Etkin KonularEtkin Konular  Forum Üyelerini GösterKullanıcı Listesi  Forumu AraArama  YardımYardım
  KayıtKayıt  GirişGiriş
 FELSEFE FORUMU : Metafizik
Konu Konu: Sonsuzluk Üzerine Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlar
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 29.05.2004 Saat 11:46 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

Aşağıdakiler sonsuzlukla ilgili kafama esen düşüncelerin bir derlemesi...

Sonsuz, sınırları olmayan şeydir. Eğer sınırları olsa idi sonlu olurdu.

Gene sınırları olmadığı için birden fazla sonsuz olamaz. Olsa idi arada sınır olması gerekirdi.

Sınırları olmadığı için dışı da yoktur. Dışı olmadığı için de varolan/varolmayan herşey içinde olmak durumundadır. Yani tüm şeyler onun 'parçaları' olmak zorundadır.


Bu noktada sonsuzluğun 'ilksel şey' olduğunu da kabul etmek zorunda kalırız. Bu anlamda varoluş ya da yaratılış nedir sorusuna da yanıt oluşturmaktadır. Çünkü zaten başkaca birşey yoktur.

Bundan sonrasında ise işler biraz çapraşıklaşıyor. Sonsuzun dışı olmadığı ve herşey (buna sadece madde değil, her türlü duygu, düşünce, kavram, olay, durum dahil) içinde olmak zorunda olduğu için sonsuz; hem evet hem hayır olmak zorundadır. Tüm zıtlıkların karşıt kutuplarını barındırmak durumundadır.

Sonsuz veya sonsuzluk tanımlanamaz. Çünkü tanımlanabilir olan sadece sonlulardır. Sonsuzluğu tanımlamak için elimizde sadece sonlu kavram bileşimleri vardır. (Tanımlamaya kalksak işin içine bir sonsuz girmek zorundadır. Ya sonsuz tane sonlu kullanarak tanımlamaya çalışırız veya sonsuz zaman harcayarak tanımlamaya çalışırız. İkisi de sonuçsuzdur.) Çünkü adı, tadı, ismi, cismi, duygusu, düşüncesi olan herşey sonludur. Salt zaman değil kapsam açısından da sonludur. İsimlendirilebilir olanın çevresine bir hat çizilmiştir zaten. Çizemezsek kavram tanımsız olacaktır. Bu nedenle bilinebilir olan sadece sonlulardır.

Aslında bu aşamada nasıl tüm sonlular isme, tada, anlama sahipse; nasıl ki tüm düşüncelerin bir tezi var ise sonsuz da sonlunun tersi olarak sınırlara=isme=anlama=ve teze sahip değildir. Kutupsuzdur. Ve nasıl ki tüm sonlular 'var' ise bu durumda sonsuza 'var olmayan' demekten başka çare kalmaz. Ama bu var olmayış onun hiçlik oluşu anlamında değildir (çünkü bence hiçlik diye bir şey yoktur, hiçlik sanılan şey sonsuzdur) daha çok henüz 'tezahür etmemiş' sonsuz potansiyel olması bağlamındadır. Tezahür ettiği zaman 'sonlu' ya dönüşür ve deneyimlenebilir hale gelir. Buradan sonsuzun 'var olmayan' tüm sonsuz olasılık ve durumların sonsuz kaynağı olduğu ve sonlu olan varlıklara sunulan 'özgür irade' dahilinde onlara istedikleri deneyimleri 'sunduğu' söylenebilir.

Sonsuz ve onun içindeki sonlu görünümler arasındaki bence en ilginç bağ, sonlunun ne olduğu düşünülünce ortaya çıkar. Sonlu gözüken şeyler aslında sonlu olmamalıdırlar. Çünkü sonsuz aslında bölündükçe sadece kendini holografik olarak üreten bir şeydir. Aslında eski atom tanımı sonsuz için daha uygun, o bölünemez atomik bir 'bütün'dür. Sonluyu 'var olan' olarak baz alınca nasıl ki sonsuz 'var olmayan' a dönüşüyorsa, aslında olası tek gerçeğin 'sonsuz' olduğu düşünülürse sonlular sadece birer görüntü mertebesine dönüşmektedir. Çünkü başlangıçtan beri sadece 'tek' bir kimlik vardır, onun sonsuz görüntüleri ayrı, bağımsız olarak varolan, irade gösteren 'şeyler' değil, sadece sonsuzluğun sonsuz bilincinin türlü şekillerde perdelenerek sonsuz ayrı varlık yanılsaması yaratması ile sağlanmış deneyimsel süreçlerdir.

"Birşey ya A'dır ya da A değildir" önermesi üzerine kurulan rasyonel-analitik zeka (sol beyin lobu) (veya-mantığı) için sonsuz herzaman çözülemez olarak kalmakla birlikte varlıklara kendilerinden daha yakın olmak zorunda olan sonsuz için ulaşılamaz da diyemeyiz (Çünkü zaten içinde yüzen balık gibiyiz sonsuzluğun). Alternatif olarak sezgisel zeka (sağ beyin lobu) (ve-mantığı) şöyle der: "Bir şey hem A, hem de A'nın tersi olabilir." Ve sonsuzu ulaşılabilir kılar. Ancak günlük yaşam ve klasik bilim sadece veya-mantığına göre kurulmuştur. Çünkü veya-mantığının ilk yaptığı şey "Ya 've-mantığı' vardır veya 'veya-mantığı' vardır" demektir. Yani ve-mantığını daha başlangıçta eler. Meditasyon gibi veya-mantığını askıya alıp ve-mantığının kendini gösterebilmesine izin veren ender zamanlar dışında sadece veya-mantığının hükmü altındayızdır. Ne yazık ki bu dünyada yaşamda kalmak denen şeye direkt görünür etkilere sahip olan şey sadece 'veya-mantığı' olarak gözükmektedir.

Bir şeyin sınırlarını kaldırıp sonsuza götürdüğünüzde artık onu niteleyen isimler ve sıfatlardan özgürleştiğini düşünüyorum.

Bizim ölçüp biçip sayılaştırdığımız şeyler aslında sonsuzluk açısından bakarsak biraz yanıltıcı. Çünkü sonsuzluğun olduğu yerde saymak mümkün değildir. Sadece aynı türden şeyler sayılabilir ve bizim saydığımız herşeyden sadece 'bir' tane var. Hiçbir şeyin bir ikincisi yok. Bizde ne yapıyoruz benzer olarak gördüklerimizi aynı kategoriye koyuyoruz ve sayıyoruz. Aslında sayı diye birşey bile yok. Bir tek kişi, bir tek şey; herkes ve herşeydir. Sadece tek bir sonsuz var, 'bir sonsuz' = 'sonsuz bir', ve hepsi bu...


-----------------------------------------------------------------

Aşağıdakiler, bazıları tartışma ortamında şekillenmiş, sonsuzluk üzerine olan düşüncelerden bir derlemedir.

Soru: Sonsuz için bir denebilir mi? ‘Bir’ bir sayı değil midir, sayı ise çokluk kavramını beraberinde getireceği için ‘bir’in ‘bütün’ olduğu söylenebilir mi?

Sınırı ve dışı olmayan bir şeyden bahsediyoruz. Kaç tane olmasını bekleyebiliriz? Bütün olmadığı söylenebilir mi? İkinin olmadığı bir evrende ‘bir’ bir sayı değildir.

Soru: Bazı ülkeler ve insanlar arası nefret veya sevginin sonsuz olduğu söylenemez mi?

Ülkeler ve insanlar arası anlaşmazlık, nefret veya sevginin sonsuz olduğunu söylemek bir hayli zor. Şu an sürüyor olsa bile zaman açısından sonsuz olmadığı açık. Öte yandan sonsuz şiddette mi olmuş bunlar? Şunu belirtmeliyim sonsuzluk birisinin aklının alamayacağı kadar şiddetli ya da uzun süren şeylerden bağımsızdır. Yani bir kişiye bitmeyecekmiş gibi ya da daha fazlası olamazmış gibi gelebilir. Ama sonsuzluğun bunlarla bağlanamayacağı sanırım açıktır.

Soru: Sevgi ve nefretin kendi başlarına sınırları var mıdır?

Eğer sınırsız derseniz sınırları olmayan bu iki şeyin birbirini kapsadığını hatta aynı şey olduğunu kabul etmeniz gerekecek. Bir şeyin sınırsız olduğu bir evrende başka hangi şey için yer kalır?

Soru: Düşünceler sonsuz değil midir? Düşüncelerin de sınırları ve dışları yok değil mi?

Düşünmek gerek. Eğer sınırları ve dışları olmasa idi tek bir düşüncenin diğer tüm düşünceleri kapsaması gerekmez miydi? Çünkü o tek düşüncenin dışı olmadığı için dışında hiçbir düşünce varlık gösteremeyecekti. Belki de şöyledir. Düşüncelerin bir sınırları ve hatta biçimleri vardır ama biz burada onları görememekteyiz. (Dışı olmayan şeyin hep tek kalmak zorundalığı olduğu söylenebilir.)

Hiçbir sonlu kavramdan sonsuz miktarda olamaz (sonsuz sevgi ya da sonsuz kin diye birşey olamaz. Dilimizde kullanım bulmuş olsa bile) Türlü çeşitli sonsuzluklar olamaz olsa idi onlar sonsuz olmazlardı. Çünkü aralarında sınırlar olurdu ve birbirlerinin dışında kalırlardı.(Aynı birden fazla tanrı olduğunda birbirlerinin özgür iradelerini sınırlamak zorunda kaldıklarından mutlak tanrı olamamaları gibi) Bir şeyin miktarını sonsuza götürdüğünüzde sınırları kalkar ve sınırsız olan da artık isim ve sıfatlardan uzaktır.

Soru: Sonsuz bir sayı mıdır? Sayılar domain’i içinde yer almaz mı?

Domain'lerden bahsederken de, şunu söylemeliyim sonsuz bir sayı değildir. Sayılar domain'inin içinde de yer almaz. Sayılarla ilgili kullanımlarda [1,sonsuz) gibi kullanımlar vardır. Yani 1 (dahil) den sonsuz (hariç) e kadar olan aralığı gösteren örnek gibi. Sonsuz hiçbir zaman köşeli parantez kullanılarak dahil edilmez. Sebebi de aslında herhangi bir domain'in kapsamına alınamamasıdır. (Çünkü sonsuzu hiçbir şey ve hiçbir domain kapsayıp çevreleyemez. Çevreleyip sınırlandırabilse idi o sonsuz değil sonlu olurdu)

Olay daha çok olağan bir yanlış anlaşılmadan kaynaklanıyor. Kullanımda olan kavram 'sonsuza kadar'dır 'sonsuzda ve sonsuz olarak' değildir. Örneğin sayılar sonsuza kadar giderler. Ama sonsuza varmazlar. Bir kareyi alıp giderek sınırlarını 4 bir yöne çekiştirebilirsiniz. 'Sonsuza kadar' büyümesine bir sınır yoktur. Ama hiçbir zaman 'sonsuz'a varamaz. Sınırlarını koruyup sonsuza kare olarak varabilen birşey yoktur. Birşeyi sonsuza götürünce sınırları kalkar, isim ve sıfatlardan, niteliklerden soyutlanır derken bunu demek istemiştim.

