| Yazanlar |
|
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 27.09.2004 Saat 10:55 | Kayıtlı IP
|
|
|
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 27.09.2004 Saat 14:03 | Kayıtlı IP
|
|
|
XX. YÜZYIL ÜSTÜNE“1914 Ağustos’unda sona eren çağ, der Keynes, insanın iktisadi ilerleyişinin olağanüstü bir öyküsü oldu; liberal ve kapitalist dünya doruğuna ulaştı onunla”.
Büyük iktisatçı, söz konusu ilerlemelerin bilançosunu da şöyle çıkarır: Uluslar için gönenç, bireyler için zenginlik ve rahatlık, genel bir güvenlik duygusu; bütün dünya, Avrupa’ya, toprağının üretmediği yiyecek maddelerini sağlar, en nadir tropikal ürünler sofrasındadır; ve yine bütün dünya, ancak Avrupa fabrikalarının kendisine sağlayabileceği nesnelere —ardına değin— kapılarını açar. Gönençli, açık bir dünya görünüşü- dür bu: Hemen hemen tüm engeller en aza indirgenmiştir orada; insanlar, mallar ve metalar, sermaye ve fikirler serbestçe dolaşır; ve Avrupa’nın üretimi ile ticareti, insanlık tarihinde görülebilen en yüksek düzeye ulaşmıştır.
Ne var ki, Keynes’in anlattığı bu masalsı ülke, bu “Ütopya Cumhuriyeti”, bütün dünya olmaktan da uzaktır, tüm Avrupa bile değildir; Avrupa’nın bir parçası, “egemen Avrupa”dır, “Avrupa uygarlığı”nın belli başlı ocaklarını oluşturan Batı ve Orta Avrupa’nın kimi ülkeleridir o. Okyanuslar ötesinde yeni güçler, Birleşik Amerika ile Japonya ortaya çıkmışlardır: Yer yüzü kaynaklarının sömürülmesinde paylarını isterler; Avrupa’ya öykünürler ikisi de, onun yöntemlerini, ideallerini, yaşam biçimlerini kabul etmişlerdir ve “öteki Avrupa’lar” oldukları ölçüde bu role can atarlar.
Hatırlatmaya gerek yok: “Beyaz insan”ın —ve elbette içinde kimi beyazların!— bu egemenliği, XVI. yüzyılla başlar; ne var ki, onun XIX. yüzyıldaki çarpıcı ilerlemeleri ve şaşırtıcı başarıları, başlangıçta olan bitenleri unutturmuştur ve söz konusu egemenliği de, boyun eğmiş halklar kabullenmişe benzerler. Gezegenin birliği, o beyaz insanla ve onun için gerçekleşmiş gibidir. Başarılarını borçlu olduğu iktisadi ve siyasal rejim her türlü deneyime dayanıklı görünür; parlak geleceği kuşkulu olmaktan uzak liberal kapitalizmle parlamenter demokrasinin erdemlerini, sadece geçmişe bağlı duygusal insanlar ya da bir avuç ütopyacı ve devrim kuramcısı tartışır dururlar.
Bir kırk yıl sonra, art arda i k i d ü n y a s a v a ş ı ile işitilmemiş boyutlarda bir iktisadi bunalımın arkasından, durum alabildiğine değişir. Yüzyılın başından beri tehdit eden ve nihayet patlak veren bunalım, Avrupa’nın üzerine kurulu olduğu zenginlik ve egemenliğin zayıf dengesini —temellerine değin— sarsar. Bir dört yıl süren Avrupa “sivil savaş”ı ile 1917 R u s D e v r i m i, “liberal ve kapitalist sistem”e, bir daha belini doğrultamayacağı darbeler indirir; eski düzeni ihya etmek, 1914 öncesi “güvenliğin altın çağı” ile “yaşamanın tadı”nı yeniden canlandırmak adı na yapılan bütün girişimler başarısızlığa uğrar. 1 9 2 9 ‘ un büyük bunalımı ile, İkinci Dünya Savaşı’ndan da önce —derman kabul etmez— yeni yaralar açılır ve Avrupa’ nın gerilemesi kaçınılmaz görünür ve onunla beraber gücünü oluşturan sistem de inişe geçer. 24 Ekim 1929 günü Wall Street’in Kara Cuma’sıyla, yıkılır görünen bütün bir kapitalist rejimdir; iş adamları gibi devlet adamlarının da gözünde, güvenliğin ve geleceğe olan inancın yok oluşudur bu. Aynı zamanda, totalit er rejimler açılıp serpilmeye başlar ki, XVIII. yüzyıldan beri Avrupa uygarlığının temelini oluşturan bütün liberal ilkelere meydan okuyacaklardır.
