| |
Kutsal Roma Germen İmparatorluğu
Habsburg Hanedanı, 18.Yüzyıl
XVIII. yy. da Avusturya için pek başarılı olmadı. İspanya'daki taht kavgaları sırasında (1701-1714) Fe-lemenk'i ele geçirdiyse de, Polonya (1733-1738) ve Avusturya veraset savaşları (1740-1748) ile Yedi Yıl savaşı(1756-1763)kötü sonuçlar doğurdu. Napoli krallığını Bourbon sülalesine kaptıran (1735) Avusturya, Friedrich II'nin de Silezya'yı almasına engel olamadı (1740). Bohemya her zaman baskı altında olduğu için, iç siyasette özellikle Macaristan sorunları ağır basıyordu. Giriştikleri bir ayaklanma hareketinin bastırılmasından sonra Macarlar Joseph I' e , Karl VI'ya , özellikle de onlarla 1741 anlaşmasını yapan Maria-Theresa'ya (1740-1780) bağlılık gösterdiler, Joseph II dönemindeyse (1780-1790), bu imparatorun özel siyaseti, Roma'yla çatışmasına yol açtı; üstelik merkezden yönetilen ve Almanlara dayanan bir yönetim kurmak istemesi, Macarların karşı çıkması,Felemenk'in de ayaklanması sonucunu doğurdu.
Leopold II (1790-1792) Macarlar arasında , huzuru sağladıysa da, Belçikalılar Devrim Fransası ordularına kapılarını açtılar. Fransa'ya karşı girişilen savaşlar boyunca sürekli yenilen Avusturya, Campo-Formio (1797),Lunéville (1801) ve Press-burg (1805) barışlarını kabul etmek, böylece İtalya ve Almanya' daki topraklarını elden çıkarmak zorunda kaldı.

İspanya Veraset Savaşı.İspanya kralı Habsburg soyundan II. Carlos, çocuğu olmadığı için mülkünü XIV. Louis'nin torunu olan bir Bourbon prensine bırakmıştı. Avrupa'da Fransız egemenliğinin yayılmasına karşı çıkan İmparator Leopold 1701'de savaş açtı. Brandenburg ve Hannover'le birlikte İngiltere ve Felemenk de imparatorun yanında savaşa katıldı. Bavyera ve Köln ise Fransa saflarına geçti. Bu kritik dönemde Macaristan'da II. Ferenc (Râköczi) ayaklandı. Ayaklanma Avusturya ordularını uzun süre meşgul etti. Râköczi bir ara Viyana yakınlarına kadar ilerledi. Bavyera ordularının baskısı da Avusturya için tehlike oluşturuyordu. Sonunda 1704'te Marlborough dükü ve Prens Eugene komutasındaki İngiliz ve Avusturya orduları Fransız ve Bavyera kuvvetlerini yenilgiye uğrattı.
İmparatorluk tahtında 48 yıldır oturan Leopold'ün ölümü üzerine, 1705'te yerine oğlu I. Joseph geçti. Avusturya safına katılan Savoie dükünün başkenti Torino 1706'da Fransızlardan geri alındı. Ertesi yıl Fransa'yla yapılan bir anlaşmayla Kuzey İtalya kazanıldı. Ardından İspanyollardan Güney İtalya alındı. İmparator ve müttefikleri İs-panyol Felemenki'ndeki savaşlarda da başarılı oldu: Oudenaarde ve Malplaquet savaşları kazanıldı, Lüle kenti ele geçirildi, ama İspanya'daki yenilgiler ve İngiltere'deki siyasal değişiklik ittifakı sarsmıştı. I. Joseph'in 1711'de, kızlarından başka vâris bırakmaksızın ölmesiyle durum daha da ciddileşti. Aynı yıl Macaristan'daki ayaklanma güçlükle bastırılabildi. Râköczi Polonya'ya kaçtı; affedilen ayaklanmacılara din özgürlüğü tanındı. İngilizlerin ittifaktan ayrılması üzerine, Habsburglar ve müttefikleri 1713'te Fransa'yla Utrecht Antlaşması'nı imzaladılar. Böylelikle İspanyol Felemenki Avusturya'ya verildi. Avusturya ayrıca İtalya'da Milano'yu, Mantova'yı, Mirandola'yı, Napoli Krallığı'nm bir bölümünü ve Sardinya Adasını elde etti. |
Avusturya tahtının veraseti sorunu.İspanya'yı yöneten Habsburglann erkek vârisi olmayışı ve I. Joseph'in ölümü üzerine imparator seçilen VI. Karl'ın ailenin son erkek üyesi oluşu ciddi sorunlar yaratmıştı. VI. Karl 1713'te Habsburg topraklarının bir bütün olarak yönetilmesini öngören bir ferman çıkardı. Veraset Yasası (Pragmatische Sanktion) diye bilinen fermana göre, ailenin erkek vârisleri olmaması halinde, başta imparatorun kızları olmak üzere ailenin kadın üyeleri tahtın vârisi olabileceklerdi. 1720 ve 1722'de iki kez ilan edilen ferman Habsburg egemenliği altındaki bütün topraklarda, hatta Macaristan'da da tanındı. VI. Karl döneminin son yılları Veraset Yasası'nı öbür büyük güçlere onaylatma çabasıyla geçti.