Pi sayısı evet sonsuza kadar giden basamaklara sahiptir. (Aslında bir bölü üç de sonsuza kadar gider ama pi için kendini tekrar eden bir şablon bulunamamıştır.) Evrenimizde sonsuza giden pek çok şey var. (Belki de hepimiz oraya gidiyoruz :) Ama kendi niteliklerini koruyarak varanı yoktur. Birşeyin 'sonsuza kadar' gitmesi ile orada olması farklı şeylerdir. Sanırım 'orada' olan sadece sonsuz var.

Sonsuzun sınırının ve dışının olmadığını söyleyip sonsuzu tarif ederek onu sınırlandırdığım düşünülebilir. Ama dikkat edilirse bunlarda sadece olumsuzlama var: son-suz (sonu yok), sınır-sız (sınırı yok), dışı olmayan (dışı yok) yani bu tanımlama girişiminde de onun ne olduğu değil, ne olmadığı ancak anlatılabiliyor. Çünkü sonsuz, sonlular (bizim bildiğimiz ismi, cismi, anlamı, niteliği olan şeyler) cinsinden tanımlanamaz. Yani bu girişim sonsuzun etrafını çevirip işte budur demiyor. Sadece sonlu olanların etrafını çevirip bundan öteye ne kaldıysa oradadır diyor. Yani hala sonsuz serbestisi var sonsuzluğun. Etrafı çevirilmiş veya sınırlandırılmış değil.

Sonsuzu gerçek anlamda tanımladığımı ya da tarif ettiğimi iddia etmiyorum. Zaten daha öncede tanımlanamayacağını belirtmiştim. Daha çok sonsuz hakkında konuştuğum söylenebilir. Her tarif ifade ettiği kavramın sınırlarını çizer mi? Arabayı bilmeyen ama armutu bilen birisine araba armut değildir ya da benzemez dediğimde yaptığım tarif arabanın etrafını çizmiyor. Karşıdaki kişi hala araba için hertür şey bekleyebilir armut gibiler hariç.(Bir testi veya bir gök cismi bile bekleyebilir (yeterince olasılığı değerlendirirse))

Aslında şu var, sonlulara dayanan bildiğimiz herşey, tüm karşılaştırma ve sonuç çıkarmalar ('Her tarif ifade ettiği kavramın sınırlarını çizmez mi?' gibi) sonsuzluk için geçerli değildir. 'Sonlular domain'inde değilizdir artık çünkü. Tek olan sonsuzun bir eşi benzeri yoktur ki çok olan sonlularla kıyas kabul etsin, veya karşılaştırma yapabilelim veya sonlular arası yaptığımız karşılaştırmalardan çıkardığımız sonuçları direkt olarak sonsuza da uygulanabileceğini düşünelim.

Sonsuzun sonlulara hem bir yandan benzemediği sonlulara ilişkin edinilebilen bilginin karşılaştırma kriteri olarak pek işe yaramadığı öte yandan gene sonluları içinde barındırması hatta sonluların da holografik tarzda sonsuz olmalarının gerekliliği, aslında sonluluğun görünüşte olduğu ve herşeyin tek bir sonsuz olduğu söylenebilir. Hatta sonsuz için klasik veya-mantığının yetersizliği, ve-mantığı diye yeni bir mantığın daha uygun olduğu da söylenebilir. Bütün bunlar ne kadar 'farklı' ya da 'garip' bir şeyle uğraştığımızın işaretleri değil mi? (Yani kısaca sonlulara uygulanabilen kurallar sonsuz için direkt kullanım alanı bulacak diye bir şey sözkonusu değil. Bu yüzden de sonsuz hakkında yazdığım yazıdaki şeylerin onu sınırladığını düşünmüyorum. O kendi sınırsızlığının direkt bir sonucu olarak tek ve dışı olmayan olmak durumundadır. Birşeyin 'sınırsız' olduğu tarifi onu hala 'sınırlar' derseniz birşey diyemeyeceğim. Aslında bu noktada bunu derseniz tümüyle 'belirsiz' olanın 'sonsuz' olandan daha 'sınırlandırılmamış' olduğunu söylemiş olursunuz sanırım. Ama benim açımdan 'sonsuz', sınırları ve dışı yok diye geçtiğinden 'belirsizlik' de onun içinde olmak zorunda değil midir? Yani belirsizliğin sonsuzu kapsayıp kapsayamayacağına bir şey diyemesek bile (düşünmek gerek) sonsuzun belirsizliği kapsayacağı kendi sınırsızlığının bir sonucudur.)

Soru: Saymayı beceremediğimiz, sayısını tam bilmediğimiz şeyler var. Eşeğin sırtındaki kıl sayısı, insan vücudundaki hücre sayısı, kumsallardaki kum tanelerinin sayısı gibi... Bu belirleyemediğimiz şeyler sonsuz değil midir?

Belirlenemeyen şeyler sonsuzdur diyebileceğimizi sanmıyorum. İnsan vücudundaki hücre sayısı sonsuz olsaydı, herbir hücrenin hacminin sıfır olması gerekirdi (insanın toplam hacmi sonlu bir değer olduğu için. Herhangi bir sonlu sonsuza bölündüğünde sıfır çıkar, sıfıra bölündüğünde de sonsuz. Yani sonlu bir bedende ancak sıfır hacme sahip (ve bu aslında yok demek) hücrelerden sonsuz tane olabilir.) Üstelik bilim adamlarının evreni sonlu varsayarak yaptığı tahminlerde bile evrende (tüm görünen galaksiler ve onların ötesinde evrenin yaşı ve ışık hızı ile ne kadar genişlemiş olabileceğine dair kendi tahminleri sayesinde göremediklerimiz de dahil) toplam olarak on üzeri kırk (1 ve yanında kırk sıfır) atom olduğu tahminlenmektedir (hatırladığım kadarıyla). Buna her bedendeki hücrelerin atomları, kumsallardaki sayılamaz kumların tanelerinin atomları, her varlığın bedenindeki tüm saç ve kılların atomları, tüm gezegenler, güneşlerin atomları ve başka her ne varsa dahildir. Size sonsuzun ne kadar büyük olabileceğine dair bir şey söyleyeyim. 10 üzeri 40, sizce sonsuz için yeterince büyük müdür? Değildir. Peki 10 üzeri 80 yeterince büyük müdür? Değildir. Peki 10 üzeri trilyon yeterince büyük müdür? Gene değildir. Hangi sonlu sayı sonsuz için yeterince büyüktür? Hiçbiri. 10 üzeri trilyon sayısı sonsuza 5 (bildiğimiz sade 5) sayısından daha mı yakındır? Değildir. Sonsuz ne kadar büyüktür? Büyüklük kavramının artık anlamının kalmadığı kadar büyüktür. Sonsuz tüm kavram, nesne, duygu ve düşüncelerinin sınırlarını (dolayısıyla anlamlarını ve varlıklarını) kaybettiği yerdedir. Sonsuz büyüğe doğru giderseniz, büyüklük anlamını kaybedene kadar gitmelisiniz. Sonsuz küçüğe giderseniz gene küçüklük kavramı anlamını ve varlığını kaybedene kadar gitmelisiniz. Sonsuz sevgiye giderseniz gene sevgi kavramı anlamı ve varlığını kaybedene kadar gitmeniz gerekecek. Her bir şey orada sınırlarını, anlamını ve varlığını koruyamadığı içindir ki, o şey tektir, sınırları ve dışı yoktur.

Bir beyaz kağıt alın elinize ve onun dört yönde sonsuza kadar gittiğini gözünüzde canlandırın. Üzerine çeşitli şekiller çizin daha sonra. Bu çizdikleriniz sonlu dediğimiz herşey olsun: Nesneler, kavramlar, duygular ve düşünceler. Daha sonra bunları silin. Sınırlarını ortadan kaldırın. Onların belli bir şey (bir nesne, bir duygu ya da düşünce) olmalarını sağlayan onların sınırlarıdır. Sınırlar ortadan kalkınca tekrar sonsuz kağıt ortaya çıkar. Sonlular ile sonsuzu kıyaslamak bu açıdan kağıt ile onun üzerine çizilenleri kıyaslamaya benzeyecektir. Kağıt olmasaydı hiçbiri olmayacaktı. Kağıt her zaman tek ve onun üzerine çizilen herşeyi içten dıştan ve her yönden kapsıyor. Kağıdın dışı yok ama üzerine çizilen herşeyin var. Kağıt tek ve sınırsız olduğu için zaten daha fazlasına ne gerek var ne de mümkün. (Bu sadece iki boyutlu, biraz 'yüzeysel' bir benzetme :)

Sonsuzdan herhangi bir sonlu sayıyı (ne kadar büyük olursa olsun) çıkararak onu azaltamazsınız, aradaki fark hep aynıdır. Toplayarak çoğaltamazsınız. Ve yine bölerek azaltamazsınız, çarparak da çoğaltamazsınız. Sonlular sonsuz için etkisiz eleman gibidir:

sonsuz + sonlu = sonsuz
sonsuz - sonlu = sonsuz
sonsuz / sonlu = sonsuz
sonsuz * sonlu = sonsuz

Size sonsuzla ilgili konularda sonlulara uygulanan kuralların direkt uygulanamayacağına da bir örnek verebilirim matematikten. Örneğin;

bir üzeri sonsuz = belirsiz

Bu ne anlama gelir. Sonsuz tane biri birbiriyle çarparsanız sonucun gene bir çıkacağını garanti edemezsiniz. Ama sonu gelmez bir şekilde birleri yanyana yazıp çarpmaya başlayabilirsiniz. 'Sonsuza kadar' çarpmaya devam edebilirsiniz. Herhangi belli aşamada sonlu sayıda biri çarpmışsınızdır ve sonuç elbetteki birden başka birşey değildir. Ama 'sonsuza kadar' sonuç değişmese de 'sonsuzda' sonucun bir garantisi yoktur. Herhangibir şey çıkabilir. Bu gene 'sonsuzun' ele geçirilmiş olduğuna dair bir yanılsamadır. Ele geçirilmiş olan, kullanımda olan kavram 'sonsuza kadar'dır.

