Etkin KonularEtkin Konular  Forum Üyelerini GösterKullanıcı Listesi  Forumu AraArama  YardımYardım
  KayıtKayıt  GirişGiriş
 FELSEFE FORUMU : Yazın-Dil-Felsefe Bağlamında
Konu Konu: DİLBİLİM Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlar
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 10.09.2004 Saat 11:23 | Kayıtlı IP Alıntı astar

--Her kavram, kendisine anlam veren kapsayıcı bir doğruluğun bir
parçası olarak görülmelidir. Felsefenin ana uğraşıda bu parçaları
bütünleştirerek doğruluğu kurmaktır.

Max Horkheimer
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 10.09.2004 Saat 11:45 | Kayıtlı IP Alıntı astar



DİL NEDİR ?


1-) Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan
etli, uzun hareketli organ

2-) İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelime
veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan

3-) Bir çağa, bir gruba bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi

4-) Belli durumlara, mesleklere, konulara özgü dil

5-) Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan bir anlatım aracı
Türk Dil Kurumu- Türkçe sözlük

DİL: Büyük bir topluluk tarafından kullanılan ve anlaşılan
sözcükler, onların telaffuzu ve birleştirilme yöntemleri

1-) Ses organlarının hareketiyle üretilen işitilebilinir, açıkça
ifade eden anlamlı ses,

2-) Geleneksel simgelerin, sesin, anlamlı el hareketlerinin ya da
işaretlerin kullanımı yoluyla fikirleri ya da duyguları iletmenin
sistematik vasıtası
Dr.Norma J. Milanovich
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 10.09.2004 Saat 12:35 | Kayıtlı IP Alıntı astar


" DİL " konusunda söylenmiş sözler ;


1-) Söylence bilim (mitoloji) sorunu gerçekte bir ruhbilim sorunu ve
ruhumuz genellikle dil aracılığıyla nesnelleştiği için dilbiliminin
bir sorunu haline gelmiştir. Bu benim söylenceyi bir düşünce hasta-
lığı yerine neden... bir dil hastalığı olarak adlandırdığımı açık-
layacaktır. Dil ve düşünce birbirlerinden ayrılmazlar ve bu nedenle
de bir dil hastalığı, bir düşünce hastalığının eşidir.
Max Müller

2-) Dil, olgunların ve bütün olarak da gerçekliğin resmidir."Anlam" bu
resmin kendisi, "gösterim" adın gösterdiği şeydir.
Wittgenstein

3-) "dil" sözcüğü, insanın bilinci içerisinde oluşan, imgeleme sürecini
yöneten enerjiyi ima eder. Bu bir varlığın sadece kodlanmış mesajları
değil, bu mesajı yollarken hissettiği duyguları da aktarmasını sağlar
Herdonitic

4-) Kürenin moralini bozmadan yazmalıyım. Bu önemli dokunuşumu kendi
adıma, kendi anımda belgeleme. Üsteleyici bir duyum. Bir duyumun
klasikleşmesi ve ünitelerine ayrılma sürecini başlatma evrimine
geçişi usta bir yaban'ın başarabileceği bi iş. Ortadaki veryansızlık
yasasını kaale almak gerekecektir. İlkel lisanın bireyleri, tarihle-
rini yanlarında taşırlar. Savaş ve uygarlık buralara değin dayanır.
Birbirimizi kandırmayalım; Gerçek cehalet sistemli duyumsamadır.
Küçük İskender

5-) Işık dili; Geometrik biçim ve formları, bu gezegene bedenlenmiş,
insan yasalarına karşı çıkmış ve sonra da dil ve geometrik unsurlar
olarak ifade etmiş bireylerin bir deneyimler toplamıdır.
Barbara Merciniak

6-) Konuşan

Küçücük bir çanağın içerisinde, bilinç aktarımı sağlayan retorik
Sanatına ilham veren estetik, piyanonun tuşları kadar akustik.
Doğal ritm; Tellerin titreşimi
Vurgular;
Çanağı sıkıştıran mengenenin açılması,ve tokmağın çanak
içerisindeki salınımıyla başlar ve her titreşim çanağının
derinliği kadar yankı yapar.

Felsefe özün sözüdür.
K.Hüseyin Güllü



Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 10.09.2004 Saat 12:54 | Kayıtlı IP Alıntı astar


DİLBİLİM ile ilgili sorularım


1-) Genetik lisan nedir ?

2-) Sözcük - anlam - uyum - frekansı ve titreşimi nedir ?

3-) Volüm nedir ?

4-) Evrensel akış içerisinde yaşadığımız çağın misyonu nedir ?
(dil-düşünce açısından)

5-) Kristal titreşim ne demektir ?

6-) Beynin sağ ve sol loblarının özellikleri nelerdir.
(Dil-düşünce açısından)

7-) Dilde, derinlik, genişlik, yükseklik, zaman ve köken nedir ?

8-) Yeni bir bilimin mayalanmasında dilin rolü ve önemi nedir ?

9-) Ezberci duyumsamadaki " yaratıcılık " sorunu nedir ?

10-) Kozmostik ve Kaotik dil ne demektir ?

DİLBİLİM konusu ile ilgilenen arkadaşlarla, yukarıdaki ve kendi
sorularını söyleşmekten mutluluk duyacağım.Saygılarımla
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
L
Sürekli Üye



Katılma Tarihi: 10.08.2003
Yer: France
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 817
Gönderen: 10.09.2004 Saat 18:07 | Kayıtlı IP Alıntı L

Dilbilim ( Fr. Linguistique ; İng. linguistics )