Osmanlılar ve Bourbonlarla yeni sorunlar. İspanya Veraset Savaşı sırasında Osmanlılar ile Avusturya arasında bir sorun çıkmadı, ama Venediklilerin Peloponnesos Yarımadasındaki topraklarına ve İon Adalarına (Yedi Adalar) yönelik Osmanlı saldırıları üzerine, Avusturya duruma müdahale etti ve Osmanlılara savaş açtı. Osmanlı ordusunu Petervaradin Kalesi yakınlarında yenilgiye uğratan Prens Eugene, Temeşvar'ı, ardından Belgrad'ı ele geçirdi. Bunu izleyen Pasarofça Antlaşması'yla (1718) tarafların o andaki durumuna göre bir sınır çizilmesi kabul edildi. Buna göre Osmanlılar Banat'ı, Aluta'ya kadar Küçük Eflâk'ı, Kuzey Sırbistan'ı, Belgrad'ı ve Kuzey Bosna sınırındaki bir toprak şeridini Avusturya'ya verdiler. Ayrıca Avusturyalıların çıkarlarına uygun bir ticaret anlaşması imzalandı.
Osmanlılarla savaş sürerken İspanyolların Sardinya ve Sicilya'ya asker çıkarmaları üzerine, İngiltere, Fransa ve Felemenk ile Dörtlü ittifak kuruldu. İngiliz donanmasına yenik düşen İspanyollar geri çekildiler. Karl, Sardinya'yı Savoie'ya bıraktı, Sicilya'yı kendisi aldı, buna karşılık İspanya Bourbonlannı tanımayı kabul etti. Dörtlü İttifak ve Pasarofça Antlaşması sayesinde Habsburglar en geniş sınırlarına ulaşmışlardı, ama bu topraklarda ulusal, kültürel, ekonomik ya da anayasal bir bütünlükten söz etmek olası değildi.
Öte yandan deniz ticareti, denizlerde egemen olan devletler arasında sorunlar yaratmaktaydı. Başlangıçta Hindistan ticaretini başarıyla yürüten ve bu yüzden tepkiyle karşılanan Ostend Şirketi için Felemenk ve İngiliz sömürgeleriyle ticaret yapmanın ötesinde yollar arayan VI. Karl, İspanya'yla anlaştı. Fransa, İngiltere ve Prusya ise buna karşı birleştiler. Rusya'nın da Habsburglarla birlik olması üzerine, Prusya saf değiştirdi. Beliren savaş tehlikesi Soissons Kongresi'yle engellendi. Kongrenin ardından İspanya İngiltere, Fransa ve Felemenk'le anlaştı. Sonunda Avusturya Ostend Şirketi'ni kapattı. Öte yandan İngiltere 1731'de, imparatorun, tahtın vârisi olan kızı Maria Theresia'yı büyük toprak sahibi bir hükümdarla evlendirmemesi koşuluyla, Veraset Yasası'nı tanımayı kabul etti.