Aynı şey 0 ile 1 arasındaki tüm reel sayılara da uygulanabilir. Onlar da 'sonsuza kadar' giderler. Ama varamazlar. Onların sonsuza kadar gittiğini düşündüren şey bize örneğin bir kuraldır. 0 ile 1 arasında herhangi bir noktayı alabilirim ve herzaman da ortaya çıkan aralığı tekrar tekrar 2 ye bölen ara noktaları seçebilirim. Bunu 'sonsuza kadar' götürmekte bir sınır yoktur. Ama yine sonsuza varamadığını söylemek zorundayım. Bir an için vardığını düşünün. 0 ile 1 arasında tüm sonsuz reel sayılar ipe dizilmiş gibi dursunlar. Söyleyebilir misiniz, sıfırdan sonraki ipteki ilk reel sayı kaçtır? Bu gene sıfırdır. İkinci kaçtır? Gene sıfırdır. Peki 10 üzeri trilyonuncu sayı kaçtır? Gene sıfırdır. Çünkü adımlarımızı ne kadar küçültürsek küçültelim gerçek bir adım atarsak (yani büyüklüğü sıfır olmayan) sıfır ile bir arasında sonsuz sıçrama yapamayız. Peki sıfır ile 2 arasındaki noktalar 2 tane mi sonsuz eder? Hayır. Ya da bir yüzeydeki noktalar bir doğrudaki noktalardan daha mı fazladır? Cevap gene hayır.

Soru: Sayı doğrusu üzerinde sıfır sonsuzu ikiye bölmez mi?

Sayı doğrusu üzerinde herhangi bir noktayı (3,5, -4) da sonsuzluğu ikiye bölüyor gibi düşünebilirsiniz. Ortada bölünen bir şey var mı? Veya orijini alın başka bir yere kaydırın istediğiniz kadar sağa veya sola. Birşey değişmez.

'Sonsuza kadar' giden çeşit çeşit kavram, sayı, olay, duygu, düşünce olabilir. Ama bunlar 'kendi'liklerini koruyarak sonsuza varamazlar. Nasıl ki sıfır elma demekle sıfır armut demek aslında farketmezse, sonsuz elma demekle sonsuz armut demek de farketmez. Hiç olan sıfır nasıl tür ve niteliği taşıyamazsa, hep olan (herşeyi kapsayan evrensel küme olan) sonsuz da tür ve nitelik taşıyamaz. Taşıyamadığı için de herzaman tek olma zorunluluğu vardır.

Bir an için iki ayrı sonsuz olduğunu varsayın. Bunların farklı olduğunu anlamak sonlu bir zamanda mümkün müdür? Yoksa sonsuza kadar sürer mi? İki ayrı sonsuzun nasıl aynı sonsuz olduğuna bir örnek verecek olursak: Sonsuz bir kitap, varoluşun tüm düzeylerindeki tüm varlıklar tarafından şimdiye kadar yazılmış/söylenmiş, bundan sonra yazılacak/söylenecek olan ve hatta yazılması olası olan tüm sözleri, hikayeleri, romanları içermek zorunda değil midir? Bir de sonsuz bir sayı düşünelim: …654898475982947856458385… Bu sonsuz sayı, baştan ve sondan sonsuza giden, ortasında (ama tabii ki neresinde olduğu belli değil, referans yok) bu kadarını yazdığımız bir sayı. Bu sonsuz sayı tüm olası sonlu sayı dizgelerini (örneğin 845894273509847 gibi rasgele bir dizgeyi) içermek zorunda değil midir? İçermek zorundadır. Kaç kere? Hem de sonsuz kere. Şimdi şöyle düşünün bu sonsuz kitabın sonsuzluğu ile sonsuz sayının sonsuzluğu farklı gözüküyor değil mi? Peki bu sonsuz sayıyı belli bir kodlama sistemine göre harflere çevirelim. (Örneğin yanyana duran 2 rakam, alfabede harfin kaçıncı sırada olduğunu temsil etsin. Buna boşluk ve noktalama işaretleri ve hatta gene rakamları katmak mümkün. Diyelim 29 harf, 10 tane noktalama ve 10 (0-9) rakam seçtik. Hala da 00-99 arası yanyana duran iki rakamdan geriye kodlamak için birçok kod boşta kalır.) Çevirdikten sonra görecektik ki bu sonsuz sayı da aslında sonsuz kitaptaki tüm yazıları içermektedir. İçermemesi mümkün müdür? Değildir. Çünkü o sonsuz olası rakam dizilişine sahiptir. Bu nedenle sonsuz kitap ve sonsuz sayı aslında aynı sonsuzluktur. (Hatta isterseniz başka kodlama sistemi seçin, seçilebilecek olası sonsuz kodlama sisteminde de sonuç değişmeyecektir) Birinin diğerinden ne fazlası ne de eksiği olabilir. Çünkü sonsuzluk eksilemeyen ve artamayan şeydir.

Soru: Sonsuzluk nesnelerden ayrı olarak var mı? Soyut mudur, somut mudur?

Sonsuzun kağıt örneğindeki gibi nesneleri içten dıştan ve her yönden kapsadığını düşünüyorum. Aynı şekilde soyut ve somutu da kapsadığını düşünüyorum. Somuta örnek olarak bir masayı verebilirim. Uzay örneğin masayı dıştan çevreliyor. Ve masanın olduğu yerde de kesikliğe uğramıyor. Ama bu örnek sonsuzu anlatmak için sonlular dünyasından verebileceğimizi diğer tüm örnekler gibi biraz yüzeysel olmak zorunda. Çünkü gerçek anlamda bir kıyas yapamıyoruz. Sonsuz diyerek herhangi belli bir şeyi kastedemeyiz, uzay gibi. (Aslında belli olan şey, ‘uzay’ için zihnimizin yaptığı sonlu tariftir. Yani kafamızın içindeki bir tariftir uzayın kendisi değil. Uzay nedir? Kapsamı ve sınırları nedir? Veya en basitinden madde dediğimiz şey nedir? Onu bildiğimizi sanırız. Ama aslında bir bilmecedir bu. Sürekli kullanıyor olmamız veya içinde yaşıyor olmamız, onu ‘bildiğimiz’ anlamına gelmez. Sadece belli kullanımlarına aşinayızdır. Ama birgün karşımıza hiç ummadığımız bir yüzü çıkabilir.)

Masa ve bütün sonlular (ve herşey, kelimenin gerçek anlamında herşey, bu yazı ve tüm tez ve antitezler dahil) sonsuzun içerisinde yer almak zorundadır. Bilinebilecek herşeyin sonlu olduğunu kabul etmek gerek diye düşünüyorum. Bu sonlular sonlu olma niteliklerini koruyarak sonsuza varamazlar.

Öte yandan aslında herşey sonsuzdur. (Ama bunlar ayrı ayrı sonsuzlar değil. Bir ucu açık ve sonsuza bağlı olduğu için aslında ‘tek sonsuz’ olan ama sonlu 'gözüken' şeylerdir.) Bu nedenle sonlulardan yola çıkarak sonsuza varamayacağınızı belirtmek zorundayım. Ve aslında sonlu diye bir şeyin var olmadığı da söylenebilir. Sonlular sadece bizim kafamızda var. Çünkü bilinebilir olan sadece onlar. Sonlular, sonsuz olanın, sonlu yorumlarıdır. Onlar sonsuzun, sonlu bir bilinçle algılanma tarzlarıdır. Ve gerçekte varolmadıkları için sonlulardan yola çıkarak sonsuzu anlamak, onları birbirine ekleyerek sonsuza ulaşmak ‘sonsuz’ zaman alır. Ki burada bile işe yarayan şey sonluları birbirine eklemek değildir. ‘Sonsuz zaman’ derken sonsuzluğu işin içine soktuğumuz için bu mümkün olur. Yani sonluların, her türlü sonlu kombinasyonları, sonlu zaman süreleri içerisinde sonsuzu ortaya koyabilmek açısından bir sonuca ulaşamazlar. Hatta bu alandaki hiçbir sonlu çaba (buna 10 üzeri trilyon yıl boyunca sürenler dahil) tek bir minicik adım atamayacaklardır. Bu azar azar ilerlenebilecek bir süreç değildir. Aslında tek bir adım vardır. Ve o olmasa idi şu anda bu yazı, onu yazan ve onu okuyanlar da olmayacaktı. İşin içerisinde eğer gerçekten bizzat sonsuz yoksa, hiçbir zaman da olmayacaktır. Çünkü sonlulardan onu elde etmenin yolu yoktur.

Soru: Sonsuzluk diye bir şey gerçekten var mıdır? Belki de tümüyle zihnin bir soyutlamasıdır?

Bu mümkün müdür? Sonsuzluğun sözkonusu olmadığı, tümüyle sonlulardan oluşan bir evren mümkün müdür? Sonsuzluğun var olmadığı bir evren sonlu olmalıdır. Öyleyse sınırlı olmalıdır. Peki sınırlarının dışında ne vardır? Başka sınırlar mı? Peki ya onların dışında? Tümüyle sonlu bir evren bu açıdan mümkün gözükmediği gibi böyle bir evrende yaşam ve bilinç de sözkonusu değildir. Çekilip bitmiş bir film kadar yaşama ve bilince sahiptir. Her şey sonludur. Her şey belirlidir. Belirsizliğin, olasılığın ve seçme imkanının, iradenin zerresi yoktur. Yaşam yoktur, gelişme yoktur, dönüşüm yoktur. Çünkü gerçek anlamda ‘değişim’ yoktur. Bitmiş bir filmin nesi değişebilir ki? Tekrar çekilmediği sürece her şey sabittir. Üstelik böyle bir evrende ‘sonsuzluk’ la ilintili herhangi bir düşüncenin ortaya çıkması mümkün değildir. Aslında dedim ya öyle bir yerde hiçbir şey yoktur. Herşey ölüdür. O halde, var olduğunuza ve düşündüğünüze, yaşadığınıza ve bilinçli olduğunuza inanıyorsanız, sonsuzluk da vardır. Bunun ispatı bizzat sizsiniz. Yaşıyorsanız o vardır. Yok öyle değilse, zaten hiçbir şeyin önemi yok. Gerçek anlamda bir karar şansınız yok. Bunu düşünemezsiniz bile. Filmde ne varsa odur, ötesi de yoktur. Sonsuz yoksa siz de yoksunuz…

