Ali Artun
1957
- Hayalperest Bauhaus, Guy Debord'la birlikte, on dokuz paftadan oluşan bir Paris haritası yayınlar: Çıplak Kent. Bu harita, yayınlandığı sıralarda Situasyonist Enternasyonel'i kurmak üzere olan grupları birleştiren, kentsel mekâna ilişkin "psikocoğrafya", deriye, "birleşik urbanizm" gibi ortak kavramları temsil etmesi bakımından önemlidir. Kesilmiş Paris haritalarının kolajlarından oluşan Çıplak Kent, akılcı, işlevsel, yönlendirici bir düzene sahip olan kentin, arzulara, deneyci-özgür davranışlara, toplumsal hareketlere, oyunsu yaratıcılığa, kısacası sanata ve şiire, teslim edilmesini ifade eder. 'Harita', evrensel bir bilgi grafiği olmaktan çıkar, örneğin bir aşk macerasına ilişkin anlatı halini alır. Çıplak Kent, mekânın bir bağlam olarak görülmesini reddeder, mekânı toplumsal pratiklerle eklemler. Kapitalist mekânı üreten çelişkileri homojenleştiren mevcut haritaların aksine, çelişkileri teşhir eden alternatiflerini önerir. Bütün bunlarda diriye önemlidir. Baudelaire'in ve sürrealistlerin flânerie tutkusundan kaynaklanan deriye, onlarınki gibi sadece dikizci/gözlemci sanatsal bir deneyim değil, aynı zamanda siyasal bir eylemdir. Kentte keyfince sürtmek, situasyonistler için sanatsal bir arşiv çıkarmaktan öte, haritaların resmettiği mantığı ve onun gizlediklerini dönüştürmektir. Situasyonizmin deriye ile ilgili düşünce ve eylemleri, fluxus çevresinin yanı sıra, Matta Clark, Sophie Calle gibi metropolle uğraşan birçok sanatçı üzerinde etkili olmuştur.
Hayalperest Bauhaus ve Guy Debord'un (1931-94, Paris) başını çektiği Lettrist Enternasyonel birleşerek, Temmuz ayında, italya'nın Cosio d'Arroscia kasabasında Situasyonist Enternasyonali (SE) kurarlar. Enternasyonel'e Londra Psikocoğrafya Birliği de katılır.Debord, SE'nin kuruluş toplantısında hareketin manifestosu sayılan "Situ-asyonlarm Yapılandırılması ve Uluslararası Situasyonist Akımın Örgütlenme ve Etkinlik Koşulları Üzerine Rapor"unu sunar: "Öncelikle dünyayı değiştirmek gerektiğine inanıyoruz... Amacımız situasyonlarm yapılandırılmasıdır... Yani, topluca yaratılmış atmosferler, bir anın niteliğini belirleyen izlenim yumakları... Görevimiz, uluslararası avangardı ne yükseltecekse, onu araştırmaktır..." Debord aynı metinde sürrealizmden dadaya ve fütürizme uzanan soykütüğü üzerinde de durarak, hareketlerinin avangard tarihiyle ilişkisini kurar.
SE, İngiltere, Fransa, Cezayir, Danimarka, Hollanda, Belçika, İsveç, İtalya, ve Almanya'dan (Die Gruppe Spur) üye olan sanatçı, edebiyatçı ve mimarlardan oluşur. Üyeler arasında düzenlenen yıllık konferanslar, her yıl bu ülkelerden başka birinde gerçekleştirilir.
Debord ve Jorn, birleşmelerini tescil etmek üzere ilk ortak kitaplarını yayınlarlar: Fin de Copenhague. Kitap, sanatçıların buldukları kimi imge ve sözcüklerin, bir oyun havasında ve bir anda harmanlamasryla oluşan bir détournement denemesidir.
Lefebvre 1928 yılından beri üye olduğu Fransız Komünist Partisi'nden ayrılarak, dünyada partiler dışında örgütlenen devrimci hareketleri destekleyen manifestosunu yayınlar. Lefebvre'in SE ile 1961 yılma kadar sürecek birlikteliği, bu manifestodan etkilenen Debord'un onunla ilişki kurması üzerine başlar.
Debord, Lefebvre'in Nanterre'de verdiği sosyoloji seminerlerim izler (1957-58). SE'in, özgürlüğe ve yaratıcılığa set çeken 'gündelik hayat'm (la vie quotidienne) yoksulluğu konusundaki söylemi, Lefebvre'in kent sosyolojisinden türer.
