
Amasya
Orta Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Amasya'nın Hititler dönemindeki adı olan "Amasit"in, mitolojide Amasitler (Amazonlar) adıyla anılan kadın savaşçılardan geldiği söylenir. Kentin adının Amas adlı bir kraldan kaynaklandığını ve bu kralın Amasya'nın kurucusu olduğunu ileri sürenler de vardır. Amasya'da doğmuş olan ünlü coğrafyacı Strabon (M. Ö. 64/63-M. S. 19/24) kentin adını "Amaeia" diye anmakta ve Helenistik Dönem'de kentin durumunu anlatmaktadır.
İldeki en eski bulgular, buralara M. Ö. 3. bin sonlarından başlayarak yerleşildiğini göstermektedir. M. Ö. 2. bin süresince Amasya, Hitit Devleti'nin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. M. Ö. 1200'lerde Trakya üstünden Anadolu'ya gelen Phrygler Hititleri yıkarak bütün Orta Anadolu gibi Amasya'yı da kendilerine bağlamışlardır. M. Ö. 7. yy. başında Kimmerler Anadolu'ya saldırıp Phrygleri yenerek ellerindeki toprakları almışlarsa da yüzyılın ortalarında Anadolu'dan çekilmişler, bunun üzerine Phryg topraklarında kurulan Lydia Devleti, Amasya yöresini de ele geçirmiştir. M. Ö 6. yy. başlarında bu kez Persler Anadolu'yu işgal etmeye başlayarak Amasya'yı egemenlikleri altına almışlardır. 200 yıl bir Pers satraplığı olarak yöneltilen kent, M. Ö. 333'te Makedonya kralı Büyük İskender'in (hükümdarlık dönemi M. Ö. 336–323) imparatorluğuna katılmış, onun ölümüyle bir süre komutanları arasında el değiştirmiş ve M. Ö. 3. yy.ın hemen başında Mithridates'in bu yörede kurduğu Pontos Krallığı'nın başkenti olmuştur. Amasya M. Ö. 25'te Roma'nın eline geçmiş, Roma'nın ikiye bölünmesinden sonra da (M. S. 395) Doğu Roma'ya kalmıştır. Kentin 5. yy. başında Peçeneklerin, 7. yy. başında Sasanilerin, gene aynı yüzyıl boyunca birkaç kez de Arapların eline kısa sürelerle geçmesine karşın, Bizans egemenliği 11. yy.a değin sürmüştür. 1075'te Amasya kalesini Danişmendliler almışlardır. 1166'da kent Selçuklulara bağlanmış ve yürütülen bayındırlık etkinlikleriyle en önemli Anadolu Selçuklu merkezlerinden biri durumuna gelmiştir. 1243 Kösedağ Savaşı'nda Selçukluların yenilmesiyle Amasya da Moğolların (İlhanlı) eline geçmiştir. 100 yıl kadar sonra İlhanlıların güçten düşmesinden yararlanan Eretna Beyliği 1341'de Amasya yöresini de kendi topraklarına katmıştır. Bayındırlık açısından Amasya'ya çok şey kazandıran, ancak siyasal açıdan çok karışık geçen Eretna Beyliği dönemi, I. Murad'ın (hükümdarlık dönemi 1362–89) şehzadesi Yıldırım Bayezid'in (hükümdarlık dönemi 1389–1402) 1388'de kenti almasıyla sona ermiş, Bayezid Amasya valisi olmuştur. 1402 Ankara Savaşı'nda, o sırada padişah olan Bayezid yenilince, tüm Anadolu gibi Amasya da Timur'un egemenliği altına girmiştir. Ancak daha sonra, Ankara Savaşı'yla dağılan Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü, Bayezid'den sonra Amasya valisi olan oğlU Çelebi Mehmed (hükümdarlık dönemi 1402–21) yeniden sağlamıştır, 16. yy.a değin Osmanlı Devleti'nin doğu sınırını oluşturduğu için Amasya yöresi siyasal bakımdan önemli bir yer olma niteliğini korunagelmiştir. Bayezid'le başlayan gelenek, Çelebi Mehmed'den sonra da sürdürülmüş, Osmanlı şehzadeleri yıllar boyu padişahlıklarından önce devlet yönetiminde deneyim kazanmaları için Amasya valiliğine getirilmişlerdir. II. Murad, Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid bunlar arasında en ünlü olanlardır. Bu durum Osmanlı döneminde kentin bayındırlığına çok özen gösterilmesine, sultanların, şehzadelerin ve ileri gelen devlet görevlilerinin burada önemli yapılar yaptırmalarına ve kenti bir kültür merkezi haline getirmelerine yol açmıştır. 1533'te Kanuni, oğlu Şehzade Mustafa'yı Amasya'da öldürttükten sonra kent, vilayetten sancağa dönüştürülerek Sivas’a bağlanmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk'ün Samsun'dan Erzurum'a geçerken bir süre kalıp çalışmalarını burada sürdürmesiyle önemli bir siyasal nitelik kazanan Amasya, Cumhuriyet'ten sonra 20 Nisan 1924'te il olmuştur.
