
Hatay
Doğu Akdeniz Bölgesi'nde yer alan ilin adının, M. Ö. 1200'lerde Amik Ovası'ndaki Geç Hitit Prenslikleri'nin birleşerek kurdukları Hattena Krallığı'nın adından kaynaklandığı sanılmaktadır. İle bu adı 1936'da Atatürk vermiştir. Merkez ilçesi Antakya'nın adı (Antiokheia) kentin kurucusu I. Selevkos Nikator (hükümdarlık dönemi M. Ö. 305–280) tarafından babası Antiokhos'un onuruna konmuştur. Bölgedeki üç önemli kent de bu aileyle ilgili adlar taşır: Seleukeia Pieria, Apameia (Selevkos'un karısı), Laodikeia (Selevkos'un annesi). İskenderun ilçesiyse İskender'in generallerinden Antigonos tarafından kurulduğundan (M. Ö. 302) İskender'in adıyla anılagelmiştir. İskender'in adını taşıyan öteki kentlerden ayırmak için buraya "Küçük İskenderiye" anlamında "Aleksandretta" denmiştir.
Yörede yapılan kazılar ve çıkartılan buluntular buradaki ilk yerleşmelerin Orta Paleolitik çağda (M. Ö. 100 bin–40 bin) başlamış olduğunu, Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağlarında da sürdüğünü ortaya koymuştur. Hatay yöresi M. Ö. 1800'lerde başlamak üzere yaklaşık 200 yıl boyunca merkezi Halep (eskiden Halpa) olan Yamhad Krallığı'na bağlı bir beyliğin toprakları içinde kalmış, M. Ö. 1460'tan M. Ö. 1200'lere değin de Hitit egemenliğini yaşamıştır. Bu tarihte parçalanan devletin toprakları üstünde oluşan Geç Hitit Prenslikleri'nden Hatay yöresindekiler birleşerek Hattena Krallığı'nı kurmuşlar, ancak toprakları Asurluların yayılma alanı üstünde olduğundan M. Ö. 743'e değin Asur akınlarına sahne olmuş ve bu tarihte Asur egemenliğine girmiştir.
D. Kınık
Yazılı kaynaklar Asur döneminden sonra Yunan, Kıbrıs ve Girit kökenli halkların Orontes (bugün Asi Irmağı) kıyısındaki Antiokheia'ya yerleştiklerini bildirir. Antiokheia, I. Selevkos tarafından İpsos Savaşı'ndan sonra M. Ö. 300'de kurulmuş, daha önce kurulmuş olan Antigoneia halkı buraya taşınmış ve Zeus kent tanrısı olmuştur. Antiokheia'yla birlikte Seleukeia Pieria, Apameia ve Laodikeia da kurulmuş, önce Seleukeia Pieria başkent olmuş; I. Selevkos'un yerine geçen I. Antiokhos, M. Ö. 281'de başkenti Antiokheia'ya taşımıştır. IV. Antiokhos Epiphanes döneminde (M. Ö. 175–164) kent altın çağını yaşamış, bir ticaret ve sanat merkezi olmuş, Roma ve İskenderiye'den sonra üçüncü büyük kent sayılmıştır. Bunda Önasya'nın üç önemli yolu olan Sardes-Konya-Kilikya-Lübnan-Mısır yolu, Fırat-Babil-Basra Körfezi yolu ve Edessa-Nizip-Hagmatana üzerinden geçen Hindistan yolunun Antiokheia'da kesişmesinin de rolü olmuştur. Marmara Denizi'nden Hindistan'a kadar uzanan büyük Selevkos Krallığı'nın yıkılmasından sonra kent, bir süre önemini yitirmiş, M. Ö. 65’te Pompeius, IL Mithridates'i yenerek Suriye eyaletini kurunca, başkent yapılarak Roma'ya bağlanmıştır. Metropolis olarak yeniden önem kazandığı bu dönemde kent, imparatorların uğrağı olmuş; Caesar, Octavius, Agrippa, Herodes, Tiberius ve Antonius Pius tarafından görkemli yapılarla güzelleştirilmiştir. M. S. 37'deki depremde yıkılmış, 115, 123 ve 129–130 arasında burada kalan Hadrianus (hükümdarlık dönemi 117–138) tarafından yeniden onarılmıştır. Septimius Severus (hükümdarlık dönemi 193–211), düşmanı Pescenius Neger'i koruduğu için Antiokheia'yı cezalandırmış, metropolis ve olimpiyat hakkını geri almıştır. Caracalla'ysa (hükümdarlık dönemi 211–217) olimpiyat hakkını geri vererek kenti koloni yapmıştır. Diocletianus döneminde (284–305) yeni bir yapı onarımı başlamıştır. Hz. İsa’nın ölümünden sonra havarilerinden Aziz Petrus, Antakya'ya gelerek Hıristiyanlık dinini burada yaymaya çalışmış, ilk "Hıristiyan" adı burada verilmiş ve ilk Hıristiyan kilisesi de bu kentte kurulmuştur. Büyük Konstantinos (I. Constantinus, hükümdarlık dönemi 306–337) Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra kent piskoposluk olmuştur. 458'de I. Leon döneminde (457–474) önemli bir deprem daha geçiren kent, 525-526'da yinelenen sarsıntılarda tümüyle yıkılmıştır. 546'da Pers yağması kenti iyice zayıf düşürmüş, Justinianos (İustinianos) döneminde (527–565) girişilen onarım ve kalkınma bir veba salgınıyla durmuştur.