1958
- Her yıl, bir veya iki sayı yayınlanacak olan SE Dergisi Paris'te çıkmaya başlar. Derginin editörlük görevi farklı ulusal kesimler arasında değişir. Debord, editörlüğünü üstleneceği ilk sayıya "Kültürel Devrim Üzerine Tezler"ini yazar: "Situasyo-nistler açısından kültürel etkinlik... gündelik hayatın yapılandırılması için deneysel bir yöntemdir"; sanat ise "bizi köleleştiren şeylerin değil, kendimizin üretilmesiyle" ilgilidir. Haziran ayında çıkan ilk sayıda ayrıca, situasyonizmin kimi temel kavramlarını açıklayan "Tanımlar" yayınlanır.
1959
-Jorn, situasyonist döneminin ilk sergisini Paris'te Galerie Rive Gauche'da açar: "Modifikasyonlar". Sergi kataloguna şöyle yazar: "Resim bitti... yaşasın resim". Sergilenen eserler, eskicilerden, bit pazarlarından topladığı sanatçı heveslilerine ait resimler üzerinde, Jorn'un kendi tarzında yaptığı modifikasyonlardan oluşur. "Geçmişteki sanatsal üretimin şimdikiyle bileştirilerek aşılması"nm yanı sıra, birer "eleştirel sabotaj" denemesi olmaları dolayısıyla, SE'nin détournement stratejisinin örnekleri sayılırlar. Jorn'un "modifikasyonlaf'ı, aynı zamanda hem dadacı ve sürrealist kolaj tekniğini yeniden devreye sokar, hem de bu hareketlerin peşi sıra situasyonizmin de hayran olduğu 19. yüzyıl Fransız şairi Lautréamont'un, aşırmanın (intihalin) sanat ve edebiyattaki önemini vurgulayan düşüncesine gönderir. "Modifikasyonlar", aynı zamanda, 'yüksek' ve 'düşük' sanat ayrımına karşı çıkan Jorn'un kitsch'i kutlamasıdır. Postmodern sanat, 20. yüzyıl avangardmm bu tür politikalarını yeniden piyasaya sürecektir.
- Jorn ve Debord'un ikinci ortak kitapları yayınlanır. Mémoirs, rastgele kaynaklardan kesilmiş metinler ve fotoğraflarla, Jorn'un üzerlerine 'akıttığı' boyalardan oluşur. Varolan bir malzemenin "yaratıcı ve eleştirel bir yağmalaması"dır; onun için de bir detournement'dır. Kitap, Lettrist Enternasyonal'in kurulduğu 1952-53 yıllarına göre bölümlere ayrılır. Mémoirs, her defasında kendi sonunu hazırlayan önceki avangardlarm anısına bir arşiv gibidir. Debord'a göre "sanat tarihini anılara dönüştürebilme olanağı, sanat dünyasının sonuna işaret eder
- Pinot Gallizio'nun Debord'la birlikte tasarladığı La cáveme de l'anti-matter Paris'te Galerie René Drouin'de sergilenir. Aynı zamanda bir kimyager olan Gallizio'nun bulduğu boyalar ve basit 'boya-makineleri'yle uzunlukları 145 metreye kadar varan kumaş topları üzerine boyanmış olan bu "endüstriyel resim", hem giysilerin, hem de kentsel dekorların -mikro-çevreler- tasarlanmasında kullanılır. Paris'te galeride sergilenmeden önce, metre-metre Alba pazarında satışa sunulur.
- Situasyonist Manifesto, SE dergisinin Haziran sayısında imzasız olarak yayınlanır. Manifesto, aynı yıl Almanya'da ve ertesi yıl da Danimarka'da Debord, Jörn, Constant, Pino-Gallizio ve Nash'in imzalarıyla yayınlanır.
- Guy Debord tarafından, kapitalist teknoloji taraftarlığı ve situasyonist olmayanlarla işbirliği iddialarıyla eleştirilen Constant SE'den ayrılır. Gallizio ise, gene SE dışındaki ilişkileri nedeniyle atılır.
- Debord, Socialisme ou barbarie grubuyla işbirliğine girer ve Cornelius Cas-toriadis ile ortak bir manifesto yayınlarlar. Onlara göre, mevcut 'sosyalist rejimler' devlet kapitalizmden başka birşey değildir. Devrim, bürokratik komünist partileri yerine, doğrudan kendi kendini yöneten konseylerde örgütlenen işçiler tarafından yürütülmelidir. Bu özerk konseylerin hedefi devlet gücünü ele geçirmek değil onu yıkmak olmalıdır.