Bu arada Polonya tahtının veraseti sorunu ortaya çıktı. Fransa'da Bourbonlar, ölen kralın Avusturya, Prusya ve Rusya tarafından desteklenen oğlu III. August'un tahta çıkmasına karşıydı. Rusya'nın Polonya'ya girmesi üzerine, Fransa Avusturya'ya saldırdı. İşe Lonaine dükü (sonradan Toscana arşidükü) Franz Stephan'ın María Theresia'yla evlenmesi sorunu da karıştı. Fransa'nın Lorraine topraklannda gözü vardı. Fransa, Sardinya ve İspanya'nın birlikte açtıkları savaşta (1733) Avusturya ordusu İtalya cephesinde yenildi. İspanyollar Napoli ve Sicilya'yı ele geçirdiler. Avusturya, Viyana görüşmelerini izleyen antlaşmayla (1738) Napoli ve Sicilya'yı Bourbonlara bıraktı, karşılığında Parma ve Piacenza'yı aldı; Franz Stephan'a vârisi olduğu düklükten vazgeçmesi koşuluyla Toscana vaat edildi. Bunlara karşılık Fransa da VI. Karl'ın Veraset Yasası'nı kabul etti.
Osmanlı-Rus Savaşı'na kötü bir komuta altındaki yetersiz ordularıyla 1737'de katılan Avusturya, iki yıl süren bu savaşın bedelini pahalı ödedi. Pasarofça Antlaşması'yla kazandığı topraklann çoğunu, ama daha da önemlisi saygınlığını yitirdi. |

MARIA THERESIANIN TAHTA ÇIKIŞINDAN VİYANA KONGRESİ'NE. Avusturya Veraset Savaşları (1740-1748). Kutsal Roma-Germen imparatoru VI. Karl'ın 1740'ta ölmesi üzerine tahta çıkan kızı, Toscana arşidükü Franz Stephan'ın karısı María Theresia, kocasının imparator seçildiği 1745'e değin Macaristan ve Bohemya kraliçesi olarak hüküm sürdü. VI. Karl'ın diplomatik manevralar ve Veraset Yasası aracılığıyla kızına bırakmayı umduğu düzen askeri yenilgilerle sarsılmıştı. Ayrıca Karl'ın ölümünden kısa bir süre önce Prusya tahtına çıkan II. Friedrich (Büyük) döneminde Prusya, Habsburgların baş düşmanı haline geldi. Hırslı Friedrich zengin Silezya topraklarına göz dikmişti. Avusturya'nın sürekli düşmanı Fransa da Maria Theresia'ya karşı, Bavyera elektör prensi Kari Albrecht'in imparatorluk tacı üzerindeki hak iddialanm destekliyordu.
Avusturya Veraset Savaşları olarak bilinen bir dizi karmaşık savaş bu koşullar altında başladı. Avrupa'nın en iyi eğitilmiş ordusuna sahip olan Prusya 1741'de Silezya'ya girerek Mollwitz'de Avusturyalılan yenilgiye uğrattı. Bu zafer, Habsburglara bağlı toprakların kendilerini savunmadıkları ve bu yüzden de savaşın genelleşeceği yolunda Avrupa'da var olan kuşkuları güçlendirdi. Bir ay içinde Fransa'nın Belleisle kontu (sonradan mareşal ve dükü) Charles-Auguste Fouquet, Avusturya'ya karşı önce Bavyera ve İspanya'yla, sonra da Saksonya ve Prusya'yla ittifak kurdu. Ardından da Avusturya ve Bohemya topraklannda ilerlemeye başladı. Buna karşılık Maria Theresia'ya dışarıdan en fazla destek veren ülke İngiltere oldu. İngiltere, Fransızların Avrupa'ya egemen olması durumunda kendi ticaret ve sömürge imparatorluğunun savunmasız kalmasından korkuyordu. Bu yüzden Avusturya Veraset Savaşları kısmen, 1689'dan 1815'e değin süren Fransa-İngiltere mücadelesinin bir aşaması olarak görülebilir. İngiltere'nin yanı sıra Felemenk, Fransa'yla ittifakı bozan Saksonya ve Sardinya da Maria Theresia'yı destekliyordu.
