| Gönderen: 07.02.2010 Saat 17:40 | Kayıtlı IP
|
|
|
Yaşca daha küçük olduğum zamanlar, teknolojiyi iyi ve dengeli kullanmak konusunda pek çok kişiden pek çok farklı öğütler ve talimatlar alırdım. Örneğin televizyonu hem seçici kullanmak, hem belli mesafeden kullanmak, hem de bu kullanımı mümkün olduğu kadar sınırlı olması gerektiğini öğrendim.
Bilgisayarın ise normalde bir "dost" veya "yardımcı" olduğunu fakat aşırı kullanımın onu "düşman" haline getireceği söylendi.
Oysa yeni binyıla girerken önce cep telefonu hadisesinin çok fazla yaygınlaştığını gördüm. Ben kendi açımdan bunu hep sınırlı tuttum. Hem en eski modellerden birini kullanmayı sürdürdüm. Hem de sınırlı kullanmaya çalıştım. Mesela cep telefonu üzerinden izleme yapılabildiğini bildiğim için onu asla sürekli üzerimde taşımamaya gayret ederdim. Oysa diğer insanlar not defteri kullanmayıp cep telefonunu kullanıyor. o küçücük ekranda TV seyrediyor. fotoğraflar çekip birbirlerine gönderiyorlar. (artık film kullanılmayan birşey olsa da, yani limit olmasa da, ben hep belirli sayıda ve kaliteli şeyleri, bazı kaliteli zamanlarda çekip, bir fotoğraf albümü yığınıyla karşılaşmadan, uzun lafın kısası, kullanabileceğim kadar fotoğraf çekmeyi sürdürürüm). cepten internete giriyorlar. Ama evimde ya da bir kafeden ferah ferah internete girip, ne yapacaksam rahat rahat yapmak daha mantıklı değil mi? İhtiyacı olanlar için (Borsacı, ünlü sanatçı, iş adamı, ekonomist, polis, medya mensubu...) Cep telefonu harika bir icat. ama 10 sene sonra bile, biri beni arayacaksa ya da ben arayacaksam neden akşamı bekleyip sabit telefondan aramasın ki?
MP3'ler, CD işkencesinden sonra çok iyi geldi. ama MP3 çıkıncaya kadar ben kaset kullanmayı hep daha pratik bulmuşumdur. çünkü CD'ler hem kolay çizilir, hem CD çalarlar daha pahallı hemde hiçbir CD bende 3-5 seneden daha uzun ömürlü olmuyor...
Laptop da ihtiyaç sahibi olan, belki arabasında iş yetiştirmek durumunda olan kişiler, veya sık sık seyahat edenler için harika bir icat. Ama sıradan insan açısından, neden yazıcının falan yerli yerinde olduğu bir ofis, veya internet kafeler her yerde var, normal bilgisayar yerine lanse edilsin ki?
Son Olarak, Facebook olayı bana kendimi tamamen çağ dışı hissetirdi. Örneğin, lise, ilkokul, mahalle, hatırlamadığım bir turistik gezide tanıştığım insanlar, asker arkadaşları, akrabalar... herkes orda. Tuhaf olan şey şu: herkesi ekledim, onlar da beni eklediler. Sonra Balık, rakı sofraları, şaşuka tatlıları (sanal olarak) gelmeye başladı. garip videolar geldi. Herkes bir sürü fotoğraf koymuşç (mesela on senedir görmediğim, şimdi evlenmiş ve yaşlanmış arkadaşlarımın düğün fotoları...)gibi. Zombi oyunları. Hatta duyduğum kadarıyla şimdi bahçe-tarım benzeri oyunlar varmış ve insanlar onu oynuyorlarmış... Benim üyeliğim 2-3 hafta içinde üyeliğimi oradaki yetkililere sildirmemle sona erdi. Ama halen çoğu insan bu tuhaf "oyun" (?)'u oynamayı sürdürüyori, hatta daha genç, çocukların bile en favori uğrşlarından biri bu.
En çok tartışmaya açmak istediğim konu da bu: Çocuklar bence izcilik, baskebol, piano, bale, futbol, kampcılıkla falan uğraşmalı. Küçücük çocukların elinde bizim zamanımızdaki game-bopy'lar gibi cep telefonları bulunması, ve akşam facebook'ta olmaları mantıklı birşey mi? Demek istediğim, bu olursa, küçük yaştan itibaren sanal bir yaşamları, ve gerçek hayattan uzaklaşmış olmaları söz konusu olmaz mı?
-Ben kendi açımdan burada tüketim toplumu zihniyetinin yaptığı önemli yanlışlardan birini görüyorum.
|