BİLGİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
Betül ÇOTUKSÖKEN
Metnin yayım izni için Sn. Betül Çotuksöken’e teşekkür ederiz.
Yönelen bir varlık olarak diğer canlılarla birçok şeyi paylaşan insanın ayırt edici özelliği, yönelmesini de bir bilme konusu yapmasıdır. Yönelme özellikle bilme biçiminde somutlaştığında insanın hem kendisini ve dünyayı tanımasını sağlar hem de kendisini ve
dünyayı değiştirebilmesinin yollarını açar. Öyleyse üzerinde en çok durulması gereken
edim, bilme edimidir. Bilme edimiyle ilgili bilme işlemlerinin yürütüldüğü felsefe alanı da
bilgi kuramıdır.
Bilgi kuramı antropolojik bakış açısından ele alındığında, insanın bilen bir varlık olarak taşıdığı genel, evrensel nitelikli özellikleri üzerinde durulması asıl kalkış noktasını oluşturur. İnsan düşünen bir varlık olarak, gerek düşünmesiyle, gerek dile getirmesiyle, dünyayı derler, toparlar. İnsan yine bu niteliğiyle, dünyayı ‘kendinde varlığı” açısından sahip olduğu karmaşadan kurtarır.
Bilgi kuramı insanın kendine ve dünyaya -kısaca varolan her şeye- yöneliminin temelleri, yapısı ve işlevi üzerinde duran bir e t k i n l i k t i r . Bilgi kuramı, insanın - kendini bilmesinden başlayarak, varolan her şeyi bilmesine kadar - tüm bilme edimleri üzerinde duran (bilme edimlerini inceleyen) bir d i s i p l i n d i r . Bu nedenle, neredeyse tüm yaşamı boyunca bilmek üzere -ve buna dayalı olarak eylemek üzere- programlanmış insanın “bilme”nin ve -bilmenin sonucu olan- “bilgi”nin kendisine yönelmesi büyük önem taşımaktadır.
Bilgi kuramında bilen varlık olarak insan, bilinebilen/bilinen her şey ve elde edilen sonucun iletilme ortamı olarak dil bir araya getirilmektedir. Bilme etkinliği sonucunda ortaya çıkan bilgi dış dünyanın, düşünmenin ve dilin birlikteliğidir. İnsan tüm varlığı ile bilgidedir; bilgisi ile birliktedir.
Temel Sorunlar:
* Bilgiyi bilgi yapanın ne/neler olduğunu belirlemek.
* Bilgiyi çözümlemek.
* Bilgiyi kurucu öğelerine ayırmak.
* Bilgiyi bilgi olmayandan ayırt etmek.
* Bilgi ile bilgi olmayanı birbirinden ayırmak
* Bilgi ile bilgi olmayanın kurucu öğeleri bakımından kimi zaman ortaklıklar içinde
bulunduğunu da göz önünde bulundurmak.
Bilgiyi bilgi yapan nedir? Bilginin ortak paydaları nelerdir?
* Özne, düşünen şey, bilen varlık, insan, zihin, ben.
* Nesne, şey, bilinen varlık, insan olmayan, dış dünya, zihin olmayan, ben olmayan.
* Nesneleşmiş dil (daha önceden üretilmiş olan bilgi/bilgi olmayanla eklemlenmeyi de
içerir.)
Öznenin n e t ü r d e n b il g i l e r üretmesi mümkündür?
* Özne (yöntem teknik [ özneye bağlı -kuram olarak- hem nesne ortamına bağlı
teknik dışavurum olarak- aynı zamanda dil olarak] } + nesne— türleriyle bilgi:
* Felsefi bilgi: (varolmanın/bilmenin/dile getirmenin) koşulların bilgisi olarak
felsefe (Temellendirici/açıklayıcı/betimleyici/yorumlayıcı)
* Bilimsel bilgi: biçimsel bilimler —* Mantık-matematik (Biçimlendirici): doğa bilimleri insan/toplum bilimleri (Yansıtıcı/betimleyici/açıklayıcı/anlamlandırıcı)
* Etik bilgi: Tutum ve davranışların bilgisi (Temellendirici/betimleyici/ değerlendirici)
* Sanatsal bilgi: imgesel olanın bilgisi (Betimleyici/değerlendirici/anlamlandırıcı)
Bilgi olmayan üzerine:
* Özne [ + dil] + nesne—>bilgi olmayan (-sanki- bilgi gibi yorumlanabilen/bilgi olduğu sanılan)
Bilgi olmayanın açılımı:
* Tahmin/kestirim
* Kanaat/kanı/sanı
* İnanç (geleneklerle, alışkanlıklarla. dinlerle, v.b. yapılana bağlantılı olarak)
* Haber (enformasyon, ileti: betimleyici/açıklayıcı)
Bilgiyi bilgi olmayandan ayırmada kullanılabilecek ölçütler neler olabilir?
(Önem sırasına göre)
1. Kalkış noktası, bakış açısı
2. Nesneyi sunma tarzı biçimi
3. Gerekçelendirme
4. Sınama ortamları
Bilgi kuramı ya da bilgiye felsefe açısından bakmak düşünene ne sağlar?
* Bilme süreçlerine bilgiye ilişkin bilinç uyanışını sağlar.
* Varolma düzlemi ile bilme ve iletme düzlemini birbirinden ayırmamızı sağlar.
* Bilginin bir “dil” olgusu olduğunu görmeyi sağlar.
* Bilginin yapısı gereği tarihsel olduğunu görmeyi sağlar.