1. Dilbilim , dilyetisinin ve doğal dillerin bilimsel incelemesi olarak tanımlanabilir ; bu konudaki kuramsal düşünce ( bu düşünce daha genel olan göstergebilim kuramı içine yerleştirilmelidir ) doğal dillerin özniteliği , işleyişi ve bu dilleri betimleme yöntemleri üstünde odaklaşmıştır ; aynı zamanda da doğal dillerin çözümlemesiyle ortaya çıkan sonuçlarla beslenir.
2. Günümüzdeki dilbilim uzun bir tarihsel sürecin sonucudur ; bilimsel işlem ve kuralları da bu alandaki iki devrimle belirginleşmiştir :
a) İlk devrim yazı’nın bulunmasıdır ( hiç olmazsa bazı dillerin örtük biçimde sesbirimlere ayrıştırılması olgusunu içerir ) ; böylece dil felsefesi dönemi diye adlandırabileceğimiz (genelleştirerek yapılan bir adlandırmadır bu ) tarihsel bir dönem başlamıştır ;
b) İkinci devrimse , XIX . yy.ın başlarında karşılaştırmalı dilbilgisinin kurulmasına ( sözcüğün biçimbirimlere ayrıştıralabileceğini varsayar ) yol açmıştır : Bu dönem , dilbilimsel hesaplamanın hazırlanması olarak nitelendirilebilir. Karşılaştırmalı dilbilimin bireşimini yapan ( eskiden karşılaştırmalı ve tarihsel dilbilgisi diye adlandırılan bu bilim dalı XIX yy.da gelişmiştir ) ve yapısal dilbilimin kuramsal temellerini atan F.de Saussure , dilbilimin bir kuram ve işlemsel bir uygulamayla donanmış bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu dal , toplumsal bilimler arasında , bilim adını alabilecek tek daldır ( C. Lévi-Strauss )
3. Saussure’ün ortaya attığı az sayıdaki genel öngerçeklere dayanan yapısalcı dilbilim , inceleme nesnesinin bağımsızlığını , biçimsel niteliğini ileri sürerek ve yine inceleme nesnesini kavramaya elverişli biçimsel yöntemler düzenleyerek kurulabilmiştir. Bununla birlikte , mantıktan şu özelliğiyle ayrılır : Yapısal dilbilimin düzenlediği üstdil kendi başına bir amaç değildir ; bu üstdil , biçimsel nesneler ( ya da anlamlı dilsel biçimler ) olan doğal dilleri betimlemeye yarar. Yapısal dilbilim Avrupa’nın ( Prag ve Kopenhag Okulları ) yanı sıra A.B.D.’nde de ( L.Bloomfield ve Z.S.Harris’in dağılımcılığı ) gelişmiştir. Amerikan yapısalcılığına karşı çıkan üretici ve dönüşümsel dilbilgisi de , dilbilimin ( artık yapısal diye eklememize gerek yok , çünkü tanımı gereği yapısaldır dilbilim ) uzantısında yer alan bir eğilim ya da özel bir kuramsal tutumdur. Aynı durum , tümce dilbilimine karşı çıkmakla birlikte yapısal kalıtımı yadsımayan söylem dilbilimi için de geçerlidir.
4. Bilgikuramsal ve yöntembilimsel çabalar ilk aşamada genel dilbilime bırakılabilirse de , bu görev uygulamalı dilbilim , ya da dilbilimin giderek daha çok alana uygulanması bir yana , ruhdilbilim , toplumdilbilim , gibi geniş ve bağımsız etkinlik alanlarının gelişmesi nedeniyle gitgide güçleşmektedir. Böylece , dilyetisi üstüne kuramsal düşünce , Saussure’ün «göstergelerin genel kuramı» diye adlandırdığı göstergebilimle ( sémiologie ) birleşir.


Sémiotique. Dictionnaire raisonné de la théorie du langage

ALGIRDAS JULIEN GREIMAS
JOSEPH COURTÉS
Yukarı dön Göster L's Profil Diğer Mesajlarını Ara: L
 
L
Sürekli Üye



Katılma Tarihi: 10.08.2003
Yer: France
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 817
Gönderen: 10.09.2004 Saat 18:09 | Kayıtlı IP Alıntı L

Dilbilim : Buyurucu olmayan bir bilim dalı.
Dilbilim insan dilinin bilimsel incelemesidir.
Bir inceleme , olguların gözlemine dayandığı ve bu olgular arasında , kimi estetik ya da aktöre ilkeleri adına bir seçim önermekten kaçındığı zaman bilimseldir. Demek ki , «bilimsel» , «buyurucu»nun karşıtıdır. Dilbilim sözkonusu olduğunda , incelemenin buyurucu değil de bilimsel olan niteliği üstünde özellikle durmak gerekir : Bu bilimin konusu bir insan etkinliği olduğu için , belli bir tutumu salık verme amacıyla yansız gözlem alanından ayrılma , gerçekten söylenileni dikkate almayıp da söylenmesi gerekeni buyurma eğilimi büyüktür. Bilimsel nitelikte olan dilbilimi , kuralcı dilbilgisinden ayırmadaki güçlük gerçek bir töreler bilimini aktöreden ayırmadaki güçlüğü anımsatır. Tarih bize , çok yakın bir döneme kadar dil yetisi ya da dillerle ilgilenenlerden çoğunun bu işi buyurucu amaçlarla yaptıklarını gösterir.



Eléments de linguistique générale

ANDRE MARTINET
Yukarı dön Göster L's Profil Diğer Mesajlarını Ara: L
 
L
Sürekli Üye



Katılma Tarihi: 10.08.2003
Yer: France
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 817
Gönderen: 10.09.2004 Saat 18:16 | Kayıtlı IP Alıntı L

DİLBİLİM ile ilgili sorularım

1-Tabu kelime nedir ?
2-Şiir nedir ?
3-Eşya mı kuramı belirler ve etkiler , yoksa kuram mı eşyayı belirler ve etkiler ?
4-Dil kavramlar arası geçişleri nasıl ifade eder ?
5-Sözün sıfır noktası neyi ifade eder ?
6-Sıfır biçimbirim , sıfır sesbirim nedir ?
7-Dil alanını ne doldurur ?
Yukarı dön Göster L's Profil Diğer Mesajlarını Ara: L
 
L
Sürekli Üye



Katılma Tarihi: 10.08.2003
Yer: France
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 817
Gönderen: 10.09.2004 Saat 18:21 | Kayıtlı IP Alıntı L

Minör bir dil projesi minör edebiyatı yaratacak güce sahip olabilir mi?
Yukarı dön Göster L's Profil Diğer Mesajlarını Ara: L
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 10.09.2004 Saat 21:46 | Kayıtlı IP Alıntı astar


ŞİİR ; An'da hissedilen enerjinin yarattığı duyguyu sözcüklerle
ifadelendirmektir.
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
L
Sürekli Üye



Katılma Tarihi: 10.08.2003
Yer: France
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 817
Gönderen: 11.09.2004 Saat 01:11 | Kayıtlı IP Alıntı L

