
Diyarbakır
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan yörenin bilinen en eski adı “Amidi”, M. Ö. 13. yy. Asur belgelerinde görülmektedir. Aynı ad Yunan ve Latin kaynaklarında “Amido” ve “Amida” olarak geçmektedir. “Amid”, bu adın Arapların yöreye gelmesinden sonra aldığı biçimdir. Türklerse bunu “Kara Amid” olarak kullanmışlardır. Bir süre buralarda egemenlik süren Bekr adındaki bir Arap aşiretinden ötürü bütün yöreye “Bekir diyarı” anlamına “Diyar-ı Bekr” denmiştir. Cumhuriyet'ten sonra, bölgede bakırın bol olmasının da çağrıştırmasıyla bu ad Diyarbakır'a dönüşmüş ve 1937'den başlayarak resmen kullanılmıştır.
Diyarbakır yöresindeki en eski toplu yerleşmenin M. Ö. 8. binyılın sonlarına, yani Neolitik Çağa değin indiği saptanmıştır. Ergani ilçesi yakınındaki Çayönü Tepesi'nde yapılan çalışmalar burada M. Ö. 5. ve 4. binyıllarda Kalkolitik Çağın, 3. binde de Tunç çağının yaşandığını ortaya koymuştur. M. Ö. 2. binin ilk yarısı süresince Diyarbakır yöresi Hurri ve Mitannilerin egemenlik alanları içinde kalmış, daha sonra güneyden saldıran Asurluların, onların zayıflaması üzerine de M. Ö. 600'e değin Urartu yönetimi altında bulunmuştur. M. Ö. 7. yy. içinde kuzeyden inen İskitler ve Kimmerler de buraları kısa sürelerle ellerine geçirmişlerdir. M. Ö. 6. yy.ın ortasında tüm Anadolu'ya egemen olan Persler, M. Ö. 331'de Makedonya kralı Büyük İskender'in (hükümdarlık dönemi M. Ö. 336–323) gelmesine değin Diyarbakır yöresini yönetimleri altında tutmuşlardır. İskender'in ölümünden sonra yöre Selevkosların sınırları içinde kalmış, daha sonra Partların eline geçmiş ve M. Ö. 69'da Roma topraklarına katılmıştır. M. S. 395'te Bizans Devleti Roma'nın yerini alınca Güneydoğu Anadolu Bölgesi de Bizans toprağı haline gelmiştir. 7. yy.ın ortalarına doğru Anadolu'ya akınlar düzenleyen Araplar Diyarbakır’ı Bizanslılardan almışlar, daha sonraları sırasıyla Emevi, Abbasi, Şeyhoğlu, Büveyhoğlu ve Mervani egemenliği yaşanmıştır. 11. yy.ın ortalarında Anadolu'ya girmeye başlayan Türkler 1085'te Diyarbakır'ı almışlardır. Yörede Türk beyliklerinden sırasıyla İnanoğulları, Nisanoğulları, Artukoğulları egemenlik sürmüşlerdir. Diyarbakır 1232'de Eyyubilerin eline geçmiş, 1240'ta da Anadolu Selçukluları tarafından alınmıştır. Anadolu Selçuklu yönetimini 14. yy.da Mardin Artukluları, onu da 15. yy.da Akkoyunlu dönemleri izlemiştir. 16. yy.ın başlarında bir süre Safevi yönetiminde kalan Diyarbakır kenti 1515'te Osmanlı ordusu tarafından alınmış ve yöre Diyarbekir Eyaleti olarak bütünüyle Osmanlı topraklarına bağlanmıştır.