Bunalımın açtığı yaralar daha sağaltılmadan çıkıp gelen İkinci Dünya Savaşı, bu faşist rejimleri siler süpürür; ama dünyanın bölünüşü kapitalist ve komünist dünya zıtlığı halinde daha da derinleştirir ve özellikle de, egemenlik altına alınmış halkların bağımsızlığa doğru yürüyüşünü hızlandırır. Başta hemen hemen bütün Asya, sömürgeci güçlerin hükümranlığını sarsar ve Avrupalıların kurdukları imparatorluklardan kalanlar da kısa bir süre sonra yok olacaktır. Afrika uyanmıştır ve zincirlerini kırarak doğrulmaktadır.
Latin Amerika’nın bağımlı ülkelerine gelince, doların sultasına karşı gitgide daha az sabırlı olurlar. Olan bitenler, yeni bir dünyanın, bir Üçüncü Dünya ‘nın da habercisidirler. Bir bunalım dönemidir ki bu, kazanılmış her şey, misli . görülmemiş bir devrimin itişi karşısında dengesini yitirmişe benzer. Çünkü, dünyanın çehresinin değişmesi, sadece siyasi ve iktisadi alanda değildir; bilim, fikir ve sanat alanındadır da: Köklü bir devrim, fizik kuramlarını altüst eder, gözalıcı buluşlara yol açar ve felsefi görüşlerde yenileşmeye götürür; sanatçılar ve yazarlar, bütünüyle yeni biçimlerin aranışı içindedirler ve bu biçimlere daya nıp çağın karmaşık ve sıra dışı özelliklerini açıklarken, insanın kendisiyle ve dünyayla olan yeni ilişkilerini de dile getirirler.
Yaşamın, bu arada savaşın yeni koşullarını değiştiren;ve insanlığı her zaman ağırlığı altın olan felaketleri kesin olarak sona erdirecek olan araçları ilk kez emrine veren bilimsel ve teknik ilerlemelerin içine girilmiştir; gerçek anlamıyla bir devrim” yaşanmaktadır bu alanlarda.
1950-1970 yıllarının dünyası, hareketsiz olmadığı gibi barış içinde de değildir; bunalımlar ve uyuşmazlıklar birbirini izler ve tehlikelidirler hepsi de. Öyle de olsa, Birleşik Devletler’le Sovyetler Birliği’nin ağır ağır yerleştirdikleri çifte tekel tam olmasa ve dönemin sonlarında tartışılır hale gelse de, dünya kamuoyuna, belli bir istikrar ve dengenin bulunduğu izlenimini verir. Ne var ki, bu görece ferahlatıcı hava, 1950-1970’li yılların dünya dengesinin iki sütunundan birinin ani çöküşüyle tartışılır hale gelir. Cepheden bir saldırıya uğramadan sadece içerden bir aşınmayla, 80’li yıllar boyunca bir eriyişin arkasından, komünist sistem çöker.
Yüzyılın —her şeye karşın— sürprizidir bu ve arkaya bıraktığı büyük sorular vardır: Neydi bu ani çözülüşün nedenleri? Yıkılış niçin Avrupa’da tam oldu da Asya’da sınırlı kaldı? Bu değişikliğin ertesinde dünya için seçenek, tek başına koşuyu sürdüren üstün bir gücün, Birleşik Devletler’in egemenliği midir, yoksa kaos mudur?
Amerikan gücünün tek başına egemenliğinin ve keli melen henüz ağzında dolaştırıp anlaşılmaz sesler çıkaran bir “k ü r e s e ll e ş m e” nin ilk taşlarının döşenmesinin ötesinde, önümüzdeki yıllar, öyle görünüyor ki alabildiğine tehlikelerle dolu: Milliyetçi, cemaatçı, etnik ya da dinsel rekabetlerin zaten bölüp parçaladıkları dünyamızı büyük felaketler tehdit ediyor.Yerküre,bir kaosun gölgesinde yaşar bir halde.