Tüm bu düşünce sistemi, aslında sadece sonlular üzerinde işleyerek, karşılaştırma ve ölçme-biçme yapan rasyonel aklın (veya-mantığı kullanan sol beyin lobunun) mutlak egemenliğini yıkmaktadır. Bu anlamda, iyi iş gören bir zen koanından farksızdır. Rasyonel aklın tek hakim olma özelliğini, gene kendi silahıyla yani analitik akıl yürütme sistemiyle parçalayıp sezgisel aklın kendini göstermesine izin vermektedir. Farklı olarak zen koanları rasyonel aklı kendi silahıyla vurmazlar. Sadece çözümsüzlük içeren şeylere davetiye çıkararak rasyonel aklın herşeyi kapsayamadığının ya da çözümleyemeyeceğinin anlaşılmasını sağlarlar. Fakat bu sistemde veya-mantığı ile çalışan rasyonel akıl kendi kuyruğundan başlayıp kendini yiyip bitiren yılan gibidir. Fakat bitirmesi onu yok etmez. Çünkü geriye kalan ve-mantığı ile çalışan sezgisel akıl zaten rasyonel aklı içermekte ve ona kendi sınırları dahilinde özgürlük tanımaktadır. Rasyonel akıl sonlu bir akıldır, sadece sonlular üzerinde işlem görebilir. Sonsuzlukla ilgili her şey, onun dişlilerine sokulmuş çomak gibidir. Öte yandan sezgisel akıl sonlu değildir. Sonlu olmadığı için de zaten sonlu olan rasyonel aklı kapsamaktadır. (Veya-mantığı ile çalışan Rasyonel akıl der ki “Rasyonel akıl VEYA sezgisel akıl vardır”. Ve-mantığı ile çalışan Sezgisel akıl ise (kutupsuz, tümleşik bir akıldır ve seçim yapmaz) şöyle der “Rasyonel akıl VE sezgisel akıl vardır”)

Sonlulardan sonsuza gitmek sonsuz zaman alır (tüme varım). Öte yandan sonsuzdan başlarsanız (tümden gelim) olay şudur:
Sonsuzun sınırları, dışı yoktur ve tektir. Bu tarif sonlulara dayanmaz. Kendi başına vardır. Buradan başlayarak sonlulara ve diğer herşeye giderek, onları bu bakış açısı ışığında tekrar yorumlayabilirsiniz. Veya sonlulardan yola çıkarak sonsuzu anlamak için 'sonsuza kadar' karşılaştırmalar ve analizlerde bulunarak devam edebilirsiniz. Seçim sizindir.


Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
ferda
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 18.02.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 12877
Gönderen: 30.05.2004 Saat 14:32 | Kayıtlı IP Alıntı ferda

sayın OE sizi "ilgiyle" okuyorum...Ne iyi ettiniz de geldiniz buralara...Yukarıdaki yazınızda SONSUZLUKLA ilgili tüm saptama ve tanım denemelerine olduğu gibi katılıyorum.Ancak SON kavramıyla ilgili bazı itirazlarım olacak ve itirazlarımı örneklerle açmaya çalışacağım..Bu bağlamdaki diyalog bana düşünsel hazzı yaşatacaktır....

VARLIK-SONSUZLUK ÇELİŞKİSİ...
1-Belirlenmiş,bir ucu kapatılmış sınırlı kümelerin kendi içinde küme-alt küme ilişkisi kurulabilir.
2-Belirlenmemiş bir ucu açık bırakılmış sonsuza giden kümelerde herşey bir-birine ve sonsuzluğa denktir.

ÖRNEK:
1-1 den 1000 e kadar olan sayma sayıları kümesi içinde çift sayılar kümesi bu kümenin alt kümesi durumundadır.Oysa birden sonsuza kadar giden sayma sayılar kümesiyle çift sayılar kümesi DENK kümelerdir.
1 2 3 4 5 . . . n+1
2 4 6 8 10 . . . n+2

görüldüğü gibi sonsuzluk içinde aldığımızda her bir sayma sayısına bir o kadar da çift sayı eşlik edebiliyor

2-1 den 1000 e kadar olan sayma sayıları kümesi içinde rahatlıkla 1000 1 den daha büyüktür diyebiliyoruz.Oysa 1 birimini 1000 e göre değil de kendi içinde bir birim olarak aldığımızda 1=1000 olabilmektedir.Nasıl mı:
O ile 1 arsındaki arlığı kendi içinde düşünürsek şunu görüyoruz.O ile 1 arasında bir doğru parçası vardır ve her doğru SONSUZ sayıdaki noktalardan oluşmuştur.O dan bire doğru yola çıktığımızda 1 e yaklaşırız ancak ASLA bire ulaşamayız.1 0,9999....n in yaklaşık bir sınır değeridir.Sonsuzluktan kaçan ve sonsuzluk içinde kaybolmak istemeyen insanoğlunun SONSUZLUGU GÖZARDI etmesinin bir sonucudur.Limitler konusu.Bu durumlardan çıkan sonuç SORULARI:
1-Evrendeki herşeyi bir başka şeye göre değilde KENDİSİNE göre değerlendirirsek bu durumda HERŞEYE SONSUZDUR diyebilir-miyiz?
2-Herşey sonsuzdur diyebiliyorsak ve sonsuz olan da BİR YERDE olamayacağına göre HİÇBİRŞEY ASLINDA VAR değildir diyebilir miyiz?
3-Sizinle şu an karşınızda duran kompitür arasında bir mesafe varsa ve bu mesafe SONSUZ sayıda noktalardan oluşuyorsa bu durumda elinizi uzatıp makineye dokunmanız OLANAKSIZ hale gelmektedir.Ama elinizi kaldırıp makinaya dokunuyorsunuz.Bu durumda rasyonel(akli) bilgimize mi yoksa ampirik(duyusal-deneyimsel)bilgimize mi güveneceğiz yoksa her ikisine de mi güvenmeyeceğiz?
merakla ve ilgiyle "karşı" görüşlerinizi beklemedeyim...saygılarla...
Yukarı dön Göster ferda's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ferda
 
spartacus
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 07.04.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 550
Gönderen: 30.05.2004 Saat 15:59 | Kayıtlı IP Alıntı spartacus

[Evrendeki herşeyi bir başka şeye göre değilde KENDİSİNE göre değerlendirirsek bu durumda HERŞEYE SONSUZDUR diyebilir-miyiz?]

Goruntulerin sonsuz sayida olmasi her seyin sonsuz sayida oldugu anlamina gelmez. Iki ayna arasina bir cisim koyup kaleydeskop olusturdugunuzda sonsuz sayida goruntu olusur ve her goruntu KENDISINE gore sonsuzdur. Ancak cisim bir tane ve aynalar iki tanedir; yani sayilari sinirlidir. Yukaridaki sorulari dogrulayacak tek cikis yolu cismin ve goruntulerin farkli evrenlere veya varlik alanlarina ait oldugunu soylemektir.

Siz ne dersiniz, sayin oe?

NOT: Cisim de KENDISINE gore sonsuz olabilir. Ancak goruntulere bakarak bunu soyleyemeyiz. Cismin niteligi -goruntuler tarafindan- bilinmedigi icin cisim hakkinda yapilacak yorumlar ve dolayisiyla HER SEY SONSUZDUR sozu spekulatif olur.
Yukarı dön Göster spartacus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: spartacus
 
spartacus
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 07.04.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 550
Gönderen: 30.05.2004 Saat 16:18 | Kayıtlı IP Alıntı spartacus

Bu arada baska ilginc bir durum soz konusu: Sonlu ve devamsiz (dicrete) kabul edilen iki sey birbiriyle etkilesime girerek sonsuz ve devamli (continuous) seyler olusturabiliyor.

Mesela 1 ve 3 sonlu kabul edilen sayilar; ancak 1/3'un sonu yok.
Yukarı dön Göster spartacus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: spartacus
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 30.05.2004 Saat 17:38 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

Sayın Ferda,

Sonsuzlukla ilgili yazan biri ile karşılaşmak beni de mutlu etti. Sonlu/sonsuz kavramıyla ilgili sorularınıza ilişkin düşüncelerimi yazmak isterim;

Evet birinci örneğe tümüyle katılıyorum.
Bir cetvel üzerinde 0 ile 1 arasındaki uzaklıktaki nokta sayısı ile 0 ile 1000 arasındaki nokta sayısının da aynı olduğuna yine tümüyle katılıyorum. Evet 1 ve 1000’in eşit olduğunu söyleyebiliriz.

Yalnız 0 dan bire doğru yola çıkan kişi, 0.99999... da takılmamakta. Eğer hiç atlamadan nokta nokta gitmeye kararlı ise 0.1’e bile gelemeyecektir veya 0.0001’e. Yani atabileceği sonlu sayıdaki adımın hepsi sıfır noktasından milim bile ayrılmayacaktır. Ama sonsuz sayıda adım attığında, sizin de belirttiğiniz gibi 1’de de olabilir, 1000’de de.

Çünkü
sıfır * sonsuz = belirsiz

Buradaki belirsiz kavramı 1 ve 1000 dahil bu bağlamda ‘tüm’ sayıların/sonluların aynı olduğunu gösteriyor. Herhangi bir sayı çıkabilir bu denklemden.

Çıkarttığınız sonuçlara gelecek olursak;

Sonluları sonlular ile karşılaştırırken bunların eşit olmadıklarını görebiliriz. Ama sonsuz açısından hepsi eşittir, aynıdır ve sonsuzun kendisine denktir.

Sonsuz, parçaları kendisine denk olan şeydir. İşin ilginci, herhangi bir şeyin sonsuz olduğu bir evrende, ‘herşey’ sonsuz olmak zorundadır. Yani size yine katılıyorum: “Herşey sonsuzdur”

Evet sonsuz olan bir yerde olamaz, çünkü olabilmesi için sınırları olması ve bu sınırların yerini belirtmesi gerekirdi. Öte yandan sonsuz olan bir evrende, o evrendeki ‘her’ noktanın sonsuzluğun merkezi olduğunu düşünmek mümkün.

Varlık/yokluk ikilemi aslında gene sonsuzluğun içinde olmak zorunda olduğundan, ‘var olmak’ ve ‘yok olmak’ ın, sonsuz için tanımlı olmadığını, ya da sonsuzun var veya yok olmak zorunda olmadığını söyleyebiliriz. Ama öte yandan sonsuz bunları kapsadığı için “sonsuz hem vardır hem de yoktur” da denebilir.

“Sonlu var mıdır?” a gelirsek. Kendisini referans aldığında, sonluya göre herşey sonludur ve “yok olan” sonsuzdur. (veya-mantığı) Ama herşey sonsuz ise, sonluluk gerçek olmamalıdır, görünüşte olmalıdır. Ve tüm bu sonlu gözüken şeyler aynı sonsuz olmalıdır. Buna en yakın örnek bir ağaç düşününki kökleri sonsuzluğa gidiyor. Ve bu ağacın her bir yaprağı kendisini ayrı/sonlu bir varlık sanıyor. Aslında hepsi takip edemedikleri bir düzeyde birbirlerine bağlılar ve aynı bütünün parçaları. Fakat sadece yaprakları görüyorlar, dalları ve birleşim noktalarını görecek kadar bilinçleri/farkındalıkları henüz gelişmiş değil. Tabii bu örnek sonlu/sonsuz konusundaki tüm örnekler gibi ‘yüzeysel’, ve birebir anlaşılamaz/uygulanamaz.