Şiir yapıtı olan şeyle olmayanı birbirinden ayıran sınır çizgisi...
Yukarı dön Göster L's Profil Diğer Mesajlarını Ara: L
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 11.09.2004 Saat 13:06 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Birinci Üç


İlk üç, bizim üçüncü dil olarak tanımladığımız şeydir.Bu bazılarının
" sezgi " dediği boyutlararası bir ruhsal dildir. O şimdi üzerinizde
bulunan tanrısal bir dildir. Siz bir insanla karşılaştığınızda onunla
aynı dili konuşabilirsiniz, ama Üçüncü Dil, üç'ün enerjisi alışık
olduğunuzdan daha yüksek bir düzeyde tam anlayış için bir katalizördür.
O insanların kendi aralarında kullanıp, birbirlerinin gerçek hislerini
bilmelerini sağlayacak bir dildir. Onlar birbirlerinin enerjisini
bileceklerdir. Üçüncü dil insanlığı daha önce hiç olmadığı biçimde
birbirine bağlama, birleştirme yeteneğine sahiptir. O yeni bir boyut-
lararası dildir; İncelenmesi ve uygulanması gereken, niyetinizle kendi-
nize çekebileceğiniz bir dildir.

Üçüncü dilin niteliklerinden biri de sizin gerçek hislerinizi aldatmaya-
cağınız, onlara yalan söylemeyeceğiniz, onlardan kaçamayacağınızdır.
Dolayısıyla, üçüncü dil, bilgelik ve ruhsal amaç dilidir.

Eğer isterseniz bunu dünyanın değişen enerji-ağının yeni bir armağanı
olarak adlandırabilirsiniz. On-bir yıl önce size bundan, yani değişen
enerji-ağının getireceği yeni yeteneklerden ve armağanlardan söz etmiş-
tim, ve 2002 yılından itibaren gerçekten başka bir iletişim biçiminin
var olduğu aşikar olacaktır. Bu Üçüncü Dil'dir.

Lee Carroll - Yeni Başlangıç
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
Anlamak
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 06.12.2001
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 4073
Gönderen: 11.09.2004 Saat 13:14 | Kayıtlı IP Alıntı Anlamak

Arkadaşlar, konuya giriş yazılarını okuyunca, forumun ilk dönemlerindeki “Dil Felsefesi” ni tartışmayı ve anlamayı amaçlayan konuyu ilerletmekteki güçlüklerim aklıma geldi.

Buradaki giriş alıntılarına baktığımda dışarıdan görünen şu. Sayın Astar, zihnindeki dil ile ilgili dizgeden seçtiği soruları gündeme getirmiş. Bu sorular bazı yanıtları da ima ediyor. Seçildiğine göre üzerinde düşünülmüş şeyler.

Sayın Proust “göstergebilimsel” ağırlıklı yazılarla konuya girmiş. Diğer yazı ve alıntılarına bakarak Proust ‘un Göstergebilim bağlamında birikimi olduğunu düşünüyorum.

Forumda dil üzerinde yorum yapabilecek üyelerimiz olduğunu görüyorum. Ancak açılım yapabilmek için, astar’ın toparlayaıcı ve açıklayıcı ara yazılarına ihtiyaç var.

Sanırım okunmuştur. Sitede Yeni Kantçı Ernst Cassirer’nin giriş niteliğinde, konunun değişik taraflarına dokunan bir yazısı yer alıyor.

http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=115


Not: Son yazıyı da okudum. Benim bilgimin sınırları “klasik” yaklaşımın içinde. Burada çok farklı kavramlar var….


Düzenleyen gönüllü5 15.10.2006 Saat 12:34
Yukarı dön Göster Anlamak's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Anlamak Ziyaret Anlamak's Ana Sayfa
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 11.09.2004 Saat 14:18 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Sayın ANLAMAK

Çok değerli katkılarınız için teşekkür ederim. Formda dil ve gösterge-
bilim üzerine yazılan tüm yazıları okudum ve iki bilim adamının da
yorumlarını bölüme aktardım.
Siz; İki bilimin (dilbilim-göstergebilim) arasındaki yaranın tam ortasına
parmak bastınız. Göstergebilim başlığı altında bir sayfa açarak daha
derinlemesine ( daha ayrıştırarak) inceleme imkanı olabileceğini
düşünüyorum.Elbette dil konusunda ara açılamlar için açıklamalarda
bulunacağım. Ancak, konuyla ilgilenecek diğer arkadaşların kendi
yorumlarını beklemenin uygun olacağı kanaatindeyim. Daha sonra "aşamalı"
toparlanma içerisine girebiliriz. Bana göre tüm yanıtları içerisinde
barındıracak soru " insan nedir"'in yanıtında kendini bulacaktır.
saygılarımla

Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 11.09.2004 Saat 22:31 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Mesaja ek;
Sayın ANLAMAK

Form, 31.8.2004 günkü sorununu yaşamadan önce, Yeni Düşünce Hareketleri
imzasıyla bir makale yayımlamıştınız. Dünyanın günümüzdeki durumunu
anlatan ve " yeni bir bilimin mayalanması " gerekliliğini de içeriyordu.
O makaleyi bulamıyorum.Acaba silindimi ? Yeniden yayımlanabilinir mi?

haber verebilirseniz sevinirim. Saygılarımla
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
MG.Ozgec
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 07.06.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 1236
Gönderen: 12.09.2004 Saat 00:03 | Kayıtlı IP Alıntı MG.Ozgec


Başlangıçta nesneler ve onlara karşılık gelen belirtgeler birbirinin aynısıymış. Bu da bana, konuşmanın, belirtilen nesnenin yeniden yaratılması gibi gelmiştir. Ayrıca onomatopeyi de yeniden yaratma olarak düşünüyorum. Başlangıçta, gerçeğin yeniden üretilmesi yolunda çabalamışlar. Yani yinelemeyle; papağan gibi yinelemeyi çok önceleri öğrenmişler. Bugün mağara duvar resimlerinin bir ritüelin bir bölümü olduğunu söylüyorlar. Avlanma, hem yaşamlarını sürdürebilmek için, hem de o hayvanın gücüne sahip olabilme töreninin ilk adımı. Sonra mağara duvarlarında resmettiklerinde tören sona eriyor. Bence insan, bu benzetişlerle kendini doğal dünyadan sıyırıp insan olmuştur. Bu benzetiş ve yinelemelerle yeniden yaratırken, kendini yaratmıştır.