Fransız ve Bavyera kuvvetlerinin Avusturya ve Bohemya'yı istilası, amaç birliğinin yokluğu ve askeri beceriksizlikler yüzünden başarısızlığa uğradı. Avusturya Temmuz 1742'de Silezya'yı alıkoymasına izin vermek yoluyla Prusya'yı geçici olarak tarafsız hale getirdi. Fransız ve Bavyera kuvvetlerini Bohemya'dan çıkardı (1742) ve Fransa-Prusya desteğiyle Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu tacını giymiş olan VII. Karl'ın (Bav-yeralı Karl Albrecht) üzerine yürüyerek Bavyera'yı ele geçirdi. Avusturya'nın müttefikleri olan İngiltere, Hannover ve Hes-sen, Bavyera topraklarındaki Dettingen Çarpışması'nda Fransızları yenilgiye uğrattılar (27 Haziran 1743). Savoie Eylül 1743'te Avusturya saflarına katıldı ve Fransızlar kendi sınırlanna doğru çekildiler.
Avusturya tahtı üzerinde en fazla hak iddia eden imparator VII Karl Ocak 1745'te öldü. Oğlu III. Maximilian Joseph bu iddialardan vazgeçerek Avusturya'nın Bavyera'da işgal ettiği topraklardan çekilmesi karşılığında imparator seçiminde Franz Stephan'ı desteklemeye söz verdi. Bunun üzerine Avusturya'nın artan gücünden endişe duymaya başlayan Friedrich yeniden savaşa katıldı. II. Silezya Savaşı (1744-45) Aralık 1745'te imzalanan Dresden Antlaşması'yla sonuçlandı. Bu antlaşma uyarınca Silezya, Prusya'ya verildi.
Savaşta Fransa'nın elde ettiği son önemli başarı, Mareşal Maurice de Saxe'ın 11 Mayıs 1745'te Fontenoy Çarpışması'nda kazandığı büyük zaferin ardından Avusturya Felemenki'ni istila etmesi oldu (1745-46). Savaş kesin bir sonuca ulaşmaksızın 1746-48 arasında da sürdü. İngiltere, krallığa göz diken genç Charles Edward'ın Fransızlardan destek alarak İskoçya ve İngiltere tahtlarını Stuartlar lehine ele geçirme çabalarına karşı koymak üzere ordusunu geri çağırmıştı. Sonunda tarafların mali açıdan yıpranmaları, sorunlara konferans masasında çözüm aramalarına yol açtı. Ekim 1748'de imzalanan Aix-la-Chapelle (Aachen) Antlaşması'na göre, Maria Theresia imparatorluk üzerindeki veraset hakkının çoğunu elinde tuttu, ama Prusya'nın Silezya üzerindeki egemenliği de korundu. Fransa ile İngiltere arasında sömürgelere ve başka konulara ilişkin anlaşmazlıklar ise çözüme bağlanamadı.
1748-1763 dönemi ve Yedi Yıl Savaşı.Sekiz yıl süren barış döneminde Avusturya ordusu yeniden örgütlendi. Ülke çapında zorunlu askerlik getirildi. Özellikle topçu sınıfı geliştirildi. Maria Theresia Prusya'yla savaş hazırlığı içindeydi. İttifakların tersyüz olduğu bu dönemde, Fransa beklenmedik bir biçimde güçlenen Prusya'ya karşı 200 yıllık düşmanı Avusturya'yla birlik olmaya yöneldi. Rusya ve ardından İsveç de bu ittifaka katıldı. Prusya'nın 1756'daki beklenmedik saldırısı Avusturya'nın hazırlıklarını altüst etti. Prusya, kendisine karşı oluşan ittifakın gücünü, Habsburgların eski müttefiki İngiltere'yle yaptığı anlaşma yoluyla dengeleyebilmişti. Öte yandan Fransa'nın askeri gücü çökmekteydi. Avusturyalılar dışında Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu ordularının durumu ise zayıflıyordu. Ne var ki Prusya'nın bu askeri başarılarına karşın, ittifakın sonunda üstün geleceği kesin gibiydi. Prusya kralının hayranı yeni Rus çarı III. Petro'nun askerlerini geri çekmesi üzerine, savaş tümüyle Avusturya'nın aleyhine döndü. Petro'nun açıktan açığa Prusya yanında savaşa katılmasını bir düzen sonucu tahttan indirilmesi engelledi. Bu düzeni hazırlayan ve böylece kocasının tahtına çıkan Çariçe II. Yekaterina, Prusya'yla mevcut durumun sınır kabul edildiği özel bir barış imzaladı. Avusturya'nın Silezya'yı geri alamayışıyla Belçika'ya yönelik emelleri suya düşen Fransa da savaştan çekildi ve hükümdarlığının en kritik kararını vermek durumunda kalan Maria Theresia barış istedi.