Insanlığı yeni bir barbarlığın pençesine düşmekten kurtaracak olan çıkış yolları nelerdir? Bir yüzyıl biterken, hüzünlü bir aranıştır bu!
Server Tanilli Yüzyılların Gerçeği ve Mirası Adam Yayınları
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 02.04.2006 Saat 18:29 | Kayıtlı IP
|
|
|
“Filozofların zamanı” başlığı ile dört yüzyıllık zaman kesitinden, bir dizi göstergeyi bir araya getirerek, “zamanın ruhu” üzerine düşünümlerimiz için bağlam oluşturmayı amaçlıyorum.
Birinci Dünya Savaşı
Rus Devrimi
19.yy.dan 20.yy.a geçiş, aynı zamanda hanedanlıklar(imparatorluklar) çağının kapanması dönemidir.Osmanlılar, Romanoflar, Hohenzollern ve Habsburglar I.Dünya Savaşı sürecinde tasfiye oldular. Romanoflar’dan Sovyetler Birliği doğdu. Osmanlı İmparatorluğu yerini Türkiye Cumhuriyeti’ne bıraktı. Habsburglar’ın Avusturya’sı da cumhuriyeti denedi. Hohenzollern Almanya’sı Hitler’e kadar cumhuriyet ile yönetildi.
Gelenekçi yönetimler sonrasında, iki dünya savaşı arasındaki görece özgürlük ortamında, andığım ülkeler coğrafyaları modernist hareketlere sahne oldu.
Büyük Savaş Sonrası Almanya
Düzenleyen Anlamak 18.01.2008 Saat 17:40
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 03.04.2006 Saat 11:57 | Kayıtlı IP
|
|
|
Savaş Sonrası Viyana
Düzenleyen Anlamak 05.01.2008 Saat 09:14
|
| Yukarı dön |
|
| |
erastotenes Sürekli Üye

Katılma Tarihi: 26.12.2005
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 903
|
| Gönderen: 03.04.2006 Saat 14:51 | Kayıtlı IP
|
|
|
Sevgili Anlamak,
Gerek senin bu örnekte olduğu gibi, gerekse başka biriki arkadaşın, başka başlıklarda olduğu gibi, bizleri bilgilendirmeye yönelik, yüksek özverili bu çabalarını takdirle karşılıyorum. Bunu belirtmek istedim.
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 03.04.2006 Saat 15:39 | Kayıtlı IP
|
|
|
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 01.06.2006 Saat 12:38 | Kayıtlı IP
|
|
|
İspanya İç Savaşı
Düzenleyen Anlamak 18.01.2008 Saat 17:42
|
| Yukarı dön |
|
| |
P - zar Sürekli Üye

Katılma Tarihi: 06.05.2006 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 837
|
| Gönderen: 01.06.2006 Saat 13:04 | Kayıtlı IP
|
|
|
Sayın Anlamak;
Sizde aynı Denis Diderot gibi Türkiye' nin en büyük felsefe ve bilim Ansiklopedi' sini, karşıtlarıyla ve tartışmalarıyla birlikte hiçde kendi özel zamanınıza da acımadan çok güzel bir şekilde hazırlıyorsunuz...
Kendi adıma size teşekkür eder...bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar ve esenlikler dilerim...
|
| Yukarı dön |
|
| |
garcia3 Yeni Üye

Katılma Tarihi: 23.10.2005 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4
|
| Gönderen: 30.08.2007 Saat 17:16 | Kayıtlı IP
|
|
|
Selamlar arkadaşlar bu resimleri yapan ve yazıları yazan arkadaştan allah razı olsun gerçekten dehşete düştüm harika olmuş ellerine sağlık
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 05.01.2008 Saat 09:08 | Kayıtlı IP
|
|
|
İkinci Dünya Savaşı
|
| Yukarı dön |
|
| |
idealardünyası Tecrübeli Üye

Katılma Tarihi: 24.08.2007 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 171
|
| Gönderen: 09.01.2008 Saat 00:11 | Kayıtlı IP
|
|
|
yarın felsefe sınavım var bu tablolar çok işime yaradı tesekkürlerrr    
__________________ şeytana uyaN kaybeder asLan/fazla Zıplama aRkana yaslAn/Kim neden öldü? kim neyi böldü?/güçsüzdü insan hep sömürülDÜ.... .. .. .