B. Madra
Bizans döneminde de süren Sasani saldırılarının ardından Arapların Bizans topraklarına başlattıkları akınlar sonucu kent sürekli el değiştirmiş, ancak 1085'te Süleyman Şah tarafından Büyük Selçuklu İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Haçlı Seferleri süresinde de Haçlıların eline geçen kent ve yöresinde bağımsız Antakya Haçlı Kontluğu kurulmuş; 1268'deyse Sultan Baybars tarafından yöre Memluk topraklarına katılmıştır. Memluk egemenliği, Mercidabık'ta Yavuz Sultan Selim'e (hükümdarlık dönemi 1512–20) 1516'da yenilmelerine dek sürmüş, bu tarihten başlayarak Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde kalan Hatay yöresi Zünun (1532), Canbulat (1603), Halil ve Osman Paşa (1772) ayaklanmalarına sahne olmuş, 1832–40 arasında Mısırlı İbrahim Paşa işgalini yaşamıştır. 19. yy. yöredeki derebeylerinin Osmanlı yönetimiyle çekişmeleriyle geçmiştir. Mondros Mütarekesi'nden sonra Suriye Arapları'nca 26 Ekim 1918'de Arap hükümeti ilan edilince Antakya'nın Osmanlı İmparatorluğu'yla siyasal bağı kesilmiş, aynı yılın Kasım ve Aralık aylarındaysa yöreyi tümüyle Fransızlar işgal etmiştir. 20 Ekim 1920 Ankara Antlaşması'yla Antakya, İskenderun, Kırıkhan, Reyhanlı, Altınözü ve Samandağ gibi bugün Hatay il sınırları içinde kalan yerleşme ve yöreler, İskenderun Sancağı adı altında birleştirilerek Fransız mandası altındaki Suriye'ye bırakılmıştır. Ancak giderek gelişen uluslararası koşullar nedeniyle, 23 Haziran 1938'de Türkiye'yle Fransa arasında imzalanan bir antlaşmayla Hatay Türkiye'ye katılmış ve 7 Temmuz 1939'da Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ili olmuştur.
D. Kınık
Tarihsel Yapılar:
Merkez İlçe (Antakya) Amik Ovası'nın güneybatı köşesinde, Orantes Irmağı’nın dağlardan çıkarak denize akmaya başladığı, Suriye-Anadolu, Akdeniz-Fırat ticaret yollarını denetleyen bir yerde, 506 m. yükseklikteki Silpius (bugün Habib Neccar) Dağı eteğine kurulmuş olan antik Antiokheia kentinde arkeolojik kazılar 1932'de Princeton Üniversitesi'nden C. R, Morey tarafından başlatılmış ve 1939'a değin sürdürülmüştür, Antiokheia ızgara planlı bir kenttir, bu durum günümüze değin korunagelmiş olup antik cadde ve sokakların yönü bugün Antakya kenti içinde izlenebilmektedir. Ana caddede yapılan sondajlarda en alt tabakada M. Ö. 2. yy. yol döşemesine, bunun üstünde 8,5 m. derinlikte granit kesme taş döşeli M. S. 2. yy. sütunlu caddesine, 7 m. derinlikteki III. tabakada Justinianos dönemi onarımına ve IV. tabakadaysa 7. yy. kalıntılarına rastlanmıştır. Kent, değişik zamanlarda kurulmuş dört mahalleden oluşuyordu ve dağlarla Orantes arasındaki 1,5 km. uzunluğunda bir alanı kaplıyordu. Başlangıçta Orantes boyunca kurulmuş iki mahalleye, IV. Antiokhos Epiphanes döneminde Silpius Dağı eteğine (Epiphanes) ve Orantes üstündeki adaya (II. Selevkos Kallinikos) mahalleler eklenmiştir. Bu mahallelerin her biri bağımsız olarak surlarla çevriliydi. IV. Antiokhos bunların çevresine tek bir sur kurmuş, bu nedenle Yunan coğrafyacı Strabon (M. Ö. 64/63-M. S. 19/24) kente tetrapolis demiştir.