Hubertusberg Antlaşması'yla (1763) Prusya'nın Silezya topraklan üzerindeki egemenliği kesinleşti. Buna karşılık Friedrich, Brandenburg'daki imparatorluk seçimlerinde Maria Theresia'nın oğlu Joseph için oy kullanmayı kabul etti. Avusturya-Prusya arasındaki Yedi Yıl Savaşı'nın başlıca sonucu Prusya'nın büyük güçler düzeyine yükselmesi, Avusturya'nın ise toprak kayıplarına karşı konumunu yitirmeyişiydi. Uzun vadede ise Almanya'da Habsburglar ile Prusya arasındaki çekişmenin ilk bölümünü Prusya kazanmış oldu.
Dış siyaset, 1763-92. II. Yekaterina'nın Polonya tahtına kendisine yakın Stanislaw Poniatowski'yi getirmesiyle Polonya'da ayaklanma çıktı. Rusya'nın müdahalesi karşısında, Osmanlılar savaş açtı. Rusya'nın art arda kazandığı başarılar üzerine, II. Friedrich Polonya'nın paylaşılmasına önayak oldu. Maria Theresia güçler dengesinin Avusturya aleyhine değişmesinden çekinerek paylaşmaya katıldı ve Galiçya'yı elde etti. Galiçya'nın güneydoğusundaki Bukovina, Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki arabuluculuğu karşılığında 1774'te Avusturya'ya verildi. Bütün bunlarda, Franz Stephan'ın 1765'te ölümü üzerine annesiyle birlikte imparator naibi olan II. Joseph'in katkısı vardı. Bavyera'nın Habsburgları vâris tanıması için Joseph'in yaptığı girişimler II. Friedrich tarafından engellendi ve Maria Theresia'nın Prusya'yla yaptığı 1779 Teschen Antlaşması sayesinde ciddi bir savaş önlendi.
İmparatoriçenin 1780'de ölümünden beş yıl sonra Joseph bu kez Avusturya Felemen-ki karşılığında Bavyera'yı elde etmeye çalıştı, ama Utrecht ve Rastatt antlaşmalarında yer alan koşullar işine gelmiyordu ve girişimi ikinci kez sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine doğuya yönelen Joseph, Osmanlılara karşı 1785'te açtığı savaş henüz bitmeden öldü (1790).
Yerine kardeşi II. Leopold geçti. Diplomatik konularda hayli başarılı olan Leopold'e kardeşinden Felemenk ve Macaristan'daki ayaklanmalar, Osmanlılarla süren sonuçsuz savaş, Polonya'nın yeniden bölünme olasılığı ve en önemlisi devrimin gölgesindeki Fransa'yla ilişkiler miras kalmıştı, imparator doğal olarak Avusturya'yı da etkileyecek olan devrime karşıydı, ama eniştesi XVI. Louis ve kız kardeşi Marie-Antoinette'le akrabalık bağları yüzünden özel bir gayret göstermedi. Fransa'da anayasal bir monarşi rejimine temelde karşı değildi, ama Alsace'taki soyluların topraklarına el konması ve karşı-devrimci Fransız mültecilerin Ren yöresinde örgütlenmiş olmaları gerginliği artırdı. Leopold, Prusya'nın yeni kralı II. Friedrich Wilhelm'le Fransa'ya karşı bir savunma ittifakı kurduktan iki ay sonra, beklenmedik bir sırada öldü. Yerine geçen oğlu II. Franz, aydın hükümdarlar olan amcasının ve babasının kurduğu düzen yerine, tutucu yanı gittikçe artan bir yönetimi benimsedi ve Fransa'nın savaş ilanını önlemek için pek çaba harcamadı. |