1961
SE'nin Göteborg'da toplanan V. Konferansı'nda yoğun bir hizipçilik başgöste-rir. Bunun üzerine Jörn SE'den ayrılır. 1961 yılı, SE'nin sanatın siyasetinden, siyasetin sanatına doğru yöneldiği bir eşik sayılır.
Jörn, kardeşi şair Jörgen Nash ve birkaç arkadaşları İsveç'te Situasyonist Bauhausü kurarlar. Amaçları, sanatı sadece birtakım siyasal eylemlere indirgeyen ve görsel sanatları dışlayan SE iktidarına muhalefet etmektir. Sokaklarda herkesi katılmaya çağıran toplu müzik gösterileri, dans partileri, graffiti boyama eylemleri gibi, CO-RITUS adını verdikleri etkinlikler düzenlerler. Amaçları sanatın olanaklarını toplumsal mekânın olanaklarına çevirmektir. Ayrıca bir takım skandallar çıkarmaktan da geri durmazlar. Bu skandallar içinde en çok yankı uyandıranları, Kopenhag limanındaki ünlü deniz kızı heykelinin kafasının çalınması ve Danimarka Kraliyet Tiyatrosu'nda oynanan bir operayı durdurarak 'sahneye koydukları tiyatro'dur. Situasyonist Bauhaus, hareketin İskandinav ülkelerinde kökleşmesinde etkin olmuş ve SE gibi geriye çekilmemiştir. Etkileri hâlâ zaman zaman patlak vermektedir.
SE dergisi, "Kral Übü" yazarı Alfred Jarry'nin icat ettiği, fiziğin ve metafiziğin ötesine geçen 'patafizik' ile situasyonizmin ilişkisi üzerine Asger Jornün bir yazısını yayınlar. 19. yüzyıl sonunun modernist ressamları ve sembolist şairleriyle içlidışlı olan Jarry, Breton'a göre "sürrealizmin habercisi"dir. Ionesco, Dubuffet, Duchamp, Prevert gibi avangardlar üzerinde etkili olan Jarry'nin, burjuva karakteriyle alay eden, beklenmedik rastlaşmalar, tedirgin edici abartılar ve örgütlü saçmalıklar gibi yöntemleri Jörn için birer situasyondan farksızdır.
1962
- Debord için şiirsel ve siyasal devrim birdir. Üstelik, ona göre, dada hareketiyle birlikte Batı kültür ve sanatının sonu ilan edilmiştir. Dolayısıyla sanat aşılmalıdır. Hepsi bu düşünceler çevresinde birleşmekle birlikte, birçok SE üyesi, Debordün giderek yalnızca siyasal eyleme odaklanarak sekterleştiğini düşünürler ve bir bir hareketten uzaklaşırlar, ya da Debord tarafından uzaklaştırılırlar. Üyeler arasındaki bu çatışma ve ayrılma ertesinde hareket tamamıyla siyasal eylemlere yönelecek ve yıllık konferanslar aracılığıyla süren yönetimine son vererek merkezileşecektir.
SE'den ayrılan Jom, İskandinav Kıyaslamak Vandalizm Enstitüsü'nü kurar. Enstitü, vandal ve barbar olarak nitelenen kültürlerin de aslında yüksek bir uygarlık düzeyine sahip olduklarını savunur.
Situasyonist Bauhaus ve Alman Die Gruppe Spur üyeleri İkinci SE'i kurarak, Amsterdam'da metinlerden ziyade grafik işlere ağırlık veren Situationist Times gazetesini yayınlamaya başlarlar. Bu gazete, sonraki dönemlerde yayılacak fanzin tarzı yayıncılığın öncüsü sayılır.
Lefebvre Modernliğe Giriş- On İki Prelüd- Eylül 1959/Mayıs 1961 kitabını yayınlar: "Modernizm ve modernliğin birbirlerine karşıt tezler olarak incelenmesiyle başlayacağız". Lefebvre'in kitabı, şiirin iktidarı için çarpışanların kılavuzlarından biri olur: "Şiirsel dil, dünyayı yaratmayı, ...gündelik gerçekliği dönüştürmeyi amaçlar."