Sayın ANLAMAK’ın aktardığı yazıdan tıkırtılarla konuşan Afrikalı insanların avcı-toplayıcı oluşları, böyle bir dil kullanmaları, bu dile belki de deneme-yanılma yöntemiyle ulaşmış olabileceklerini düşündürttü. Bu dilin ayrıcalığı hayvanları ürkütmemek olarak gösterilmiş. “Edim organ yaratır.” Ama o edimi yaratan bir düşünce de olmalıdır. Dilin tarihöncesine inmeye kalktığımda karşıma çıkan soru şu olmuştur: Aklın tarih öncesi. Akılla dili yan yana düşünmüşümdür. Dilin konuşmak için ortaya çıktığını varsayarsam, yine sayın ANLAMAK’ın aktardığı yazıdan “ses” çıkarmamızı sağlayan gırtlağın sonradan evrimleşmesini gösteririm. “Edim organ yaratır.”

Şimdi ise, nesneler ile onların belirtgeleri arasında başlangıçtaki gibi aynılık yok. Çatal yerine çok rahatlıkla kaşık diyebilirim. Artık çatal simgelediği nesneden bir şeyler taşımıyor.

Sözcükler için tek ve kesin anlam oluşturarak dilbilgisine ilk adımlarını atmış olabilirler mi? Sözcükler için tek ve kesin anlam oluşturmak düşünmenin de başladığının bir belirtgesi değil midir? Dil olmaksızın düşünce olmaz. Dil olmaksızın nesne de olmaz. Bilinmeyen gerçeklikte yoksa ilk yaptığımız onu adlandırıp kutsallaştırmak mıydı? Bu kutsallaştırmada, sözcüğün adlandırdığı nesnenin benzersiz eşi olmamasının etkisi var mı? Ya da tek ve kesin anlam oluşturmada kutsallığın ne ölçüde yeri var? Tabu sözcükler, tabu dil... Kutsal Rig-Vedalar... Eski toplumlarda efsanelerle oldurulan kutsallığa bağlanan kişiler… Asiller, krallar… din adamlarının kullandığı diller... Dilin, dilbilgisinin gelişimini bunlar mı sağlamış?
İnsanlık tarihini, sözcüklerle düşünce arasındaki ilişkilerin tarihine indirgeyebilir miyiz?

(İstediğinizi, düşündüğünüzü ne denli yanıtlayabildim bilmiyorum.)
Yukarı dön Göster MG.Ozgec's Profil Diğer Mesajlarını Ara: MG.Ozgec
 
S.Yildiz
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 26.10.2001
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 3298
Gönderen: 12.09.2004 Saat 20:06 | Kayıtlı IP Alıntı S.Yildiz

Dilbilim: Dili bir semboller sistemi olarak gören ve dilin niteliğini, yapısını, öğelerini ve dilin geçirdiği dönüşümleri inceleyen bilim dalı.
Dilin yazılı metinlere yansıyan tarihsel gelişimiyle ilgilenen filolojiden farklılık gösteren dilbilim, dili
1- belli bir zamandaki durumuyla,
2- geçirdiği evrim açısından inceler ve dilin yapısıyla ilgili genel bir teori oluşturmayı ya da dillerin incelenmesi için genel bir teorik çerçeve oluşturmayı amaçlar.

Dilbilimsel felsefe: Felsefe problemlerini dilin çeşitli kullanımlarını inceleyerek çözmeyi amaçlayan felsefi tavır; felsefi problemlerin özünü ve yapısını, gündelik dili analiz ettiğimiz zaman daha iyi anlayabileceğimizi savunan anlayış, dilin gündelik kullanımlarına uymayan anlatımları anlamsız sayma yöntemi.

Analitik felsefenin bir dalı veya onun bir türevi olan dilbilimsel felsefe, Wittgenstein’dan ve Wittgenstein’ın ikinci döneminin verimi olan, çok büyük sayıda dil oyunundan meydana gelen dilin mantıksal bir özü olmadığı görüşünden değişen ölçüler içinde etkilenen G. Ryle, J. Austin ve A. Wisdom tarafından geliştirilmiştir. Felsefeye bir tür terapatik bir işlev yükleyen yaklaşım felsefenin bütün problemlerinin dilin ayrıntılarına gösterilecek özen ve dikkatle çözülebileceğini savunur.

Dilin, dış dünya ile resimsel bir ilişki içinde olmadığı gibi, birebir bir tekabüliyet içinde de bulunmadığını; insandan bağımsız olarak varolan olgulara ad verme eylemi sırasında oluşturulmuş anlamlar sistemi olmadığını öne süren dilbilimsel felsefeye göre, dil çok özel ve gelişmiş bir araç olup, çeşitli görevleri olan sözcüklerle tümceler anlamlarını kullanıldıkları bağlamlardan alırlar. Bu nedenle söz konusu felsefe anlayışına göre, sözcüklerin ve tümcelerin anlamlarının, sözcüklerin kullanımını belirleyen kural, alışkanlık ve uzlaşımlar bağlamında ele alınması gerekir.

Başka bir deyişle, yalnızca gözle görüleni anlatmaya çalışan dilin doğası gereği, sembollerin, gündelik kullanımların ötesine geçmenin imkansız olduğunu, dili kullanarak, dilin ötesine geçmenin metafizik yapmaktan başka bir şey olmadığını savunan dilbilimsel felsefe, felsefenin geleneksel problemlerinin, gerçeklikte bir temeli olmayan, fakat dilsel karışıklık ve yanlışlara dayanan sözel ya da sözde problemler olduğunu iddia etmiştir. Bize dünya hakkında bilimsel ya da metafiziksel bir bilgi veremeyen felsefenin görevinin kavramsal analiz ve kavramların anlamlarını açıklığa kavuşturmak olduğunu öne süren, felsefenin ya da metafiziğin geleneksel problemlerinin hiçbir şekilde hakiki problemler olmayıp, dilin yanlış kullanılmasından kaynaklanan sözde problemler veya dille ilgili yanlış kavrayışların doğurduğu karışıklıklar olduğunu savunan anlayışa göre, yalnızca hakiki problemlerin bir çözümü vardır; çözümü olmayan sözde problemlerin ise problem olmadıklarının gösterilmesi, onları yaratan karışıklıkların gözler önüne serilmesi gerekir.