Tarihsel Yapılar:
Merkez İlçe: Kent içindeki en eski yapı kaledir. Fis Kayası'ndaki İç Kale'nin Hurrilerce yapıldığı sanılmaktadır. Kent surları Roma döneminin sonlarında, 4. yy.ın ortasında yapılmış, bir süre sonra batı bölümünün genişletilmesiyle genelde günümüzdeki biçimini almıştır. Bugün sur dışına taşan kent dokusu içinde sıkışmış olmakla birlikte Diyarbakır Kalesi, Anadolu'da bütünlüğünü koruyabilen en önemli kale niteliğindedir. İç Kale'deki Nestorian Kilisesi 6. yy.dan kalma bir Bizans kubbeli bazilikasıdır. Kentin en eski camisi enine üç sahınlı planıyla Ulucami, 7. yy.da bir kilise yapısından yararlanılarak oluşturulmuş, son biçimini 11. yy.da almıştır. 11. yy.dan kalma Mervani Mescidi; 12. yy.dan kalma Hazreti Ömer adıyla da bilinen Ömer Şeddad Camisi (1150/51), Hazreti Süleyman adıyla da anılan Kale/Nasiriye Camisi, Ulucami külliyesi içinde yer alan ve mimar İsa Ebu Dirhem'in yaptığı bilinen tek katlı Zinciriye/Sincariye Medresesi (1198); 13. yy.dan kalma, gene Ulucami çevresindeki bir Artukoğlu yapısı olan, iki katlı, açık avlulu ve tek eyvanlı Mesudiye Medresesi (1198/99–1223) çeşmesiyle birlikte, kare gövdeli, dışta piramit, içte kubbe çatısıyla Sultan Şüca Türbesi; 15. yy.da yapılmış Nebi/Peygamber, Safa/İparlı, Hoca Ahmed/Ayni Minare (1489) Camileri, Taceddin ve Hacı Büzürk Mescitleri; 16. yy.dan kalma Şeyb Matar/Mutahhar Camisi (1500), kentteki ilk Osmanlı yapısı olan ve ana mekânı dört sütuna oturan bir orta kubbe ve dört yarım kubbeyle örtülü Fatih Paşa/Kurşunlu Camisi (1516–20), medrese olarak yapıldığı için Hüsreviye Medresesi olarak da anılan, “ters T” planlı Hüsrev Paşa Camisi (1521–28), Ali Paşa (1534–37), Defterdar (1594) ve türbesiyle birlikte İskender Paşa (1551) Camileri, külliyesinden yalnızca hamamı kalmış Behram Paşa Camisi (1564–72), Mimar Sinan'ın yapmış olabileceği Melek Ahmed Paşa Camisi (1587–91), Cağaloğlu, Salos, Kavvas-ı Kebir ve Kavvas-ı Sagir Mescitleri, İbariye/Parli Medresesi diye de anılan tek katlı Muslihiddin Lari Medresesi ve tek katlı, revaksız avlulu Ali Paşa Medresesi (1543–47), Fatih Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa (1585) Türbeleri, Hüsrev Paşa Hanı (1527), Çifte Han ve Hasan Paşa Hanı (1574–75), Melek Ahmed Paşa, Behram Paşa ve Çardaklı Hamamları, harap durumdaki Ali Paşa, Kürtler, bir bölümü mevcut Çimşid Bey Hamamları, ilginç bir planı olan ve şimdi yıktırılmış bulunan Suakar Hamamı, ayrıca gene bu yüzyılda yapıldığı kabul edilebilecek olan Lala/Lale Bey Camisi ve Türbesi, Şeyh Yusuf Camisi, İbrahim Bey Mescidi, Şeyh Abdülcelil Türbesi; 17. yy.dan kalma Nasub Paşa Camisi (1606–11), türbesiyle birlikte Arap Şeyh Camisi, Dabanoğlu Mescidi, Sahabeler Türbesi; 18. yy.da yapılmış Yeni Han (1788/89); 19. yy.dan kalma Meded Bey ve Kışla Camisi adıyla da anılan Kurt İsmail Paşa Camisi (1869–75), Namazgâh; ayrıca yapım tarihleri kesinlikle belli olmayan Molla Bahaddin Mescidi, Şeyh Yusuf Hemedani, Sarı Saltık, Zincirkıran, Karadeniz/Mir Seyyaf, yıkılmak üzere olan Dabanlıoğlu Türbeleri, Vahap Ağa, Deve ve gazhane olarak kullanılan İpekoğlu Hamamları kentin içinde yer alan tarihsel yapıların başlıcalarıdır. İç Kale'deki kazı sonucunda kalıntıları ortaya çıkarılmış saray 13. yy.dan, Artukoğlu döneminden kalmıştır. Yapının bezeme ve tasarım yönünden birçok niteliğinin Diyarbakır'ın günümüzdeki geleneksel konutlarında da bulunması ilgi çekicidir.
Kentin yakın çevresindeki tarihsel yapıtlar arasında; Silvan yolu üzerinde yer alan ve Anadolu'da bugün için bilinen en eski İslam yapısı köprü olan, 10 gözlü Dicle Köprüsü (1065), Devegeçidi Suyu üzerinde 13. yy.dan kalma bir Artuklu yapısı olan, yedi gözlü Devegeçidi Köprüsü (1218), bugün ancak temelleri görünen, gene 13. yy. Artuklu yapısı Ambarçayı Köprüsü, Devegeçidi Suyu üzerindeki 17. yy.dan kalma IV. Murad Köprüsü sayılabilir.