Roma ve Bizans döneminin üç büyük metropolisinden biri olan Antiokheia'daki tarihsel yapıtların hemen hiçbiri kentin geçirdiği deprem ve yangınlardan ötürü günümüze ulaşamamıştır. Yer yer korunagelmiş kent surlarının Orantes kıyısını izleyen bölümü I. Selevkos tarafından yapılmıştır. Doğudaki iç sur Justinianos (527–565), dış sur Tiberius dönemine (14–37) tarihlenir. Batıda I. Theodosius dönemine (379–395) tarihlenen bir bölüm vardır. Kent surları 395-396'da geniş bir onarım görmüştür. Silpius Dağı üstündeki kale ve surlarsa iyi korunagelmiştir. Uzunluğu 30 km.ye ulaşan Antakya surları Türkiye'de bu alandaki en önemli yapılardandır. Kuzeydoğuda dağ, Suriye'deki Apameia'ya giden yola geçit verir; bu geçitte Justinianos döneminde Parmenius Irmağı üstüne bir baraj kurulmuştur: Bab-el-Hadid'in (Demir Kapı) kalıntıları bugün de izlenebilmektedir. Yapılan kazılar ve sondajlar sonucunda varlığı saptanan önemli yapılar arasında; Bizans dönemine tarihlenen stadium, A, B, C, D, E, F harfleriyle adlandırılan hamamlar, Circus (amphitiyatro), Atrium Evi ve çeşitli Roma evleri, ana cadde, Nympheum, Orontes üstündeki adaya giden köprü, tapınak, Antalya-İskenderun yolunun 300 m. batısında haç biçimli bir kilise (4.-5. yy.) bulunmaktadır. Güneyde Daphne Kapısı, kuzeyde Doğu Kapısı arasında uzanan sütunlu cadde, Tiberius döneminde yapılmıştır. 2. yy.da 27 m. genişliğinde olduğu anlaşılan bu yol üzerindeki kavşaklardan birinde, varlığı saptanamayan valens Forumu yakınında Traianus tarafından yaptırılmış olan Orta Kapı bulunuyordu. Orontes üstündeki adada da birbirini kesen iki sütunlu cadde ve bunların kesiştiği yerde dört kemerli bir portik yer alıyordu. Adaya bağlanan beş köprüden birinin üstündeki Tauriana Kapısı'ndan kaynaklarda söz edilmektedir. Bu kapı (bugün Memikli Köprüsü) Diocletianus tarafından 386'da yaptırılmıştır. Köprü kemerlerinden birinin üstünde Roma kartalı kabartması vardır.
Antiokheia'nın 8 km. güneyinde, su kaynaklarından bugün de yararlanılan Daphne'ye (bugün Harbiye) giden yol üzerinde villalar ve bahçeler bulunmaktaydı. Kazılarda kaynak tesisleri, tiyatro ve çok sayıda ev ortaya çıkarılmıştır. Antiokheia ve Daphne'de bulunan çok sayıda mozaik, Roma İmparatorluk Dönemi'nin başlangıcından geç antikçağın ortalarına değin tarihlenmektedir. Helenistik Dönem'den mozaik bulunmamıştır. Üslup ve konuların araştırılması sonucunda bezemesel ve figürlü üslup grupları saptanmış, bezemesel üslup kendi içinde geometrik ve bitkisel bezemeli olarak ikiye ayrılmıştır. Figürlü üslupta insan figürü yanında hayvan figürü de önemlidir. Mozaikler bu alanda dünyanın ikinci büyük müzesi sayılan Antakya Müzesi'nin yanı sıra Paris ve ABD'deki müzelerde de sergilenmektedir. Erken İmparatorluk Dönemi'nden Polyphemus Evi, Atrium Evi; Hadrianus ve Antoninuslar döneminden Phoeniks Evi, Takvim Evi, Nareissus Evi; Severus döneminden Portikler Evi, İphigenia Evi; Constantinus ve Theodosius döneminden Constantinus Evi, geometrik bezemeli Yatko Evi mozaikleri bunlar arasındadır. 450'den sonraya tarihlenen en önemli mozaik Yatko Evi'nde bulunan ve kenar süsü Daphne'ye giden yol üzerindeki yapıları betimleyen Megalopsychia/Thetis mozaiğidir.