Fransa'yla mücadele, 1792-1815.Habsburglar Fransa'nın açtığı savaşı izleyen yaklaşık çeyrek yüzyıllık mücadelelere bir ölçüde topraklarının coğrafi konumu, bir ölçüde de Franz'ın Kutsal Roma-Germen imparatoru sıfatını taşıması nedeniyle Avrupa'daki öbür büyük güçlerden daha yoğun biçimde katıldılar. Avusturya temelde devrimci düşüncenin yayılmasına karşı savaşıyordu. Prusya, İspanya ve Portekiz de Avusturya'nın yanına geçtiler. I. Koalisyon Savaşları (1792-97) olarak bilinen bu savaşlann başlamasından bir süre sonra Polonya'yı üçüncü kez paylaşma hazırlıkları içindeki Prusya ittifaktan çekildi. Avusturya, Fransız devrim ordularıyla Felemenk ve Ren bölgelerinde savaşırken, genç Napoleon Avusturyalıları İtalya'da yenilgiye uğrattı ve Alpler'i geçerek Kärnten ve Steiermark'a girdi. Habsburglar 1797 Campo Formio Barışı'yla Avusturya Felemenki'ni ve Lombardiya'yı bırakırken, parçalanan Venedik Cumhuriyeti'nin bir bölümünü aldılar. Ayrıca Ren'in batı kıyıları da Fransa'ya bırakıldı. Bu arada 1795'te üçüncü ve son kez bölünen Polonya'nın Batı Galiçya toprakla-rı Avusturya'ya bağlandı.
II. Koalisyon Savaşları'nda (1798-1802) Portekiz, Napoli ve Osmanlı Devleti'nin de desteklediği üç büyük güç (Prusya, İngiltere ve Avusturya) Fransa'nın karşısında yer aldı. Gene İtalya ve Almanya cephelerinde süren savaş, 1801 'de Campo Formio Barı-şı'na kesinlik kazandıran Lunéville Antlaşmasıyla noktalandı. II. Koalisyon dağıldı, Avusturya'nın Almanya genelindeki konumu daha da zayıfladı.
III. Koalisyon Savaşları'na Rusya'nın ve İngiltere'nin askeri ve mali desteğiyle giren Avusturyalılar, 1805'te Fransızların Viyana'yı işgal etmelerini engelleyemediler. Aynı yıl Napoléon'un Austerlitz zaferinin ardından imzalanan Pressburg Antlaşması'yla Tirol, Vorarlberg, Brixen ve Trentino da elden gitti.
Napoléon'un 1804'te kendini Fransa imparatoru ilan etmesi ve ardından Ren Konfederasyonu'nu kurması üzerine, II. Franz artık boş bir unvana dönüşen Kutsal Roma-Germen imparatoru sıfatını terk etti. Kendini Avusturya imparatoru I. Franz olarak ilan etti. Böylece Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu resmen tarih sahnesinden silinmiş oldu.
Napoleón, Prusya'yı kesin bir yenilgiye uğrattığı Jena Çarpışmasından sonra bütün Avrupa'nın denetimini eline geçirdi. Avusturya'nın İngiltere'ye karşı Napoléon'un Kıta Ablukası'na katılmak zorunda bırakılışıyla birlikte ülkede milliyetçi hareketler başladı.
