştır. KANSU’nun bu açıklamaları günümüz için neden önemlidir? Pek çok kimse Kurtuluş Savaşı’nın ve bağımsızlık devriminin kendi tarihsel koşullarında kaldığını ve bu tarihin günümüz koşullarıyla bir ilgisinin kalmadığını, dolayısıyla Kurtuluş Savaşı tarihinin bittiğini, ATATÜRK düşüncesinin tamamlandığını söylemektedir; oysa KANSU’nun eserlerinden öğreniyoruz ki, bağımsızlık her gün kazanılması gereken bir ilke olarak karşımıza çıkmaktadır. Bağımsızlık bir devrim ilkesidir. Bu ilke bir süreçtir, her an yaşanılır, her an yeniden kazanılır. ‘‘Devrim bitti, değişimler sona erdi demek, bütün bağımsızlık koşullarının gerçekleştiğini söylemek’’ yanlış bir değerlendirme olur. ‘‘Bağımsızlığı donduran, bağımsızlığı her gün yeniden kazanmayan, bağımsızlığı yitirir’’ der Ceyhun Atuf KANSU (Kansu, 1997a: 117).  Bağımsızlığı kurtarmak, kazanmak yetmez, onu korumak, savunmak, her gün yeniden kazanmak gerekir. Günümüzün problemli kavramlarından biri olan ‘‘Batılılaşma’’ kavramına da açıklık getiren KANSU, bu kavramın ilgisini yeniden bağımsızlıkla kurar. Batılılaşma sömürgeci Batının anamalına, dış yardımlara dayanarak bağımlı olmak değildir. Batılılaşma kavramında ‘‘kök değer’’ insancı akıldır. Bu değer ifadesini özgürlük, insan onuru kavramlarını içine alan hümanizmayla bulmaktadır (Kansu, 1997a:110- 111). Mustafa Kemal bağımlılık koşullarını yenen, ulusal bağımsızlığa dayalı bir hümanizma yaratan çağın ilk sesidir.
           ATATÜRK düşüncesinin özünü anlamanın ilk adımı bağımsızlık kavramını anlamaktır. Diğer adım her işi halka dayandıran halk yönetimidir. Son adım ise, toplumda eskiyen, yozlaşan ne varsa değiştirilmesi yani devrimi kavramaktır (Kansu, 1997b:94). ATATÜRK devrimi yani Türk devrimi temelde bir uygarlık ve çağ değişiminin adıdır. Türk toplumunu ve Türk insanını Osmanlı ortaçağ uygarlığından ve yaşantısından alıp yeni çağın uygarlığına getirmektir, yeni bir çağa yeni bir insana başlamaktır (Kansu, 1996: 146).
           Üzerinde kısaca durmak istediğim noktalardan biri de Ceyhun Atuf KANSU’nun tarih bilincimize bakış açısı kazandırabilecek olan görüşüdür. Günümüzde tarihe bakışta, tarihi değerlendirişte bir problem görüyorum. Tarih kişilerin dışında, kendilerini ilgilendirmeyen, insanlardan soyutlanmış bir alan olarak algılanmaktadır. Tarih böyle algılanınca da, Cumhuriyet tarihimizin önemli dönüm noktaları bizden bağımsız, soyutlanmış bir tarihsel kesitler olarak düşünülmektedir. Kavramlarla ve kavramlararası ilgilerle düşünülmeyen bir tarih anlayışının sonucudur bu. O zaman da küçüğünden büyüğüne dek pek çok kimse, korumamız gereken Cumhuriyet devrimlerini, yalnızca ezberlenmesi gereken bilgiler yığını, içeriği boşalmış biçimler olarak görecektir (Kansu, 1996: 212). Tarihe böyle bakış, ATATÜRK düşüncesinin özünü de kavrayamayacak, Söylev’i de yüzeysel olarak okuyacak belki de hiç okumayacak sonuçlar yaratır. Tarih bilincini yerleştirmede kavramlarla düşünmek günümüz problemlerini çözmede ipuçları yakalamamıza neden olur. Başta liselerimizde olmak üzere, üniversitelerde okutulan Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi derslerinde Ceyhun Atuf KANSU’nun yalnızca Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, Ya Bağımsızlık Ya Ölüm, Söylevi Okurken, Halk Önderi Atatürk kitaplarının okunması-okutulması bile Atatürk düşüncesinin özünü kavramada önemli bir yol almamızı sağlayacaktır. Yalnızca ezberlenen tarihlere indirgenen Cumhuriyet tarihi algısının değişme zamanı çoktan gelmiştir.      
       Sözlerimi KANSU’nun gençlere seslendiği bağımsızlık andında söyledikleriyle tamamlamak istiyorum:
           ‘‘Yeniden, her gün kazanılması gereken bağımsızlık adına de ki: Varlığımın ve geleceğimin tek temeli, bağımsızlıktır. Bu temel benim en değerli hazinemdir. Benim varoluşumdur. Kendi ilkemdir bu benim: Kişiliğim, özgürlüğümdür. Bu hazineyi benim elimden kimse alamaz. Ne içte kötüler, ne dışta kötüler. Bağımsızlık ilkesini öğrendim ben: Kendime yeteceğim ve çağımın insanı olacağım. Bilincim bu benim sorumluluğum. Devrimi alıp sonsuza değin götüreceğim. Bağımsızlığın özsuyunu dondurmayacağım, devrimin ağacını kurutmayacağım. Taze ve diri tutacağım. (…) Ulusal bağımsızlığı, Cumhuriyetçi bir halk çocuğu olarak kurtaracağım. Ve bu hazineyi almak isterlerse, koşullar ne olursa olsun senin sesinle haykıracağım: Ya bağımsızlık ya ölüm. Bağımsızlık aşığı olarak and içerim ben’’ (Kansu, 1997a: 119)  


KAYNAKÇA

          ATATÜRK, Gazi M. Kemal, Söylev, (Basıma Hazırlayan: Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU), Çağ Pazarlama Gazete Dergi Kitap Basın ve Yayın A.Ş., 40. Bası, İstanbul, 2002.
          KANSU, Ceyhun Atuf, Söylevi Okurken, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1996.
          KANSU, Ceyhun Atuf, Ya Bağımsızlık Ya Ölüm, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1997a.
          KANSU, Ceyhun Atuf, Halk Önderi Atatürk, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1997b.


* Bu metin 22 Mayıs 2006 tarihinde Gazi Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu ile İnsancı Felsefe, Sanat ve Bilim Çevresi’nin düzenlediği Aydınlanma Yolunda Ceyhun Atuf Kansu etkinliğinde sunulmuştur. Etkinliğin panelini Doç. Dr. Nesrin Çobanoğlu yönetmiş, Emin Özdemir, Işık Kansu da konuşmacı olarak katılmıştır. Etkinlikte ayrıca Prof. Dr. Nalan Özhan Elbaş, Vecihi Timuroğlu, Hüseyin Atabaş ve Müslim Çelik şiir ve konuşmalarıyla yer almıştır. 


** Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Felsefe Grubu Eğitimi Anabilim Dalı

 

geriileri

 
   
   
   

Felsefe Ekibi SOLİS'in sağlamış olduğu hosting hizmeti ile sizlere ulaşmaktadır.
© 2001-2006 Felsefe Ekibi Tüm haklarını saklı tutar...
Yayımlanan yazılar, kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazarlara aittir.