
Adıyaman
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan kentin antik Perre kentinin yerine geçtiği sanılmaktadır. Kentin eski adı “Hısn-ı Mansur”dur. Arapça'da hısn, “korunmuş yer, hisar” anlamına gelmekte, kentin adının da Emevi komutanlarından Mansur bin Câvana'nın burada yaptırdığı Hısn-ı Mansur'dan (Mansur Kalesi) kaynaklandığı sanılmaktadır. Adıyaman adınınsa “Vadi-i Leman” (Güzel Vadi) sözünün halk ağzında değişmesiyle doğduğu söylenmektedir. Bazıları da, inançları yüzünden putperestlerce öldürülen buralı yedi kardeşe verilen “Yedi Yaman” adının zamanla Adıyaman biçimine dönüştüğünü ileri sürmektedir.
Yörede yapılan kazılardan M. Ö. 3000'lere ait kalıntılar ele geçmiştir. Ayrıca içinde insanların oturduğu anlaşılan 200'ün üstünde mağara bulunmuştur. M. Ö. 2. binyılda Adıyaman bölgesi önce Hitit Devletinin sonra Hurri ve Mitannilerin egemenliği altında kalmış, M. Ö. 1000–700 arasında burada Kummuh Krallığı kurulmuştur. M. Ö. 7. yy’da Asurluların, onlardan da Babillilerin eline geçen Adıyaman, M. Ö. 6. yy’ın ortalarında Anadolu'da ilerleyen Persler tarafından alınmıştır. Kültür alanında bu çevrede önemli etkiler bırakan Persleri Makedonya kralı Büyük İskender (hükümdarlık dönemi M. Ö. 336–323) M. Ö. 333'te yenerek Adıyaman'ı da kendi imparatorluğuna katmıştır. Onun ölümünden sonra M. Ö. 3. ve 1. yy.lar arasındaki Helenistik Dönem boyunca burada Selevkoslar, M. S. 1. yy.ın ikinci yarısına değin de yerel bir devlet olan Kommagene Krallığı egemen olmuştur.

Pers ve Yunan özelliklerini kendinde toplayan Kommagene kültürü bu çevrede önemli izler bırakmıştır. Daha sonra tüm Anadolu topraklarıyla birlikte Roma İmparatorluğu’nun eline geçen Adıyaman yöresi, M. S. 39S'ten 7. yy’ın ortalarına değin Bizans yönetiminde kalmış, İslam egemenliğinin Anadolu'ya kadar yayılmasıyla 7. ve 8. yy.larda Emevi, 8. ve 10. yy.lar arasında da Abbasi Devleti'nin eline geçmiştir. Türkler 11. yy.ın sonlarında Anadolu'ya girdikten sonra Adıyaman 13. yy’ın ortasına değin Selçuklu yönetiminde kalmış, arkasından Memlûklara ve Dulkadıroğulları'na geçmiştir. 1517'de Yavuz Sultan Selim (hükümdarlık dönemi 1512–20) Adıyaman'ı almış, birkaç yıl sonra da yöre tümüyle Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı yönetimi boyunca Adıyaman ilçe olarak birkaç kez değişik komşu illere bağlandıktan sonra Cumhuriyet döneminde (1954) il yapılmıştır.
Tarihsel Yapılar:
Merkez İlçe: Adıyaman kentinin 5 km. kuzeyindeki Pirin (Perre) Mağaraları'ndaki taş kabartma M. Ö. 3. binyıldan kalmadır. Ayrıca Taşgedik köyündeki bir mağarada da insan figürlü Haydaran Kabartması bulunmaktadır. İl merkezinde, Emevi komutanı Mansur bin Câvana'nın 8. yy'da Bizanslılar'a karşı yaptırdığı kale bugün yıkık durumdadır. Kentin başka önemli yapıları arasında Dulkadıroğulları döneminde yapılmış ve 19. yy’da yenilenmiş Ulucami; Abdülgani Camisi adıyla da bilinen 16.yy'dan kalma Çarşı Camisi, 17.yy yapıları olan Eski Saray Camisi'yle yerleşim alanı dışındaki Mahmud-ı Ensari ve Şeyh Abdurrahman Erzincani Türbeleri; 18. yy.da yapılmış Yeni Pınar ve gene aynı dönemde yapılıp 20. yy'da yenilenmiş Kab Camileri; yapım tarihleri kesin bilinmeyen Sıratut Camisi'yle Hasan-ı Mekki Türbesi sıralanabilir. Merkeze bağlı Ziyaret köyündeki Abuzer Gaffari Türbesi'yle (17.yy) Kadıhan köyündeki bir yeraltı mağarasında bulunan ve yapım tarihi bilinmeyen Kadıhan Türbesi öteki ilginç tarihsel yapılar arasındadır.