Ahmet Cevizci-Paradigma Felsefe Sözlüğü

Konuya ben de zaman buldukça katılmak isterim. Şimdilik bu alıntıyla ve aşağıya linkini verdiğim konuyla bir giriş yapmak istedim.

http://www.felsefeekibi.com/forum/topic.asp?TOPIC_ID=2822&SearchTerms=dil,felsefesi
Yukarı dön Göster S.Yildiz's Profil Diğer Mesajlarını Ara: S.Yildiz Ziyaret S.Yildiz's Ana Sayfa
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 12.09.2004 Saat 20:31 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Sayın S.YILDIZ, katkılarınız için çok teşekkür ederim.

Makalenin devamının sözde problemlerle-gerçek problemler bağlamında
devam edeceğini umuyorum.
Saygılarımla
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
abis0
Tecrübeli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 11.06.2004
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 110
Gönderen: 13.09.2004 Saat 03:09 | Kayıtlı IP Alıntı abis0

Dil diğer insanlarla iletişimimizi sağlayan araçtır ,tanımı dil adına ileri sürülebilecek en dar tanımdır.Dil öncelikle insanın kenidisiyle iletişimidir.Kendinden dolayı evrenle ilişkisidir ve ancak bu ilişkiler sonucunda insanla iletişimidir.Dil insanın açılarak evreni kapanarak kendini algılaması ve algıladıklarını önce kendisi sonra diğerleri için gizli ve ya açık bir şuurluluk düzleminde anlama dönüştürmesi yani esas evrenini ve evrendeki kendi konumunu belilemesidir.Dil şuurdur,fark etmek ama en çok fark ettiğini fark etmektir. Dil insanın düşünme sınırıdır.Kendisine ne gösterilirse gösterilsin diliyle dokunabildiği kadarını insan anlar,aslında anlatabildiği kadarını anlar.Farklı dilleri olan farklı toplumların edebiyatları da farklıdır.İnsanın dilini dışındaki dünya büyümek adına ne kadar zorlarsa dili de bu dünyayı gene büyümek adına o denli zorlar.Burada aklıma gelen iki soru var. Dilin matematiği var mıdır?Bu matematikten yola çıkarak farklı dilsel bileşimler yaparak yeni düşünülmemiş düşüncelere ulaşılabilinir mi..Sözlerin olmadığı bir dilde anlam daha yoğun mudur..İnsan sözsüz bir dilde yoğunluğu daha çok hissetse dahi yoğunun anlamını yeterince farkedebildiğinden bahsedebilir mi...
İlginç bulduğum ,özellikle öznelliklerinden hoşlandığım için sorulara dair kendi yorumlarımı eklemek isterim .
1-) Genetik lisan nedir ?
İnsanın zorunlu olduğu dil,kendini bütün söz olasılıkları içinden dayatan dil.Aynı oranda insanın zorunlu kıldığı,olasılıklarını insan doğasının sınırlarıyla belirlediği dil.Tarih boyunca evreni süzen anlaşılırlığa dönüştüren insanın sonraki kuşağın bilinçaltına miras bıraktığı dil.
Ama bence en çok insanın kendinden kaynaklı dili,öz dili.Konuşurken ortak dile dönüştürmek gereğini duyduğu,çünkü en çok kendinin anlayabileceği şekilde canlılığına kavuşan dil.
2-) Sözcük - anlam - uyum - frekansı ve titreşimi nedir ?
Sanıyorum burada altı çizilen dilin simgesel yapısı,yani anlamla insan arasında bir köprü kurdukları,dolayısıyla bir dilde her zaman için görünenden ötesi olduğu.Titreşim sözün etrafındaki hareketli bir anlam ilişkisini hatırlatıyor.Sözcük anlamına en uygun geniş ve ya dar bir alanda(çok sözle iyi sınırlandırılması gereken anlamlar için geniş,sezgiye dayalı az sözlü anlamlar için dar alan) tutulabilirse bu sözden anlama düzeyleri farklı olan (frekans)diğer insanların edinecekleri sonuç ilgili kişinin iletmek istediğine en yakın olur.Örneğin şiiri öyle sözlerle anlatırsınız ki insanlar sizin şiirinizi size en yakın biçimde anlarlar.
3-) Volüm nedir ?
Bir sözün farklı anlam katmanlarına sahip olması ve bunları bir şekilde bir arada sunabilmesi.
4-) Evrensel akış içerisinde yaşadığımız çağın misyonu nedir ?
(dil-düşünce açısından)
İnsan artık daha fazlasını düşünemiyeceğini düşünüyor.Teknolojik yenilikler paralelinde anlayışını biraz daha genişletiyor ama düşünsel sıçramalar yaşamıyor.Benzer koşullar dil içinde geçerli,çünkü dil ve düşünce birbirini doğuruyor.Dolayısıyla insan düşüncede ve dilde yenilenmenin yolunu bulmak durumunda,aksi taktirde bu çağa insanın susup makinelerin konuştuğu çağ olarak nitelendirmek mümkün olacak.
5-) Kristal titreşim ne demektir ?
Bu tanımı daha önce hiç duymadım,ama benim tanımlamam olsaydı anlamı her bir sözün kendine ait boyutlu küçük bir çok anlamlılık kümesinden farklı kullanımlar sonucu farklı oranlarda insan şuuruna ulaşan yansımaları ve bu yansımaların uyandırdığı diğer sözler olurdu.
6-) Beynin sağ ve sol loblarının özellikleri nelerdir.
(Dil-düşünce açısından)Ben sözel yeteneklerin verimli işleyişi için sayısal yetilerin formda tutulması gerektiğini düşünürüm.O yüzden beynin hiç bir parçası diğerinden en azından dengesizlik yaratacak kadar aşağıda gelişmiş olmamalı.
7-) Dilde, derinlik, genişlik, yükseklik, zaman ve köken nedir ?
Bence dilde derinlik anlam yoğunluğu,genişlik bu yoğunluğun etkili olabildiği anlam,yükseklik geliştirilmeye ,geliştirmeye müsaitliğidir.Köken dilin iki kaynağından birini hatırlatıyor.Yani o an dışavurduğunuz bir cümleyi eğitim,yaşam vs ile edindiğiniz bir dış dünyadan size ulaşan,içdilinizden çıkıp dışarıyla buluşan.Bütün dillerin en zorlayıcı kapısıdır filler.İnsan içinin küçük zaman aralıklarında yaratılan büyük anlam farklarını kendi özdilinde ezbere kullanmak kolaydır da bunun nasılını farketmeyi gerektiren yabancı bir dilde kavramak zordur.
8-) Yeni bir bilimin mayalanmasında dilin rolü ve önemi nedir ?
Herhangi bir bilimsel eğitim almaya başlayan insan bir süre sonra o bilime özgü farklı bir biçimlşe de konuşmaya başlar.
9-) Ezberci duyumsamadaki " yaratıcılık " sorunu nedir ?
Yaratıcılık dilin özgünleşmesini şart koşar,çünkü anlamakta da anlatmakta da orjinallik buna mekan olacak bir dile ihtiyaç duyar.Ezber,hazır kriterlere göre kendini geliştirmiş ,kendi dilini gözlemlememiş biri yeni bir söz hiç olmazsa öncekilerden daha taze bir ifade ediş geliştiremez.Yaratıcılıkla ilgisi pek olmaz sanki ancak insandan neredeyse bağımsız gelişen bir de içsel algılama ve onun geliştirdiği bir iç dil var bence ve uzun yıllar kayıtsızca etrafını sürmüş biri içten içe kendini her hangi bir yetisinden dolayı geliştiriyor olabilir,üstelik içini dile dökememenin baskısıyla da bir gün yoğun bir yaratıcılık patlaması yaşayabilir.Hatta konuşmaya başlamadan önce epeyce bir susup,susmanın ve ya yokluğunda ,örtüklüğünde dilin ağırlığını tartmak daha çok anlamak ve anlatabilmenin önemli bir metodur bence.
10-) Kozmostik ve Kaotik dil ne demektir ?
Kozmostik dil.İşleyiş ,anlam ve her türlü olasılık açısından disiplinli bir şekilde geliştirilmiş
dil.Kaotik dil,kendinden başka açık referansı olmayan insanın içindeki ve dışındakileri çıplak algılama dili.
11-Tabu kelime nedir ?
Varlığı bilinmeyen ama dili etkileyen ,bilinen ama konuşulamayan,
her konuşmada kullanılması şart olan.
12-Şiir nedir ?
Anlamların altındaki gizli ahengi,bu ahengin yeni anlamlarını çözmektir.
13-Eşya mı kuramı belirler ve etkiler , yoksa kuram mı eşyayı belirler ve etkiler ?
Kuram eşyaya bağımlı ancak sadece ondan dolayı olmaksızın oluşur,insan eşyayı bu kuramdan etkilenerek eşyayı gördüğünde eşyanın yeni halini sonuçta bu kuram ortaya çıkartmıştır,ancak eşya kendi evreninde hala eskisi gibidir ve söz konusu kuramdan bağımsız yepyeni bir kuram ondan çıkartılabilinir.
14-Dil kavramlar arası geçişleri nasıl ifade eder ?
Dil mümkün mertebe geçişleri içsel olarak ifade eden ayrıca ifade edilmesine gerek bırakmayan tam kelimelerden hoşlanır ki insan geçişlere takılıp akıştan kopmasınAncak hiç ifade etmeyen varsayan kavramları da dışlar ki insan anlamasını geniş tutabilsin.
15-Sözün sıfır noktası neyi ifade eder ?
Bence dilin artık her şeyi anlatabilecek kadar büyüdüğü(küçüldüğü) yerdir.Artık esas anlatımlarına başlayabileceği yer,her türlü pürüzü ve yükünü attığı yer.
16-Sıfır biçimbirim , sıfır sesbirim nedir ?
Sanırım ikisinin de ortaklığı şu,dili aracı olarak aradan çeken sese çevirmeksizin,biçimlendirmeye ihtiyaç duymaksızın direkt anlatan söylemi dil içinde dilin kapsamına rağmen aramak.
17-Dil alanını ne doldurur ?
Hiçbir şey ,onun alanı zorunludur.
18)Minör bir dil projesi minör edebiyatı yaratacak güce sahip olabilir mi?
Edebiyat hedeflerinin içinde şu zaten vardır,mümkün olan az kelime çeşidiyle ve ya mümkün olan en basit dil toplamıyla yüksek anlamı ,yoğun anlamı oluşturabilmek.Bunun için gerekli ustalığın dilin hacmini iyi kavramakla ilişkisi olduğunu düşünüyorum.Yani basit bir sözün arkasına saklı anlam dağını tanımak ve yönlendirebilmek.
Yukarı dön Göster abis0's Profil Diğer Mesajlarını Ara: abis0 Ziyaret abis0's Ana Sayfa
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 13.09.2004 Saat 15:52 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Sevgili abisO,

