
Aksaray
İç Anadolu'da Niğde'nin batısında kent… İlkçağ'da Arkhelais adını taşıyan kenti, son Kappadokia kralı Arkhelaos'un Garsuara adlı yerleşmeyi geliştirerek kurduğu sanılmaktadır. Roma İmparatoru Cladius I (M. S. 41–54) kente koloni ayrıcalığı tanır. Ayrıcalık, Anadolu'daki birçok önemli yolun kavşak noktasında bulunan kentin daha da gelişmesine yol açar. Bizans'la Müslüman Araplar arasında birçok kez el değiştiren kent Malazgirt Savaşı'nın (1071) ardından Türklerin egemenliğine girer. Kılıç Arslan II (1155–1192), yıkık durumdaki Aksaray'ı bir İslam kenti olarak yeniden kurar. Kentin çevresini surla çevirtir, cami, medrese, çarşı, hamam, vb. yaptırır. Azerbaycan'dan getirttiği diri bilgini, zanaatkâr ve tüccarları kente yerleştirir. Ticaret yolları üzerinde bulunan Aksaray Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli merkezlerinden biri olarak gelişir. Selçuklulardan sonra Karamanoğullarının eline geçer. Bir süre Eratna Beyliği'nin egemenliğinde kalan kente (1341–1365), Karamanoğulları yeniden egemen olur. 1396'da Yıldırım Bayezit tarafından ele geçirildiyse de Timur/Moğol yayılımcılığından sonra yeniden Karamanoğullarının eline geçer. 1467'de Fatih Sultan Mehmet Aksaray'ı kesin olarak Osmanlı topraklarına katar.
Aksaray, Cumhuriyet döneminde 1924'te il durumuna getirilir, ama 1933'te gene ilçe olarak Niğde'ye bağlanır. Ancak 1989'da yeniden il olur.
Tarihsel Yapılar:
Merkez İlçe: Acemhöyük ilk tunç çağda Asur ticaret kolonileri dönemini aydınlatır. İlçeye 46 km. uzaklıktaki Ihlara Vadisi’nde, Hıristiyanlık dönemi dinsel mimarlık ve resim sanatını yansıtan önemli örnekler bulunur. Selime köyü yakınındaki küçük kilise ve katedral, Helvadere'deki haç planlı Kemerli kilise de bu dönemdendir. Anadolu Selçukluları zamanında önemli bir üs olan ilçede, Kılıç Arslan II zamanında yaptırılan Aksaray kalesinden (1170) yalnızca sur kalıntıları görülebilir. Eğri (Kızıl) minare (XIIl. yy.) kırmızı tuğladan, silindir gövdeli bir yapıdır. Gövde ince bir silmeyle iki bölüme ayrılmış, altı zikzak, üstü yeşil-mavi çinilerle bezenmiştir. Karamanoğulları döneminden Ulu Cami (1431), dörtgen planlı, mihrap duvarına dikey 5 sahınlı bir yapıdır. Mihrap önü kubbe, sahınlar tonoz örtülüdür. Yazılı kaynaklardan bilinen medreselerin bugüne ulaşan tek örneği Zinciriye Medresesi'dir (1336). Karamanoğulları döneminden olan yapı, tek katlı, dört eyvanlı planı, revaklı avlusu, çini mozaik bezemeli ana eyvanıyla, açık avlulu medreselere örnektir. Ana eyvanın yanlarında kubbeli odalar vardır. Yapı bugün müze olarak düzenlenmektedir.
Kervan yolları üstündeki ilçede, sultan hanlarının önemli örnekleri bulunur. Aksaray-Kayseri yolundaki Alay han Selçuklu sultan hanlarının ilk örneklerindendir (1192). Konya-Aksaray yolundaki Sultan han (1229), bu yapı türünün klasikleşmiş bir örneği olarak nitelenir. Aksaray-Nevşehir yolundaki Ağzıkara Han (1231, 1237) da anıtsal taç kapısı ve kuleleriyle kale görünümündedir.