Besni ilçesindeki aynı adı taşıyan kale Hititlerden kalmadır ve bugün yıkık durumdadır. Çakırhöyük bucağındaki yapım tarihi bilinmeyen Keysun Kalesi'nin de günümüzde ancak birkaç duvarı ayakta durmaktadır. Besni ilçesindeki öteki önemli yapılar arasında 15. yy'dan Çarşı Camisi; 17. yy’dan Ulucami ve Toktamış Camisi; 18.yy.dan Külhanönü Camisi bulunmaktadır.
Gerger ilçesinin Oymaklı köyündeki sarp kayalar üstünde yer alan ortaçağdan kalma Gerger ya da Berber Kalesi sağlam durumdadır.
Kâhta ilçesinin kuzeyindeki Kocahisar (Eski Kâhta) köyü yakınında, Kâhta Çayı (antik adı Nymphaios) kıyısında Kommagene Krallığı'nın başkenti olan Arsameia vardır. Sarp bir kayalığın üstünde bulunan Kâhta Kalesi ya da Eski Kale M. Ö. 9. yy.da, Geç Hitit Dönemi'nde yapılmıştır. Münster Üniversitesi bilim adamlarından Friedrich Karl Dörner'ce yapılan araştırmalar sırasında tepenin güney yamacındaki kayalara oyulmuş anıtsal bir yazıt bulunmuştur. Yazıtta bu bölgenin, Kommagene kralı I. Antiokhos (hükümdarlık dönemi M. Ö. yaklaşık 69–36) tarafından babası Kral Mithridates Kallinikos (M. Ö. 100) için hierothesion (son dinlenme yeri) olarak seçildiği ve aynı zamanda orada baba, oğul ve onların atalarına ait bir kült yerinin var olduğu, ayrıca Arsameia'nın I. Antiokhos'un atalarından biri tarafından kurulduğu belirtilmektedir. Yerinden düşmüş olarak bulunan ve kazılar sırasında anıtsal yazıtın üstündeki orijinal yerine yerleştirilen, Yunan tarzında, bir olasılıkla I. Antiokhos dönemine ait. 3.43 m. yüksekliğindeki kabartmada Kommagene kralı Kallinikos, hem Yunan Savaş Tanrısı Ares'i hem de Pers tanrısı Artagnes'i simgeleyen Herakles'le el sıkışırken betimlenmiştir. Kâhta Kalesi 19. yy’a değin kullanıldığından içinde, başta bir cami olmak üzere sarnıç, hamam, saray gibi bazı yapı kalıntıları da görülmektedir. Kentin ykş. 2 km. güneybatısında Kâhta Çayı'nın bir kolu olan Cendere çayı üzerinde, yaklaşık M. S. 200 yılında dört Kommagene kentince Roma imparatoru Septimius Severus'la (hükümdarlık dönemi MS 193–211) eşi Julia Domna ve oğulları Caracalla'yla Geta'nın onurlarına yapılmış bir köprü yer almaktadır. Köprünün her bir ucunda ikişer tane olmak üzere dikilmiş dört sütun imparatoru, karısını ve oğullarını simgelemektedir. Bugün eksik olan sütunlardan biri, büyük olasılıkla Geta'nın kardeşi Caracalla tarafından öldürülmesinden sonra yerinden kaldırılmıştır. Kommagene Krallığı'nın en büyük anıtı, I. Antiokhos'un Kocahisar köyünün doğusundaki Nemrut Dağı'nın zirvesinde yer alan ünlü anıtmezarıdır. Nemrud-Dağ Tümülüsü adıyla bilinen ve "Doğu ve Batı Terasları"nda yer alan dev tanrı heykelleriyle tanınan mezarda günümüzde arkeolojik araştırmalar sürdürülmektedir. Arsameia'nın ykş. 10 