ZAMANIN TİNİ

İTALYA Tarihi

Barbar İtalya (MS V.-X. yy)
476 yılında, imparatorluk ordusunun kumandanlarından biri olan Odoaker, son Batı Roma İmparatoru Romulus Augustulus'u tahtından indirdi ve imparatorluk simgelerini Konstantinopolis’e gönderdi. Odoaker Roma usulüne göre bir Senatonun yardımıy­la hükmetmeyi sürdürdü, başkenti Ravenna'ya taşıdı ve toprak­ların üçte birini askerlerine dağıttı.

Odoaker, Vizigotların ve Ostrogotlar’ın saldırılarına karşı ülkesini korumaya uğraştı. Theodorich komutasındaki Ostrogotlar 488’den 493’e kadar süren sava­şı kazanınca Theodorich, Odoaker'ı öldürttü, başkenti Pavia'ye taşıdı ve orada Boetius ve Cassiodorus gibi aydınlardan bir çev­re oluşturdu. Ama yönetim Romalı ilkelerini korudu: şehirleri şehir meclisleri, eyaletleri valiler, İtalya'yı bir praetor vali yöne­tiyordu. Yine de işgalciler sonunda kendi ulusal yasalarını uygu­ladılar; onlar diğer halklardan farklıydılar: Aryen inançlarını ko­ruyup Roma inancını kesinlikle reddettiler. Ülkenin birliğini temsil eden kral Theodorich 526’da ölünce hanedan arasında taht kavgaları başladı ve sonunda kızı Amalasuntha, 535'te Bi­zans imparatorundan yardım talep etti.


I.İustinianos, yirmi yıl süren Got savaşlarının sonunda yan­mış, yıkılmış ve eski siyasî ve toplumsal düzeni yok olmuş bir İtalya buldu. 554 yılında aldığı pragmatik yetkiyle imparatorlu­ğu yeniden birleştirdi. Ama 568'de kuzeyden gelen Lombardlar İtalya'yı yeniden ikiye bölerek, Po Ovası’na, Apenin'lere ve İtalya'nın güneyine kadar uzanan bölgelere yerleştiler. Sadece Ravenna ve Roma, Bizans himayesinde kalarak bu işgalden kurtulabildi. Bir taraftan şehirlerin siyasî teşkilatlarından geriye ka­lanlar ortadan kalkarken diğer taraftan Lombardlar Romalılaştılar, kralları Rothari (636-652) Germen hukukunu yürürlüğe koy­du. I. Büyük Gregorius döneminde Hıristiyanlığı benimsediler, Milano'da St. Ambragio ve Pavia'da San Pietro kiliselerini inşa ettirdiler.

Kuzey İtalya'da ise sadece Venedik hem Lombardlardan, hem de Bizans imparatorundan bağımsızdı. Servetini Doğu ile yaptığı ticaretle sağladı ve 751 yılında Ravenna'nın düşüşüyle birlikte durumunu sağlamlaştırdı. Papa II. Stephanus ve I. Hadrianus, bağımsızlıklarını koruyabilmek için önce Kısa Pepin'den, daha sonra da Avrupa'daki gücünün zirvesindeyken İtalya'ya gelen Charlemagne'dan yardım rica ettiler. 800 yılın­da Roma İmparatoru olarak taç giyen Charlemagne, Papa III. Leon'un konumunu muhafaza etti ve 476 yılında yıkılan impa­ratorluğu yeniden kurmaya çalıştı. Karolenjler ülkeye kendi ku­rum ve kuruluşlarını, bu arada da vasallıklarmı kabul ettirdiler ve bunun sonucunda da feodalizm ortaya çıktı. Ama İmpara­torluk bir yandan Charlemagne'ın mirasçıları arasındaki çatış­malar, beri yandan Roma'ya ve Sicilya'ya yönelen Müslüman saldırıları karşısında yeniden dağıldı. İtalya Krallığı parampar­ça oldu, kontlar ve markiler bağımsızlıklarını elde ettiler ve merkezî iktidardan koptular.

Ortaçağ İtalyası (X.-XIV. yy)
İtalya Krallığı, kendi vasallarına topraklar ve görevler dağıtan Papalarla büyük feodallerin ihtiraslarının odağıydı. Dört Markilik (Spoleto, Toscana, Friuli ve İvrea), Kral ve Papa unvanlarını ele geçirebilmek için kıyasıya çarpıştı. Feodalizm kabul ettiril­mişti, ama serflik söz konusu değildi: birçok özgür insan şehir­lerde yaşamakta, kendi topraklarının sahibi olan köylüler de ya­zılı Roma hukukundan yararlanmaktaydı. Krallığın siyasî zayıflığı Alman krallığına cesaret verdi; I. Otto Pavia'da kral olarak taç giydi (951), daha sonra da Almanya ve İtalya taçlarını birleştire­rek Roma-Germen İmparatorluğu’nu kurdu ve Roma'da impara­torluk tacını başına taktı (962).