Güzelyurt, Aksaray'a 45 km. Ihlara Vadisi’ne ise 15 km. uzaklıktadır. Eski adı Karballa, daha sonra Gelveri olan Güzelyurt, paleolitik çağdan beri insanlara yurt olmuştur. Doğal konumu, 19. yy. ait mimarlık örnekleriyle (Yüksek Kilise, Kızıl Kilise, Silvişli Kilise, Ahmatlı Kilise, Koç Kilisesi) Kapadokya merkezleri arasındadır. M.Ö. 2000’den başlayarak bölgeye Hititlerin yerleştiği, Sivrihisar yolu üzerinde bulunan Kulaklı Tepe'de iki kale kalıntısı ve Analipsis Tepesi'indeki üzerine kilise kurulan duvarlardan anlıyoruz. Yine Mamasun baraj gölü çevresinde Hitit yazıtları ve kabartmaları vardır. İlçede ve Manastır Vadisi’nde Bizans ve Osmanlı döneminden kalma, kayalara oyulmuş elliye yakın kilise vardır. Ayrıca üç yeraltı kenti ve bir kaya camii bulunmaktadır. Yarı kayadan oyma, cepheleri işlemeli, yaşları 100 ile 200 yıl arasında olan Rum evleri, Kapadokya mimarisinin en güzel örneklerini teşkil etmektedir. İlçede ve yakın çevresinde bulunan tarihi eserler, Kapadokya’nın genelindeki bütün özellikleri içerirler.
Ağaçören, M. Ö. III. ve IV. yy.larda Hititlerce yerleşim alanı olarak kullanılmış, daha sonraları Bizans döneminde Kapadokya bölgesi içinde kalmıştır. Bu zamanlara ait belgeler ilçe sınırları içinde kalan Taşkale ve Kilise yörelerinden çıkan bulgulardan elde edilmiştir. Bölgenin adı XV. yy.da Fatih döneminde Panlı olarak geçmektedir. 1961 yılına kadar Panlı adıyla anılmış, sonra ismi Ağaçören olarak değiştirilir. Ankara’nın, Şereflikoçhisar ilçesine bağlı bir kasaba iken 15. 06. 1989’da il olan Aksaray’a ilçe olarak bağlanır.
Eskil, eski kaynaklarda Eski İl olarak geçen Eskil’in ilk kurulduğu yer, bugün Gavuröreni olarak bilinen ve ilçenin daha kuzeyinde, Tuz Gölü yakınında bulunan yöredir. Selçuklular zamanında Karaman ilbaylığına bağlı Esb-Keşan kazalar grubuna merkezlik yaptığı İstanbul Başvekalet arşivi İl Yazıcı defterinde belirtilmektedir. Geniş yerleşim yerlerine sahip Eskil’de tarihi kalıntılara rastlanılmaktadır. Böğet Köyü, Ortakuyu, Köşk, Hüyüklü, Mutlu, Çulfa, Sağsak ve Tosun Yaylalarında höyükler mevcut olup, mimari eser kalıntılarına rastlanılmaktadır. Ortakuyu yaylasında Bizanslılardan kalma tiyatro kalıntıları bugünde mevcuttur. Bağdat Yolu olarak bilinen tarihi yolun taş döşeli kısımlarına Bayramdüğün yöresinde de rastlanılmaktadır. Eskil merkezde Selçuklular zamanından kalma Ulu Camii mevcuttur.
Gülağaç, Kızılkaya köyü hudutları içinde olan Aşıklı Hüyük’te, Mamasun Barajı nedeniyle yapılan ve halen devam eden kazılarda ve Çatalsu Köyü Güvercin Kayası kazılarında elde edilen bilgi ve bulgularla, yörede, M. Ö. 8000'lerden günümüze yerleşik insan topluluklarının yaşadığı tespit edilmiştir. Diğer bir değişle, orta Anadolu’nun en eski yerleşim bölgesi ve en eski köylerinden biri, ilçe sınırları içerisindedir. Bölgede Gülpınar dolayında Hititlerden kalma eserler bölgenin eski bir yerleşim yeri olduğu hakkında bilgi vermektedir. Bekârlar kasabasındaki Şeyh Tur Hasan Dedenin halifesine ait olan Kara Abdal Türbesi (Bekâr Sultan Türbesi) ve bölgenin Sultan II. Keykavus hükümdarlığı altında bulunduğu iddiası 12. yy.ın sonundan başlayarak bölgenin Türk İslam kültürü egemenliğinde olduğunu göstermektedir.