Diyarbakır Arkeoloji Müzesi ilk kez 1934'te Zinciriye Medresesi'nde açılmış, 1974'te bugünkü yeni yapısına taşınmıştır. Müzede başta Hitit, Asur ve Roma olmak üzere, Osmanlı dönemine değin çevrede ele geçmiş yapıtlar sergilenmektedir. Diyarbakırlı düşünür Ziya Gökalp’ın doğduğu ev, eşyasıyla birlikte Ziya Gökalp Müzesi'ne dönüştürülmüştür. Gene Diyarbakırlı olan şair Cahit Sıtkı Tarancı'nın doğduğu ev de yazara ait eşya ve belgelerin sergilendiği bir müze durumuna getirilmiştir.
Çermik ilçesinde, yalnız duvar kalıntıları bulunan Çermik Kalesi ortaçağdan kalmıştır. Ulucami bir 12. yy. Artuklu yapısıdır. 16. yy.dan kalan tek kubbeli Şah Ali Bey Camisi, Saray Hamamı ve 18. yy.da yapılmış ve günümüzde camiye dönüştürülmüş olan Abdullah Paşa Medresesi (1756/57) ilçenin öteki önemli yapılarıdır. Çermik dışında, Sinek çayı üzerindeki üç gözlü Haburman (1179) ve iki gözlü Sinek Çayı Köprüleri Artuklulardan kalmıştır.
Çınar ilçesinde bulunduğu bilinen Zerzevan ve Mirhıdır Kaleleri'nden bugüne hiçbir iz kalmamıştır.
Çüngüş ilçesindeki yıkık kalenin hangi dönemde yapıldığı bilinmemektedir, Cami-i Kebir bir 13. yy. kilisesinden camiye dönüştürülmüştür, Ali Bey Camisi'yle (1688) Çüngüş Hamamı 17. yy. yapılarıdır. İlçenin sınırları içindeki manastır ve büyük kilise yıkıntısı 15. yy.dan kalmadır.
Dicle ilçesi, adı bilinen ancak günümüze ulaşmamış ünlü Amidi Kalesi'nin bulunduğu yerdir.
Eğil ilçesindeki kaleden yalnızca sur, temel ve sarnıç kalıntıları günümüze ulaşmıştır. İlçe ve yakınındaki başka önemli yapılar, 12./13. yy.a ait olduğu sanılan, yıkık durumdaki Ulucami ya da Taciyan Camisi, 14./15. yy.dan kalma Eğil Tekkesi, 15. yy. yapısı Zat-ı Ali Kümbeti ve 15./16. yy.dan kalma Nişanoğlu Türbesi'dir.
Ergani ilçesi eski dönemlerde “Akania” ve “Arsinia” adlarını taşımıştır. Diyarbakır yöresinin bilinen en eski yerleşim merkezi buradaki Çayönü Tepesi'nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. İlçe sınırları içindeki yıkık Osmaniye Kalesi'nin yapım tarihi belli değildir. Zülküfül Dağı'nın doğusunda bulunan Meryem Ana Kilisesi yıkık durumdadır.
Hani ilçesindeki Ulucami'nin yapım yılı bilinmemektedir. Çok yıkık durumdaki Hatuniye Medresesi'nin 13. yy. yapısı olduğu sanılmaktadır.
Hazro ilçesindeki Ulucami'nin 13. yy.da mı, yoksa daha sonra Osmanlı döneminde mi yapıldığı konusunda kesin bilgi yoktur. İlçe sınırları içinde çeşitli yerlerdeki Tercil, Ayındar ve Mihrani Kaleleri'nden günümüze yalnızca sur ve sarnıç kalıntıları ulaşabilmiştir.
Kulp ilçesinin güneydoğusunda yıkık Kefrum Kalesi bulunmaktadır.
Lice ilçesindeki Ulucami ya da Vakıf Ahmed Bey Camisi'nin kesin yapım tarihi bilinmemekte, ancak 13. yy.da yapıldığı düşünülmektedir. İlçenin 18 km. kadar batısında, Helenistik ya da Roma döneminden kaldığı sanılan Dakianus kentinin yıkıntıları bulunmaktadır. Burada çeşitli yapı kalıntıları ve bunların arasında sokak dokusu görünmektedir. Kentin dışında bir de kilise yıkıntısı vardır. İlçeye bağlı Hezan bucağı yakınlarındaki Atak ya da Antak kentinde sur ve temel izleriyle tümü yıkık durumda olmak üzere Akkilise diye bilinen bir yapı, Artuklular döneminden bir cami ve Akminare bulunmaktadır. Bir Artuklu yapısı olan Atak Kalesi de yıkıktır. Ayrıca Lice-Hani arasında Çeper köyü yakınında, Büyük İskender döneminden kaldığı sanılan Zülkarneyn Kalesi bulunmaktadır.