Katkılarınız için çok teşekkür ederim. Her mesajın konuyu hem toparladığını, hem de yeni açılamlara yol verdiğini görmek beni
umutlandırıyor.
Sevgilerimle
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
Anlamak
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 06.12.2001
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 4073
Gönderen: 15.09.2004 Saat 14:59 | Kayıtlı IP Alıntı Anlamak

Dilbilimin alt disiplinlerini basit bir şemada göstermiştim.


Proust’un aktardığı metindeki dilbilimsel süreci ana hatları ile gösteren bir tabloyu da aşağıda sunuyorum.


Yapılan katkılara bakarak şunu söyleyebilirim. Konuya yönelik sorularımızı ve sorunlarımızı kapsayan ortak bir artalanda bulunmadığımızı seziyorum.

Konuyu açan astar’ın sorularını, dil konusunda dilbilgisel klasik yaklaşımı aşan bir arayışın göstergesi olarak değerlendiriyorum.

“Sözcük - anlam - uyum - frekansı ve titreşimi nedir ?

Evrensel akış içerisinde yaşadığımız çağın misyonu nedir ?
(dil-düşünce açısından)

Kristal titreşim ne demektir ?

Kozmostik ve Kaotik dil ne demektir ? gibi sorular “ Dilbilim” alanına dahil midir?