Ortaköy, Aksaray ve çevre illerde yapılan (Acemhöyük, Alişar, Boğazköy) kazılarda elde edilen belgeler de buraların ilk tunç çağına uzanan tarihini ortaya çıkarmıştır. Ortaköy çevresindeki Kalehöyük, Koçhasan Höyüğü ve Muratlı höyük gibi birden fazla kültür katları bulunan yerleşim merkezlerinde yapılacak arkeolojik kazı ve araştırmalar Hititler dönemi için yeni belgeler verebilecektir. Hititlerden sonrada (M.Ö. VII. yy.) Friglerin egemen olduğu bölgede, Frig kültüründe görülen kaya mezarlar, bölgenin jeolojik yapısı nedeniyle yoktur. Buna karşın soylularının gömüldüğü Tümülüsler bulunmaktadır. Roma İmparatorluğunun 395’de ikiye bölünmesinden sonra Kapadokya yöresinde başlayan Bizans egemenliği döneminden kalma madeni paralar, pişirilmiş toprak kaplar, içme suyu şebekeleri, harçlı mesken kalıntıları, mezarlar ve çeşitli maden işletmeleri vardır. Ozancık (Ersele), Sarıkaraman, Harmandalı, Gökkaya gibi köy ve kasabalarda bu eserlere sıkça rastlanmaktadır. 7. yy. başlarında ve sonrası, Sasani, Arap akınlarına karşı koymak ve korunmak amacıyla, Ortaköy Ekecik dağları batısındaki Küçük Sımandı Kalesi’nin Bizanslılar tarafından bu dönemde kurulmuş olması olasıdır.
Anadolu Selçuklu Devleti’nin son yıllarında, devletin birliği için çalışan büyük Türk mutasavvıfı Yunus Emre’nin türbesi Ortaköy’ün Sarıkaraman kasabası yakınlarındaki Ziyaret Tepesi’nde (1243) olduğu söylenmektedir. Bilindiği gibi anadolu'da Yunus Emre'nin mezarı olduğu söylenilen birçok yer vardır. Bunların içinde, Aksaray - Kırşehir arasındaki türbenin asıl Yunus Emre türbesi olduğu düşünülebilir (Hacı Bektaş Veli ile ilgili menkıbe düşünüldüğünde).
Sarıyahşi, Ankara ili Şereflikoçhisar ilçesine bağlı kasaba iken, 15.06.1989 tarihinde Aksaray’a bağlanarak ilçe olmuştur. İlçe, İç Anadolu Bölgesinin Kızılırmak bölümünün güneyinde, Hirfanlı Baraj Gölünün 5 km. yakınındadır. Sarıyahşi’nin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İbrahim Hakkı Konyalı’nın “Abideleri ve Kitabeleri ile Şereflikoçhisar Tarihi” adlı eserinde yer alan bilgilere göre; Sarıyahşi'nin XIII. yy. ortaları ile XIV. yy. başlarında kurulduğu anlaşılmaktadır. Sarıyahşi yedi örenin ortasına kurulmuştur. Taşlı Ören yöresinde Grekçe yazılı bir mezar taşı bulunmuştur. Kurtuluş mahallesinde Selçuklu Cami’nin önünde mermerden yapılı bir aslan başı ve kiliselerde kullanılan uzun mermerler gibi bazı mimari parçalara rastlanmıştır.
Sivil Mimarlık:
Taş yöre mimarisinin ana yapı gerecidir. Konutlar taş, Toroslara yakın ormanlık çevrelerde ahşap, Aksaray’ın bazı bölgelerindeyse kerpiçtendir. Taş ve kerpicin birlikte kullanıldığı yapılarda bulunmaktadır. Sert iklime sahip bölgelerde duvarlar kalın taştan ya da iki sıra kerpiç tuğladan örülmektedir.
El Sanatları:
Dokuma ve keçe yapımcılığı eskisi kadar yaygın ve etkin değildir.
Bkz. http://www.aksaraykulturturizm.gov.tr/Default.aspx?F6E10F8892433CFF028B4EEC66E034385F0C38A962B939A9
Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Aksaray_(il)
Bkz. http://www.tayproject.org/TAYmaster.fm?start=21&sort=buluntu_yeri_t&max=20&header=header_all_
t&footer=footer_t&error=veritabanihata.html&html=html_t&TayWeb=TAYDB&key_t=aksaray
|