BİLGİ KURAMI
G i r i ş v e A m a ç l a r : Eğitim sistemimizde bir bakıma yabancısı olduğumuz “Bilgi Kuramı” pek fark edilmemekle birlikte öğrenme/öğretme süreçlerinde ana ekseni oluşturmaktadır. Bilgi kuramı çerçevesinde yapılan çalışmalar “eleştirel ve eleştirel/yaratıcı düşünme’yi, anlamayı, açıklamayı yorumlamayı destekleyen çalışmalardır.
Dünyadaki duruşumuz büyük ölçüde bilgiyle bağlantılı olduğuna göre, bilginin kendisine doğrudan yönelmek, düşünenin/bilenin temel yönelimidir. Bu yönelimin de felsefi nitelikli olması kaçınılmazdır. Çünkü herhangi bir şeye, nesneye, duruma, olup bitene anlamak/kavramak üzere yönelmek, felsefi yönelimle örtüşmektedir.
Felsefi yönelimin ya da felsefi düşünme biçiminin en çok kışkırtacağı edim, eleştirme
edimidir. Gerçek anlamda yaratıcı düşünmeyi, “okuma”yı*, “yazma”yı** besleyen edim,
eleştiri edimidir. O halde bilgi kuramı bütünüyle felsefi niteliklidir. Bilgi kuramında açıklanan, eleştirilen, değerlendirilen ‘bilgidir.
“Bilmek”le ‘eylemek” arasındaki sıkı ilişki de hesaba katıldığında, “bilmek’, “bilme”, bilgi kavramlarının incelenmesinin ne denli önemli olduğu kolayca anlaşılabilir. Ancak tam da bu noktada şu soruları sormak gerekmektedir: Olup bitenleri gerçekten “bilgiye dayalı olarak mı değerlendiriyoruz? Tavır ya da tutum takınmamızda eylemlerimizde “bilgisel olanı” mı dikkate alıyoruz?
Felsefi yaklaşımın genellikle felsefe tarihi bilgileriyle örtüştürüldüğü bir gerçektir.
Felsefe tarihi bilgileriyle donatılmak kimilerinin beklentisi olabilir. Ancak burada amaçlanan, bilgi konusunda öteden beri gündemde olan bilgi anlayışlarını, bu bağlamda sergilenen felsefe akımlarını öğrenmek ya da öğretmek değildir. Genel amaç, bilgiyi tüm kurucu öğeleriyle ortaya koymak, bilgiyi bilgi yapan ve olup bitenle yüzyüze gelindiğinde -ki her an olup bitenle yüzyüzeyiz- bilginin ne ölçüde etkin olduğunu (ya da olmadığını, bilginin yerine nelerin geçtiğini) gözler önüne sermektir.
Bilginin yerini alanlar nelerdir? İnançlar, tahminler/kestirimlerdir. Özellikle inançlar, olup bitenle (: nesne düzeni) özne arasındaki aracı ortamlar olarak, gerçeğin anlaşılmasına engel olurlar. Ancak tahmin ya da kestirimler geleceğe yönelik olduğu için kimi zaman bilgiye de dönüşebilirler.
Bilginin öğeleri, temel yapısı konusunda duyarlı olan, bilgi kuramına (: bilgi üzerine bilgi) ilişkin bilgilerle donatılmış kişilerin davranışlarında ne türden değişiklikler gözlenebilir?
* Olup biteni açıklama istemi uyanır.
* Olup bitenler arasındaki bağlantılar kavranır.
* Olup bitenle bağlantılı gerekçeler oluşturma istemi uyanır.
* Benzerler ve farklı olanlar ayrı ayrı değerlendirilir.
* Farklı ortamlardan, yollardan elde edilmiş olan bilgilerle deneyimleri bağlantılandırmak, yüzyüze getirmek önem kazanır.
* Gelenek/görenek gibi kültürel nitelikli yapılarla ya da hazır kalıplarla, bizzat elde
edilen/kazanılan deneyimleri yüzyüze getirme olanağı doğar.
* Dili açık-seçik ve tutarlı bir biçimde kullanma becerisi oluşur ve gelişir.
* Yargı gücünü gerektiği gibi kullanma olanağı doğar.
* Doğruya bilinçli bir biçimde ulaşma istemi oluşur. (Çünkü insan yaşamında asıl amaç
doğruya ulaşmaktır.)
Bilgi kuramında olup bitene (: herhangi bir nesneye) ilişkin herhangi bir bilgi üretimi, aktarımı söz konusu değildir. Amaçlanan; olup bitene ilişkin bilginin nesnesiyle olan bağını göstermek ve ayrıca bilginin düşünme ve dile getirme boyutunda içerdiği yapısal özelliklerini incelemektir. Bilgi kuramında öznenin nesnesiyle kurduğu ilişkinin kendisine yönelme temel sorunsalı oluşturmaktadır.
Özetle: Bilgi kuramında amaçlanan, insanlar arasındaki ilişkide, dolaşımda olan/yer alan yapıları (: iletişim ortamında yer alanları, bilgiyle bilgi olmayanı) incelemektir. Doğru davranmanın nesnesiyle bağını doğru bir biçimde kurmuş olan insan başarısıyla (: bilgiyle) ancak mümkün olduğunu göstermektir. Son amaç, sağlıklı bir iletişim ortamını yaratabilmektir; böyle bir ortamın da ancak bilgiyle oluşabileceğini göstermektir. Sadece felsefe ve onun özel bir dalı olan bilgi kuramı bu konularda bizi aydınlatabilir.
(*) “Okuma” burada geniş anlamıyla (: tüm : yan anlamlarıyla) alınmıştır.
(**) “Yazma” insanı var eden/var kılan, geleceğe taşıyan temel edimdir. Bilgi yazılı ortamla yakından ilgilidir
Felsefe Söyleşileri I-II, Maltepe Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi, Marmara Eğitim Vakfı,İstanbul 2003