Esasen gene biraz referans noktasını değiştirme mantığı gibi oldu. Sonlu varsa/gerçekse, sonsuz yok durumuna düşüyor. Yok eğer sonsuz referans alınırsa sonlular sadece birer hayal ve yoklar. Yani bir kişi sonsuzla karşı karşıya gelebilseydi sanki şöyle söyleyebilirdi “Ben varsam sen yoksun, sen varsan ben yokum gibi”. Bir de hikaye vardır ya, aydınlanmaya çalışan biri meditasyonda (çok hatırlamıyorum önemsiz kısımları farklı olabilir) bir mekana varır, kapıyı çalar. İçeriden bir ses “kim o?” der. Bizimki, benim der. İçerideki ses “burada iki kişiye yetecek yer yok der”. Zaman geçer. Bizimki gene bir meditasyonda yanı mekanı görür. Bu sefer kim o sorusuna “senim” der. O zaman içerideki ses “buyur, hoşgeldin” diyerek kapıyı açar. Gibi bir benzetme de düşünülebilir.
Üçüncü sonuç sorunuz ise paradoks olarak geçen şeylerden. Ve sanırım şu paradokslarla aynı. (Bu arada ben paradoksların çözümsüzlüğüne inanmam. Çözülememe sebepleri, çözümün sonlular domain’in de aranmasıdır genellikle. Sonsuzu işin içine kattığınızda çözülebilir hale dönüşürler diye düşünüyorum.)

1. Zenon ağaca ok atıyor ve diyor ki, bu ok hedefe asla varamaz. Çünkü varabilmesi için önce önündeki yolun yarısını katetmeldir. Yarısını katedebilmek için onunda yarısını öncelikle katedebilmesi gerekmektedir. Ve herseferinde daha da küçülse de her zaman önünde öncelikli olarak katetmesi gerekn bir yer olur ve ok neredeyse hiç kıpırdamamalıdır mantıken. Ama kıpırdar.

2. 0’dan 1’e giden cetvel üstünde yürüyen yaratık paradoksu. Bu yaratık her zaman önünde kalan yolun yarısı büyüklüğünde bir adım atar. Ve bu durumda 1’e hiç ulaşamaz.

3. Achilles ve kaplumbağa paradoksu. Achillea kaplumabağadan 10 kat hızlı koşmaktadır. Bu yüzden ona 100 metre avans tanır yarışta. Ama sonra düşünür ki ben asla kaplumbağayı geçemem. Neden çünkü ben aradaki 100 m’yi kapatana kadar, kaplumbağa 10 m. Gitmiş olacak. O 10 m’yi kapatana kadar 1 m daha gidecek. 1 m’yi kapatana kadar 10 cm daha gidecek. Ve bunun sonu yok. Achilles, kaplumbağadan 10 kat hızlı da olsa asla onu geçemeyecek. Ama geçer? :)

4. Sizinkinde de anladığım kadarıyla elimi monitöre doğru uzatırken elimin sonsuz noktadan geçmek zorundalığı ile ilgili bir sorun var. Bana biraz hedefe giden oku çağrıştırdı. Ama şimdi düşündüm de biraz farklı. Sonsuz noktadan sonlu zamanda nasıl geçiyor elim değil mi? Pekala. O zaman şöyle düşünelim elim 1 saniyede monitöre ulaşsın. Peki o 1 saniyenin içinde kaç ‘an’ vardır? Sonsuz değil mi? Nasıl ki sonlu bir mesafede sonsuz nokta varsa, sonlu bir zamanda da sonsuz an vardır. Yani zamanın ‘noktası’ da an oluyor. Sanırım o zaman bir sorun kalmıyor. Sonsuz sayıda an 1 saniyede de geçebilir 1 saatte de. Tıpkı 0-1 arası ve 0-1000 arası sonsuz nokta olması gibi.

Diğerlerindeki (1-3) temel hata ise sonsuz karşılaştırmanın yapılmasının gerekliliğidir. Yani Zenon oku atar ve ok yaydan çıkar. Çünkü okun 1 milim ilerlemesi için bile sonsuz tane ‘yarılama’ karşılaştırması, sonlu zaman diliminde yapılmıştır. Achilles kaplumabağayı yakalar, çünkü gerekli sonsuz karşılaştırma sonlu zaman içerisinde yapılabilir. Gene en küçük zamanın bile sonsuz andan oluşması sebebiyle. Yani galiba benziyormuş gene sizin söylediğinize.

Karşı mı oldu, benzer mi oldu bilemiyorum ama, görüşlerim bunlar. Saygılarla...

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 30.05.2004 Saat 17:51 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

Sayın Spartacus,

Düşüncem o ki, bizim sonlu sandığımız şeyler aslında sonlu değil. Yani bu evrende herşey sonsuz. Bir tek sonlu şey yok. Ama nedendir bilmem biz herşeyi sonlu algılıyoruz. Yani benim düşünceme göre iki avcunuzu önünüzde bir karış aralıkla açık tutunca, iki eliniz arsında sonsuzluk var. Belki atomlar gene birer galaksi sistemi. Yok bu sonsuzluğun sonu... :)

1/3 ün sonsuz gözükmesi, 10lu sayı tabanını kullanıyor olmamızdan. Öte yandan bu döngüsel bir sonsuzluk. Döngüsel sonsuzluklar, dışı olan sonsuz gibi gözüken şeyler. Herşeyi kapsamıyorlar. Esasen sonlular. Bir çember gibi.

Aslında bu noktada gene çelişkiye düşmüş gibi oluyorum. Çünkü, herşey sonsuz ve sonlu yok diyorum ve öte yandan hiçbir sonlu sonlu sayıda işlemle sonsuza ulaşamaz diyorum. İkisi farklı referans sistemlerinin bakış açısı. Eğer herşey sonlu ise (klasik, bildik bakış), hiçbir sonlu sonsuza ulaşamaz. Eğer sonsuz var ise, ve oradan bakarsak herşeyin sonsuz olma zorunluluğu var.

Öte yandan sonsuz zaten zıtları bile içinde bulundurmak zorunda olduğundan, kendisi çelişkinin bile yıkamayacağı kadar güçlü. (ve-mantığı, veya-mantığına göre, açıkça 'imkansız' birşeydir)

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
uzbey
Tecrübeli Üye



Katılma Tarihi: 18.05.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 89
Gönderen: 30.05.2004 Saat 17:59 | Kayıtlı IP Alıntı uzbey

Bence sonsuz bir tane değildir. Sonsuz tane sonsuz vardır. Eğer o sonsuz bir doğruysa o doğruya paralel bir doğru daha vardır. Böyle sonsuz tane sonsuz doğru vardır. Sonsuzun başlangıcı yoktur diye bir şey de yanlıştır. Bir noktadan başlayıp sonsuza uzanabilir. Sevgi-nefret örneği verilmiş. İkisi arasında bir sınır olup ikisi de sonsuza uzanabilirler.


Öylesine iç içeyiz biz
Sen
Ve ben

Ben
Benim içimde kalbim
Kalbimde sen

O senin içinde bir kalp
Kalbin
O kalbin içinde ben

O benin içinde yine bir kalp
O kalbin içinde yine sen

Sonsuz sen
Sonsuz ben
Sonsuz aşk

Oğuz Büyükahraz


Bizim için sizin sonunuz yok diyorlar
Biz sonsuz olmaktan memnunuz

Mevlana
Yukarı dön Göster uzbey's Profil Diğer Mesajlarını Ara: uzbey Ziyaret uzbey's Ana Sayfa
 
Kibele
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 08.11.2003
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 1215
Gönderen: 30.05.2004 Saat 19:16 | Kayıtlı IP Alıntı Kibele

(Aslında belli olan şey, ‘uzay’ için zihnimizin yaptığı sonlu tariftir. Yani kafamızın içindeki bir tariftir uzayın kendisi değil. Uzay nedir? Kapsamı ve sınırları nedir? Veya en basitinden madde dediğimiz şey nedir? Onu bildiğimizi sanırız. Ama aslında bir bilmecedir bu. Sürekli kullanıyor olmamız veya içinde yaşıyor olmamız, onu ‘bildiğimiz’ anlamına gelmez. Sadece belli kullanımlarına aşinayızdır. Ama birgün karşımıza hiç ummadığımız bir yüzü çıkabilir.)

Sn. Oe, sunumunuzun tek kelimeyle harika. Son zamanlarda bu kadar tatmin edici tek bir şey okudum. Bunu bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Üzerine söyleyecek tek söz bile bulamıyorum çünkü siz mükemmelen ifade etmişsiniz.
Buna benzer başka düşüncelerinizi de paylaşmak isterseniz sadık bir okuyucunuz olacağım.
Yukarı dön Göster Kibele's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Kibele Ziyaret Kibele's Ana Sayfa
 
spartacus
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 07.04.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 550
Gönderen: 30.05.2004 Saat 19:48 | Kayıtlı IP Alıntı spartacus

Kaleydeskop ornegimi atladiniz, sayin oe. Yok mu o konuda soyleyeceginiz?
Yukarı dön Göster spartacus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: spartacus
 
ferda
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 18.02.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 12877
Gönderen: 30.05.2004 Saat 20:11 | Kayıtlı IP Alıntı ferda

sayın OE...
Parmağım elime göre sonludur.Elim koluma göre sonludur.Kolum bedenime göre sonludur.Bedenim eve göre sonludur.Ev dünyaya göre sonludur.Dünya güneş sistemine göre sonludur.güneş sistemi galaksiye göre,galaksi evrene göre....Uzam ve varlıktaki bu durumu zamanda da yakalayabiliriz.Saniye dakikaya,dakika saate,saat güne,gün aya diye gider bu durum...Sondan tekrar başa dönersek en en mikro olan nedir...Veya tekrar SONA dönersek EN-EN büyük olan nedir...(varlığın SONSUZ olması durumu bir yaratıcı tanrı fikrinin OLANAKSIZLIĞINI DA beraberinde getiriyor düşüncesini onaylar mısınız bilmiyorum)

BÜTÜN BU ARGÜMANLARIN SONUNDA herşey HİÇTEN ibarettir (tamamen "belirsiz-içeriksiz-tanımsız-nötr" olması anlamında bir HİÇLİK) yargısına ulaşmak olasımıdır sizce?saygılarla...
Yukarı dön Göster ferda's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ferda
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 30.05.2004 Saat 22:12 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

Sayın Uzbey,

Sonsuz tane sonsuz olduğunu düşünebilirsiniz. Bunu size düşündüren aynı sonsuzun farklı sonsuz 'yüzü'/'görünümü' dür. Bu farklı gözüken sonsuzların farklı olduğunu ispatlamak mümkün değildir.