1963
- Debordün kaleme aldığı Situasyonistler ve Sanat ya da Siyasette Yeni Eylem Biçimleri yayınlanır: "Situasyonist hareket, kendini hem bir sanatsal avangard, hem gündelik hayatın özgürce inşa edilebilmesi yolunda deneysel bir araştırma, hem de yeni bir devrimci atılımın teori-pratik birliğine katkı olarak ortaya koyar. Bundan böyle, bütün temel kültürel yaratılar kadar, toplumdaki her niteliksel dönüşüm, bu birleşik yaklaşımın geliştirilmesine bağlıdır." Bu 'kolektif manifesto'nun, o sıralarda İngiltere, Danimarka, ve Venezüella'da gerçekleşen ve yer yer şiddete de başvuran kimi devrimci eylemleri birer détournement hareketi olarak değerlendirerek, situas-yonizme mal etmesi sert tepkilere yol açar.
1965
Amsterdam'da ucuz tekniklerle çoğaltılmış Provo dergisi dağıtılmaya başlanır. Ancak ev yapımı bomba tarifleri bastığı için hemen polisçe toplatılır. Provo'lar bir yandan ücretsiz klinikler açıp, mahalle komiteleri kurarken ve işgal ettikleri terk edilmiş yapılarda evsiz barksız takımına yer açarken, diğer yandan resmi davetleri sabote ederler, araçların kent dışına çıkarılması için beyaz bisikletlerle toplu kent turları yaparlar ve kenti dönüştürmeye yönelik sis bombalarının da kullanıldığı başka protestolar düzenlerler. SE tarafından eleştirilse de, bu tür eylemler, 1968'in habercisidir. Kentlerin yaşam kalitesini dönüştürecek politik karnavalları, anarşik festivalleri çağrıştırır. Situasyonistleri ilk kez basma taşıyan Provo hareketinde Constantin kent ütopyalarının etkisi önemlidir. Constant ve SE, Saint Simon ve Fourier gibi 19. yüzyıl sosyalist ütopyacılarmm hayallerinin izini sürmektedirler. Provo'ları ve situasyonistleri kışkırtan, kent hayatını sanatsallaştıracak devrimci karnavallar konusundaki düşünceler arasında, Lefebvre'in 1871 Paris Komünü'nü bir festival olarak tahayyül eden incelemelerinin yanısıra, Rus edebiyat eleştirmeni Mikhail Bakhtin'in 'karnaval'm yıkıcılığı ve heteroglossia -toplumsal çok seslilik- üzerine çalışmalarını da kaydetmek gerekir.
Avrupa'daki ilk üniversite işgali Strasbourg Üniversitesi nde gerçekleşir. Bu eylem dolayısıyla Tunuslu situasyonist Mustafa Hayati'nin yazdığı ve çeşitli dillere çevrilen De la misère en milieu étudiant broşüründen on binlercesi üniversitelerde dağıtılır. SE'in Strasburg'daki etkinliği, onların Fransa'da bütün üniversitelerde ve devrimci çevrelerde tanınmasını sağlar.
1967
- Situasyonist Raoul Vaneigem Traité de savoir-faire a l'usage des jeunes générations kitabını, Debord da başeseri "Gösteri Toplumü'nu (La société du spectacle) yayınlar:
"Modern üretim koşullarının egemen olduğu toplumların tüm hayatı devasa bir gösteri birikimi olarak karşımıza gelir. Bir zamanlar doğrudan yaşanan herşey artık bir temsilden ibarettir." Gösteri, "imaja dönüşene dek yoğunlaşmış sermayedir." Debord kitabında, fütürizm, dada ve sürrealizm karşısındaki kendi konumlarını da açıklar. Vaneigem ve Debordün kitapları 1968'in düşünsel rehberlerinin başında gelir. Zaten Debord'a göre kitabını, "gösteri toplumuna bilinçli bir şekilde zarar vermek için yazıldığını göz önüne alarak okumak gerekir. Bu kitap asla abartılı bir şey söylemez." (1992 baskısına önsöz)
Öfke, Gerilla Kızlar, Kızıl Çoraplar
1968
- SE'nin tezlerini benimseyen anarşist Enragés grubu Nanterre Üniversitesi'nin altını üstüne getirir. Bu olay, Mayıs ayında, neredeyse bütün üniversiteleri ve ardından fabrikaları saracak isyanın ateşleyicisi olacaktır.