Modern kentin kuzeydoğusunda Silpius Dağı yamacında Aziz Petrus'un ilk konuşmasını yaptığı mağara sonradan kiliseye dönüştürülerek St. Petrus Kilisesi adını almıştır. 5. yy.a tarihlenen döşeme mozaikleriyle günümüze ulaşan yapı, 12.-13. yy. yapıtıdır. Bu kilisenin hemen yakınında kayaya oyulmuş, 5,40 x 6,90 m. ölçülerinde çok yıpranmış bir büst (Charonion) bulunmuştur. Bizanslı tarihçi John Malalas'a göre bu, IV. Antiokhos döneminde bir veba salgınına son vermek için yeraltı tanrıçasına adanmıştır. Kaynaklardan bilinen yazıtı bulunamayan yapıtta, başına mantosunu çekmiş bir tanrıça betimlenmiştir.
B. Marda
Antakya'nın eski kent merkezindeki Habib Neccar Camisi ilk olarak, bir Roma tapınağından Bizans döneminde kiliseye, sonra da Müslümanlar tarafından camiye dönüştürülmüştür. Kent merkezindeki 16. yy. yapısı Ulucami'yse mimari özellik taşımayan bir yapıdır.
Altınözü ilçe merkezinde tarihi yapıtlara rastlanmaz. İlçe sınırları içinde Roma döneminden kaldığı sanılan kaya mezarlar bulunmaktadır. Haçlılar döneminde yapılmış Koz/Kürşat Kalesi aynı adla anılan köydedir.
Dörtyol ilçe merkezinde tarihsel yapıtlara rastlanmamakla birlikte ilçe sınırları içinde önemli tarihsel yerleşmeler ve yapıtlar bulunmaktadır. Makedonya kralı Büyük İskender'in (hükümdarlık dönemi M. Ö. 336–323) Pers hükümdarı III. Dareios’u (hükümdarlık dönemiMÖ 336–330) M. Ö. 333'te yendiği Dörtyol-Yeşilkent arasındaki antik İssos kenti bu ilçe sınırları içindedir. Burada tapınak, sukemerleri ve depolarıyla yapı kalıntıları bulunmaktadır. İlçeye bağlı Payas bucağı, antikçağda Baias adıyla anılmaktaydı. Bu yerleşme merkezinde bulunan Payas Kalesi'nin Haçlılar döneminde yapıldığı, Osmanlı dönemindeyse onarıldığı sanılmaktadır. Bucağın önemli yapıtlarından Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi'yle deniz arasında bulunan Çin Kulesi'nin Haçlılar ya da Cenevizler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Cami, medrese, bedesten, hamam ve kervansaraydan oluşan adı geçen külliyenin 16. yy.da Sokollu Mehmed Paşa tarafından Mimar Sinan ya da onun kalfalarından birine yaptırıldığı sanılmaktadır. Camideki mermer mihrap, 19. yy. ampir üslubunda, bedesten, hamam ve kervansaraysa plan ve mimarisiyle Klasik Osmanlı üslubundadır. Payas Deresi üzerindeki üç köprüden günümüze ulaşan dört gözlü Sokollu Köprüsü'nün külliyeyle aynı zamanda yapıldığı sanılmaktadır.
İskenderun İskender'in generallerinden Antigonos tarafından kurulup Helenistik ve Roma dönemlerinin önde gelen liman kentlerinden biri olmasına karşın, ilçe merkezinde bu dönemlerden günümüze gelebilmiş yapıtlara rastlanmamaktadır. Çevrede Arsus (Rosus) Yunan kolonisi kalıntılarıyla, Ötençay köyündeki Bakras Kalesi, Adana yolu üzerindeki Sarıseki/Merkezi Kalesi ve Değirmendere köyü yakınlarındaki Şalen/Sıvlan Kalesi Helenistik Dönem yapılarıdır.
Kınkhan ilçesi sınırları içindeki Ceyhanlı köyü antik kent kalıntıları üstüne kurulmuştur, Zeus Dolikhenus kültünün merkezlerinden biri olduğu sanılan bu antik kent kalıntıları arasında yollar, nekropolis (mezarlık) ve açık hava tapınağı bulunmaktadır. İlçeye bağlı Alaybey köyü yakınlarındaki Darb-ı Sak ya da Bayezid-i Bestami Kalesi'yse gene bir Helenistik Dönem yapıtıdır.