Sonsuz olan hiçbir yönde sınırlandırılmamış olmalıdır. Düşündüğünüz gibi iki yönde sonsuza giden bir doğru eğer iki boyutlu bir uzayda ise doğrunun kalınlığı/kesiti doğrultusunda sınırlanmış/sonlu olacaktır.

Veya bir düzlemi sonsuzca ikiye bölüp bir yarı sevgi öbür yarı nefret derseniz, ikisi de aradaki bu doğru/sınır doğrultusunda sonlu/sınırlanmış olacaklardır.

Herhangi bir doğrultuda sonlanma/sınırlanma yaratmadan herhangi n-boyutlu bir uzayda birden fazla sonsuzu aynı mekana koymak mümkün değildir.

(Şiirler güzel bu arada)

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 30.05.2004 Saat 22:16 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

quote:
yazarı: spartacus

Kaleydeskop ornegimi atladiniz, sayin oe. Yok mu o konuda soyleyeceginiz?



Karşılıklı paralel iki ayna arası sonsuz görüntüyü diyorsanız, onu biraz düşündüm ve döngü ile yaratılmış sonlu sonsuzluklar kategorisine girdiğine karar verdim. Işık bir o aynaya bir öbürüne giderek sonsuz görüntü oluşturuyor. İki noktalı bir döngü sözkonusu. (veya kaç ayna varsa o kadar noktalı)




Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 30.05.2004 Saat 22:27 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

Teşekkür ediyorum sayın Kibele. Umarım hoşunuza gidecek başka düşüncelerle de karşılaşırsınız.
Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 30.05.2004 Saat 22:38 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

quote:
yazarı: ferda

sayın OE...
Parmağım elime göre sonludur.Elim koluma göre sonludur.Kolum bedenime göre sonludur.Bedenim eve göre sonludur.Ev dünyaya göre sonludur.Dünya güneş sistemine göre sonludur.güneş sistemi galaksiye göre,galaksi evrene göre....Uzam ve varlıktaki bu durumu zamanda da yakalayabiliriz.Saniye dakikaya,dakika saate,saat güne,gün aya diye gider bu durum...Sondan tekrar başa dönersek en en mikro olan nedir...Veya tekrar SONA dönersek EN-EN büyük olan nedir...(varlığın SONSUZ olması durumu bir yaratıcı tanrı fikrinin OLANAKSIZLIĞINI DA beraberinde getiriyor düşüncesini onaylar mısınız bilmiyorum)

BÜTÜN BU ARGÜMANLARIN SONUNDA herşey HİÇTEN ibarettir (tamamen "belirsiz-içeriksiz-tanımsız-nötr" olması anlamında bir HİÇLİK) yargısına ulaşmak olasımıdır sizce?saygılarla...



Sayın Ferda,

Son kısmı dışında katıldığımı söyleyebilirim. Varlığın (veya olanın) sonsuz olması; kendi dışında, kendinden bağımsız varlıklar yaratabilen bir tanrı fikrini olanaksız hale getiriyor. Ama tanrı yoktur şeklinde düşünmüyorum bunu. (forumdaki tanrı var mıdır gibi birkaç konu başlığında biraz birşeyler yazmıştım bu konuda) Bana göre sonsuz, kesinlikle vardır ve ama onun yaratıp yaratmadığı gibi konular biraz muğlak ve sıkı bir incelemeyi hak ediyor gibi.

Hiçlik kısmına ise 'hiç' katılamıyorum. Çünkü bana göre hiçlik yoktur. Nasıl ki, sonsuzun dışı yoksa, hiçliğin de içi yoktur, yani kendisi. (sıfır, boşluk, hiçlik)

Hiçlik (boş küme), sonsuzun (evrensel küme) tam zıttıdır. Sonsuz kutupsuzdur, yönlenmiş değildir, bir tezi yoktur, nötrdür. Hiçlik de öyledir. Tam da bu nedenle genellikle aynı şey olarak görülürler. Ama hiçlik içinde hiçbir potansiyel bulundurmaz, birşey sunmaz. Hiçliğin varolması kendine ihaneti olurdu hatta.

Bence bunu anlatan en iyi benzetme şudur. Monitörü düşünün. Kapalı iken sonsuzdur. Üzerindeki piksellerde ışık yoktur. Monitör açılır ve üzerinde türlü çeşitli ışık/şekil belirir. Bunlar sonlu dediğimiz herşeydir; varlık/düşünce/olay/durum. Ama altta sonsuzun/monitörün pikselleri hala vardır. Olmasa idi, üstünde ışık da olmazdı. Hiçlik bu açıdan sonsuzla karıştırılır, ışıksız pikseller gibi. Ama gerçekte hiçlikte, üzerine elektron düşünce parlayacak fosforlu bölmecikler gibi bir mekanizma da yoktur, hiçbirşey yoktur.

Yani evrenin kökeni sonsuzluk/doluluk değil hiçlik/boşluk olsaydı, varlık potansiyeli de (ışık/objeler) olmazdı.

Hiçlik hiç varolmamıştır. Hiçlik sanılan şey sonsuzdur. (tersi doğru değil, sonsuz sanılan şey hiçlik değildir)

Hiçlik herhalde insanlık tarihinde en yanlış anlaşılmış şeydir. Herşeyin potansiyeli olarak görülmüş ama aslında hiçbir potansiyel barındırmayan, aslında varolmayan birşeydir o. İnsanlar sonsuzla karşılaştıklarında nötr'lük ve denge gibi özelliklerinden dolayı onu hiçlikle karıştırmışlardır.

Yani buna göre uzay boş değildir. Üç boyutlu bir monitör gibi düşünülebilir. Onda görünen boşluğun da (esasen sonsuzun) bir çeşit varlık oluşturma potansiyeli olmalıdır, tıpkı monitördeki fosforlu bölmecikler gibi...

Saygılarla...

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
spartacus
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 07.04.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 550
Gönderen: 31.05.2004 Saat 00:02 | Kayıtlı IP Alıntı spartacus

quote:
yazarı: oe_

quote:
yazarı: spartacus

Kaleydeskop ornegimi atladiniz, sayin oe. Yok mu o konuda soyleyeceginiz?



Karşılıklı paralel iki ayna arası sonsuz görüntüyü diyorsanız, onu biraz düşündüm ve döngü ile yaratılmış sonlu sonsuzluklar kategorisine girdiğine karar verdim. Işık bir o aynaya bir öbürüne giderek sonsuz görüntü oluşturuyor. İki noktalı bir döngü sözkonusu. (veya kaç ayna varsa o kadar noktalı)




Tam bu noktada kaleydeskop 1/3'e benziyor. Nasil 1/3 in sonsuzlugu gozlugumuze -sayi sistemine- bagli ise kaleydeskoptaki sonsuzluk da ona hangi gozlukle baktigimiza baglidir. Dolayisiyla sonsuz diye bir sey yoktur. Sonsuz da YOKLUK gibi insan uydurmasidir. Sonsuza inanmak kendi yarattigimiza tapmaktan, kendi yarattigimiz icinde kaybolmak isteginden baska bir sey degildir.

Tum sonsuzlar aslinda sonlu (dongusel) sonsuzdur. Biz sonsuzun sonlu oldugunu dongunun disinda degil icinde oldugumuz icin anlamayiz.

Abarttim mi? (Pek sanmiyorum.)
Yukarı dön Göster spartacus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: spartacus
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 31.05.2004 Saat 12:45 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

quote:
yazarı: spartacus

Tam bu noktada kaleydeskop 1/3'e benziyor. Nasil 1/3 in sonsuzlugu gozlugumuze -sayi sistemine- bagli ise kaleydeskoptaki sonsuzluk da ona hangi gozlukle baktigimiza baglidir. Dolayisiyla sonsuz diye bir sey yoktur. Sonsuz da YOKLUK gibi insan uydurmasidir. Sonsuza inanmak kendi yarattigimiza tapmaktan, kendi yarattigimiz icinde kaybolmak isteginden baska bir sey degildir.

Tum sonsuzlar aslinda sonlu (dongusel) sonsuzdur. Biz sonsuzun sonlu oldugunu dongunun disinda degil icinde oldugumuz icin anlamayiz.

Abarttim mi? (Pek sanmiyorum.)



Sayın Spartacus,

Aslında sorunuzun cevabı en baştaki yazımda var. Ama daha kolay inceleyebilmek için aşama aşama derlersem;

1. Evet haklısınız. Etrafta/evrende bulabileceğiniz tüm sonsuzluklar gerçek sonsuz değil. Sonsuza giden ve döngüsü bulunamayan pi gibi sayılar bile sonsuz değil.

2. Çünkü sonlulara ilişkin referans çerçevesinde sonsuz yok. Sonlulardan başlayarak sonsuza gidemezsiniz.

3. Hikayeleştirirsem; yaşayan varlık (insan) türlü çeşitli konuda düşünür, yaşamın anlamı ve varoluş üzerine bütün kritik sorularını sorar ve tüm teorilerini üretir. (düşünen bir varlık ise) Bunu bir insan diye düşünmeye de gerek yok. Buradaki insanı, insanlık olarak da alabiliriz. Milyonlarca teori üretebilir. Ama bir gün şunu görür. Tüm teorileri basitçe sonludur. Tüm kavram/düşünce/varlık/olay/durumlar sonludur. Basitçe şunu anlar ki, bildiği/bulduğu/anladığı herşey sonludur.

4. İşte bu noktada, salt tüm sonluların değillemesinden yola çıkarak 'sonsuz' olanı düşünür. Çünkü o zamana kadar 'olanın sadece yarısını' hep aynı yarısını, sadece sonluları düşündüğünü farkeder. Ve ne zaman sonsuzu düşünmeye çalışsa, onu olduğu haliyle düşünmeyi başaramamaktadır. Bu mümkün değildir, çünkü adı/tadı/anlamı olan herşey sonlu olmak zorundadır.

Bu noktada eğer Castaneda okuduysanız, güç/erk hikayeleri kitabında sonsuzun güzel bir anlatımı vardır. Tonal ve nagual olarak işlenir orada. Tonal sonludur, nagual ise sonsuz. Don Juan (kızılderili büyücü veya bilgi adamı) anlatır:

- Tonal bildiğin herşeydir. Bak şimdi, bildiğin herşeyin kümesi bu önümüzdeki yemek masası olsun.

Castaneda sorar:

O zaman nagual nedir? Tanrı mı?