I.Otto Papayı ve piskoposları ko­rudu ve onları kendi topraklarını yönetmekle görevlendirdi. Ama unvan verme yetkisinden doğan mücadelede (dinî unvan­lar) Papalıkla İmparatorluk arasında çıkan çatışmayı papalık ka­zandı. VII. Gregorius (1073-1085) yüksek dinî iktidar kurumları­nı yeniden oluşturdu ve Papa'nın kardinaller tarafından seçilmesi hakkını savundu; yetkisinden vazgeçmek istemeyen IV. Henri aforoz edildi ve Canossa'da kendini aşağılayarak af dilemek zo­runda bırakıldı (1077). Bu mücadele, piskoposları atamayı redde­den imparator V. Henri ile papalık arasındaki ilişkileri hızlı bir biçimde düzelten Worms antlaşmasıyla son buldu (1122).

Büyük güçler arasındaki mücadelelerden ve ekonomik büyü­meden yararlanan şehirler, XI. ve XII. yy'lar boyunca gittikçe özgürleşti. Her şehirde, yürütme yetkisini elinde bulunduran kon­süllerin yönetiminde mahallî meclisler (şehrin özgürlüklerini ko­rumak amacıyla bir araya gelen özgür insanların toplulukları) or­taya çıktı. Bu belde meclisleri zaman içerisinde bir Lombardia Birliği bünyesinde bir araya geldiler ama çok geçmeden kontro­lü elden kaçırmak istemeyen imparator ve Papalık ile anlaşmaz­lığa düştüler.

O dönemde Sicilya ve Güney İtalya bu savaşların dışında kaldılar. 878'de Müslümanlar tarafından fethedilen Sicilya önemli imar hareketlerine sahne oldu ve yaygın bir sulama sis­teminin gerçekleştirilmesinden yararlanarak tarımını geliştirdi. Bölünmelerden yararlanan Norman paralı askerler adaya çıktı. II. Roberto (1127-1154) at sırtında bütün Güney İtalya ve Sicil­ya'da, Kuzey İtalya'dakinin tersine, merkezîleşmiş siyasî yapılanmalardan yararlanarak Hıristiyan bir krallık kurdu: Kralın çevresi, kırsal kesimden ve şehirlerden asillerin temsilcilerini yöneten Bakanlardan oluşuyordu.

1197'de Almanya, İtalya ve Sicilya tahtlarını miras yoluyla ele geçiren II. Friedrich, 1220'de imparator oldu. Meraklı, bilgili bir adam olan imparator (Latin­ce, Yunanca ve Arapça biliyor, bu üç medeniyetin bilginlerinin eserlerini tanıyordu) merkezî bir krallık kurdu, beldelerin öz­gürlüklerini ve senyörlerin yerel iktidarlarını ortadan kaldırdı, mülkiyet unvanlarını gözden geçirip yeni bir şekil verdi. Napo­li Üniversitesi'ni kurdu (yöneticilerini yetiştirmek için), yürür­lükteki yasaları yeniden düzenledi ve del Monte Şatosunu inşa ettirdi.

Ama onun ölümünden sonra, 1250 yılında Papalık Si­cilya adasını Saint-Louis'nin kardeşi olan Anjou dükü I. Carlo'ya derebeylik toprağı olarak verdi; o da Sicilyalıların Fransızları kitle halinde öldürdüğü 1282'deki katliamdan sonra Paler­mo'yu da işgal etti. Böylelikle ada tamamen Aragonlular’ın eli­ne geçmiş oldu. Anjou dönemi, Fransız ve İspanyolların olayla­ra karışmalarına yol açtı. Dış güçler, senyörlerle prensler, mülk sahipleriyle belde yönetimlerini izlemiş olan feodal beylikler arasındaki çatışmalara karışarak İtalya'nın siyasî olarak parça­lanmasına katkıda bulundu (ekonomik kriz bağlamında). 1350'ye gelindiğinde artık İmparatorluk bir Alman krallığından başka bir şey değildi ve papalık da Avignon'a sürgüne gitmek zorunda kalmıştı. XV. yy'da büyük senyör aileleri (Visconti'ler, Sforza'lar) ve milis komutanları her türlü ulusal ideali dışlayan bir denge kurmaya çalıştılar. Axis 2000

Kaynaklar:
Meydan Larousse
Ana Britannica
Théma Larousse
Axis 2000

Rönesans İtalya'sı

   
 
         
 

Copyright © 2007 Felsefe Ekibi Tüm haklarını saklı tutar.
Felsefe Ekibi SOLİS'in sağlamış olduğu hosting hizmeti ile sizlere ulaşmaktadır.

Grafik, tablo ve metinler kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, çoğaltılamaz. Uymayanlar için yasal yollara başvurulur.

 
 
hit counter html code
Felsefe Ekibi