H. Kuruyazıcı
Tarihsel Yapılar:
Merkez İlçe: Pontos Galaticus'ta, İris (bugün Yeşilırmak) kıyısında, antikçağda önemli olan Tarsus - Kaisareia (bugün Kayseri) - Zela (bugün Zile) - Amisos (bugün Samsun) yolu (Bağdat yolu) üzerinde yer alan Amaseia antik kenti ırmağın sol kıyısındaki dağın yamacındadır. Amaseia'daki önemli yapıların Pontos Krallığı başkenti olduğu MÖ 3.yy' da yapıldığı anlaşılmaktadır. Bugünkü Ferhad Tepesi'nde yer alan Helenistik özellikteki Akropolis Kalesi'nin, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarılmış kuleleri korunagelmiştir. Kale içinde saray olarak kullanılmış olan yapının Helenistik kalıntıları azdır; gene bunu izleyen çağlarda yapılan yenilemelerin izleri vardır. Irmağın kıyısı boyunca uzanan surlar iki yandan yükselerek kenti çevirir ve kaleye ulaşır. Kalede üç yeraltı geçidi bulunmuştur (M. Ö. 3.-1. yy.). Tepenin doruğundan başlayan ilk geçidin dibinde bir su kaynağı vardır. Öteki iki geçit kaya mezarların ve sarayın bulunduğu, bugün Kızlar Sarayı adı verilen terasa iner. Amaseia içinde ve dışında 30 kadar kaya-mezar bulunmuştur. İçlerinde yedisi önemlidir; beşi Strabon tarafından kral mezarı olarak adlandırılmış ve yerleri kesinlikle saptanmıştır. Kral mezarları kale içinde, ırmaktan 40–50 m. yükseklikte, güney ve güneybatıya dönük olarak kayaya oyulmuştur. Küçük ayrıntılarda değişik olmakla birlikte, genellikle mezarlar birbiri¬ne benzer. Kaya yüzeyi bir hücre biçiminde oyularak mezar adasının ön yüzü oluşturulmuştur. Ön yüz ortasında, yüksekte açılmış pencere gibi bir girişten dikdörtgen planlı, tonozlu mezar odasına girilir. Ön yüz bezemesiz ve üçgen alınlıklıdır; metal levhalarla kaplı olduğu sanılmaktadır. Mezar, iki yanı ve arkası bir koridor biçiminde oyularak kaya kütlesinden ayrılmıştır. Kent dışındaki yedinci mezarın ön yüzü ayna gibi parladığından Aynalı Mezar adı verilmiştir. Üstündeki Eski Yunanca yazıttan Rahip Tes'e ait olduğu anlaşılmıştır. Yeşilırmak üzerindeki altı köprüden Kuş Köprüsü ve Hükümet Köprüsü'nün ayakları Helenistik Dönem'e tarihlenmektedir. Strabon'un sözünü ettiği köprüler bunlardır. Gene Strabon'da adı geçen Stadium ve Tiyatro'nunsa yeri bulunamamıştır.