- Hayır, tanrı şu ketçap olsun.

- Zaman mı nagual?

- Hayır, zaman şu masa örtüsü olsun?

- Peki akıl mı nagual?

- Hayır, akıl tuzluk olsun.

- O zaman nagual nedir?

- Bu masanın sınırlarını görüyor musun? Bildiğin herşey bu sınırların içinde. Nagual bu sınırların ötesidir.


5. Sevgili varlığımız bundan sonra sonsuzun gerçekten varolduğunu 'varsayar'. Ve inceler. Ancak bu noktadan sonra onun tek ve dışı olmayan olduğunu anlar. Ve herşeyin, kendisi dahil kelimenin gerçek anlamıyla herşeyin onun içinde olması gerektiğini görür/ispatlar.

6. Ancak sonrasındadır ki, sonsuzun parçalarının kendisine eşit olması gerekliliğinden herşeyin sonsuz olması gerektiğini çıkarır. Yani bu zorunluluğa varır. Yoksa etrafında sonsuz örnekler bularak varmaz bu noktaya. Ya da döngülü sonsuzlardan varmaz.

7. Sonlulardan başlayarak sonsuza varmanın sonsuz zaman alacağı (dolayısıyla bir anlamda imkansız olduğu) benzeri birçok ifade var. Bu yazılarda anlatılan şey esas olarak 'herşeyin sonsuz olmak zorundalığı'. Bunu da mantıksal bir dizgeye dayanarak yapıyor. Yoksa sonsuz örneklerden yola çıkmıyor, ki zaten yok böyle örnekler.

8. Herşeyin sonsuz olmasını gerektiren mantıksal dizge şöyle başlıyor:

Sonsuzun sınırları yoktur,
dolayısıyla dışı yoktur,
dolayısıyla tektir.

Dışı olmadığı için 'herşey' onun içindedir, parçalarıdır.

Sonsuz parçalandıkça azalmaz,
parçaları kendisine eşittir.

Dolayısıyla 'herşey' sonsuz olmalıdır.

9. Sonuç olarak eğer varsa, bu dizgedeki hatayı bulmak gerekiyor. Yoksa herşeyin sonsuz olduğunu kabul etmek durumunda kalıyoruz. Ama herşey 'nasıl' sonsuzdur, bunu nasıl deneyimleyebiliriz, veya deneyimliyor muyuz? soruları başka bir tartışmanın konusu.

10. Bu mantıksal dizgede, insanın kendi yarattığına tapmak isteği gibi varsayımlar yeralmıyor. Ancak mantıksal dizge çökertilirse; sonsuz mu insanın uydurması, yoksa insan mı sonsuzun uydurması konusuna bir açıklık getirilebilir. Yoksa ikisi aynı şey midir? Ki bu dizge bunu da diyor.

11. Burada tek soru ya da açık nokta "sonsuz gerçekten var mıdır?" sorusu gibi gözüküyor. Bunun da cevabı yazıda var.

12. Öte yandan soyut/somut başlıklı yazımı okuduysanız, size göre sonsuz yok bana göre var durumunu da yaşamak mümkün.

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
spartacus
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 07.04.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 550
Gönderen: 31.05.2004 Saat 15:48 | Kayıtlı IP Alıntı spartacus

Sayin oe,

"Insanin kendi yarattigina tapmasini" mecaz anlamda kullandim. Bana sanki once "sonsuz" diye bir kavram kesfettik, sonra da onun icini doldurmaya calisiyormusuz gibi geliyor. Aksi halde sonsuzun zaten deneyimledigimiz bir sey olmasi gerekir ki ona bilerek bir ad koyalim. Ayni YOKLUK gibi.

Mesela -bildigim kadariyla- monoteist dinlerin tanrisi yoktan varetmisken bircok eski dinin tanrisi sadece kaosu kozmosa cevirmistir. Yani YOKLUK dusunce sonradan ortaya cikmis. Yok olan bir sey biliyor muyuz? Demek ki YOKLUK'u da biz kesfetmisiz sonra da icini doldurmaya calismisiz. Aksi halde YOKLUK'u deneyimliyor olmamiz gerekiyordu.

BENCE:

Bu baglamda SONSUZ'un varligi ve YOKLUK'un varligi ayni kosullara dayanir ve birinin varligi oburunun varligini garantiler.

Saygilarla

NOT: Sanirim bahsettiginiz yazilar "Cildirtan Diyaloglar" adi altinda seri seklinde ilerleyen diyaloglar. Uretkenliginiz onunde sapka cikartiyorum. Ilk firsatta tum seriyi okuyacagim.
Yukarı dön Göster spartacus's Profil Diğer Mesajlarını Ara: spartacus
 
ferda
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 18.02.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 12877
Gönderen: 31.05.2004 Saat 17:32 | Kayıtlı IP Alıntı ferda

Hiçliğe ilişkin çözümlemelerinize katılamıyorum...Ve hatta tam tersini düşünüyorum...HİÇLİK tüketici değil üretici ve özgürleştiricidir.Çünkü hiç dedikten sonra artık sonsuz hareket alanları açılmış oluyor...hiçin yerine başka bir-şey koyduğumuzda örneğin NESNE,TANRI,ATOM gibi sınırlayıp aynı zamanda da tüketmiş oluyoruz.Bu anlamda insanlığın tarihi açılımların değil kapanmaların tarihidir.İnsanoğlu asıl ASLI olan hiçliğe sürekli YAMALAR aradığı için dikiş tutturamamıştır bir türlü...Neyse bu oldukça geniş ve uzuuun bir konu...Son bir soru daha sormama izin verin lütfen:
Sonsuzla sonuçlandırdığımız bu VARLIK alanına "VARDIR",bir varoluş biçimine sahiptir nitelemesinde bulunuyor musunuz.Başka deyişle sonlu veya sonsuz olarak farketmiyor BEN varım diyebiliyor musunuz?cevabınız evetse bu sonuca ulaşmadaki dayanaklarınız nelerdir?
Saygılarla esenlikler dilerim....
Yukarı dön Göster ferda's Profil Diğer Mesajlarını Ara: ferda
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 31.05.2004 Saat 21:17 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

quote:
yazarı: ferda

Hiçliğe ilişkin çözümlemelerinize katılamıyorum...Ve hatta tam tersini düşünüyorum...HİÇLİK tüketici değil üretici ve özgürleştiricidir.Çünkü hiç dedikten sonra artık sonsuz hareket alanları açılmış oluyor...hiçin yerine başka bir-şey koyduğumuzda örneğin NESNE,TANRI,ATOM gibi sınırlayıp aynı zamanda da tüketmiş oluyoruz.Bu anlamda insanlığın tarihi açılımların değil kapanmaların tarihidir.İnsanoğlu asıl ASLI olan hiçliğe sürekli YAMALAR aradığı için dikiş tutturamamıştır bir türlü...Neyse bu oldukça geniş ve uzuuun bir konu...Son bir soru daha sormama izin verin lütfen:
Sonsuzla sonuçlandırdığımız bu VARLIK alanına "VARDIR",bir varoluş biçimine sahiptir nitelemesinde bulunuyor musunuz.Başka deyişle sonlu veya sonsuz olarak farketmiyor BEN varım diyebiliyor musunuz?cevabınız evetse bu sonuca ulaşmadaki dayanaklarınız nelerdir?
Saygılarla esenlikler dilerim....



Sayın Ferda,

Esasen tam bu noktada ilginç bir durum var. Düşünün ki, sadece aramızda bir isimlendirme farkı var. Ben sizin 'hiçlik' dediğinize sonsuz diyorum, çünkü bu bana göre daha iyi bir isimlendirme. Eskiden ben de hiçlik derdim ve birçok eski yazımda da öyle geçer. Aynı şeyden bahsettiğimiz sürece farklı isimlendirme çok da önemli olmasa gerek. ('Sıfır noktasındaki canlılık enerjisi' diye birşey yazmışlığım da vardır coşup :)

Sonsuz için vardır diyemiyorum.
Hem vardır hem yoktur, ne vardır ne de yoktur diyorum.
Hatta
Hem, "hem vardır hem yoktur", hem "ne vardır ne yoktur";
Ne "hem vardır hem yoktur", ne "ne vardır ne yoktur" diyorum :)

Ama sonlu ve sonsuz konusundan bağımsız olarak bana "var mısın?" diye sorarsanız...

"Ben kesinlikle varım" Bknz. varım-bilinçliyim-mutluyum başlıklı yazı.
Yazı biraz uzun ama ben anlatımdaki bütünlüğü bozmamak için parçalayarak alıntı yapmak istemiyorum. Karşı çıkışınız olursa burdan veya ordan yazabilirsiniz...

----------------------

Sonsuz kavramından sonra ise bu şöyle oldu:
"O kadar varım ki, istesem bile yok olamam" :)

Hani klasik bir soru vardır ya
"Tanrı kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?" diye. Benim cevabım "Tanrı kaldıramayacağı taşı yaratamaz. Sadece kaldıramayacağı taşı yarattığını sandığı 'an'ı yaratabilir. Yani öyle sanabilir."

Aynı bunun gibi. "Ben de yok olamam. Sadece yok olduğumu sanabilirim" :)

Bu kısım "var mıyım?" tartışmasından sonra ele alınmalıdır doğal olarak...
----------------------

Ben de size esenlikler diliyorum...

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
yafes
Tecrübeli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 30.07.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 137
Gönderen: 07.08.2004 Saat 14:15 | Kayıtlı IP Alıntı yafes


Sayın OE

Yazınızın sorulara kadar olan bölümünün tamamını ve soruların "soru:)" kısmını okudum. Cevaplara ise sadece kısaca "göz atabildim".

Aklıma takılan bazı şeyleri belirtmek istedim...,


sonsuz + sonlu = sonsuz
sonsuz - sonlu = sonsuz
sonsuz / sonlu = sonsuz
sonsuz * sonlu = sonsuz


bu işlemler ile ilgili olarak "Matematiksel İşaretlemeye İlişkin Tespitler" adlı yazımda belirttiğim bir kaç hususu burada hatırlatmak istiyorum.

Sayılar dizisinin 1,2,3,...,n,n+1 (ve dolayısıyla) ... kadar uzandığı söylenebilir. İşte bu üç nokta matematikçiler tarafından "Sonsuz" olarak nitelendiriliyor. Burada çok basit bir mantık hatası var; o da şudur:

Sonsuz + 1 ifadesi; "Sonsuz"u "Sonsuz"dan bir birim büyük sayı ile sınırlar. Dolayısıyla;

Sonsuz + Sonlu = Sonsuz Ötesi

olur ki bu da kelimenin en aşağılayıcı anlamıyla; saçmadır...