- Fransa'da yüzlerce üniversite ve fabrika işgal edilir. On milyondan fazla işçi greve gider, yüzbinlerce öğrenci polisle çatışır. Üniversitelerde, orta ve ilkokullarda, fabrikalarda, istasyonlarda, opera ve tiyatrolarda, alışveriş merkezlerinde Fransız bayrakları iner, yerine kızıl bayraklar çekilir. Yönetimi öğrenci ve işçi konseyleri ele geçirir. Debord ile arkadaşlarının kurduğu ve değişik bölgelerden, işyerlerinden, okullardan gelen devrimcilerle oluşan işgallerin Sürdürülmesi Konseyi sürekli toplantı halindedir. Eylemler arasındaki haberleşmeyi, eylem yerlerinin ihtiyaçlarının giderilmesini, ayrıca duyuru, bildiri gibi yayınların basım işlerini sağlar: "Devrimci hareket bugün ne istemektedir? İşçi konseyleri aracılıyla snıfsız bir toplumun gerçekleştirilmesini. - Conseil pour le maintien des occupations". Debord'a göre "bütün olayın tam kalbindedirler."
- Fransa'daki 1968 eylemlerinde en etkili ve en büyük grup, çoğu devrimci öğrencinin yanı sıra, Troçkist ve anarşistlerin de toplaştığı ve Daniel Cohn-Bendit'in başım çektiği "22 Mart Hareketi"dir. Buna rağmen, kitlelerin düşlerini ya da sanatsal erkini temsil eden situasyonizmdir. Her yerde duvarlar, sokaklar onların sloganlarıyla donanır: "Hayalgücü iktidara", "Tutkulara Özgürlük", "Çalışmaya Son", "Bütün Ülkelerin İşçileri, Keyfinize Bakın", "Bırakın Yaşayalım", "Marx'i Tüketme, Yaşa", "Sanat öldü! Cesedini harcamayın"...
- 1968 eylemlerinde situasyonistler, üretimi ve teknolojiyi yücelten Stalinist-bürokratik komünist partilerini, bu partilerin yönetimde olduğu devletleri, onları destekleyen sendikaları teşhir etmeyi de başarır. 'Devrimi' desteklemekten ziyade, rejimle dayanışan Fransız Komünist Partisi ve onun güdümündeki sendika konfederasyonu işçiler üzerindeki otoritesini yitirir. Sanatı ve hayatı disipline sokan her türlü bürokratik-teknokratik yönetim 'devrim'in hedefidir. Sorbonne Üniversitesi işgal Komitesi, Çin Komünist Partisi'ne bir telgraf çeker: "Titreyin bürokratlar..."
-
1969
- SE'nin son konferansı Venedik'te toplanır. Dergi bu vesileyle son bir sayı daha çıkararak yayınma son verir. Sayısı iyice azalan üyeler arası anlaşmazlıklar son aşamasındadır.
-
1972
-
SE dağılır. 1909'da fütürist manifestoyla başlayan 20. yüzyılın sanat manifestoları dönemi kapanmakta, avangard tarih olmaktadır. 19. yüzyıl romantizmiyle başlayan, sanatın siyasetiyle devrim yapma ve insanlığı özgürleştirme hayalleri ile hayatları sanat olan toplumlara ait ütopyalar parçalanır. Debord, sürrealistler gibi kendilerini romantik sayanların belki de sonuncusudur. "Yeraltına, daha da derinlere ineceklerini" yazar, "tezlerimiz ün kazandıkça, biz daha görünmez olacağız" der.
-
SE dağıldığında zaten geriye sadece dört, kimi kaynaklara göre de iki üye kalmıştır. Toplam yetmiş üyeden kırk beşi atılmış, yirmi biri ayrılmıştır.
-
SE dağılırken eylemlerini sürdüren Situasyonist Bauhaus, Kassel'deki 5. Documenta'da bir "Anti-Documenta Sanat Eseri" yapar. Bu 'eser', Documenta'mn ana mekânı olan Fridericianum Müzesi önüne topluca kurulan ve atıklardan oluşan bir barikattır.
-
1970'lerde, birçok Avrupa ülkesinde ve ABD'de situasyonist retoriği benimseyen örgütlenmeler oluşur, ingiltere'de King Mob, Öfkeli Tugaylar (Angry Brigades), Praxis; italya'da Kızıl Tugaylar, Metropolitan Indiansyt 77 Hareketi, Polonya'da Turuncu Alternatif, Amerika'da Motherjuckers, Negation, Point Blank, Contradiction, Bureau of Public Secrets... Bu tür hareketlerden en tutulanı punk, karşı-kültür oluşturmaya çalışan bir pop müzik çevresiydi. Punk Lautreamontü izleyerek herkesin müzik yapmasını savunuyor ve Sex Pistols grubuyla tanınıyordu. Müzik endüstrisini istila eden gösteri kültürüne ve star sistemine saldırıyordu.
Sanat ve 1968 Baharı, Sanat Dünyamız, Yapı Kredi Yayınları |