B. Madra
Amasya'nın merkez ilçesinin kuzey ve güneyini kuşatan dağların Yeşilırmak'la yaptığı boğaz boyunca, çeşitli noktalarda kimisi yıkıntı durumunda, kimininse yalnızca adı bilinen Erguna, Balos, Kelkis, Pontos ve Ziyere Kaleleri bulunmaktadır. İlçenin Türk dönemi yapılarının en bellibaşlıları arasında; bir 7. yy. kilisesinin kalıntıları üstüne yapılmış Kuba Dede ya da Fethiye Camisi, büyük bir kemerle ortadan ikiye ayrılmış, dikdörtgen planlı Sultan Mesud Türbesi 12. yy.dan; ön yüzü bitkisel ve geometrik bezemeli Halifet Gazi Türbesi (1226), eski bir Bizans kilisesinden çevrilmiş ve bugün pek az izi kalmış Halifet Gazi Medresesi (1209–10), önce mescitken sonra medreseye çevrilmiş Tığrakye Medresesi (1234), üç sahınlı bir Selçuklu yapısı olan ve 17. yy.da yapılmış burmalı minaresiyle anılan Burmalı Minare Camisi, bitişiğindeki sekizgen planlı Cumudar Türbesi (1250), Amasya beylerbeyi Emir Seyfeddin Torumtay'ın yaptırdığı, Torumtay Cami¬si adıyla da bilinen ve hem cami hem medrese olarak kullanılmış olan Gök Medrese Camisi (1266–67) ve ona bitişik, kare plan üstüne sekizgen kasnaklı, piramidal bir tuğla külah örtülü olup Selçuklu sanatının önemli bir örneği sayılan Türbe, hemen karşıda yer alan ve özellikle pencere çevreleri Selçuklu taş işçiliğinin yetkinliğini yansıtan bezemelerle kaplı Torumtay Türbesi (1278) 13. yy.dan; akıl hastanesi olarak kullanılmış, avlulu medrese türünde bir İlhanlı yapısı olan Bimarhane ya da Darüşşifa (1308), çeşmesi ve hamamıyla birlikte, ahşap tavanlı, kiremit çatılı, zaviyeli cami tipindeki Hızır Paşa Camisi, kubbesi 'kiremit örtülü, çok onarım görmüş Gümüşlü Camisi (1326), gene çok onarım geçirmiş olan, kubbeleri kiremit kaplı, iç duvarları kalemkari bezemeli Saraçhane Camisi (1372), Şadgeldi Paşa Türbesi, eyvanlı bir yapı olan Kadılar Türbesi 14. yy.dan; Hızır Paşa ya da Sünbül Hamamı, Şehzadeler Türbesi (1410), tekkesiyle birlikte Çilehane Camisi (1413), ona bitişik Aşağı Pirler Türbesi (1413), Vezir Bayezid Paşa'ca Mimar Doğan ve Mimar Yakub'a yaptırılan, "ters T" planlı Bayezid Paşa Camisi (1414), Mustafa Bey Hamam! (1436), tek kubbeli Kildrı Selim Ağa Camisi (1483), yalnızca dört duvarı ayakta duran Bedesten (1483), Sultan II. Bayezid'in, 26 yıl valisi olduğu Amasya'ya armağan olarak Mimar Şemseddin Ahmed'e yaptırdığı ve giriş kapısı üstündeki yazıtı ünlü hattat Amasyalı Şeyh Hamdullah'ın yazdığı, Osmanlı mimarlığının özgün örneklerinden sayılan, "ters T" planlı Bayezid Camisi (1482–86), caminin batısında yer alan, "U" planlı Bayezid Medresesi (bugün Bayezid İl Halk Küt. l, Pir İlyas ya da Yukarı Pirler Türbesi, mermer minberi benzerleri içinde en güzellerinden olan, "ters T" planlı Mehmed Paşa Camisi (1486), sekizgen bir avluyu çevreleyen ilginç bir plan üstüne kurulu Büyük Ağa ya da Kapıağa Medresesi (1488) medresesi ve sıbyan mektebiyle birlikte ilk yapılışı DANİŞMENDOGLU döneminde olan, tek kubbeli Şamlar Camisi ya da Ayasağa/Küçük Ağa Camisi (1495) ve kuzeyindeki "U" planlı Şamlar Medresesi 15. yy.dan; Pazar ya da Murad Camisi adlarıyla da anılan tek kubbeli Pir Mehmed Çelebi Camisi, Darülhadis olarak yaptınlmış olan Sofular ya da Abdullah Paşa Camisi (1502) ve sekizgen planlı türbesi, ortada kubbe, yanlarda ikişer çapraz tonoz örtülü dikdörtgen bir ibadet mekanı bulunan Hatuniye Camisi (1510), Bayezid Camisi avlusundaki Şehzade Osman Türbesi (1513) 16. yy.dan; Bektaş Baba Türbesi (1868), büyük kubbesinin dört köşesinde birer küçük kubbe bulunan Azeriler Camisi (1887–93) ve Medresesi (1895) 19. yy.dan kalmıştır. 1865'te yapılmış olan Eski Saat Kulesi 1940'ta yıkılmıştır. Amasya'daki köprülerden, dört yayvan kemerli Kuş ya da Künç Köprü Selçuklu, Turhal yolundaki daha eski bir köprünün ayakları üstüne yapılmış olan altı gözlü Çağlayan Köprüsü ya da Çalık/Çalak Köprü de Danişmendli döneminden kalmadır. İlçe içindeki Eski Hükümet ya da Nerkis Köprüsü adıyla anılan 19.yy köprüsü 1940'ta yıkılınca, yerine bugünkü betonarme köprü yapılmıştır. 20. yy. yapıları arasında Kılıç Aslan ve Hürriyet İlkokulları'yla Amasya Belediyesi, 1. Ulusal Mimarlık döneminin niteliklerini taşımaktadır. Ayrıca Amasya'ya 35km uzaklıkta Amasya-Tokat yolu üzerinde İne Pazar, Çavuş Ham ya da Ezine Pazarı Ham (1238) bulunmaktadır. 37 x 16,5 m. boyutlarındaki yapıyı Valide Sultan Melike Mahperi Hatun yaptırmıştır.