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 18.01.2008 Saat 17:41 | Kayıtlı IP
|
|
|
Soğuk Savaş
|
| Yukarı dön |
|
| |
AnnaBebert Yeni Üye
Katılma Tarihi: 01.01.2008
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 84
|
| Gönderen: 18.01.2008 Saat 23:50 | Kayıtlı IP
|
|
|
Ama, tüm 20.yy felsefesi öyle bir tablo içine al?n?p gösterildi mi her türden
kapsanm?? m? olunur; bu türden grafik yapmalar?n hiçbir anlatmad???na
inan?yorum ( yine de eme?iniz için te??ekkür anlamak )
|
| Yukarı dön |
|
| |
P - zar Sürekli Üye

Katılma Tarihi: 06.05.2006 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 837
|
| Gönderen: 19.01.2008 Saat 06:50 | Kayıtlı IP
|
|
|
Ama, tüm 20.yy felsefesi öyle bir tablo içine al?n?p gösterildi mi her türden kapsanm?? m? olunur; bu türden grafik yapmalar?n hiçbir anlatmad???na inan?yorum ( yine de eme?iniz için te??ekkür anlamak )
AnnaBebert Yazdı
Sayın AnnaBebert;
Eleştireceğinize bu konuyu siz sunar mısınız?
Bizlerde sayenizde b_ilgilenelim.
Saygılar...
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 19.01.2008 Saat 12:36 | Kayıtlı IP
|
|
|
Sayın AnnaBebert,
Tablolar üzerine eleştiriniz yerinde gerçekten. Tarihsel bir süreci, bırakın tablolarla göstermeyi, tarih biliminin! farklı yöntemleriyle üretilmiş metinler bile temsil edemez düşüncesindeyim. Ayrıca bu tablolar dışta bıraktıklarıyla da, düzenleyenin niyetli olmayan taraflılığını yansıtıyorlar.
O zaman bu tabloları nasıl okuyalım? Bu tablolara, öznelliğini gözden kaçırmadan ve eleştirel bir bakışla, olan bitenin eksik de olsa dökümü olarak görmekten daha fazla anlam yüklememek, olası sakıncaları azaltmak açısından gerekli diye düşünüyorum.
Not: Bu sayfada 20. yy. felsefesi değil, bu felsefeyi (sanatı) etkilediği düşünülen siyasal olgular gösterilmeye çalışılmıştır.
20. Yüzyıl Batı felsefesi:
http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=1778
http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=1821
|
| Yukarı dön |
|
| |
ferda Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 18.02.2004 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 12924
|
| Gönderen: 19.01.2008 Saat 13:27 | Kayıtlı IP
|
|
|
Emeginize ve yukarıda sergilediginiz "nezih_tutumunuza" minnettarlıgımı sunuyorum segili anlamak, saglıcakla kalınız...
__________________ "NE DİYEBİLİR<--İM Kİ"
|
| Yukarı dön |
|
| |
bilm-i yorum Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 25.03.2004 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 5044
|
| Gönderen: 19.01.2008 Saat 13:38 | Kayıtlı IP
|
|
|
Sevgili Anlamak'ın emeğine ve nezih tutumuna ben de bir çok kez minnettarlığımı sundum, ama kendim bir türlü aynı tutumu başaramadığım için minnettarlığımın içi boş kalmış oldu. Söz ve yaşam/pratik arasındaki farkları asgariye indirebilmek pek kolay olmuyor demek...
__________________ Orada bir yaşam var; söz dünyasının tamamen dışında bir yaşam...
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 01.11.2009 Saat 12:21 | Kayıtlı IP
|
|
|
Vietnam Savaşı
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 20.12.2009 Saat 13:23 | Kayıtlı IP
|
|
|
20.Yüzyıl İngiltere Tarihi I
İtalya'da Faşizm
Nazi Almanyası
Kadın Hakları Tarihi
|
| Yukarı dön |
|
| |
Anlamak Sürekli ve Kıdemli Üye

Katılma Tarihi: 06.12.2001 Yer: Turkey
Bağlantı Durumu: Offline Gönderilenler: 4077
|
| Gönderen: 29.01.2010 Saat 12:14 | Kayıtlı IP
|
|
|
20.Yüzyıl Fransa Tarihi
|
| Yukarı dön |
|
| |