Annibale Carracci, Venedik resmini ve Correggio’yu bilen bir ailedendi. Roma’ ya gelince, çok tutulduğu Raffaello’nun yapıtlarıyla büyülenip kaldı. Raffaello’nun yapıtlarının yalınlığını ve güzelliğini, Tarzcıların yaptıkları gibi kasıtlı olarak yadsıyacak yerde, bu özellikleri yeniden bulgulamak istiyordu. Sonraki eleştirmenler onun, geçmişin tüm büyük ressamlarının en iyi yönünü taklit etme amacını taşıdığını söylüyorlar. Oysa onun, ( diye adlandırılan) böyle bir programı düşünmediği, bu programın sonradan onun yapıtlarını örnek alan Akademilerde uygulandığı olasıdır. Carracci, böylesi aptalca bir girişimde bulunmayacak denli sahici bir sanatçıydı. Fakat Roma sanat kliklerinde onun izdaşlarının parolası, klasik güzellik tapıncıydı. Böyle bir esinlenmeyi, oğlunun cesedi üzerinde ağlayan Meryem’i betimleyen sunak resminde sezebiliriz .

Annibale Carracci’nin, ölüm ürküntüsünü ve can çekişmenin acısını bize duyumsatma endişesine düşmediğini anlamak için, Grünewald’ın, İsa’nın acıdan kıvrılan bedenini anımsamak yeterlidir. Tabloda, ilk Rönesans döneminin herhangi bir sanatçısındaki gibi basit ve bir kompozisyon var, ama onu yine de bir Rönesans yapıtı saymak güçtür. Kurtarıcı’nın vücudunda ışığı oynatış ve duygularımızı etkileyiş yöntemi tümden değişiktir, yani Barok’tur. Tabloya duygusal deyip işin içinden çıkmak kolaydır, ama yapılış amacını da unutmamak zorundayız. Burada sözkonusu olan bir sunak masası resmidir. Yanan mum dizisinden başka, dua sırasında tüm gözler bu resme dinsel bağlılıkla bakacaktır. Gombrcih, Sanatın Öyküsü
|