Gümüşhacıköy ilçesindeki tek kubbeli Köprülü Mehmed Paşa Camisi (166 m, onun yanındaki Arasta (1669) ve gene Köprülü Mehmed Paşa'ca yaptırılmış Büyük Hamam (1658) önemli yapıtlardır.
Hamamözü ilçesinin Gümüş bucağında Haliliye Medresesi (1415) ve 1429'da ahşapken 1560'ta kâgir yapılan, Ulucami tipindeki Yörgüç Paşa Camisi bulunmaktadır.
Merzifon ilçesindeki yapıtların belli başlıları; I. Murad'ın yaptırdığı, tavanı ahşap Çifte Hamam (1388) , gene ahşap çatılı Medreseönü ya da Çelebi Mehmed Camisi (1411), yanındaki dört eyvanlı Sultaniye ya da Çelebi Mebmed Medresesi (1415), tek kubbeli Gazi Mabbub ya da Taceddin İbrahim Camisi (15. yy.), Alaca Minare Mescidi (151m, kalemkari bezeli tek büyük bir kubbesi bulunan Sofular ya da Abduliab Paşa Camisi (16.yy) ve altıgen planlı türbesi, ibadet mekânı büyük bir kubbeyle örtülü, ilçenin en büyük camisi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camisi (1667) ve Hamamı (1678), onun yanında dokuz kubbeyle örtülü dikdörtgen planlı, iki katlı Bedesten (17. yy.) , gene dikdörtgen planlı, iki katlı Taşban (17. yy.) , tek kubbeli Bozacı Camisi (17. yy.) , Tuzpazarı Hamamı (1677l, pek çok kez onarılmış Aşçı Hüseyin Ağa ya da Çay Camisi (18. yy.) , 1714'te ahşap, 1871'de kâgir olarak yapılmış, ahşap çatılı Hacı Hasan Camisi'dir. Çelebi Mehmed Medresesi'nin kapısı üstündeki Saat Kulesi 1866' da yaptırılmıştır, silindirik tuğla gövdelidir. İlçenin Bahçekent köyünde bir tepe üstünde, Sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın annesince yaptırılmış Abide Hatun Camisi (17. yy. başı) bulunmaktadır.
Suluova ilçesi sınırları içinde yapılan kazılarda M. Ö. 3. bin sonu ve 2. bin başından, Neolitik ve Kalkolitik Çağlardan bazı buluntular ele geçmiştir.
Sivil Mimarlık:
Amasya'da geleneksel sivil Türk mimarlığı örnekleri günümüze değin bozulmadan korunagelmiştir. Geniş saçaklı, üst kat cumbaları payandalı bu ahşap evler daha çok Yeşilırmak kıyısında, Pirinççi ve Alçak Köprü gibi eski mahallelerde bulunmaktadır. Irmak kıyısındaki yalılardan Saraçoğlu Evi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca onarılmıştır.
El Sanatları:
Tarihi boyunca Amasya'da en önde gelen küçük el sanatları dokuma ve metal, özellikle de gümüş işçiliği olmuşsa da bugün bunların her ikisi de hemen hemen ölmüş durumdadır.
H. Kuruyazıcı Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi
Bkz. http://www.amasyakulturturizm.gov.tr/Default.aspx?F6E10F8892433CFF028B4EEC66E034387232BC6DECEDE6EA
Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Amasya_%28il%29
Bkz. http://www.tayproject.org/TAYmaster.fm?start=21&sort=buluntu_yeri_t&max=20&header=header_all_
t&footer=footer_t&error=veritabanihata.html&html=html_t&TayWeb=TAYDB&key_t=amasya
|