km. güneybatısında, Kommagene kraliyet ailesinin kadınlarının gömülü olduğu bir Tümülüs'ün güneyinde, tepelerinde aslan, kartal ve boğa heykellerinin yer aldığı üç Dor sütunu bulunmaktadır. Bu sütunlar da büyük olasılıkla I. Antiokhos dönemine, yani 1. yy.a aittir. Ayrıca, Kâhta ilçesinin 16 km. güneydoğusunda, Fırat'la Kâhta Çayı arasındaki bir platoda kurulu Ancoz (bugün Eskitaş) köyünde çeşitli dönemlere ilişkin kalıntılar yer almaktadır. Yakındaki Han mevkiinde hem Roma dönemine ait yapı kalıntıları hem de Geç Hitit dönemine ait hiyeroglif yazıtlar ve kabartmalar bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalar burada Hitit döneminde bir kutsal alan, belki de bir açık hava tapınağı bulunduğu görüşünü güçlendirmişir. Kâhta’nın ykş. 30 km. doğusunda, Adıyaman-Diyarbakır Karayolu'nun Fırat’ı aştığı köprünün batı yanında, Atatürk Barajı'nın göl alanı içinde kalan Tille höyüğü yer almaktadır. 1979–90 arasında David H. French başkanlığında kazılan höyükte, M. Ö. 2. binden ortaçağ sonlarına değin süren beş dönem saptanmıştır.
Samsat ilçesindeki aynı adla anılan kale Hititler döneminde yapılmış, Romalılarca da kullanılmıştır. Bugün Atatürk Baraj Gölü'nde bir ada olarak kalan Antik çağ'ın Samosata adlı yerleşme merkezi de buradadır. Göksu çayı üzerindeki Roma yapısı Göksu Köprüsü geçen yüzyılın başlarında yıkılmıştır. İlçe içindeki 18. yy’dan kalma Hasan Ağa Mescidi; 19. yy’dan kalma Arslan Paşa, yapım tarihi belli olmayan Hacı Hasan ve Hacı Yusuf Türbeleri'yle çevre köylerinde bulunan Sefvan ve Mebmed Gazi Paşa Türbeleri Samsat'ın belli başlı tarihsel yapıtlarıdır. Ayrıca ilçe yakınındaki Kurban Höyük, Şehremuz ve Gritille ile Bebek bucağındaki Hayaz Höyük baraj gölü altında kalan tarihöncesi yerleşmeleridir.
Sivil Mimarlık:
Samsat ilçesiyle Balcılar ve Tepeönü gibi çevre köylerdeki bazı evler; Arap etkisi de gösteren özellikleriyle, 19. yy. sivil mimarlığının günümüze ulaşmış ilginç örnekleridir. Samsat'taki daha başka tarihsel yapılar gibi bu evler de Güneydoğu Anadolu Projesi çerçevesi içinde gerçekleştirilen barajın suları altında kalmıştır.
El Sanatları:
Adıyaman'da bakırcılık, ağaç oymacılığı, tığ işlerinden olan dantel, mekik, oya vb. genellikle yatay yer tezgâhlarında yapılan halı ve kilim dokumacılığı en önde gelen el sanatları arasındadır.
H. Kuruyazıcı, MB Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi
Bkz. http://www.adiyamankulturturizm.gov.tr/Default.aspx?F6E10F8892433CFF028B4EEC66E034382C8EA78FDC621317
Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ad%C4%B1yaman
Bkz. http://www.tayproject.org/TAYmaster.fm?start=21&sort=buluntu_yeri_t&max=20&header=header_all_t&footer
=footer_t&error=veritabanihata.html&html=html_t&TayWeb=TAYDB&key_t=ad%FDyaman
|