Dilbilimci olmayan bir meraklı olarak, dilbilimsel okumalarım sırasında, bu sorularla karşılaşmadım. Tabloda verdiğim ve birbirleriyle diyalektik bir bağlam içinde gelişen dilbilim okullarının gündeme getirdiği sorunlar içinde de bu tip konulara rastlamadım.

Tabi ki bir meraklı olarak gelişmeleri birebir izleyemediğimin bilincindeyim. Sonuçta ansiklopedik okumaların sınırlarını çok aşan boyutta geniş bir alan dilbilim.

Bu aşamada önerim; Sayın astar’ın savlarını, varsa klasik dilbilimin yaklaşımından ayrılan yeni eğilimleri bizlerle paylaşmasıdır.
Yukarı dön Göster Anlamak's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Anlamak Ziyaret Anlamak's Ana Sayfa
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 15.09.2004 Saat 15:43 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Sayın ANLAMAK

Şu anda forma " linkler " bölümünden girebiliyorum.Ekran tam belirmiyor. Sorunu hallettiğimde yanıtları sunacağım.
Saygılarımla
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 15.09.2004 Saat 18:44 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Sözcük-anlam-uyum frekansı ve titreşimi nedir ?

Bir insanın içerisinde bulunduğu enerjiyi, o enerjinin frekansına eşdüzeyde hissedişlerle anlamlandırabilmesidir. Bunların herbirinin
uyumu da " titreşim " dir.

Evrensel akış içerisinde, yaşadığımız çağın misyonu nedir ?

Bizler şu an " dünya zamanıyla " 2004 yılında yaşıyoruz.İçerisinde
bulunduğumuz çağın dil, düşünce, anlam, kavram açılımlarının
" değişiminin " bir misyonu içerisinde barındırabileceği olasılığının
araştırılması amaçlıdır.

Kristal titreşim nedir.

Bir varlığın mekanı yaşayıp, zamanı (lineer) yaşamadığı, hissedişlerininanlamı ve anlatımıdır. Bu anlam ve anlatım yukarıda belirtilen " uyum "la birlikte değerlendirilebilinir.

Kozmostik ve Kaotik dil nedir ?

Bir insanın kendi özünden gelen hissedişi kozmostik,
Bunun anlamlandırılması ve anlatımı ise kaotik dil'dir.

Ben dilbilim konusun bir uzmanı olmadığımı her fısatta vurgulamaya çalıştım.
Dilbilim sayfasını bu konuyu yakından inceleyebilmek için açtım ve çok
da faydalanıyorum.Arkadaşlara teşekkür ederim.
Yukarıdaki anlatımlar tamamen kendi birikimlerimin sonucu olan anlatım
lardır. Bilgi olup olmadığı ise konunun uzmanlarının takdiridir.

Saygılarımla
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
Anlamak
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 06.12.2001
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 4073
Gönderen: 15.09.2004 Saat 19:32 | Kayıtlı IP Alıntı Anlamak

Sayın astar,

Ben de dilbilimci olmadığımı söyledim. Göstergebilim ve Dilbilim Felsefe ile iç içe. Sadece konuyu açmak amacıyla iki tarafa da yazdım.
Öznel görüşlerimizi , genel kuramların çıkarımları ile karşılaştırmak ve yeniden düşünmek hepimizin yapmaya çalıştığı bir şey. Beni yanlış anlamadığınızı umuyorum.
Ayrıca bu çok geniş iki alanı forumda gündeme getirmeniz nedeniyle teşekkür ederim.

Saygı ve sevgilerimi sunarım.
Yukarı dön Göster Anlamak's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Anlamak Ziyaret Anlamak's Ana Sayfa
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 15.09.2004 Saat 20:07 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Teşekkür ederim

Saygılarımla
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 15.09.2004 Saat 20:38 | Kayıtlı IP Alıntı astar


" dil " sözcüğü insanın bilinci içerisinde oluşan, imgeleme sürecini
yöneten enerjiyi ima eder. Bu bir varlığın sadece kodlanmış mesajları
değil, mesajı yollarken hissettiği duyguları da aktarmasını sağlar.
Dil sistemini anlatmak için tanımlanması gereken ikinci sözcük " mesaj "
dır. Bu sözcük, enerjiyi bilincin uygun bölümüne aktarmak anlamına gelir.
Mesaj bir iletişimin başlangıç ve bitiş noktalarını ima eder. Eğer bir
mesaj gönderildiği " hedef " tarafından alınmamışsa, o tasarlanan
iletişim etkisini içermez.

Dil sistemini anlatmak için önemli olan üçüncü sözcük " volüm " dür.
Volüm, bir başka varlığa görsel ve duyusal biçimlerde yöneltilmiş
enerji miktarı anlamına gelir. Volüm, dil sisteminin mümkün olan
en dolgun ve tam kullanımını ima eder ve sürekli artırılandır.

Anlaşılması önemli olan son sözcük " iletişim " dir. İletişim iki
ya da daha fazla varlığın aynı görsel ve duyusal resimleri görme,
ve eğer bir soru sorulmuşsa, bu soruya ortak bir çözüm sunabilme
yeteneği anlamına gelir.

Bügün gezegende mevcut olan dil engelleri yakında değişmek zorunda
kalacaktır. Çünkü dünyada geliştirilmiş dil sistemleri BÜTÜNSEL KALIPLARI
değil, dualiteyi destekleyip güçlendirmiştir. Bu yüzden, toplum daha
yüksek imgeleme-iletişim kalıplarına geçtikçe, MEVCUT DİL SİSTEMİNİN
MODASI GEÇMİŞ SİSTEMLER OLDUĞU AÇIKÇA GÖRÜLECEKTİR.
Dr. Norma J. Milanovich
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
Bee
Tecrübeli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 24.06.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 72
Gönderen: 15.09.2004 Saat 21:18 | Kayıtlı IP Alıntı Bee

Sanırım ortaya çıkan kopukluğun nedeni Dilbilimin sayın Anlamak'ın da söylediği gibi çok geniş bir bilim dalı olması. Dilbilimin sosyodilbilim, psikodilbilim, nörodilbilim, edimbilim, vs gibi birçok alt alanı var. Dil Felsefesi ise apayrı bir konu. Burada yazılanların bazıları sosyodilbilimin çalışma alanına giriyor, bazıları sesbilimin... Sayın Anlamak'sa Dilbilimin tarihsel gelişimini anlatan bir tablo hazırlamış.