Silvan ilçesi Asur döneminden beri önemli bir yerleşim merkezi olagelmiş, geçmişte “Meyyafarıkin”, “Mafarkin”, “Farkın” ve “Martyropolis” adlarını taşımıştır. Silvan Kalesi, yapım tarihi bilinmeyen, gerek Bizanslılar, gerek Araplar ve Türkler tarafından kullanılmış bir yapıdır. İlçenin önemli yapıları Salaheddin Eyyubi Camisi adıyla da anılan ve 11. yy.da yapıldığı sanılan Ulucami, 13. yy.da yapılmış ve bugün yalnız minaresi ayakta olan Eyyubiler Camisi, 16. yy.dan kalmış Kara Behlül Bey Camisi'dir. İlçe sınırları içindeki Malabadi köyü yakınında Batman Çayı'nı geçen beş gözlü Malabadi Köprüsü 12. yy.da yapılmış bir Artuklu yapısıdır. Kırık çizgiler halinde uzanan üç bölümden oluşur ve çok yüksek sivri kemerli orta gözüyle Anadolu'daki en ilginç köprülerden biridir. Gene Batman çayı üzerindeki yuvarlak kemerli Kemkük/Kenok Köprüsü'nün 12. yy.da daha eski bir köprünün kalıntıları üstüne yapıldığı sanılmaktadır.
Sivil Mimarbk:
Diyarbakır'da geleneksel konut yapıları, iklim koşullarından ötürü genellikle yazlık ve kışlık olmak üzere iki ana bölümden oluşturulmuştur. Yazlık bölümde avluya açılan bir eyvan bulunur. Kenti çeviren surların sınırlaması nedeniyle eski kent dokusu içindeki sokaklar dardır. Duvarlar yöredeki siyah renkli bazalt taşından yapılmıştır. Damlar toprak örtülü ve düzdür. Bugün pek çoğu yok edilmiş olan geleneksel Diyarbakır evlerinden arta kalanlar arasında en önemlileri olarak yapım tarihi bilinmeyen, iki bölümü sağlam durumdaki Şeyhoğullan Evi, gene tarihi bilinmeyen İskender Paşa Konağı, 18. yy.dan Behram Paşa Evi, 19. yy.dan Gökalpler, Gevraniler, Pirinççiler Evleri, Cemil Paşa Konağı ve Trahom Hastanesi olarak bilinen ev sayılabilir. Mardin Kapısı dışındaki 15. yy. Akkoyunlu dönemi yapısı olan ve bugün Atatürk Köşkü diye bilinen Seman Köşkü'yle Dicle'nin karşı kıyısındaki 16./17. yy.dan kalma Cibannüma Köşkü, çevrelerindeki doğa güzelliklerinin izlenebilmesi amacıyla geleneksel tutumun tersine, dışa yönelik olarak biçimlendirilmiş olmakla birlikte, Diyarbakır evlerinin özelliklerini taşımaktadır.
El Sanatları:
Diyarbakır'da geleneksel kuyumculuk sanatı bugün de sürdürülmektedir. Birçok ilçede ipekböcekçiliği yapılmakta, buna bağlı olarak da el tezgâhlarında ipek dokuma üretilmektedir. Gümüş işlemeli peştamal, peşkir, namaz örtüsü ve poşular yörenin ünlü küçük el sanatı ürünleridir. Bakırcılık, ayrıca testicilik başta olmak üzere toprak işleri de yaygındır.
H. Kuruyazıcı Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi
Bkz. http://www.diyarbakirkulturturizm.gov.tr/Default.aspx?F6E10F8892433CFF445139E278E0BCE26B1EAE8878B0E38D
Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Diyarbak%C4%B1r_%28il%29
Bkz. http://www.tayproject.org/TAYmaster.fm?sort=buluntu_yeri_t&max=20&header=header_
t&footer=footer_t&error=veritabanihata.html&html=html_t&Veritabani=Arkeo&TayWeb=TAYDB&il_no=21
|