Franz'ın kardeşi Arşidük Karl ulusal bir milis gücü örgütledi. İngiltere'nin hâlâ direnmesinin ve İspanya'da işgalci Fransızlara karşı yürütülen gerilla savaşının da yüreklendirdiği Avusturya, 1809'da Fransa'ya yeniden savaş açtı. Arşidük Karl Aspern'de Napoleón yönetimindeki bir orduyu yendiyse de, kesin zaferi gene Fransızlar bu kez Wagram'da kazandılar. Schönbrunn Antlaşması'yla Salzburg, Yukarı Avusturya ve Kuzey Tirol Bavyera'ya verildi, Güney Tirol İtalya'daki uydu krallığa, Batı Galiçya da Napoléon'un kurduğu Varşova Arşidüklüğü'ne bağlandı. Ayrıca Avusturya güneyindeki Slav topraklarını da Fransa'ya bırakmayı ve yüklü bir savaş tazminatı ödemeyi kabul etti. 1811'de devlet iflas etmiş, Avusturya parası eski değerinin beşte birine düşmüştü. Bu sırada Avusturya dış siyasetinde önemli değişiklikler oldu. Napoléon'un sarayında Avusturya elçisi olarak bulunmuş olan Kont (sonradan Prens) Metternich dışişleri bakanı oldu. Metternich ilk iş olarak Fransız karşıtı dış siyasetin yerine, Avusturya'yı yeniden büyük devletler düzeyine yükseltecek olanaklar belirinceye değin Fransa'yla işbirliği anlayışını benimsedi. İmparatorun büyük kızı Marie-Louise'yle evlenmek isteyen Napoléon'un bu önerisini Avusturya'nın çıkarları adına imparatora kabul ettirdi. Avusturya 1812 Savaşı'na artık evlilik bağıyla birleştiği Fransa'nın safında katıldı, ama Metternich, Ruslarla açıkça çatışmama konusunda orduyu uyarmıştı. Fransızların Rusya'da uğradığı büyük yenilgi üzerine, Almanya'da sürmekte olan savaşa katılma karşılığında Avusturya, Napolé-on'dan Schönbrunn Antlaşması'yla kaybettiği topraklan geri istedi. Napoleón bu isteği geri çevirince, Fransa'ya karşı savaşan Rusya ve Prusya ile onlan destekleyen İngiltere ve İsveç'in oluşturduğu ittifaka katıldı. Leipzig Çarpışması'nda kesin yenilgiye uğratılan yorgun Fransızlar, 1814'te Paris'i müttefiklere teslim ettiler. Napoleón tahttan indirildi; Bourbonlar geri getirildi. Aynı yıl başlayan ve Haziran 1815'te sonuçlanan Viyana Kongresi'nde Avrupa yeniden düzenlendi. Avusturya Schönbrunn'da kaybettiği topraklan, italya da Lombardiya ve Venedik'i geri aldı; Toscana ve Modena yarı özerk Habsburg toprakları haline geldi.
Kongrede Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu'nu yeniden canlandırma yönünde bir çaba gösterilmedi, ama irili ufaklı Alman devletleri arasında gevşek bir konfederasyon oluşturuldu. Avusturya bu konfederasyonu Prusya'nın yardımıyla yönetecek, 50 kadar Alman devletinde anayasal hükümetlerin ve liberal kuruluşlann ortaya çıkmasını engelleyecekti. Metternich Avusturya'yı yeniden büyük güçler arasına sokmuş, ama Avusturya açısından Almanya ve İtalya sorunları çözülmek bir yana, daha da karmaşıklaşmıştı. Alternatif bir çözüm olabilecek olan Kutsal Roma-Germen İmparatorluğumun yeniden kurulmasını Metternich özellikle istememişti. Milliyetçi duyguların ortaya çıkmasından ve halk iradesi düşüncesinin uyanmasından çekiniyordu.
Reformlar ve geriye dönüş, 1740-1815.Habsburgların aydınlanma dönemi, Maria Theresia ile oğullan II. Joseph ve II. Le-opold'ün imparatorluğu yönettikleri yıllardır (1740-92). Gerçekçi ve tecrübeli Maria Theresia geleneklere aykırı düşmeyen bir rejimden yanaydı. II. Joseph daha soyut ve ilerici ilkeler doğrultusunda reformlar yaptı. II. Leopold de kısa hükümdarlığı sırasında Joseph'e yakın bir tutum benimsedi. Oğlu Franz'ın (hd 1792-1835) tutucu, hatta gerici eğilimleri ise dönemine egemen olan karşı devrimci havadan kaynaklanıyordu.
Yönetsel reformlann temel ilkesi, feodal malikâneler sistemini kamu hizmeti kural-lanna dayalı yarı bürokratik bir yönetim biçimine dönüştürmekti, ama Maria Theresia yalnızca görünüşte feodal yapının korunmasından yanaydı. Böylece taşra yönetimi yerel malikâne temsilcilerine bırakıldı, imparatorluk düzeyinde ise eski devlet şansöl- yetiği içişlere ve dışişlerine bakmak üzere ikiye aynldı. Aynca soylulardan ve yüksek devlet memurlanndan oluşan bir danışma kurulu ve merkeze bağlı bir ticari işler dairesi oluşturuldu.