Reyhanlı ilçe merkezinde tarihsel yapıların bulunmamasına karşın ilçe sınırları içindeki Tel Açana yerleşim merkezi, M. Ö. 3400–1194 tarihleri arasında kurulmuş 17 yerleşim katının bulunduğu ve Paleolitik Çağ'a ilişkin çok önemli bulguların sergilendiği bir höyüktür. Amik Ovası'ndaki öteki önemli arkeolojik sitlerden Tel Tayinat, Tel Kurdu, Tel Açana, Çatal Höyük ve Tel Cüdeyde'de de Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı'na ilişkin önemli buluntulara rastlanmıştır. Halep yolu üzerinde, 5. yy.da yapıldığı sanılan Kızlar Sarayı (Kasr-el-Benet) kilise, manastır ve öteki yapılardan oluşmuştur ve Erken Hıristiyanlık'ın önemli dinsel merkezlerindendir.
Samandağ Samandağ ilçe sınırları içinde M. Ö. 3. yy.da kurulan Seleukeia Pieria antik liman kentinde o dönemden kalma surlar, tapınak, Titus Tüneli ve nekropolis bulunmaktadır. İlçe sınırları içindeki bir başka yerleşme de antik Poseidon kenti olarak tanımlanan Al-Mina'dır. Yapılarının çoğunun sel baskınıyla yok olduğu düşünülen kentte görülen, bazılarının sokağa bakan cephelerinde dükkân dizilerinin yer aldığı, depo niteliğinde avlulu yapı kalıntıları kentin antik dönemlerdeki ticari önemini belirtmektedir. Nahırlı köyü yakınında, Bizans dönemine ait olduğu sanılan Aziz Symeon Stylites Manastırı iki kilise, vaftizhane ve manastırlardan oluşmaktadır. Mağaracık köyü yakınındaki mağaralarda da (Merdivenli Mağara, Tıkalı Mağara) Paleolitik Çağdan çeşitli aletler bulunmuştur.
Yayladağ ilçe merkezinin kuruluşu 11. yy.a değin gitmektedir. Avar Türklerinden Kasım Bey ordusuyla birlikte buraya yerleştiğinden ilçe merkezi "Ordu" olarak da anılmıştır. Çevredeki antik Cassios Dağı'nda (bugün Keldağ) bulunan Barleam Manastırı (Aziz Barlaham Manastır Kilisesi) 5. yy.da, Bizans döneminde yapılan bir manastır ve kiliseden oluşmaktadır. Bu yapılar 10. yy.da onarılmış, 11. ve 13. yy.lardaysa eklerle genişletilmiştir.
Sivil Mimarlık:
Antakya kenti Arap etkisiyle biçimlenmiş Osmanlı sivil mimarlık örnekleri açısından zengin bir yerleşimdir. Habib Neccar Dağı'yla Kurtuluş Caddesi arasındaki 1,5 km"lik bir alan korumaya alınmıştır. Sıcak iklimin getirdiği dar sokaklar, yağışların da yoğun olmasıyla ortaları kanallı olarak yapılmış, avlulara açılan kapıların yer aldığı yüksek duvarlarla çevrilmiştir. Evlerde sofa görevi gören, turunçgillerle gölgelendirilmiş avlunun çevresine odalar yerleştirilmiştir. Temel yapı taş olmasına karşın, ikinci katlar taş-ahşap karışımından yapılmıştır. Çatılar gene yöreye özgü yoğun yağışlardan ötürü eğimli ve kiremit kaplıdır.
El Sanatları:
Hatay yöresinde bir zamanlar çok gelişmiş olan ipek, keçi kılı ve pamuklu dokuma sanatları günümüzde yok olmaya yüz tutmuştur. Yörede ünlenmiş bir başka zanaat kolu ağaç işçiliğiydi. Masa, dolap ve iskemlelerde kullanılan yöreye özgü örgeler günümüzde yaşatılmaya çalışılmaktadır.
D. Kınık Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi
Bkz. http://www.hataykulturturizm.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF445139E278E0BCE2CF5FB66844089127
Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Hatay_(il)
Bkz. http://www.tayproject.org/TAYmaster.fm?start=21&sort=buluntu_yeri_t&max=20&header=header_all_
t&footer=footer_t&error=veritabanihata.html&html=html_t&TayWeb=TAYDB&key_t=hatay
|