Foucault ve iktidar  





Foucault ve iktidar

Michel Foucault’nun İktidar Düşüncesinin Anlaşılması


Son dönemlerde, Michel Foucault’nun düşüncelerini anlamaya çalışan araştırmacılar arasında onun düşüncelerini değişik bakış açıları, bir siyasetçi, yorumcu, tarihçi, vb. ile konuşturmaktadırlar. Bu, onun araştırma tekniğinin iki farklı araştırma tekniği gibi görünmesinden kaynaklanmaktadır. Arkeolojik yöntem ve soybilim yöntemi.

Bu nedenle, Michel Foucault’yu yorumlamaya yönelik çalışmalarda bazı sınıflandırmalar ve dönemlendirmeler neredeyse standart bir biçim aldı. Örneğin yöntembilimsel olarak bir arkeolojik dönem ile bir soy-bilimsel dönem arasında temel bir ayrım yapılıp, arkeolojinin yöntembilimsel olarak başarısız kaldığı veya bir noktada tıkandığı ve Foucault’nun soybilimi arkeolojinin bu başarısızlığını gidermek üzere geliştirdiği iddia ediliyor. Aynı iddia açısından bu ayrım aynı zamanda Foucault’nun ilgi alanında bir kaymaya da işaret ediyor: buna göre arkeolojik analizin amacı sadece belli tarihsel dönemlere özgü söylemsel oluşumlar ile onların içinde yer alan tikel söylemlerin ortaya çıkışını mümkün kılan biçimsel epistemik koşulları ortaya çıkarmak iken, soybilim iktidar ilişkileri ve bu ilişkilere biçimlenen politik tekniklerin analizine yönelik bir çalışma olarak görülmekte.
Ancak Foucault’nun eserlerinin bütününe bakıldığında onun eserlerinde amaç ve kaygı bakımından sistematik bir bütünlük ve bu bütünlüğün arkasında yöntembilimsel bir süreklilik görülebileceği; yani arkeoloji ile soybilimi iki ayrı araştırma alanı için birbirinden farklı ve birinin diğerine bir seçenek olarak değil, aynı araştırmanın birbirini tamamlayan bir inceleme yöntemi olarak ortaya koyulduğu rahatlıkla gözlemlenebilir.

Foucault’nun araştırmaları incelediğinde düşüncelerine bir bütünlük getiren şey kuşkusuz özne ve öznellik konusu olarak görülebilir. Foucault da kendi yapıtını değerlendirmeye yönelik retrospektif yazılarında amacını insanların özneye dönüştürülme biçimlerinin bir tarihini yazmak olarak tanımlıyor. Ancak bu tanımın altı özellikle altı çizilmesi gereken bir ayrıntısı var. Bu tarih çalışmasında söz konusu olan, verili bir özneyi tarihselleştirmek, yani tarih içinde aldığı biçimlerin analizini yapmak değil, öznenin ta kendisinin belli tarihsel söylemler ve pratikler yoluyla kurulduğu sürecin analizini yapmak. Aslında Foucault’nun düşüncelerinde öznellik ve özgürlük konularının önemli bir yeri olması hatta bilginin veya eylemin, öznel deneyimi oluşturan , başka bir deyişle kurucu bir özne ve bu özneyi koşullayan evrensel bir insan doğası yok, Bu yüzden öznel deneyimi, bir özne felsefesi yoluyla anlamaya da çalışmamaktadır. Bireysel özgürlük düşüncesi, bireyin kendini oluşturması ve bireyin mevcut bulunan düzene itaati ve kendini bu düzen içinde oluşturması bireyin normalleştirilmiş olduğunu göstermektedir. Normalleştirme: iktidarın, bireyleri doğruluk oyununa sokarak normal olmayan olarak görülen bireyleri toplumun geneline uydurma işlemidir. Bu da disiplin cezalandırma gibi kavramları beraberinde getirmektedir.


 


Devamı>>>


Bölüm İçeriği
Ana Sayfa
  Yazılar
   Dönemler
    20.Yüzyıl Felsefesi
     Post- Yapısalcılık
      Foucault ve iktidar
Üye Girişi
Üye Ol | Şifremi Unuttum
İstatistikler
Güncelleme: 8.5.2006
Gösterim: 4725
Aktif Konuk:

Hosting
Solis Bilişim Teknolojileri
© 2001-2006 Felsefe Ekibi - Felsefe Ekibi SOLİS'in sağlamış olduğu hosting hizmeti ile sizlere ulaşmaktadır.