Hukuk alanında Maria Theresia soyluların topraklan üstündeki ataerkil adalet uy-gulamalarına bazı kısıtlamalar getirdi, ama işkenceyi yasaklamayı erteledi. II. Joseph adli sorunlar, özellikle medeni hukuk konusunda annesinden daha ileriydi. İzlediği yararcı felsefe gene de katıydı, ama 1811'de yetkin bir medeni kanun hazırlattı. Mali konularda ise, soylulara ve din adamlanna tanınmış olan vergiden bağışıklık gibi pek çok ayrıcalık kaldmldı. Zanaatçı loncalannm özellikle çıraklık konusundaki sıkı kurallan gevşetildi. Köylülere devlet yardımı artınl-dı, yeni topraklara yerleşenlere kolaylıklar tanındı. VI. Karl'ın merkantilist ekonomi politikalan yerini fizyokrat ve nüfusçu kuramlara bıraktı. Artık ulusal zenginlik değerli madenlerle değil, eğitilmiş işgücüyle ölçülüyordu. Lüks ithal mallanna uygulanan yüksek gümrükler kaldmldı, özel girişim desteklendi.
Maria Theresia döneminde toprağa bağlı köylülerin yükümlülükleri Avusturya tarihinde ilk kez kesin olarak tanımlandı. Toprak sahibi soylulann aynı zamanda yerel yönetimin başı olmalanndan doğan ikili konumlan merkezi denetim altına alındı. II. Joseph daha da ileri gidip 1781'deki bir yasayla sertliği kaldırdıysa da, II. Leopold bu reformu uygulamadı.
Maria Theresia en önemli reformu eğitim alanında gerçekleştirdi. İlköğrenimi zorunlu hale getirdi, ayrıca orta sınıftan kentli çocuklara meslek eğitimi veren ve öğretmen yetiştiren okullar açtı. Radikal düşüncelere pek güvenmediğinden yükseköğrenim konusunda daha tutucu davrandı, ama biri soylu gençleri kamu hizmeti için eğiten, öbürü orduya subay yetiştiren iki yüksekokul kurdu. II. Joseph'in yararcı amaçları kamu görevlisi yetiştirmek dışında eğitime katkıda bulunmasını önledi. Onun döneminde kaldırılan devlet sansürü ise Franz tarafından yeniden yürürlüğe kondu.
Dinde reform konusunda annesini izleyen Joseph, sofu denecek kadar dindar olmakla birlikte, kilise işlerinin devlet denetiminde yürütülmesinden yanaydı. 1781 Hoşgö- rü Fermanı'yla ve manastırlara ilişkin reformlarıyla annesinden daha ileri gitti, Protestanlara ve Musevilere çeşitli haklar tanıdı. Aynca Roma'dan bağımsız bir Avusturya devlet kilisesi kurmak gibi gizli bir emel de besledi. Tarım, sağlık hizmetleri ya da eğitim gibi kamu yaranna yönelik etkinliklerle uğraşanlar dışında din kuruluşlarının lağvedilmesi gerektiğine inanan II. Joseph'in döneminde, Avusturya'daki ma-nastırlann üçte biri ortadan kalktı, mülkleri ve gelirleri yerel kiliselerin emrine verildi. Joseph bütün imparatorluk toprakların-da merkezi yönetim kurma çabalarında ba-şanlı olamadı. Özellikle Almancayı Macaristan'ın yönetim dili yapmaya çalışması tepkiler doğurdu ve Macar milliyetçiliğini körükledi. Leopold tahta geçtiğinde, Macaristan'ın imparatorluk içinde ayrı bir birim olduğunu yeniden kabullenmek zorunda kaldı.
Kaynaklar:
Meydan Larousse
Ana Britannica
Théma Larousse
Times Dünya Tarihi Atlası
Habsburg Hanedanı, 19.Yüzyıl
 |
|
|
|
|