Aynı yazımızda yaptığımız çıkarımlar sonucu matematiksel sonsuzluğun olmadığını sadece matematiksel sınırsızlığın var olduğunu açıklamıştık. İlgilenenler için:

http://www.felsefeekibi.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=3834

----

Ayrıca yazınızda; sonsuzluğun olduğu yerde sayı diye birşey olduğunu söylemişsiniz. Ve aynı yazınızda; bizleri sonsuz içerisinde yüzen bir balığa benzeterek; en basit ifadeyle; bizim, sonsuz tarafından kapsanan ama farklı olan şeyler olduğumuzu belirtmişsiniz. Yani biz sonsuzun parçalanmış halleri olmaktayız.

Parçalanma ikiliği oluşturmaz mı? İkilik demek İki sayısının yaratılması demektir. Peki 1 nedir?

Eğer sonsuz "tezahür eden, etmeyen ve asla etmeyecek olanı" kapsıyorsa; ancak sıfır olabilir.

Bu halde "tezahüt eden" ancak bir olabilir. Tezahür eden ve etmeyen ayrımı da "analitik" bakış açısıyla ikiliği doğurur. Oluşan ikilik ve bir kendi için "üçlüğü" ve böyle sayılar sınırsızca 0'dan türer. Ancak batıda durum bunun tam tersidir. Batıya göre sayılar 1'den başlar:)

Sıfırın "Metafizik" öğretideki yeri ve Sayıların simgelediği metafizik anlamlarla ilgili bir bölüm açmak istediğimi söyleyip; bu konuyla ilgili olarak Rene Guenon' un Kadim Bilimler ve Bazı Modern Yanılgılar adlı kitabını önerebilirim (İnsan Yay.)
Yukarı dön Göster yafes's Profil Diğer Mesajlarını Ara: yafes Ziyaret yafes's Ana Sayfa
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 07.08.2004 Saat 17:38 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

Sn. Yafes,

Sonsuz ve sınırsız iki farklı kavram değildir. Aynı şeydir. Sonsuz sınırsızdır zaten. Bu yüzden sonsuz + 1 gene sonsuzdur. Böyle bir eklenme yok. Sonsuzötesi diye birşey de olmaz. Çünkü sınırı olmayanın dışı da yoktur, ötesi de.

Biz sonsuzluğun parçalanmış halleri değiliz. Hepimiz aynı ve tek olan sonsuzuz. Sonsuz esasen bölünmez birşey.

Sıfır/hiçlik ve sonsuz arası karşılaştırma için;
http://www.felsefeekibi.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=3697

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
yafes
Tecrübeli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 30.07.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 137
Gönderen: 08.08.2004 Saat 18:17 | Kayıtlı IP Alıntı yafes

quote:
yazarı: oe_

Sn. Yafes,

Sonsuz ve sınırsız iki farklı kavram değildir. Aynı şeydir. Sonsuz sınırsızdır zaten. Bu yüzden sonsuz + 1 gene sonsuzdur. Böyle bir eklenme yok. Sonsuzötesi diye birşey de olmaz. Çünkü sınırı olmayanın dışı da yoktur, ötesi de.

Biz sonsuzluğun parçalanmış halleri değiliz. Hepimiz aynı ve tek olan sonsuzuz. Sonsuz esasen bölünmez birşey.

Sıfır/hiçlik ve sonsuz arası karşılaştırma için;
http://www.felsefeekibi.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=3697





Sn. OE

sadece bir şey soracağım.

Sonsuz sınırsızdır, ancak tüm sınırsız şeyler sonsuz mudur?
Yukarı dön Göster yafes's Profil Diğer Mesajlarını Ara: yafes Ziyaret yafes's Ana Sayfa
 
Muvaffak
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 15.01.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 93
Gönderen: 08.08.2004 Saat 23:26 | Kayıtlı IP Alıntı Muvaffak

Sonsuzluğun bu derecede detaylı irdelenmesi,sonlu kabul edilen,ama gene sonsuzda ve sonsuzun bir parçası olarak sonsuz olan akıldan yola çıkılarak yapılan çok geliştirici yazılar için tebrikler.Yokluğun tarifi konusunda -yoklukça var olmanın ifadesine uygun varlık demeksizce doğru olurmu?yazılanların deneyimi ancak tam yok olup tam var olma ile mümkün.oe ve diğer katılanlardan bu hali olgulayanlar varmı.Yokluğun tamlığındaki sevgiyle.
Yukarı dön Göster Muvaffak's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Muvaffak
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 09.08.2004 Saat 06:47 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

Ben yokluğa inanmıyorum Sn. Muvaffak.

Tam yokolma ve tam varolma da sonsuzluğun içindeki rollerdir sadece. (Sonsuza kıyasla herşey bir roldür, çünkü sadece sonlu şeyler deneyimlenebilir.) Değişen birşey yoktur.

Hep aynı şey vardır/yoktur o da sonsuzdur.

Sıfır/hiçlik/yokluk ve sonsuz arası karşılaştırma için;
http://www.felsefeekibi.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=3697

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
yafes
Tecrübeli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 30.07.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 137
Gönderen: 10.08.2004 Saat 14:58 | Kayıtlı IP Alıntı yafes




1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 --- n+1 --- (sınırsız)
2-4-6-8-10-12-14-16-18-20 --- 2*n --- (sınırsız)
1-4-9-16-25-36-49-64-81-100 --- n*n --- (sınırsız)

Bu dizileri modern matematikçilerin "Sonsuz" olarak nitelendirdiğini söyleyecekler çıkabilir. Bunların "Sonsuz" değil "Sınırsız" Olduğunu

http://www.felsefeekibi.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=3834

link'ine tıklayarak ulaşabileceğiniz yazımızda belirttik.

yukarıdaki diziler Galileo Paradoksu diye adlandırılıyor. Paradoxlar hakkında araştırma yaparken

http://www.paradokslar.com/matematik/matematik_paradokslari.htm

adresinde buldum. (Gerçi orada dizilerin sonsuz olduğu söyleniyor, ancak bu önemli değil.)


Görüldüğü gibi diziler birbirinden farklı; ve hiçbiri, ötekine eşit değil. Şimdi Sn. OE sorumu yineliyorum.

Sonsuz sınırsızdır, ancak tüm sınırsız şeyler sonsuz mudur?

Saygılar...

Yukarı dön Göster yafes's Profil Diğer Mesajlarını Ara: yafes Ziyaret yafes's Ana Sayfa
 
kadir510
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 06.06.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 43
Gönderen: 10.08.2004 Saat 15:52 | Kayıtlı IP Alıntı kadir510

1-Sonsuzluk kavramını sayılarla açıklamak pek mümkündeğildir.
2-Bizlere matematikte öğretilen sonsuza gider ifadelerinin yanlış olduğuna katılıyorum.Yafes in dediği gibi sınırsız tanımı daha uygundur.
3-sayın yafes işin bir de karmaşık sayı boyutu varki o dahada ilginç
Yukarı dön Göster kadir510's Profil Diğer Mesajlarını Ara: kadir510
 
oe_
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 27.05.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 2680
Gönderen: 10.08.2004 Saat 17:21 | Kayıtlı IP Alıntı oe_

Sn. Yafes,

Bunlar yazıda var.

Sonsuz artık nasıl 'sonu olmayan' anlamı dışında bir anlam yüklenmişse, sınırsız da 'sınırı olmayan' ötesinde bir anlam yüklenmiştir. Aslında sınır-sız kavramı her yönde sonsuzluğu ifade ederken, son-suz kavramının tek boyutlu bir sonu olmamayı anlattığı da düşünülebilir. Yani böyle bakınca sınırsız, sonsuzdan daha sınırsız gözüküyor.

Yani isim olarak 'sonsuz', nasıl 'sonu olmayan' nitelemesinin ötesinde bir obje gibi kullanılıyorsa/düşünülüyorsa, 'sınırsız' da aynı şekilde kullanılabilir/düşünülebilir.

Ben bu farkı vurgulamak için yazımda, kullanımda olan, ele geçirilmiş olan kavramın 'sonsuz' değil, 'sonsuza kadar' olduğunu belirtmiştim.

Sizin serileriniz de 'sonsuza kadar' gidiyorlar. Siz veya alıntıladığınız kaynak 'sonsuza kadar' kavramı yerine 'sınırsız'ı kullanmış. Bence 'sonsuza kadar' daha iyi bir kullanımdır. Çünkü sonsuz, sınırları ve dışı olmayandır. Yani gerçekten de 'sınırsız'. Yani sonsuz ve sınırsız aynı şeydir.

Yukarı dön Göster oe_'s Profil Diğer Mesajlarını Ara: oe_
 
Muvaffak
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 15.01.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 93
Gönderen: 10.08.2004 Saat 21:13 | Kayıtlı IP Alıntı Muvaffak


Sonsuz,sınırsız olan yokluktur.Yokluğun içinde olan varlık,ilizyonlu haliyle yokluğun,yokluğuna halel getirmez.Tüm varlıkat yokluğun içinde bir zerre olarak ve yokluğa göre izafi olarak vardır.Yokluğun anlaşılması ancak tam yoklukça var olmanın yaşanması ile mümkündür.
Buradaki tam yokluk hali ölmek,yahut yaradılışın üst boyutlarındaki varlıkatın varlığında yaşam anlamında değil,üYokluğun hiçliğinde hepliği yaşamaktır.İnsan oğlu bu hali belli bir anda dünya yaşamı sırasında deneyimleyip yaşayabilir.Hiçliğin hepliğindeki tamlıkla.
Yukarı dön Göster Muvaffak's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Muvaffak
 
LebLebi
Yeni Üye



Katılma Tarihi: 14.07.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 12
Gönderen: 11.08.2004 Saat 17:59 | Kayıtlı IP Alıntı LebLebi

sonsuz dersen sonu gelir
sonlu sonsuz hepsi 1 dir...
Yukarı dön Göster LebLebi's Profil Diğer Mesajlarını Ara: LebLebi
 
yafes
Tecrübeli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 30.07.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 137
Gönderen: 11.08.2004 Saat 21:00 | Kayıtlı IP Alıntı yafes

Sn. LebLebi

sonsuz dersen sonu gelir???? - Ne demektir? (Anlayamadığım için affedin.)

sonlu sonsuz hepsi 1 dir - Şu tüm sonlular sonsuzda içerilir diyelim, hm? Ha, bu arada Sonsuz'un sonluları içermesi, onu sonlu yapmaz. Daha önce demiştim; içinde oturduğumuz ev bizi kapsar, ancak ev; biz değildir.

Saygılar
Yukarı dön Göster yafes's Profil Diğer Mesajlarını Ara: yafes Ziyaret yafes's Ana Sayfa
 

Sayfa 26 Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.9
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide