
Ağrı
Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Ağrı ilinin adı, sınırları içindeki Ağrı Dağı'ndan gelmektedir. Ağrı Dağı'nın çeşitli adları arasında en yaygın ve eski olanı "Ararat"tır. Nuh Tufanı söylencesinden kaynaklandığı sanılan Ararat adıyla, yazılı kaynaklar arasında ilk kez Tevrat'ta karşılaşılmaktadır.
Ağrı ili yöresinde ele geçmiş en eski tarihli bulgular Orta Paleolotik Çağ'dan (Prehistorya) kalma taş araçlardır. Sonra uzunca bir boşluğu Tunç Çağı bulguları izlemektedir. M. Ö. 2. bin yıl içinde Hitit etki alanının Ağrı'ya dek uzandığı bilinmektedir. Hititlerden sonra bu bölgeye M. Ö. 14. ve 13. yy.da Hurriler yerleşmişlerdir. M. Ö. 13. yy.dan başlayarak Ağrıda Urartular da görülmüş ve gittikçe güçlenerek yöreyi M. Ö. 7. yy. sonlarına değin egemenlikleri altında tutmuşlardır. Urartu dönemi Ağrı'nın en parlak çağlarından biri olmuştur. Madenleri işlemekte çok ustalaşmış olan Urartulardan kalma sayısız yapıt ele geçmiştir. Maden işçiliğinin Anadolu'ya, oradan da Ege bölgesi üstünden İtalya'ya kadar, Ağrı'dan yayıldığı bilinmektedir. M. Ö. 331'de Makedonya kralı Büyük İskender'in (hükümdarlık dönemi M. Ö. 336–323) eline geçen bu topraklar, daha sonra Selevkoslar'ın, onların M. Ö. 2. yy. başlarında Romalılara yenilmesi üzerine de yerel yöneticilerin elinde kalmıştır. Ancak coğrafi konumu gereği Ağrı yöresi bir süre sonra İran ve Bizans'ın etki alanına girmiştir. M. S. 7. yy.da buralara kadar uzanan Araplar, yöreyi valileri aracılığıyla yönetmeye başlamışlardır. Bu arada bölgede kurulan küçük prensliklerin yaşamı da 11. yy.da Türklerin Doğu Anadolu'ya gelmesiyle sona ermiş, 1071'de kazanılan Malazgirt Savaşı'ndan sonra Ağrı yöresi de kesinlikle Selçukluların eline geçmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlı Saltuklularca yönetilen Ağrı bu sürede sık sık Gürcü akınlarına uğramıştır.

13. yy.ın birinci yarısında Selçuklular ağırlıklarını koyarak Anadolu'ya yönelen Moğol (İlhanlı) tehlikesine karşı bu yöreyi güçlendirmeye çalışmış, bozulmuş olan siyasal birliği yeniden sağlamışlardır. Ancak Selçuklular Ağrı yöresine kültür bakımından büyük bir katkıda bulunmamışlardır. Örneğin Anadolu'nun başka yörelerinin tersine, Ağrı'da hemen hiçbir Selçuklu yapısıyla karşılaşılmaz. 1243'te Selçukluların Kösedağ Savaşı'nda yenilmesinden sonra tüm Doğu Anadolu'yla birlikte Ağrı da Moğolların eline girmiştir. Moğolların Anadolu'dan çekilmesinden sonra bu yöreyi bir süre gene Moğol asıllı bir devlet olan Celayirliler yönetmiş, 14. yy. sonunda Timur'un gelmesiyle Ağrı yeniden Moğol egemenliğine geçmiştir. 15. yy.ın birinci yarısında Karakoyunlularla Timurlular arasında el değiştiren Ağrı, 1477'de Akkoyunluların, 16. yy.ın başında da onları yenen Safevilerin toprakları arasına katılmıştır. Yavuz Sultan Selim (hükümdarlık dönemi 1512–20), Osmanlı tahtına geçtikten hemen sonra Anadolu'ya göz diken Safevilerle savaşmak üzere İran'a yürümüştür. Ordusuyla Eleşkirt'ten geçerken Ağrı Kalesi'nin teslim olmasıyla bütün Ağrı bölgesi Osmanlı ülkesine katılmıştır. Osmanlı döneminde de Ağrı ancak askeri bakımdan önemli görülmüş, Osmanlıların yöreye önemli bir kültürel katkısı olmamıştır. 1828, 1855, 1877'de Ağrı üç kez Rus işgaline uğramıştır. Son olarak L Dünya Savaşı sırasında 1914'te Ruslar tarafından bir kez daha işgal edilen Ağrı, 13 Ekim 1920'de yapılan Kars Antlaşması'yla kesin olarak Türk topraklarına katılmıştır.
Tarihsel Yapılar:
Merkez İlçe: Ağrı kentinin doğusuna düşen yıkık durumdaki Küpkıran ya da Hanebegöl Kalesi'nin yapım tarihi belli değildir. Diyadin'de, günümüze kalıntı halinde çok küçük bir bölümü ulaşabilmiş Diyadin Kalesi'nin de hangi dönemde yapıldığı kesinlikle bilinmemektedir.
Doğubeyazıt ilçesinin güney kenarında bir tepe üstündeki Doğubeyazıt Kalesi yıkıntı halindedir ve tarihi belirsizdir. Gene bu tepede yer alan İshak Paşa Sarayı bütün Doğu Anadolu'nun en görkemli anıt-yapısıdır. Bir tür şato sayılabilir; çeşitli odaları, salonları, camisi ve türbesiyle günümüze oldukça iyi durumda ulaşmıştır. Selçuklu, Azerbaycan ve Klasik Osmanlı mimarlığıyla, İstanbul'dan gelen barok biçemin öğelerini birarada taşıyan yapı 17. ve 18. yy.larda yapılmıştır.
Eleşkirt'in Toprakkale köyünde bulunan Toprakkale yıkık durumdadır; hangi dönemden kaldığı bilinmemektedir. Hemen önündeki camiyse bir 17.yy yapısıdır.
Hamur ilçesinin yakınındaki yıkık Havran ya da Hamur Kalesi bir Selçuklu yapısıdır. İlçedeki Mahmud Paşa Kümbeti son Rus işgali sırasında zarar görmüştür.
Patnos ilçesi Urartular'ın önemli yerleşmelerinden biridir. Patnos Kalesi adıyla da anılan, oldukça yıkık durumdaki Aznavurtepe ve Giriktepe'de (Değirmentepe) kazılar yapılmıştır Patnos'un hemen dışındaki Ziyaret ve Taşkıran Kümbetleri'yle Acım köyündeki kümbetin 16. yy.ın başlarından kaldığı sanılmaktadır.
Tutak ilçesinde, Kalekulu köyü yakınındaki Kan Kalesi, yapım tarihi belli olmayan bir kalıntıdır. İlçe sınırları içinde ne zaman yapıldıkları bilinmeyen kilise yıkıntıları da bulunmaktadır.
El Sanatlan:
Ağrı'da en önde gelen el sanatı, halı ve kilim dokumacılığıdır. Bunlardaki örgeler Kafkas ve İran halılarının örgeleriyle benzerlik gösterir. Keçe yapımının yanı sıra nazarlık ve süs olarak duvara asmak için mısır ve arpa tanelerini iplere dizerek üzerlik yapımı yörenin yaygın küçük el sanatları arasındadır.
H. Kuruyazıcı, Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi
Bkz. http://www.agrikulturturizm.gov.tr/
Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/A%C4%9Fr%C4%B1_(il)
Bkz. http://www.tayproject.org/TAYmaster.fm?start=21&sort=buluntu_yeri_t&max=20&header=header_all_t&footer=
footer_t&error=veritabanihata.html&html=html_t&TayWeb=TAYDB&key_t=a%F0r%FD
|