Kanımca burada neyin tartışılacağına kesin bir şekilde karar verip yazıların o yönde yazılması konunun takip edilebilirliğini kolaylaştırır. Bu bölümde dilbilime şöyle genel bir bakış mı görmek istiyoruz yoksa dilin sosyolojik, felsefik boyutlarıyla ilgili yazılar mı görmek istiyoruz?

Ben önce dilbilime şöyle bir giriş görmek istiyorum. Dilbilimle ilgili genel olarak bir fikir edindikten sonra dilbilimin alt alanlarına inersek daha sağlıklı bir bakış geliştirebiliriz diye düşünüyorum.

Saygılarımla
Yukarı dön Göster Bee's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Bee
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 16.09.2004 Saat 14:57 | Kayıtlı IP Alıntı astar


Sayın Bee

Katkılarınız ve önerileriniz için teşekkür ederim.

" çağımız insanı kendi dilini, düşüncelerini, duygularını kendisi
yaratabilir mi, ya da nasıl yaratabilir ?"

Dil konusuna girerken, bunları görüşebileceğimi umuyordum. Umudumu da
halen yitirmedim. Ben herhalde kavramlar içerisinde boğulmayı pek
sevmiyorum.Ancak, onlar da gerekli elbette,
Konuyla ilgili desteğiniz beni sevindirecektir.

Saygılarımla
Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 
Anlamak
Sürekli ve Kıdemli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 06.12.2001
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 4073
Gönderen: 16.09.2004 Saat 15:44 | Kayıtlı IP Alıntı Anlamak

Dr. Norma J. Milanovich'ın "Akturus Mesajları" isimli bir yapıtına rastladım.(İnternet araması sonucu)

Tanıtım yazısının girişi şöyle:"Bu olağanüstü kitap, Dr. Norma Milanovich'in, bizden daha yüksek bir boyuttaki, çok daha gelişkin bir uygarlıktan gelen Arkturuslular ile kurduğu bir dizi medyumik iletişim sonucunda ortaya çıkmıştır."

Metinlere olan yabancılığımı şimdi doğal karşılıyorum.
Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.


Yukarı dön Göster Anlamak's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Anlamak Ziyaret Anlamak's Ana Sayfa
 
Bee
Tecrübeli Üye

Simge

Katılma Tarihi: 24.06.2004
Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 72
Gönderen: 16.09.2004 Saat 17:10 | Kayıtlı IP Alıntı Bee

Dilbilim Ne ile İlgilenir?

Dilbilim, insanın diğer canlılardan ayrıcalık belgesi olarak kabul edilen dili ve ona bağlı olarak düşünceyi ve davranışı inceleme alanı olarak seçer. Dilbilim çalışmaları, tek tek dilleri daha çok tarihsel gelişimi,coğrafi görünümleri ve dilbilgisel kuralları açısından sorgulayan filolojik çalışmalardan (örneğin Türk dili ve edebiyatı ya da İngiliz dili ve edebiyatı alanlarında olduğu gibi) farklılık gösterir. Çünkü dilbilim alanında dil, ürünü olduğu insan beyninden, onu kullanan bireyden ve kullanıldığı toplumsal durumlardan, etkilendiği kültürel çerçevelerden ayrılmadan ele alınmaktadır. Bu nedenle de dilbilim çalışmalarında önce insanın dil davranışı betimlenmekte, ardından insanın dil davranışının tek tek dillerdeki görünümleri üzerinde durulmaktadır.

Dilbilim Çalışmalarının Temel Yönelimleri

Dilbilim çalışmalarının tüm dünyadaki temel yönelimleri şu başlıklar altında toplanmaktadır:

1. İnsanın dil yetisinin görünümlerini, beyindeki dil üretim mekanizmasının işleyişini ortaya koymak,

2. İngilizce, Almanca, Türkçe, Lehçe gibi tek tek dillerin yapılarına yönelik betimlemeler sunmak,

3. Dilin yazılı ve sözlü olarak kullanımına yönelik genel kuralları, eğilimleri (yazılı dilin sözdizimsel görünümleri, yazılı metin türleri, konuşma türleri, konuşma eyleminin görünümleri gibi) ortaya koymak [asla dikte etmek değil],

4. Dil ile kültürün ilişkilenişi çerçevesinde, tek tek diller için dil kullanımındaki normları (dilin toplumsal değişkelere göre kullanımı, dilin bireyin iletişimsel amaçlarına göre kullanımı gibi) saptamak,

5. Dilin nasıl edinildiğini ve nasıl öğretilmesi gerektiğini sorgulamak,

6. Anadili öğretimi, yabancı dil öğretimi gibi doğrudan dille ilgili olan alanlara, çalışma yöntemi ve teknikleri sunmak.

Kaynak: http://www.humanity.ankara.edu.tr/dbbilim.html
Yukarı dön Göster Bee's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Bee
 
astar
Kıdemli Üye



Katılma Tarihi: 19.08.2004
Yer:
Bağlantı Durumu: Offline
Gönderilenler: 235
Gönderen: 16.09.2004 Saat 17:45 | Kayıtlı IP Alıntı astar

Sayın Bee

Tamam. Çok güzel olmuş ellerinize sağlık,

Şimdi; 1-) insan dil yetisinin görünümlerini, beyindeki dil üretim
mekanizmasının işleyişini ortaya koymak.

Benim cevabını aradığım soru bu.

" Doğadaki her canlının varlık nedeni, kendini ifade edebilmektir,
edebilmelidir."

Bu hem bizim ülkemizde hem de Dünya'da (bana göre) çok önemi bir
sorun.Ben bunu ancak siprütüel ( Arkturus Mesajları) kitaplardaki
bilgilerle çözebildim. Eğer bu konuda yapılmış (ancak kuramsal olmayan)
bir araştırma varsa çözümün önünü açabilir.Çok önemli bir konuya
doğru yaklaşımız için teşekkür ederim.
Saygılarımla


Yukarı dön Göster astar's Profil Diğer Mesajlarını Ara: astar
 

Sayfa Sonraki >>
  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.9
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide